Yazar Portal | Turkiye Interaktif Kose Yazarı Gazetesi
Cuma, Ocak 30, 2026
  • Giriş Yap
  • Ana Sayfa
  • Köşe Yazarları
  • Künye
  • Yayın İlkeleri
  • Yazar Müracaatı
  • Kurumsal
    • Misyon
    • Yayın Grubumuz
    • Logo
    • Reklam Tarifesi
  • Yazar Girişi
  • E-Posta
Sonuç yok
Tüm sonuçları gör
  • Ana Sayfa
  • Köşe Yazarları
  • Künye
  • Yayın İlkeleri
  • Yazar Müracaatı
  • Kurumsal
    • Misyon
    • Yayın Grubumuz
    • Logo
    • Reklam Tarifesi
  • Yazar Girişi
  • E-Posta
Sonuç yok
Tüm sonuçları gör
Yazar Portal | Turkiye Interaktif Kose Yazarı Gazetesi
Sonuç yok
Tüm sonuçları gör
Anasayfa Yazarlar Şükran GÜNAY

Ramazan Davulu

Şükran GÜNAY Yazar Şükran GÜNAY
13 Ağustos 2020
Şükran GÜNAY
0
401
Paylaşma
5k
Görüntülenme
Facebook'ta PaylaşTwitter'da Paylaş

Kuşadası’na taşındığımız ilk yıl idi. Beşinci sınıf öğrencisiydim. Babam yine Ramazan Davulunu kiralamıştı. Beklenmedik bir şekilde annem hastalandı. Ayakları tutmaz oldu. Babam da onun arkasından yatağa düştü. Doktor adı bile geçmiyordu evde. Hâlâ düşünürüm; parasızlıktan mı, bilgisizlikten mi ya da yer yurt bilmemekten miydi yalnızlığımız?

 

Germencik’te evimiz hiç boş kalmazdı. Soframızda hep misafir olurdu. Kuşadası’nda ise yaban ellerde gibiydik başlangıçta. Bizi yeni yeni tanımaya başlayan komşulardan bazılarının ara sıra kapımızı çaldıklarını ve yemekler getirdiklerini hatırlıyorum.

Ağabeyim, İstanbul´a gitmişti artist olma sevdasıyla. Küçük erkek kardeşim üç yaşına yeni basmıştı. Annem babam çaresizdiler. “Şimdi ne olacak? Parayı kim toplayacak? Belediyeye borcumuzu nasıl ödeyeceğiz? Kim bize yardım eder? Davulcularla kim dolaşacak vb. şeklinde dertleniyorlardı.

“Ben dolaşırım baba” deyince irkildi ikisi de. “Olmaz!”dediler, ama ben ısrar ettim. Nasıl yapacağımı da anlattım. Babamın pantolonunu, ceketini, şapkasını giyip çıkacaktım. Uzun uzun tartışmalardan sonra kabul ettiler. Nasıl da sevinmiştim!

Davulcular gelmeden giyindim. Babamın da boyu kısa olduğu için kıyafetler aşağı yukarı uydu, fazlalıklarını ise kıvırıverdim, oldu bitti. Yok canım! Boy aynası nerde? Küçücük bir aynacık vardı evimizde. Uzun saçlarımı sakladığım şapkanın altında nasıl göründüğümü merak ederek bakmıştım. Nasıl olmuştum, nasıl görünüyordum pek de umurumda değildi.

Atatürk’ün şapkasına benzerdi babamın şapkaları. Kendimi kahraman gibi hissediyordum erkek kıyafetlerinin içinde. Aileme destek olacak, belediyeye olan borcumuzu çalışarak ödeyecektim. Nasıl olsa sahur vakti geçince eve gelecek ve okul vaktine kadar uyuyabilecektim.  Şunun şurası bir aycık gibi bir zamandı.

 

Artık davulcularla ben çıkmaya başladım. Mani söylenen kapının karşısında bekliyor, açılan kapıdan uzanan ele elimi uzatarak, verilen parayı ya da emaneti hızla alıyordum. Verenin yüzüne bile bakmadan.  Bazen para, bazen tatlı bazen de el işlemesi mendil, havlu cinsi hediyeler veriyorlardı. O yıllarda el işleme sanatlarının önemi henüz kavranmış değildi. Şimdi olsa kimse vermez o güzelim el-işi çeyizlerini… Kırsal kesimi kastediyorum. O yıllarda İstanbul, Ankara, İzmir zengini ne durumda idi, onu bilemem tabii…

 

Bir gün, teneffüs zili çaldığında rahmetli sınıf öğretmenim Mithat Baysal; “Benimle gel kızım!” dedi. Birlikte müdür beyin (Reşat Özbek) yanına gittik. Öğretmenim, müdürümüzün bir işareti ile masanın yanındaki boş sandalyeye oturdu. İkisi de beni süzmeye başladılar. Sonra birbirlerine bakıştılar. Söze müdür bey başladı: “Kızım sen geceleri çalgıcılarla çıkıyormuşsun. Bu olmaz! Bugünden itibaren bunu sana yasaklıyoruz!” dedi sonra sözü öğretmenim aldı; “Yavrum! Olur mu öyle şey? Sen kız çocuğusun. Ya başına bir şey gelirse? Olmaz! Olmaz böyle şey! Annene babana yasak ettiler diye söyle.”

 

Sessizce ikisine bakıyordum. Bir ona bir diğerine. Sustuklarında ben konuştum. O zaman bizim eve siz bakarsınız dedim. Başladım anlatmaya bizim evin hallerini.

Annem babam yatalak, yerlerinden kalkamıyorlardı. Annemi arkama alarak, tuvalete nasıl indirdiğimi izaha çalıştım. Anneciğim, zar zor tuvalete kendisi gitmek istiyordu. Ama bacakları tutmuyordu. Altına lazımlık koyulmasını bir türlü istemiyordu. Çok temiz bir kadındı. Pişirdiği yenir, yıkadığı giyilirdi. Evinin içini düzenli ve tertemiz tutardı. Hasta olunca bütün iş bana düşmüştü. Yavrularını çok severdi. Kızının gece yarısı işe çıkmasına onun da gönlü yoktu. Çamaşırları evin bahçesinde, teknenin içinde nasıl yıkadığımı anlattım öğretmenime ve okul müdürümüze. Kimsemizin olmadığı anlaşılıyordu. Akrabalarımız geldiğimiz kasabamızda kalmışlardı. Eş dost henüz yeni taşındığımız bu deniz kasabasında yeterli değildi. Komşuların getirdiği bir tabak çorba ya da yemek çözüm değildi. Ve ben aileme destek olmalıydım. Neler saydım döktüm bilmiyorum. Bildiğim tek şey ve son sözüm yine aynıydı. Ben çalışmaz isem, bu bana yasak ise, aileme siz bakın dedim. İşte o an olan oldu. Her ikisi de ayağa kalktılar. Bana doğru yürüdüler. Meraklandım. Heyecanlandım. Şaşkın şaşkın bir ona bir diğerine bakmaya başladım. Birisi sağ, diğeri sol tarafıma geçti. Omuzlarımdan tutup, sözleşmiş gibi:

“Aferin kızım! Sen kendini korumasını bilirsin! Ne biliyor ve neye inanıyorsan onu yap! Ailene de bizden çok selam söyle. Geçmiş olsun dileklerimizi ilet.” Müdür odasından çıktığım andaki huzurumu hâlâ unutamıyorum.

Bir ay geçmiş, Ramazan Bayramı gelmişti. Halamın kızının diktiği bir fistanım vardı. Mavi renk üzerine küçücük papatyacıklarla desenlenmiş o basma entarimi giydim. Eteği hemen hemen ayak bileklerime kadar uzundu. Annem saçlarımı ördü. Uçlarına beyaz kurdeleler taktı. Ayağıma  kısa beyaz renkli bir çorap giydirdi. Kırmızı renkli ayakkabılarımı da unutmam. Bayramlığım tamamlanmıştı. Artık babam sağlığına kavuşmuş, ayağa kalkmıştı.

Babam, ısrarlarıma dayanamadı. Bayramda benim onlarla birlikte dolaşmama izin verdi. Kapı kapı tüm sokakları üç gün içinde dolaştık. Elimde ısrarla tuttuğum bayrağımızı kimselere vermek istemedim. Yorulduğumu anlayan babam elimden almak istese de vermedim. Bayrağımızın altına çeşit çeşit yemeni, mendil, havlu ve çeşitli kumaşlar asıldıkça elimdeki sopa ağırlaşıyordu. Eve gidince onları tek tek açma sevincinin hayali ile güç buluyor, daha da bir hazla bayrağımızın sopasına sarılıyordum.

Üç gün olan Ramazan Bayramı sonunda, topladığımız tüm el işlemelerini bir bir gözden geçirdik. Annemle birlikte tek tek dürdük. Odanın köşesinde bulunan tahtadan sandığımızın içine özenle yerleştirdik. En sona ay yıldızlı, al fistanlı bayrağımız kalmıştı:

Babam, bayrağımızı iki elinin avuçlarının üstüne aldı. Annemin ve benim özenle dürüp katladığımız şeklini bozmadan, önce öptü ve sonra da yavaşça sandığın en üstüne koydu

 

Mutluydu babam ve annem. Ben ise sevinçten uçuyordum adeta. Borcumuz yoktu. Evimizin kirası ödenmiş, tel dolabımız ise yiyeceklerle dolmuştu.

 

 

Paylaş
Etiketler: Atatürk'ün şapkasıbasma entariel işlemesi mendilel-işi çeyizleriGermencikhavluKuşadasımanipapatyaRamazan bayramıramazan davuluyaban ellerdeYemeni
Önceki Yazı

Kötü Kötü mü? Yani Allaha Rağmen Kötü mü?

Sonraki Yazı

İyi Bir İnsan Bu Dünyadan Göçtü…

Şükran GÜNAY

Şükran GÜNAY

İlişkili Yazılar

Benim Kızım Yapar
Aktüel

Benim Kızım Yapar

26 Ocak 2026
5k
Sonbaharda Aşk
Doğa-Çevre

Sonbaharda Aşk

12 Kasım 2025
5k
Her Kasımda Hallerim
Anma

Her Kasımda Hallerim

10 Kasım 2025
5k
Dün-Şimdi-Yarın
Edebiyat

Dün-Şimdi-Yarın

07 Kasım 2025
5k
Sonraki Yazı

İyi Bir İnsan Bu Dünyadan Göçtü...

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

  • Trendler
  • Yorumlar
  • En son
Aşık Veysel ve Kara Toprak Türküsü Hikayesi

Aşık Veysel ve Kara Toprak Türküsü Hikayesi

22 Mart 2019
Ayak Tabanına Veya Göğüse Vicks Sürmenin Faydası Yok

Ayak Tabanına Veya Göğüse Vicks Sürmenin Faydası Yok

24 Ocak 2016

Yok Saymak

28 Mart 2020

Yıldızname Baktırmak Günah mı…Günah…

09 Haziran 2022

Keltepen’in Taşları /Şu Akkuşun Gürgenleri

18 Nisan 2020

Düz Dara Yâr Düz Dara

23 Mayıs 2020

Tüketicilerin Süt Tozu Dilekçeleri!

97

Fethullah Gülen’e 19 Soru

72

Ayasofya Açılsın Zincirler Kırılsın

70

İslâm Dışı Bir Uygulama: Çocuk Sünneti…

45

Gıda Mühendislerinin Petek Ataman’a Çağrısı

40

Şarkı Sözü Alan Var mı?

39
Suskun Ve Sessiz

Kürsüde Az Ses, Çok Mana

30 Ocak 2026
Toplumsal Cinsel Problem

Toplumsal Cinsel Problem

30 Ocak 2026
Vatandaşın Alım Gücü Azaldı

Türkiye Yüzyılı

30 Ocak 2026
Ailenin Dönüşümü

Ailenin Dönüşümü

30 Ocak 2026
Gece Aforizmaları (l)

İstanbul Üçlemesi Dolmabahçe Sarayında

30 Ocak 2026
Gurbete Arzuhâl

Gurbete Arzuhâl

30 Ocak 2026

Köşe Yazarları

Türkiye Deprem Haritası

 

Ayın Sözü

Lütfen Duyarlı Olalım!

de, da vb. bağlaçlar ayrı yazılır.

Cümle bitişinde noktalama yapılır. Boşluk bırakılır, yeni cümleye büyük harfle başlanır.

Dilimiz kadar, edebiyatımıza da özen gösterelim.

Arşiv

Sosyal Medya’da Biz

  • Facebook
  • İnstagram
  • Twitter

Entelektüel Künyemiz!

Online Bilgi İletişim, Sanat ve Medya Hizmetleri, (ICAM | Information, Communication, Art and Media Network) Bilgiağı Yayın Grubu bileşeni YAZAR PORTAL, her gün yenilenen güncel yayınıyla birbirinden değerli köşe yazarlarının özgün makalelerini Türk ve dünya kültür mirasına sunmaktan gurur duyar.

Yazar Portal, günlük, çevrimiçi (interaktif) Köşe Yazarı Gazetesi, basın meslek ilkelerini ve genel yayın etik ilkelerini kabul eder.

Yayın Kurulu

Kent Akademisi Dergisi

Kent Akademisi | Kent Kültürü ve Yönetimi Dergisi
Urban Academy | Journal of Urban Culture and Management

Ayın Kitabı

Yazarımız, Sedayi ALTUN’dan,

“Bir Eğitim Yolcusu” adlı güzel bir eser. Yazarımızın eseri, yine bir yazarımız ve Karadeniz Şairler ve Yazarlar Derneği yönetim kurulu üyemizin sahibi olduğu Ateş Yayınlarından çıkmıştır. Kendilerini kutluyoruz.

Gazetemiz TİGAD Üyesidir

YAZAR PORTAL

JENAS

Journal of Environmental and Natural Search

Yayın Referans Lisansı

Creative Commons License
This work is licensed under a Creative Commons Attribution-NonCommercial-NoDerivatives 4.0 International License.

Bilim & Teknoloji

Eğitim & Kültür

Genel Eğitim

Kişisel Gelişim

Çocuk Gelişimi

Anı & Günce

Spor

Kitap İncelemesi

Film & Sinema Eleştirisi

Gezi Yazısı

Öykü Tefrikaları

Roman Tefrikaları

Röportaj

Medya

Edebiyat & Sanat

Sağlık & Beslenme

Ekonomi & Finans

Siyaset & Politika

Genç Kalemler

Magazin

Şiir

Künye

Köşe Yazarları

Yazar Müracatı

Yazar Girişi

Yazar Olma Dilekçesi

Yayın İlkeleri

Yayın Grubumuz

Misyon

Logo

Reklam Tarifesi

Gizlilik Politikası

İletişim

E-Posta

Üye Ol

BİLGİ, İLETİŞİM, SANAT ve MEDYA HİZMETLERİ YAYIN GRUBU

 INFORMATION, COMMUNICATION, ART and MEDIA PUBLISHING GROUP

© ICAM Publishing

Gazetemiz www.yazarportal.com, (Yazarportal) basın meslek ilkelerine uymaya söz vermiştir.
Yazıların tüm hukuksal hakları yazarlarına aittir. Yazarlarımızın izni olmaksızın, yazılar, hiç bir yerde kaynak gösterilmeksizin kısmen veya tamamen alıntı yapılamaz.

Sonuç yok
Tüm sonuçları gör
  • Ana Sayfa
  • Köşe Yazarları
  • Künye
  • Yayın İlkeleri
  • Yazar Müracaatı
  • Kurumsal
    • Misyon
    • Yayın Grubumuz
    • Logo
    • Reklam Tarifesi
  • Yazar Girişi
  • E-Posta

© 2008 - 2021 Yazar Portal | Türkiye Interaktif Köşe Yazarı Gazetesi

Yeniden Hoşgeldin

Aşağıdan hesabınıza giriş yapın

Şifrenimi unuttun?

Parolanızı alın

Şifrenizi sıfırlamak için lütfen kullanıcı adınızı veya e-posta adresinizi girin.

Giriş yap