Gün/aydın dostlarım…
Yasamak sevmektir diyorsan… Yaşama sevincini yitirme…
Kollarını aç… ________________ Benim adım SABAH… Sevgiye başlangıcım ben…
ZAMAN, MEKÂN VE İÇİNDE İNSAN
“Zaman “atlıkarınca” gibi döngüsel mi? Yoksa “bisiklet” gibi çizgi şeklinde mi? Birey/toplum değişir mi? Yoksa birey/toplum doğuştan itibaren kaderi için mi yaşamaktadır?”
“Saatin kendisi mekân, yürüyüşü Zaman, ayarı da insandır ”der Ahmet Hamdi Tanpınar.
‘Bursa’da Zaman’ adlı şiirinde;
Ne içindeyim zamanın_____________ Ne de büsbütün dışında;
sözleri de zamana yapılan vurgu ‘Zaman’ kavramını adeta yaşamın tam ortasına yerleştiriyor. İnsanoğlunun tarih boyunca en çok kullandığı, tükettiği ve sorguladığı kavram da ‘Zaman’ olsa gerek. Hatırladığım bir hadiste ise ‘insanoğlunun sağlık ve Zaman’ın değerini bilmediğinden’ bahsediyordu. Dolayısı ile zamanı iyi kullanmak, yapılacak işleri zamanında ve ihtiyacın hâsıl olduğu süreçte tamamlamak önemlidir.
Zamanında bitmeyen ve zaman aşımına uğrayan işler, zamanında atılmayan adımlar, zamanında çıkmayan yasalar, zamanında alınmayan önlemler, zamanı geçtikten sonra geri getirmeye çalıştığımız sağlığımız, insanımızı kaybettikten sonra aldığımız önlemler…
“Yumurta gelip de… dayandığında” sözü ile kim bilir kaç yüz bin cümle kurulmuştur bu memlekette? Ve “Yumurta gelip de… dayandığında” aklı başına gelen başka kimler var?
‘Zaman’ kavramının medeniyet ve medenileşme ile yakından ilgili olduğunu gösteriyor. Zamanı güzel, etkili ve doğru kullanan toplumların daha çağdaş ve ileri görüşlü, araştıran, sorgulayan, eğitime önem veren ve insanı merkeze alan bir medeniyet anlayışına sahip olduğunu; zamanı verimli ve doğru kullanamayan toplumların ise ‘geri kalmış’, demokratik anlamda ilerleyememiş, yoksulluk çeken toplumlar olduğunu göstermiştir.
Zamanın etkili kullanılması demek bir anlamda insan ömrünün de verimli kullanılması demektir. İnsan ömründe yer alan ‘Zaman’ ne derece iyi kullanılırsa hayata o kadar çok katkı sağlanabilir, üretilebilir, insanın ihtiyacı olan gereksinimler de yeri ve zamanı geldiğinde insanlığın hizmetine sunulabilir.
İşte zamana verilen değer, dolayısı ile insana verilen değer burada ortaya çıkıyor bana göre. Eğer bir yerde zaman önemseniyor ve iyi kullanılıyorsa orada insan kıymetlidir. Çünkü zaman insanın kullanımına verilen büyük bir nimettir…
Ne yazık ki ne zamanın değerini biliyor ne onu doğru kullanabiliyoruz. Kendi iç dinamiklerimizin, gücümüzün, kültürümüzün, geçmişten gelen birikimimizin olduğunu ve bizlerin daha iyisini yapacağına olan inancımızın farkına varmalıyız. Ne zaman ki zamanın farkına varıp onun bir ruhu olduğunu anlarız işte o zaman medeniyet yolunda kocaman bir adım atmış olacağız.
“Bir zaman Rabbin meleklere ben kupkuru çamurdan ve surete bürünmüş balçıktan bir insan yaratacağım demişti” (el-Hicr 15/28).
Zaman akar, mekân kokar. İnsan, zamanı sezer; mekânı süzer. Seçebildiği kadar hür, seçemediği kadar esir midir?
Zamana hapsolmak mı bir esarettir, yoksa mekâna hapsolmak mı?
Yahut özgürlük zamanda mı gizlidir, yoksa mekânda mı?
Bunları bilmem. Gonca zamanla gül olur ama mekânda açar. Zaman andır, mekân toprak. Zaman akar, mekân kokar…
Aslında zaman ve mekân, doğumla girilen ve ölümle terk edilen bir koridordur. Allah insanı bu zaman ve mekân koridorunun küçük bir diliminde, adeta bir nokta olarak yarattı. Mekân, ayak basılan yer; zaman, içinde bulunulan an ve insan, bunlarla sınırlı bir varlıktır. Bundan dolayı insanın bilgisi ancak içinde bulunduğu zaman ve mekân ölçüsündedir.
Zaman dipsiz bir kuyu olsa gerek, içinde debelenip duruyoruz ayakta kalabilmek için hangimiz zamanın arkasından bakakalmıyoruz ki; sevinçlerimiz, aşklarımız, acılarımız, anılarımız ve vazgeçilmez çocukluğumuz tüm bu değerler zamanla anlam kazanıyor, geriye baktığımızda arta kalan sadece tatlı bir tebessüm…
Zaman hızla akıp giderken, sevdiklerimizi ve hayallerimizi de götürüyor.
Asla bize sormadan… Soracağını da sakın beklemeyin!..
Zaman zaman, zaman içinde mekân her zaman bulunur da, huzur veren insan zaman içinde her zaman bulunmaz…
Hayatı seviyorsanız zamanınızı boşa geçirmeyin. Çünkü zaman hayatın ta kendisidir.
Hep diyorum ki zamanı güzel kullanalım, öyle akıp gitmesin. Zamanı bir şeye harca, bir kişiye harca, bir amaca harca. Öyle dışardan seyretmeyelim olan bitenleri içinde olalım hayatın…
Su içelim… Bedenimiz ve ruhumuz arınsın… Ve hayatı güzel yaşayalım…
Bakın bu gün de yaşıyoruz!!!… Her şeye rağmen siz sevin ve sevin hayat sevince, sevilince güzel ve diyelim ki her bir cümleye; bu Vatanın sahipleri yalnızca bu Vatanı karşılıksız seve bilenlerdir…
Hz. Mevlana der ki: Dostlarını daima vefa ile hatırla. Arayan sen ol, bulan sen; tanıyan sen ol, kucaklayan yine sen. Kula vefası olmayanın, Hakk’a vefası olmaz…
Dünyada iyi olan her şeyi çoğaltmak lazım… Güzel görünen herkes bir gün yaşlanacak ama iyi insanlar yaşlansa da iyi insan olarak hep kalacak… En zor adım, ilk adımdır… Umuyorum ki bir gün, tüm insanlık, hep birlikte sevgi ve umut dolu adımlar atacaktır…
“Biraz vicdan, biraz bahar, biraz yağmur, biraz hayâl, bir kaç kitap, çokça umut. Herkese iyi gelir…”
Allah’ım yüreğinizdeki güzelliklerinizi hayatınıza yansıtsın, dileklerinizin gerçek olacağı, yeni haftanızın her gününü, her anını, güzel, mutlu, umutlu ve sağlıklı geçirmenizi diler gönül soframdan gönül sofranıza muhabbet, sevgi ve selamlarımı iletirim… Yüreğinizden sevgi, yüzünüzden tebessüm hiç eksilmesin…
#öskurşun#





















