Akıl düşünür, idrak farkeder, vicdan yargılar. Bu üçlü sistemin hatasız işlediği durumlarda kişilik özgürleşmiş demektir. Özgürleşen ve biaddan kendisini kurtarabilen akıl idrak ve vicdan çok yönlü sorgulamaya başlar. Sorguladıkça özgürleşir, özgürleştikçe de sonu gelmez sorularının. Her soruyla açılır ufuk. Açılan her ufuk siyasette, hukukta, çevrede, inançta, kısaca insan olmanın gereği toplumsal özde, değer yargılarında kendini bulmayı ve söz sahibi olabilmeyi sağlar.
Eğitimin de temel işlevi bu değil midir?
Ne var ki, eğitim, sorgulamak ve sorgulatmak kültüründen uzak tutmak ve biadı temel almak üzerine kurgulanmış hatta dayatılmış ise.. Hep böyle mi gider süreç?. Gün gelir kimliğine bakmaksızın vicdan da basar isyanı!. Direnme hakkıdır işte bu!.
Yandaş bir yazar Elif Çakır soruyor:
“GENÇLERİN DEİZME YÖNELMEKTEN BAŞKA BİR SEÇENEK BIRAKILDI MI!?”.
İktidar 450 olan İmam Hatip okullarının saysını 4 binlere çıkarırken, her üniversiteye bir ilahiyat fakültesi açarken din hurafelerden ve cehaletin pençesinden kurtarılamamışsa suç inananlarda mı, inanç adına başka kapılar arayanlarda mı, yoksa bu politikalarla kendisine iktidarda kalmak adına sarıklı ve cübbekilerden medet umup sessiz kalanlarda mı?
Kim ne derse desin, sözde kanaat önderi sayılan, sokaklara düşmüş din tacirlerinin söylem ve eylemlerine sessiz kalınması direnme hakkını teşvik ediyor.
Onlarca değil, yüzlerce kanal, dini telkin adı altında “safsata” eğitimi yapıyor. Hurafeler dayatılıyor, dualarla kansere çareler aranıyor. “Kadın ve erkek hastalar ayni koğuşta yatarsa zina yapmış olurlar” sözü insanım diyen hangimizin – hanginizin yüreğine ateş düşürmez?
“Kadın erkek birlikte asansöre binmesin diyerek günah ve haram tahlili yapılıyor.
Kıytırık bir ilçe seçimi ile, “Esenyurt’u kaybedersek, Mekkeyi, Kudüs’ü islamı kaybederiz diyerek dini siyasete kurban edenler hangi utanmazlığın içindedirler? Niye sesleri çıkmıyor siyasilerin böylesi bir günahın yüklediği vebal karşısında? Hani sessiz kalan dilsiz şeytandı!…
Uzatalım mı daha?
Yoksa yeterli mi onca arsızlığı yüze vurmaya?
Şeytan sizin kadar zarar vermemiştir bu dine!…
Ve bahçeli yırtsın bi-yerlerini:”Türk gençliğinin Deizme kaydığını söylemek ahlaksızlıktır!”
İcraat ortada iken, “küçük Erdoğan” tavrıylaçıkışları kim ciddiye alır ki!
Vicdana düşen görev karşı durmakve yeni yollar aramaktır.
Yeni arayışlar insanoğlunun ruhunda ve özünde vardır.
Sapkınlıklara neden olanlar da yine insanlardır. Vebali kendilerinde aramayanların, bilinsin ki, itiraza hakları yoktur.
Ektiğini biçmek isterken, kazdığı kuyuya düşmek de denir buna.
Mehmet Halil Arık
Emekli Eğitimci – DENİZLİ




















