Yazar Portal | Turkiye Interaktif Kose Yazarı Gazetesi

14 Mayıs Güzellemelerinin Anlamı


16 Mayıs 2019 00:03

Yorum Yapılmamış

ÖNCEKİ gün pek çok köşe yazarı 14 Mayıs 1950 seçimlerini köşelerine taşıdı.

14 Mayıs 1950, ilk demokratik seçimlerde Demokrat Parti’nin CHP’ye karşı tek başına iktidara geldiği tarihtir. Elbette bu konu yazılmaya değerdi. Lâkin;

14 Mayıs DP’nin yani milletin zaferini yazanların büyük bir kısmının amacı ve niyeti o tarihte milletin Milli Şef diktatörlüğünden kurtulduklarını anlatmak değildi. Bunların amacı AK Parti ile 14 Mayıs seçimlerinde sırtı millete dayanan DP’yi karşılaştırıp İstanbul seçimleri sonrasında yaşananların antidemokratik olduğunu ve dolayısıyla AK Parti’nin milletten uzaklaştığını anlatmaktı.

14 Mayıs 1950

Malumunuz, 1923 ile 1950 yılları arasında geçen 27 yıl boyunca CHP tek parti olarak seçimlere girer, vatandaş da tek parti olduğu için mecburen oyunu CHP’ye veriyordu. En son 1946 seçimlerinde iki parti (CHP-DP) seçimlere girmiş ve CHP’nin “açık oy, gizli tasnif” yöntemi ile Demokrat Parti’yi geçerek 4 yıl daha iktidarda kalmıştı.

Yani CHP 21 yıl boyunca hiçbir partiye seçime girme izni dahi vermedi. Hatta kendisinden izin alarak kurulan partileri de kapatarak muhalefetin yaşamasına tahammül göstermedi.

1950’ye böyle giren CHP, 14 Mayıs 1950’de yapılan seçimlerde DP’nin ezici üstünlüğü karşısında ağır bir yenilgi aldı ve o gün bugündür bir daha tek başına iktidar olamadı.

Yeter, söz milletindir

DP, “Yeter, Söz Milletindir” sloganı ile girdiği seçimlerden zaferle çıktıktan sonra CHP’nin tahrip ettiği maddi-manevi toplumsal değerlerin tümüne el atarak bunları bir bir onarmaya çalıştı. Büyük oranda başarılı da oldu. Evvela ezanın aslı gibi okunmasına geçildi, ardından şehirli köylü arasındaki “ukalalık” ayrımı, dindar-laik, Alevi-Sünni, Kürt-Türk ayırımı DP tarafından sona erdirilerek devlet millet kaynaşması sağlandı.

CHP ise ülkenin çeşitliliğini zenginlik olarak değil, ayrıştırıcı unsur olarak gördü ve bu farklılıklar üzerinden düşman tanımlaması yaptı. Böylece ülke nüfusunun yüzde 95’i “öteki” olarak, geriye kalan ve CHP’nin ileri gelenlerinden oluşan yüzde 5 de devletin, ülkenin asıl sahipleri olarak kabul edildi. Bu % 5 uzun yıllar boyunca geriye kalan %95’e adeta kan kusturdu.

Bu şartlar altında 14 Mayıs 1950’de DP tek başına iktidara geldi.

Niyetleri başka bunların!

İşte bu iktidar değişikliğini dün köşelerine taşıyan ekseriyet, bugün AK Parti’nin özellikle İstanbul Büyükşehir Belediye seçimlerinin iptali ve yenilenmesi kararında aldığı pozisyonunu hedef alarak AK Parti’yi ve tabi ki Cumhurbaşkanı Sayın Erdoğan’ı eleştirmektedirler. Yani diyorlar ki, “DP halka dayanarak iktidara geldi, AK Parti millete dayanarak iktidarını 17 yıl sürdürdü, lâkin bu seçimlerde AK Parti İstanbulluların tercihine saygı göstermedi. Hal böyle olunca CHP milli iradeye saygılı , ama AK Parti milli iradeyi hiçe sayıyor!”

Bakalım öyle mi?

YSK İstanbul seçimleri ile ilgili kararını verdi, dileyen dilediği kadar bu kararı eleştirebilir, lâkin bu seçimlerden dolayı CHP’yi cici demokrat, AK Parti ve Sayın Erdoğan’ı antidemokrat ilan etmek, vicdanını 27 Mayıs sehpalarında asmaktır. Çünkü;

Siz 14 Mayıs dolayısıyla demokrasi nutukları atarken, CHP bugün bile 14 Mayıs, 27 Mayıs dolayısıyla demokrasi ve insan hakları bağlamında bir tek cümle kuramıyor.

14 Mayıs’ı yazanların yere göğe sığdıramadıkları CHP ve Ekrem İmamoğlu 27 Mayıs faşist darbesi için, “Partimiz 27 Mayıs darbesinden dolayı sorumludur, özür dileriz” ya da “27 Mayıs darbesi utanç vericidir, partimiz de bu utanca ortaktır”diyemiyorlar.

Bu neden mi önemli?

Cumhurbaşkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan dünyaya gelmeden 16 yıl önce meydana gelen Dersim katliamından dolayı özür dilemişti de, Tuncelili Kemal Kılıçdaroğlu bugün bile sözcük dağarcığından, siyasi hafızasından Dersim katliamını bulundurmuyor.

Siz yazabilirsiniz, dilediğinizi yazabilirsiniz. Hatta 27 Mayıs’ta CHP’nin masum olduğunu! da yazabilirsiniz, lakin milletin iradesini, CHP’nin yaptığı hırsızlık ve yolsuzlukla ilişkilendirmek kabul edilemez bir haksızlıktır.

Okunma Sayısı: 110
Kategori: Ahmet AY

Yazarın Diğer Yazıları

Anadolu’da Yaşıyorsanız Saf Olmayacaksınız

Gün yoktur ki sosyal medya üzerinden İslam’a hakaret eden birleri çıkmasın. Sahte hesapları geçtim, tanınmış...

Libya’da Sona Doğru Mu?

Libya 2011’de Muammer Kadaffi’nin öldürülmesi ile iç savaşa sürüklendi. Bugün çift başlı olan Libya’da Türkiye’nin...

Darbelere karşı Çanakkale Ruhu ve CHP

Kendilerini modernist, uygar olarak pazarlasalar da bu ülkenin en bağnazı olduğu gibi batıl inancı en...

Osmanlı’yı Yıkan Tayfa’nın Torunları

2000 yıllık devlet geleneğine sahip olan Osmanlı İmparatorluğu’na 200-250 yıllık “Çöküş süreci” belirleyen İttihat ve...

Dedik Ya Mayası Bozuk!

Geçtiğimiz yıllarda bu aylarda en çok üzüldüğümüz hadiselerin başında mera kavgaları gelirdi. En yakın akrabalar...

Yorum Yazın

Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.

ÇÖZÜM ORTAKLARIMIZ

Yukarı