Yazar Portal | Turkiye Interaktif Kose Yazarı Gazetesi

10 Yıl Önce ve Bugün

Aydın

17 Ağustos 2009 00:02

Yorum Yapılmamış

Düşünün; aksakallı bir dede girdi rüyanıza ve dedi ki:

-%68 oranla bir felaket yaşayacaksın bugün ve muhtemelen öleceksin.

Ne yapardınız; hiç sokağa çıkmazdınız, belki de evden kafanızı bile çıkarmazdınız.

Peki yuvanız olarak gördüğünüz sizi koruyabileceğine inandığınız eviniz ne kadar güvenli.

Nereden bilebilirsiniz birileri daha fazla kazansın diye o güvenli sığınağınızın başınıza yıkılabileceğini.

İnsanlığın can çekiştiği noktada çaresizliğin sizi teslim alabileceğini.

                                                ***

10 yıl önce saat 3:01 de eminim kimse bunları düşünmüyordu.

Herkes 17 ağustos gününü nasıl geçireceğini yada ilerleyen günlerdeki planlarını ve hayallerini katık yaparak uykularına başlarını yastıklarına koydular ve binlerce insan o gece son uykularını uyudular ve geride kalanlar için ise hiçbirşey artık eskisi olmayacaktı.

Ve birçoğumuz coğrafya kitaplarının dışına taşan bu felaketle ilk kez o gece tanıştık.

Sessizdi tahmin edilememişti ve derinden yüreğimize saplantı on binlerce hayatı ve yüz binlerce hayali 45 saniyede yok etti.

Ve bugün bizim 10 yıl öncesine dair kurabileceğimiz tek cümle “ruhları şad olsun”

Ve umalım ki devlet geride kalanların yeni evlerine göz dikmek yerine, yaralarına merhem olabilsin.

                                                 ***

Neler yaptık peki geride kalan bunca yılda?

Yılda bir hatırlamanın ve yeni bir deprem olmaması için dua etmenin dışında.

En yukarıda belirttiğim gibi uzmanlar söylüyor 30 yıl içinde bir deprem olma olasılığı %68 ve yanılma payıyla birlikte neredeyse %100.

Tabi herşeyi ertelemeyi ve gözardı etmeyi sevenler bunu 29 yıl sonrasına yorabilirler ama değil.

Yarın da olabilir şu an da olabilir.

O yüzden deprem olmaması için değil de olduğunda hazır olabilmek için dua etmek gerekir.

Şöyle de söyleyebiliriz İstanbul ve çevresinde yaşayan milyonlar her an bir depreme maruz kalabilme ve zarar görebilme ihtimaliniz %68.

Tabi ki tüm bunları bilseniz dahi yapabilecekleriniz sınırlı.

Ve tüm hasarları minimum seviyeye indirebilecek tek güç devletin elinde.

Yine aynı araştırmada belirtildiği üzere yıkılabilecek durumda 60 bin bina ve kaybedilebilecek 70 bin ile 90 bin arasında insan var.

İşte o yüzden merak ediyorum devlet ne yapıyor veya ne yapacak, yoksa depremin olmama ihtimali üzerine kumar oynayıp ölmesi muhtemel 90 bin kişiyi de fiş olarak mı kullanacak?

Dünyada ki en kutsal şey ise insan hayatı, bunu riske atıp beklemek insanlık suçudur.

Okunma Sayısı: 141
Kategori: Oğuz GENÇ
Etiketler: , ,

Yazarın Diğer Yazıları

Açıldık Dönemiyoruz

Tarihi fırsat aman kaçırmayalım. Güzel şeyler olacak derken. Vatandaş kendini korur söylemleri atarken; işte bulunduğumuz...

AKP Akademisi

AKP siyaset akademisi ders planı: Recep Tayyip Erdoğan: Vatandaşa nasıl sövülür? Basına nasıl ayar verilir?...

Greve Dair

Kadına karşı şiddetin protesto edildiği bir eylemde, kadınların polis tarafından tartaklandığı bir ülkede yaşıyorsun. İşte...

Bir Günlük Yalanlar

Ah öğretmenim cebinde üç kuruş maaş yüreğin buruk görev başındasın. Senin değerinin milyonda biri bile...

Son Grip Belirtisi: Güvensizlik

Ne kürt açılımı. Ne dağdan inen teröristler. Ne de ıslak imzalı belgeler....