Tamir etmek, kendi adına tutkuydu. Titiz çalışır ve otoyu orijinal haline getirmeden bırakmazdı. Otoyu anlamak insanı anlamak gibidir. Duygularını abartmadan, onu anlayabilirsen tamirattan, büyük zevk alırsın, diyordu.
Onarırsan psikolojin düzelir ve ruhen mutlu olursun. Yalnız otomobilini bu hale getiren kişiye de sinirlenirsin. Çünkü teknik aleti bakacaksın ki, ondan verim alabilesin.
Onarım deneyime de bağlıdır. Deneyiminle motoruna ve yürüyen aksamına işlerliğini geri kazandıracaksın. Yapacağın küçük dokunuşlarla, otoya daha sağlıklı çalışma şansı kazandıracaksın. Tutkunun gereği asla hata yapmayacaksın. Yapmamak için tekrar tekrar deneyip kontrol edeceksin.
Dürüst bir insanın davranışını örnek alacaksın. Yoksa boyun ve kilon seni usta yapmaz. İnsanın peşinden koşmak seni daha zeki bir şahıs yapmayacağı gibi.
Oto tamircisi, “her şey zamanında,” disiplini uyguluyordu. Yapacağın işi yarına bırakma. “Şairin ektiği tohum, mısralarda yeşerir,” diyordu.
Otomobile yeniden hayat kazandırırken, vücudunun da bakımını eksik etmezdi. Beslenmesine dikkat eder ve dengeli bir hayattan yanaydı. Sağlık düzenini otonun bakımına benzetirdi. Düzenini bozacak olan maddeleri kesinlikle almazdı.
Müşteri, otosunun normal çalışmadığını söylüyor. Tamirci, çalıştır bakalım, durumu nedir, diyor. Arabanın çalışmasındaki anormalliği egzozdan çıkarttığı gazdan anlıyor. Müşteriye, yediğine dikkat etmezsen, karışık ve birbirini etkileyen besinleri yemiş olsan sindiriminde neler olacaktır, diyor.
Arabana en son mazotu nereden koydun. Mazotu boşaltıyor ve iyisinden mazot koyuyor ve araba normal çalışıyor. Araban koyduğun mazotla yanabilirdi. Fren ve tekerleri de kontrol ediyor. Müşteriye düzenini sen koruyacaksın, diyor.
Oğlunun otomobil yerine, telefon ve bilgisayar gibi teknik aletlerin tamirine, ilgi duymasını kabul ediyordu. Fakat otomobil tamirine ilgisizliğine de üzülüyordu. Demek ki çocuğunun ilgisizliği arabaya, yoksa telefon tamir için aradığı aletti.
Herkesin sevdiği işi yapması gerekir. Aksine kişi işte dikiş tutturamaz. Yanlış düşünceleri ona ızdırap veriyordu. Çünkü daha önce oğlunun oto tamiri için yanında olmasını istiyordu. İlkel organizmalar, az duyar ve tepkileri net değildir. Usta iyi düşünmeyi desteklerim, dedi.
Usta kafasından kalpağını çıkartmazdı. Alışkanlık başım üşüyor, diyordu. İş elbisesini de değiştirmezdi. Bir yıldır aynı elbiseyle otoların yanındaydı. Otoyu tamir için gücü elbisesinden alıyor gibiydi. Müşteriyi değer kabul ediyor ve gücümü böylece koruyorum, diyordu.
Usta çekiç seslerini başını dik tutmak için kullanıyordu. Arabanın orijinal hale gelmesi için elinden geleni yapıyordu. Oğlunun ki umutsuz bir düştü. Başarması söz konusu, değildi.
Çocuklarının tamirci olarak sınıflarının farklı olmasından memnundu. Küçük oğlunun daha sabırla işe el atması onun tamirciliğinin otomobil olduğu kanaatine varıyordu.
Çalışma hayatında karşılaştığı orijinal durumları, günlüğüne not diyordu. Otomobilin yakalandığı hastalık, genelde bakımsızlık ve kullanım hatasıydı. Her şeyi zamanında yaparsan, aksaklık görülmeyecek ve motor saat gibi çalışacaktı.
Yük taşıma kapasitesinden, fazla olmamalıdır. Motoruyla yürüyen aksamı da dengeli olmalıdır.
Ustaya göre hayat, tatlı bir rüya, hayali tamirdi.
Hasan TANRIVERDİ























