Bu söyleşimizde, doğup büyüdüğü kasabada adı sevgi ve saygıyla anılan “Hayır sahibi büyük iş adamı” Hacı Osman Durakoğlu’nu tanıtmak isterim size:
Osman Bey, eşini üç çocuğu ile baş başa bırakıp giden ayakkabı tamircisi bir babanın oğlu… Annesi evlere temizliğe giderek çocuklarını ele güne muhtaç etmeden büyütmeye çalışır. İlkokula giden Osman zeki ve çalışkan bir çocuktur. Tatil günlerinde simit satarak aile bütçesine katkıda bulunur. İlkokulu birincilikle bitirip ilçelerindeki ortaokula başlar.
Biraz daha büyüdüğü için simit satışında ustalaşmıştır artık. Ortaokulu da birincilikle bitirir. O yıllarda kasabalarında lise yoktur. Aile bütçesi onu il merkezinde okutmaya izin vermez. Yakınlarının tavsiyesi ve desteği ile Aydın İmam Hatip Okulu’na burslu olarak girer.
Tutumludur. Aldığı burstan para artırdığı gibi yine boş zamanlarında simit satarak ailesine destek olur. Okul müdürü onun ticaret yeteneğini keşfedince, Osman’ı okul kantininin başına geçirir. O da kısa zamanda kârlı bir işletmeye dönüştürür kantini. Onun bu başarısını gören arkadaşlarının babaları çocuklarına Osman’ı örnek gösterirler hep.
İmam Hatip Okulunun son sınıfına geldiği yaz kasabasına dönmez. Zimmetine yüklüce bir para geçirdiği, bu yüzden okuldan kovulduğu, dahası tutuklandığı haberleri yayılır. Gerçekten de yargılanıp iki yıl hapis cezası alır. Ancak beş ay hapis yattıktan sonra o sırada çıkarılan bir genel aftan yararlanıp salıverilir. Okula ve memleketine dönmeyen Osman, İstanbul’a gidip Mahmutpaşa’da işportacılığa başlar.
O günlerde İstanbul Belediyesi işportacılara karşı savaş açmıştır. Zabıtalar baskınlar yaparak yakaladığı işportacılara yüklü cezalar yazar. Osman, belediyeden bir komiser yardımcısı ile anlaşır. Komiser zabıtanın baskın saatini önceden bildirir; Osman da hemen arkadaşlarına… Bu büyük hizmetine karşılık işportacılar her ay Osman’a, o da komiser yardımcısına belli bir miktar para öder.
Bir süre sonra Osman, Mısır Çarşısı önünde ünlü saat markalarının taklitleri olan kaçak kol saatleri satmaya başlar. Çok iyi uyguladığı müşteri kandırma yöntemleriyle daha çok kazanınca bu işin toptancılığı ile kaçak sigara ve uyuşturucu işine de el atar. Kısa zamanda dolunca küpü, Eminönü Sansaryan Han’da bir dükkân tutar. İki yıl sonra bu dükkânın bulunduğu katın tamamını satın alır. Onlarca genç ve güzel sevgili edinir ki, hakkıdır elbet! Ancak annesinin zoruyla memleketten bir kızla evlenir ama vefalı bir genç olduğu için sevgililerini bırakmaz yine de.
Tanrı, “Yürü ya kulum” dediği için, bu kez Zeytinburnu’nda bir deri fabrikası alır. Gayet lüks bir deri giyim ve kürk mağazası açar. Kazancı her geçen gün katlanarak artar. Yaklaşık üç yıl sonra Sarayburnu’nda eski bir paşa konağı satın alır. Hemen yıktırıp yerine beş katlı bir bina diker. Yüksek bürokratlardan geniş bir çevre edinip onlara sık sık Boğaziçi’nin en lüks lokantalarında ziyafetler verir.
2 / 2
Yaptırdığı beş katlı binanın bir katını Kâbe fotoğrafları, Arapça besmele ve Allah yazılı tabelalarla donatır. Bir odanın kapısına da uzaktan görünür biçimde “MESCİT” tabelası koyar. İçinin tabanını halı ve seccadelerle kaplatır; çeşitli rahle ve tespihlerle süsler. Başka bir katı, çalışma salonu olarak ayırır. Lüks makam koltuğunun arkasına Atatürk’ün mareşal giysili fotoğrafını asar. Sağa süslü bir kaide üzerine yine Atatürk’ün bronz bir büstü ile arkasına Türk bayrağı koyar.
Mescit olan katta normal müşteriler ile halktan insanları ve memleketten ziyaretine gelen hemşerilerini kabul ederken, üst katta yüksek bürokratları ve asker konuklarını ağırlar. Her iki kata da üzerleri çok iyi örtülerek gizlenmiş ses kayıt cihazları koydurur.
En üst katta kapısı kitaplık görünümü verilen bölümü “özel dinlenme odası” olarak ayırır. Burada iki kişilik bir karyola ile deniz manzaralı pencere önünde iki sallanır koltuk bulunur. Kıskanmayalım lütfen, kıskanmayalım! Başarılı bir iş adamına bu kadarcık bir ayrıcalığı da çok görmeyelim!
Ki, bu arada boş durmaz yine de. İstanbul’un değişik semtlerinde üç benzin istasyonu, iki lüks restoran ve kristal bir avize atölyesi açar. Ayrıca bir tır filosunun da sahibidir. İki oğlunu kolejde okutur. Biri Amerika’da, öteki İngiltere’de ekonomi ve kamu yönetimi alanında mastır yapar. Doğduğu kasabayı da ihmal etmez. Fakir babası olarak herkese yardım eder. Kasabada bir kooperatif kurdurup kilim dokuma atölyesi açar. Dokunan kilimleri mağazasında satarak kârını ortaklara dağıtır.
İlçe halkı da kasaba meydanına onun bir heykelini diker. Yaptırdığı okul ve camiye onun adını verir. Osman Bey yalnızca kendi ilçesine değil, bazı dostlarının memleketlerine de okullar, karakollar, camiler yaptırır. Bunlar için harcanan parayı elbette vergiden düşer. Yasaldır bu. Böylece yapılan tüm hayırların onuru ve sevabı Osman Bey’e düşerken, masrafı da devlete yani yoksul halkın omzuna biner. Sağ güçlere, sol güçlere karşı da güçlü silahlarla donanmasını bilen bu akıllı iş adamımız bu kadarcık şeyi düşünemesin mi yani?
“Artık zamanı geldi” deyip eşiyle birlikte Kâbe’ye giderek “Hacı” da olur ki, kimse yarışamaz gayrı onunla. Nerden mi tanıyorum; ben bu ünlü iyiliksever iş adamını? Onu değilse bile benzerlerini siz de tanırsınız mutlaka da ben bu akıllı ve başarılı yurttaşımızı, Emekli Bursa Cumhuriyet Başsavcısı yazar Ali Rıza Cemeroğlu’nun Gereksiz Adam adlı kitabından öğrendim.
Yaklaşık on, on iki yıl önce okuduğum bu kitabı birkaç gün önce elime alıp ilk sayfasına bir göz atınca, ertesi gün son sayfasında buldum kendimi. Bu kitap bir hazine!.. Daha neler neler var içinde bir bilseniz! Hemen telefon açıp bir kez daha kutladım; bu değerli hukukçu yazarımızı. Bir yazarı, kitabının beğenilerek okunduğunu öğrenmesinden daha çok ne mutlu edebilir! O da çok mutlu oldu elbette. Sizin de okumanızı isterdim; bu çok değerli eseri.
——————————————————————————– (*) Gereksiz Adam, Ali Rıza Cemeroğlu, Baskı: R Ajans Reklamcılık Ltd. Şti. Bursa 2009, 290 sayfa Yazar, Bursa/Gemlik/Kurşunlu’da yaşıyor. Telefonu: 0532 425 41 27 – 0545 817 70 90
Hüseyin Erkan
Yüz yıl pazar gününe denk geldi.
Var olsun tüm çocuklar
Bu Cumhuriyeti bize armağan eden Mustafa Kemal Atatürk ve emeği geçen herkese sonsuz teşekkürler.
Cumhuriyet bizimle güzel
Sen çok yaşa cumhuriyet!!!
Yüzüncü yılımız kutlu olsun…
Parla, parla sen çok parla Türkiye’m…






















