Yazar Portal | Turkiye Interaktif Kose Yazarı Gazetesi
Cuma, Ocak 30, 2026
  • Giriş Yap
  • Ana Sayfa
  • Köşe Yazarları
  • Künye
  • Yayın İlkeleri
  • Yazar Müracaatı
  • Kurumsal
    • Misyon
    • Yayın Grubumuz
    • Logo
    • Reklam Tarifesi
  • Yazar Girişi
  • E-Posta
Sonuç yok
Tüm sonuçları gör
  • Ana Sayfa
  • Köşe Yazarları
  • Künye
  • Yayın İlkeleri
  • Yazar Müracaatı
  • Kurumsal
    • Misyon
    • Yayın Grubumuz
    • Logo
    • Reklam Tarifesi
  • Yazar Girişi
  • E-Posta
Sonuç yok
Tüm sonuçları gör
Yazar Portal | Turkiye Interaktif Kose Yazarı Gazetesi
Sonuç yok
Tüm sonuçları gör
Anasayfa Yazarlar Hüseyin ERKAN

Bir Ad Bulamadım; Bu Öyküye Ben

Hüseyin ERKAN Yazar Hüseyin ERKAN
16 Haziran 2025
Hüseyin ERKAN, Öykü Tefrikaları
0
Biz Ne Güne Duruyoruz Burada
401
Paylaşma
5k
Görüntülenme
Facebook'ta PaylaşTwitter'da Paylaş

1/2

Memleketimden İnsan Manzaraları: 525

 

BİR AD BULAMADIM; BU ÖYKÜYE BEN

 

Dicle mezunu Erganili öğretmen yazarımız İzzettin Çelik’ten gelen kısa ama etkileyici bir iletiyi vereyim önce:

“Bu haftaki söyleşinizin başlığı olan ‘Abla, Özkan Abimi Öldürmüşler’ sözü beni Manisa Belediye Başkanının ölümü kadar sarstı.

Saygıdeğer Hüseyin Hocam, keşke bu iki çok kötü dramatik olayı duymamış olsaydım!”

 

Kendisi de bir subay eşi olan eğitimci yazar Fazilet Özkan Por’u dinleyim şimdi de:

“Böyle bir söyleşiye ne diyeceğimi, ne yazacağımı bilemedim günlerdir. Bir yanlış anlama olmasını umuyorum inatla.” diye başlamış söze.

Aç, acın halinden daha iyi anlar elbet. “Nerden mi belli bu?” derseniz, işte şu sözlerinden:

“Asker eşleri, hele de pilot ve jandarma eşleri hep ölüm korkusuyla yaşar. Bir gün kocasının uçağının düşeceği ya da günümüzde olduğu gibi eşinin bir gün terör kurbanı olacağı korkusu vardır; yüreğinin bir köşesinde. Kondurmamaya çalışsalar bile…

Ve o ölümü yaşayanların acısı hepimizi yakar. Ama ateş düştüğü yeri bir başka türlü yakar! Âniden ölen birinin annesi, babası, eşi ve çocukları gibi kimse yanamaz elbette.

Yürekten dilerim ki, Özkan Bey delikanlılık çağında o katillerin kurşunlarıyla şehit olmasın! Nurten Hanım da gencecik yaşında şehit eşi olarak yaşamasın!”

 

Bu iki iletiden sonra Nurten Durmaz Toraman’ın Hakkâri/Yüksekova’da yaşadığı o acılı günlere dönelim yine:

Yıl 1978… Yüksekova’da iki yıl görevden sonra Amasya’ya atanır; Özkan Üsteğmen. Yola çıkmak için her türlü hazırlığı yapmışlarken, yeni bir görevle dağlarda alır; soluğu yine. Ha bugün döner, ha yarın diye eşi ve üç dört yaşındaki oğlu bekleyedursunlar evde.

Beş gün geçer; yok, on gün geçer; yok… Ne telefon, ne telgraf… Yok, hiçbir haber yok… Kaymakam, emniyet âmiri, savcı, hâkim dâhil, ailece tanıyıp sevdikleri tüm devre arkadaşları çoktan gitmişler; yeni atandıkları yerlere. Dolayısıyla Nurten Hanımın derdini paylaşacağı kimse kalmamış ilçede. İşte böyle sıkıntılı bir günde kendi aralarındaki Kürtçe söyleşide sık sık üsteğmen sözcüğü geçen iki genç, Hakkâri’ye telefon etmek için beklerler PTT’de. Burada çalışan Nurten Hanım, bu telefon konuşmasını dinletir; anadili Kürtçe olan ev işlerine yardımcı kadını Hasibe’ye. Biraz dinledikten sonra ağlayarak telefonu elinden atan Hasibe, önce söylemek istemese de, ısrar üzerine; “Özkan abimi öldürmüşler abla!” demek zorunda kalır. Nurten Hanım, “Olmaz, olamaz! Yanlış anlamış olmayasın Hasibe?” sözüne karşılık, “Hayır abla, yanlış değil, vallahi öyle söylediler.” diye yemin eder.

 

Ne yapsın şimdi, PTT memuru Nurten Hanım? Kendi ailesine haber veremez; bu durumu, eşinin ailesine de… Eşi sıkı sıkıya uyarmıştı çünkü, “Duyduğun her habere inanma.” diye. Tamam da siz Nurten Hanımın yerinde olsanız yanmaz mı acaba, cayır cayır yüreğiniz?

İşte o günlerde Hakkâri Alay Komutanı gelir; Yüksekova’ya. Jandarma bölüğüne uğrayıp:

“Bana derhal Toraman Üsteğmeni çağır!” der; nöbetçi astsubaya.

“Komutanım, üsteğmenim yok. Nerede olduğunu da bilmiyoruz. Burada üsteğmenimin öldürüldüğüne dair söylentiler var.” deyince, alay komutanı kızarak:

“Yalan söylemeye utanmıyor musun? Her gün devamlı Toraman’ı arıyorum; ‘Kendisi yok’  dedirtiyor

 

2/2

-2-

Seni de iyi tembihlemiş. Sen de yok diyorsun.” deyip kolundan tutup çekiştirerek üsteğmenin lojmanının karşısına götürür. Caddeye bakan pencereyi gösterip:

“Bak şu pencereye. Toraman yoksa, orada oturan kim?” diye sorar.

“Komutanım! Onu üsteğmenimin eşi özellikle geceleri tek başına kalıp korktuğu için komutanımın subay elbisesini geçirdiği koltuk, o gördüğünüz. Korkmakta haklı değil mi? Üstelik eşinin öldürüldüğü dedikodusunu o da duydu. Acısı büyük… Keşke üsteğmenim hakkında iyi bir haber alabilsem de, ‘Dedikodular yalanmış yenge. Komutanım ölmemiş, yaşıyor.’ diyebilsem.” deyince astsubay:

“Uzatma, yeter! Git, eşi Nurten Hanımı al gel bana!” diye emreder.

 

PTT’deki işyerine giden astsubay, anlatır durumu Nurten Hanıma. Birlikte giderler; bölüğe. Bahçede tur atan alay komutanı, Nurten Hanımın geldiğini görünce ona yaklaşıp, “Eşin nerede?” diye sorar hemen. Sinirden tir tir titreyen Nurten Hanımın bardağını taşıran son damla olur bu soru. Gönlü yaralı bir hanıma saygısız davranan kim olursa olsun, alır sonunda hak ettiği yanıtı. Sözü yazar Nurten Hanıma bırakalım şimdi:

 

“Bakın komutan bey, dedim; eşimi buradan Hakkâri’ye çağıran vali beyle siz değil misiniz? Ona görev veren de sizsiniz, ben değilim; değil mi? Bu biir!.. İkincisi tayini çıkmış bir subayınızı ilişiğini kesip gitmek üzereyken, sanki Hakkâri’de başka hiçbir subay yokmuş gibi bu tehlikeli görevi eşime veriyorsunuz. Benim çalıştığımı, lojmanımızın kasaba dışında olduğunu bildiğiniz halde eşi korkar mı diye düşünmüyorsunuz. Hakkâri’de lojmanların hepsi şehrin içinde… Hepiniz bir arada aynı lojmanlarda oturuyorsunuz. Oradakilerden birini görevlendirseydiniz, göreve gidenin eşi benim çektiğim korkuyu çekmeyecekti.”

Biraz nefeslendikten sonra şöyle devam eder:

 

“Üçüncüsü de komutan bey, sanırım; buradaki işiniz bitince Hakkâri’ye döneceksiniz. Bugün değil ama yarın saat on yediye kadar size müsaade… Eşimden ölü ya da diri diye ispatlı olarak bir haber verdiniz verdiniz, vermedinizse işte o dakikadan itibaren Ankara’dan aramadığım hiçbir gazete, milletvekili, bakan kalmaz. Gerekirse başbakanı dahi ararım. Siz gayet iyi bilirsiniz ki, bunu yapmaya gücüm yeter. Benim küçücük yavrum, akşamları, ‘Babamı bekleyeceğim” diyerek girmek istemiyor eve. (….) Günlerdir her akşam yalanlarla avutuyorum onu. Ona da yazık, bana da… Böyle bir belirsizlik içinde yaşamak nasıl bir şeydir; biliyor musunuz siz?” deyip karşılık beklemeden dönüp evine gider.

 

Ertesi gün saat on yediyi gösterdiğinde Hakkâri PTT’sindeki görevli meslektaşı telefon edip “Alay Komutanı seninle görüşmek istiyor.” dediğinde yüreği ağzına gelip, “Tanrım! Ne olur, komutan kötü bir haber vermesin bana!” diye dua ederek bekler. Alay Komutanı:

“Nurten Hanım; Toraman’la konuştum. Yarın akşam evde olacak eşin.” deyince sevinç gözyaşları akar bu kez gözlerinden.

Gerçekten de ertesi günü öğleden sonra gelir; Üsteğmen Özkan Toraman. Böylece günlerdir çektiği korku ve acılara işte o anda nokta koyar; Nurten Durmaz Toraman.

Evet, o nokta koyar da ben bu öyküye ne ad koyacağımı bulamadım hâlâ!

 

Hüseyin ERKAN

0535 371 74 83

huseyinerkan@dilemyayinevi.com.tr

 

Paylaş
Etiketler: adfazilet özkan poröykü
Önceki Yazı

Kuş Uykusu

Sonraki Yazı

İsmail Koçak ve Gülü İsraf Eyleme Şiir Kitabı Üzerine

Hüseyin ERKAN

Hüseyin ERKAN

İlişkili Yazılar

Göz Gördü Gönül Katlanmadı
Hasan TANRIVERDİ

Şakacı Adam

30 Ocak 2026
5k
At Kestanesi
Hasan TANRIVERDİ

At Kestanesi

28 Ocak 2026
5k
Deniz Dalgalı
Doğa-Çevre

Deniz Dalgalı

27 Ocak 2026
5k
Biz Ne Güne Duruyoruz Burada
Hüseyin ERKAN

Halkımız İçin Toprağa Düşenlerimiz

27 Ocak 2026
5k
Sonraki Yazı
İsmail Koçak ve Gülü İsraf Eyleme Şiir Kitabı Üzerine

İsmail Koçak ve Gülü İsraf Eyleme Şiir Kitabı Üzerine

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

  • Trendler
  • Yorumlar
  • En son
Aşık Veysel ve Kara Toprak Türküsü Hikayesi

Aşık Veysel ve Kara Toprak Türküsü Hikayesi

22 Mart 2019
Ayak Tabanına Veya Göğüse Vicks Sürmenin Faydası Yok

Ayak Tabanına Veya Göğüse Vicks Sürmenin Faydası Yok

24 Ocak 2016

Yok Saymak

28 Mart 2020

Yıldızname Baktırmak Günah mı…Günah…

09 Haziran 2022

Keltepen’in Taşları /Şu Akkuşun Gürgenleri

18 Nisan 2020

Düz Dara Yâr Düz Dara

23 Mayıs 2020

Tüketicilerin Süt Tozu Dilekçeleri!

97

Fethullah Gülen’e 19 Soru

72

Ayasofya Açılsın Zincirler Kırılsın

70

İslâm Dışı Bir Uygulama: Çocuk Sünneti…

45

Gıda Mühendislerinin Petek Ataman’a Çağrısı

40

Şarkı Sözü Alan Var mı?

39
Suskun Ve Sessiz

Kürsüde Az Ses, Çok Mana

30 Ocak 2026
Toplumsal Cinsel Problem

Toplumsal Cinsel Problem

30 Ocak 2026
Vatandaşın Alım Gücü Azaldı

Türkiye Yüzyılı

30 Ocak 2026
Ailenin Dönüşümü

Ailenin Dönüşümü

30 Ocak 2026
Gece Aforizmaları (l)

İstanbul Üçlemesi Dolmabahçe Sarayında

30 Ocak 2026
Gurbete Arzuhâl

Gurbete Arzuhâl

30 Ocak 2026

Köşe Yazarları

Türkiye Deprem Haritası

 

Ayın Sözü

Lütfen Duyarlı Olalım!

de, da vb. bağlaçlar ayrı yazılır.

Cümle bitişinde noktalama yapılır. Boşluk bırakılır, yeni cümleye büyük harfle başlanır.

Dilimiz kadar, edebiyatımıza da özen gösterelim.

Arşiv

Sosyal Medya’da Biz

  • Facebook
  • İnstagram
  • Twitter

Entelektüel Künyemiz!

Online Bilgi İletişim, Sanat ve Medya Hizmetleri, (ICAM | Information, Communication, Art and Media Network) Bilgiağı Yayın Grubu bileşeni YAZAR PORTAL, her gün yenilenen güncel yayınıyla birbirinden değerli köşe yazarlarının özgün makalelerini Türk ve dünya kültür mirasına sunmaktan gurur duyar.

Yazar Portal, günlük, çevrimiçi (interaktif) Köşe Yazarı Gazetesi, basın meslek ilkelerini ve genel yayın etik ilkelerini kabul eder.

Yayın Kurulu

Kent Akademisi Dergisi

Kent Akademisi | Kent Kültürü ve Yönetimi Dergisi
Urban Academy | Journal of Urban Culture and Management

Ayın Kitabı

Yazarımız, Sedayi ALTUN’dan,

“Bir Eğitim Yolcusu” adlı güzel bir eser. Yazarımızın eseri, yine bir yazarımız ve Karadeniz Şairler ve Yazarlar Derneği yönetim kurulu üyemizin sahibi olduğu Ateş Yayınlarından çıkmıştır. Kendilerini kutluyoruz.

Gazetemiz TİGAD Üyesidir

YAZAR PORTAL

JENAS

Journal of Environmental and Natural Search

Yayın Referans Lisansı

Creative Commons License
This work is licensed under a Creative Commons Attribution-NonCommercial-NoDerivatives 4.0 International License.

Bilim & Teknoloji

Eğitim & Kültür

Genel Eğitim

Kişisel Gelişim

Çocuk Gelişimi

Anı & Günce

Spor

Kitap İncelemesi

Film & Sinema Eleştirisi

Gezi Yazısı

Öykü Tefrikaları

Roman Tefrikaları

Röportaj

Medya

Edebiyat & Sanat

Sağlık & Beslenme

Ekonomi & Finans

Siyaset & Politika

Genç Kalemler

Magazin

Şiir

Künye

Köşe Yazarları

Yazar Müracatı

Yazar Girişi

Yazar Olma Dilekçesi

Yayın İlkeleri

Yayın Grubumuz

Misyon

Logo

Reklam Tarifesi

Gizlilik Politikası

İletişim

E-Posta

Üye Ol

BİLGİ, İLETİŞİM, SANAT ve MEDYA HİZMETLERİ YAYIN GRUBU

 INFORMATION, COMMUNICATION, ART and MEDIA PUBLISHING GROUP

© ICAM Publishing

Gazetemiz www.yazarportal.com, (Yazarportal) basın meslek ilkelerine uymaya söz vermiştir.
Yazıların tüm hukuksal hakları yazarlarına aittir. Yazarlarımızın izni olmaksızın, yazılar, hiç bir yerde kaynak gösterilmeksizin kısmen veya tamamen alıntı yapılamaz.

Sonuç yok
Tüm sonuçları gör
  • Ana Sayfa
  • Köşe Yazarları
  • Künye
  • Yayın İlkeleri
  • Yazar Müracaatı
  • Kurumsal
    • Misyon
    • Yayın Grubumuz
    • Logo
    • Reklam Tarifesi
  • Yazar Girişi
  • E-Posta

© 2008 - 2021 Yazar Portal | Türkiye Interaktif Köşe Yazarı Gazetesi

Yeniden Hoşgeldin

Aşağıdan hesabınıza giriş yapın

Şifrenimi unuttun?

Parolanızı alın

Şifrenizi sıfırlamak için lütfen kullanıcı adınızı veya e-posta adresinizi girin.

Giriş yap