Yeni nesle karşı görevlerimiz var. Atalar bize bir vatan bıraktı, neslimize bir yaşanılır vatan bırakmak görevimizdir. Zamanımızda gençler evlilikten kaçıyor. Şartlarla mücadele korkutuyor. Onların yanında olmalıyız bu mücadelede… Mesela evlilik masraflarında yardımcı olacak vakıflarımız olmalı… Çocuk yardımı yapan onları yalnız bırakmayan kuruluşlarımız olmalı…
Yakınmak yetmez,ey gençlik elden gidiyor diyen, onları spora yönlendirebilirdin. Onlara iyi arkadaşlıklar ortamı sunan aktiviteler oluşturabilirdin… Kötü çevrelerden gençlerimizi iyi çevreler oluşturarak koruruz. Sadece dua etmen yetmez. Malını, zamanını harcamalısın, fedakarlıkların olsun gençlik için… İyi nesil için…
Benim gençliğimde “Okuldan diploman varsa, bileğinde altın bilekliğin var demekti ama zamanımızda, diplomalılara iş yok… Kadro ve boşluk yok… Zamanımız bir de robatlaşmaya gidiyor, Yani insanlar geçimini sağlayacak imkanı okuyup diploma alsa da sağlıyamayacak… Onları bu zor şartlara terk etmemeliyiz. Yalnızlığa mahkum etmemeliyiz….
Atalarımız göçebe toplumdu… Bir hayvancılık vardı bilinen, ama yetiyordu o günün insanına. Zamanımızda yerleşik toplum olduk… Binlerce meslek var… Hayatın şartlarına yenilmeden dik duracağımız meslekler vardı. Kalabalık toplum Ve kapitalist ekonomi…işsizliği artırırken hangi tetbirleri aldık… İşsizlik korkusu evliliklei azaltıyor… Hiç şüphesiz “Allah razzak” ama açlık sınırında olan binlerce aile var toplumumuzda… Bir ve kardeş olduğumuzu hissettirecek bir şeyler yapmalıyız işsizler ordusu için
Hz Osman gibi olmalıyız sadaka verme hususunda:”Cennetle müjdelenen Hz. Osman bin Affan¸ zengin olan sahabilerden olmasının yanı sıra¸ cömertliği ve takvası ile de Müslümanlara örnek teşkil eden bir sahabidir. Hz. Osman¸ servetini Allah yolunda harcamaktan çekinmedi.”
Hz Osmanın ,Kıtlıkta yoksullara erzak dağıtması:
Halife Hz. Ebu Bekir döneminde bir kıtlık yaşanmıştı. Halk¸ durumlarını halifeye iletmek için¸ ona gitti ve şöyle dedi: “Ey Allah’ın elçisinin halifesi! Ne yağmur yağıyor ne toprak yeşeriyor¸ insanlar açlıktan ölme korkusu içindedirler. Bu konuda ne düşünüyorsun?” Halife Hz. Ebu Bekir de¸ “Gidin¸ biraz bekleyin¸ ümit ediyorum ki Allah Teâl⸠size bir kapı açacaktır.” diyerek bir yandan vatandaşlarını teselli etmeye çalışmış¸ diğer yandan da hummalı bir arayış içine girmişti. O gün akşama doğru Hz. Osman’a ait bir ticaret kervanının Şam’dan gelmekte olduğu ve ertesi sabah kervanın Medine’ye ulaşacağı haberi geldi.
Hz. Osman¸ Şam’dan erzak yüklü 100 deve getirmişti. Develerin yükleri buğday¸ zeytinyağı ve kuru üzümdü. Develer¸ Hz. Osman’a ait alana alınıp yükleri indirilince şehir esnafı gelip karşısına toplandılar. Hz. Osman onlara “Evet¸ ne istiyorsunuz?” diye sorunca esnaf: “Ne için geldiğimizi biliyorsun¸ şu malını çabucak bize sat da gidelim. Bak¸ halkımız aç ve perişan¸ bu malı bekliyorlar.” dediler. Bunun üzerine Hz. Osman: “Peki¸ hay hay¸ ama söyleyin bakayım¸ bana ne kadar kâr bırakacaksınız?” diye sorunca: “Ölçek başına bir veya iki dirhem veririz.” dediler Hz. Osman: “Bundan daha fazlasını veren oldu.” diye itiraz edince; “Peki¸ dört dirhem verelim.” diyerek pazarlığa devam ettiler. Fakat Hz. Osman¸ bu kez de yine: “Bundan daha fazlasını verdiler.” dedi. Esnaf¸ bu sıkı pazarlık karşısında: “Peki¸ beş dirhem verelim¸ yetmez mi?” deyince Hz. Osman: “Hayır¸ daha fazlasını verdiler.” dedi ve diretti. Bu durumu hayretle karşılayan esnaf: “Ey Osman! Medine’de bizden başka esnaf yok. Bizden önce de buraya başka birileri gelmediğine göre sana bundan daha fazla kâr veren kim olabilir?” diyerek hayretlerini ifade ettiler.
Esnaf¸ bu durumu Halife Hz. Ebu Bekir’e bildirip üzüldüklerini ifade ettiler. Hz. Ebu Bekir¸ Hz. Osman’ı herkesten iyi tanıdığı için onlara şöyle dedi: “O¸ Rasûlullah’ın damadı olmakla şeref kazanmıştır. Cennette de onun arkadaşıdır. Siz onun sözünü yanlış anlamışsınızdır. Buyurun¸ beraber gidelim ve durumu kendisinden öğrenelim.” Hz. Osman’ın yanına vardıklarında Hz. Ebu Bekir: “Ey Osman¸ bu insanlar sözlerine üzülmüşler. Ne dersin? Meselenin aslı nedir?” dedi. Hz. Osman şöyle cevap verdi: “Ey Rasûlullah’ın halifesi! Onlardan daha iyi alıcı olan biri¸ 1’e 700 veriyor. Biz de buğdayı 1’e 700 verene sattık.” Hz. Osman bu sözleriyle¸ kervandaki malını Allah yolunda sadaka olarak verdiğini ifade etmek istiyordu. En sonunda Medine’nin toptancı esnafına niyetini şu şekilde açıkladı: “Bakınız¸ Yüce Allah şahidimdir. Bu kervanın yükünün tamamını sırf Allah rızası için perişan durumdaki insanlara ve Müslümanların yoksullarına sadaka olarak dağıtmaya niyet etmiş bulunuyorum.” Halife Hz. Ebu Bekir¸ Hz. Osman’ın bu cömert tutumunu çok beğendi ve O’nu alnından öptü. Bundan sonra Hz. Osman¸ 100 deveden indirdiği erzakı Medine’de bulunan fakir insanlara karşılıksız olarak dağıttı.(Kandehlevi¸ s. 68.)
Kardeşiz diyen, insanları yalnızlığa terk etme. Bir görevin mutlaka var. Başarabileceğin bir göreve soyun…İ şsizlere evlenin diye güzel öğüt varmen yetmez… Dertlerine ortak ol… Kardeşlik budur… Bu toplumun da Osman gibi cömertlere ihtiyacı var…
Kar beyaz değil
Üşüyorum bu gün
Sarıkamışta canlar donmuş
Bak dışarıda kar yağıyor
Seyredemiyorum
Kar beyaz değil gülüm
Sarıkamışta canlar donmuş
Kar beyaz değil gülüm
Bak dışarıda kar yağıyor
Seyredemiyorum
Bak dışarıda kar yağıyor
Seyredemiyorum
Ağzımın tadı-tuzu kalmadı
Bitmek bilmiyor şu kardeş kavgası
Ah göçmen kuş mu olsam
Göçmen kuş sen bahardan bahara göçersin
Kardan geri kalır şey değil şu kardeş kavgası
Nereye gitsem ki
Bir sahilde olsam elemsiz
Bak dışarıda kar yağıyor
Seyredemiyorum
Hamdi Oruç














