“Otizm, bir çocuğun eksikliği değil; vicdanı eksik olanların bahanesidir.”
Haberleri izliyorum.
Otizmli bir çocuğun annesi, okul müdürü tarafından çağrılıyor.
“Oğlunuz sınıfta kavga çıkarıyor. Öğretmenine saldırıyor.”
Anne hazırlanıp okula gidiyor. Ama kapı kapalı. Tam o sırada içeriden oğlunun sesi geliyor.
Giriş kattaki sınıfın camından bakıyor…Ve dudak uçurtan bir sahneyle karşılaşıyor.
Tam üç öğretmen, birlik olmuş; otizmli oğluna vuruyorlar. Tırmalıyorlar. Yüzünü, ellerini…
Müdürün anlattıklarının aksine, görüntü annenin içini parçalıyor.
Oğlunu okuldan alıyor. Şikâyetçi oluyor. Ertesi gün, çocuk annesine yalvarıyor:
“Anneciğim… beni götürme okula. Dövüyorlar beni.”
Haberlerde anne baba yaşadıkları psiko-travmatik süreci anlatırken, bastırdığım öfkeyle izliyorum. Tabi bir anne olarak ister istemez empati ile içim cız cız.
Konuyu belki on dakika sonra unutacağım sanıyordum. Ama annenin o son sözleri… Ömür boyu yüreğimde iz bırakıyor. İçime kor düşürüyor. Bazı yaralar iyileşir; bazı cümleler ömür boyu kanar.
“Ben, oğlumun bana ‘anne’ demesini yıllarca bekledim…”
Gerisini duymuyorum zaten. Yüreğim hıçkırıyor.
Ağlıyorum.
İsyan içindeyim şimdi.
Bir çocuk “beni götürme” diyorsa, orası okul değil, travmadır.
Emine Pişiren/ Akçay
Dip not: Show TV 19:00 Ana Haberler/01 Ocak 2026























