Yazar Portal | Turkiye Interaktif Kose Yazarı Gazetesi
Çarşamba, Mart 18, 2026
  • Giriş Yap
  • Ana Sayfa
  • Köşe Yazarları
  • Künye
  • Yayın İlkeleri
  • Yazar Müracaatı
  • Kurumsal
    • Misyon
    • Yayın Grubumuz
    • Logo
    • Reklam Tarifesi
  • Yazar Girişi
  • E-Posta
Sonuç yok
Tüm sonuçları gör
  • Ana Sayfa
  • Köşe Yazarları
  • Künye
  • Yayın İlkeleri
  • Yazar Müracaatı
  • Kurumsal
    • Misyon
    • Yayın Grubumuz
    • Logo
    • Reklam Tarifesi
  • Yazar Girişi
  • E-Posta
Sonuç yok
Tüm sonuçları gör
Yazar Portal | Turkiye Interaktif Kose Yazarı Gazetesi
Sonuç yok
Tüm sonuçları gör
Anasayfa Yazarlar Nurullah AYDIN

Çığırtkan Kimliksizler ve Palov

Öğr.Gör. Nurullah AYDIN Yazar Öğr.Gör. Nurullah AYDIN
06 Aralık 2012
Nurullah AYDIN
0
401
Paylaşma
5k
Görüntülenme
Facebook'ta PaylaşTwitter'da Paylaş
Bağımsızlık anlamını kaybederken,

Ülke toprakları yabancılara peşkeş çekilirken,

Ülke yabancı askerlerin korumasına bırakılırken,

Milleti birleştirme yerine ayrıştırmada yarışan siyasetçileri gördükçe,

Maaşa alan teröristleri izledikçe,

Şehit Mehmetçiğe ağlayamayan ama yabancılar için gözyaşı dökenleri seyrettikçe,

Yandaşları koruyup kollayanlara baktıkça,

Adalet anlamını yitirirken,

Dürüstlük önemsizleşirken,

Yalan dolan talan meziyet sayılırken,

Bürokrasi onuncu sınıf tiplere teslim edilirken,

Güneydoğu ticareti tersyüz edilip ülke kaynakları Suriye çapulcularına tahsis edilirken,

Muhalif çapulcular desteklenip Suriye kaosa itilirken, binlerce kişi ölürken hala Suriye diye sayıklayanları gördükçe,

Siyasi çekişmeleri, körükörüne destek olmayı ya da köstek olmayı izleyince; akla Pavlov'un köpekleri ve refleks kırılması geliyor!

Özellikle TV ekranlarında kırıntı bilgilerle ahkam kesenleri gördükçe, gazete köşelerinde dedikodu yazarlığını aşamamış yazı özürlülerini okuyunca örneklemenin doğru olduğuna insan kanaat getiriyor.

Ünlü Rus fizyolog Pavlov, köpeklerine et verirken zil çalınca ve bunu çok kez tekrarlayınca, zil sesini işittiğinde et görmeden de hayvanın salyası akmaya başlar.

Bu, şartlı reflekstir.

Hayvanın tabiatında olmayan bir uyaran (zil sesi), onu tabiatında olan eti görmüş gibi heyecanlandırmaktadır.

Eğer sürekli olarak zil çalar ama hiç et göstermezseniz bir süre sonra şartlı refleks söner..

Devamın sağlanması için arada bir et gösterilerek refleks pekiştirilmelidir..

Hiç birimiz dünyaya Türk, Meksikalı, Sünni veya Katolik olarak gelmeyiz.

Bunlar bize öğretilen değerler, bir başka deyişle, şartlı reflekslerdir.

Eğer pekiştirilmezlerse zamanla sönerler.

Bir gün Pavlov'un enstitüsünü su basar. Köpeklerin bir kısmı boğulur, bir kısmı da günlerce korkuyla titreşir, çünkü ölümden zor kurtulmuşlardır.

Kurtarılabilenler tekrar enstitüye toplanır.

Pavlov zil çalar, köpeklerde tık yoktur.

Şu müthiş sonuca varır Pavlov:

Ağır travmalar, şartlı refleksleri ortadan kaldırmaktadır.

Hayvan en doğal, en ilkel durumuna geri dönmektedir.

Türkiye'deki siyasetçiler, gazeteciler, akademisyenler peki bu durumda ne oluyor dersiniz?

Milleti oyalıyorlar. Her koltuğa oturmuşlar. Hala millete mazeret uyduruyorlar.

Temel konuları halka sormuyorlar. ABD askeri silahı gelsin mi gelmesin mi?

Hepsini toplarsanız, geniş halk kitlelerinin iş, aş sorununu örten bir şal olduğu görülür.

Pavlov'un köpeklerindeki gibi ağır travmalarla bizim de şartlı reflekslerimiz yani milli duygularımız ve tepkilerimiz kırılıyor..

Emperyalistler sinsi savaşlarında psikoloji bilimini kullanırlar..

Burada izlenen yol, ABD'nin tehdit olarak gördüğü ulusların milli bilinçlerinin, tarihlerinin ve benliklerinin sorgulanması, aşındırılmasıdır.

Kısacası, Milli Duygu'nun yok edilmesidir etnik psikiyatrinin görevi.

Bir Milletin millet bilincini, milli duygusunu ve reflekslerini nasıl yok edersiniz? Milletin tarihsel varlığını sorgulamaya açarsınız, o Milletin tarihini yeniden tartışırsınız. Türk Milleti'ne ait ne kadar değer varsa onu tartışmaya açıyorlar.

Farkındaysanız böylesi bir dönemden geçiyoruz..

Demokratlık, tartışma kültürü adına neyi tartışıyoruz ve bizden neyi kabul etmemiz isteniyor?

Kimliksiz kişiliksiz psikopat tipleri seçen Türk Milleti tarihin en kötü dönemini yaşıyor.

GünüN SözÜ: Herkesi aptal kendini akıllı zannedenin hayal kırıklığı çabuk gelir.

Bağımsızlık anlamını kaybederken,

Ülke toprakları yabancılara peşkeş çekilirken,

Ülke yabancı askerlerin korumasına bırakılırken,

Milleti birleştirme yerine ayrıştırmada yarışan siyasetçileri gördükçe,

Maaşa alan teröristleri izledikçe,

Şehit Mehmetçiğe ağlayamayan ama yabancılar için gözyaşı dökenleri seyrettikçe,

Yandaşları koruyup kollayanlara baktıkça,

Adalet anlamını yitirirken,

Dürüstlük önemsizleşirken,

Yalan dolan talan meziyet sayılırken,

Bürokrasi onuncu sınıf tiplere teslim edilirken,

Güneydoğu ticareti tersyüz edilip ülke kaynakları Suriye çapulcularına tahsis edilirken,

Muhalif çapulcular desteklenip Suriye kaosa itilirken, binlerce kişi ölürken hala Suriye diye sayıklayanları gördükçe,

Siyasi çekişmeleri, körükörüne destek olmayı ya da köstek olmayı izleyince; akla Pavlov'un köpekleri ve refleks kırılması geliyor!

Özellikle TV ekranlarında kırıntı bilgilerle ahkam kesenleri gördükçe, gazete köşelerinde dedikodu yazarlığını aşamamış yazı özürlülerini okuyunca örneklemenin doğru olduğuna insan kanaat getiriyor.

Ünlü Rus fizyolog Pavlov, köpeklerine et verirken zil çalınca ve bunu çok kez tekrarlayınca, zil sesini işittiğinde et görmeden de hayvanın salyası akmaya başlar.

Bu, şartlı reflekstir.

Hayvanın tabiatında olmayan bir uyaran (zil sesi), onu tabiatında olan eti görmüş gibi heyecanlandırmaktadır.

Eğer sürekli olarak zil çalar ama hiç et göstermezseniz bir süre sonra şartlı refleks söner..

Devamın sağlanması için arada bir et gösterilerek refleks pekiştirilmelidir..

Hiç birimiz dünyaya Türk, Meksikalı, Sünni veya Katolik olarak gelmeyiz.

Bunlar bize öğretilen değerler, bir başka deyişle, şartlı reflekslerdir.

Eğer pekiştirilmezlerse zamanla sönerler.

Bir gün Pavlov'un enstitüsünü su basar. Köpeklerin bir kısmı boğulur, bir kısmı da günlerce korkuyla titreşir, çünkü ölümden zor kurtulmuşlardır.

Kurtarılabilenler tekrar enstitüye toplanır.

Pavlov zil çalar, köpeklerde tık yoktur.

Şu müthiş sonuca varır Pavlov:

Ağır travmalar, şartlı refleksleri ortadan kaldırmaktadır.

Hayvan en doğal, en ilkel durumuna geri dönmektedir.

Türkiye'deki siyasetçiler, gazeteciler, akademisyenler peki bu durumda ne oluyor dersiniz?

Milleti oyalıyorlar. Her koltuğa oturmuşlar. Hala millete mazeret uyduruyorlar.

Temel konuları halka sormuyorlar. ABD askeri silahı gelsin mi gelmesin mi?

Hepsini toplarsanız, geniş halk kitlelerinin iş, aş sorununu örten bir şal olduğu görülür.

Pavlov'un köpeklerindeki gibi ağır travmalarla bizim de şartlı reflekslerimiz yani milli duygularımız ve tepkilerimiz kırılıyor..

Emperyalistler sinsi savaşlarında psikoloji bilimini kullanırlar..

Burada izlenen yol, ABD'nin tehdit olarak gördüğü ulusların milli bilinçlerinin, tarihlerinin ve benliklerinin sorgulanması, aşındırılmasıdır.

Kısacası, Milli Duygu'nun yok edilmesidir etnik psikiyatrinin görevi.

Bir Milletin millet bilincini, milli duygusunu ve reflekslerini nasıl yok edersiniz? Milletin tarihsel varlığını sorgulamaya açarsınız, o Milletin tarihini yeniden tartışırsınız. Türk Milleti'ne ait ne kadar değer varsa onu tartışmaya açıyorlar.

Farkındaysanız böylesi bir dönemden geçiyoruz..

Demokratlık, tartışma kültürü adına neyi tartışıyoruz ve bizden neyi kabul etmemiz isteniyor?

Kimliksiz kişiliksiz psikopat tipleri seçen Türk Milleti tarihin en kötü dönemini yaşıyor.

GünüN SözÜ: Herkesi aptal kendini akıllı zannedenin hayal kırıklığı çabuk gelir.

Bağımsızlık anlamını kaybederken,

Ülke toprakları yabancılara peşkeş çekilirken,

Ülke yabancı askerlerin korumasına bırakılırken,

Milleti birleştirme yerine ayrıştırmada yarışan siyasetçileri gördükçe,

Maaşa alan teröristleri izledikçe,

Şehit Mehmetçiğe ağlayamayan ama yabancılar için gözyaşı dökenleri seyrettikçe,

Yandaşları koruyup kollayanlara baktıkça,

Adalet anlamını yitirirken,

Dürüstlük önemsizleşirken,

Yalan dolan talan meziyet sayılırken,

Bürokrasi onuncu sınıf tiplere teslim edilirken,

Güneydoğu ticareti tersyüz edilip ülke kaynakları Suriye çapulcularına tahsis edilirken,

Muhalif çapulcular desteklenip Suriye kaosa itilirken, binlerce kişi ölürken hala Suriye diye sayıklayanları gördükçe,

Siyasi çekişmeleri, körükörüne destek olmayı ya da köstek olmayı izleyince; akla Pavlov'un köpekleri ve refleks kırılması geliyor!

Özellikle TV ekranlarında kırıntı bilgilerle ahkam kesenleri gördükçe, gazete köşelerinde dedikodu yazarlığını aşamamış yazı özürlülerini okuyunca örneklemenin doğru olduğuna insan kanaat getiriyor.

Ünlü Rus fizyolog Pavlov, köpeklerine et verirken zil çalınca ve bunu çok kez tekrarlayınca, zil sesini işittiğinde et görmeden de hayvanın salyası akmaya başlar.

Bu, şartlı reflekstir.

Hayvanın tabiatında olmayan bir uyaran (zil sesi), onu tabiatında olan eti görmüş gibi heyecanlandırmaktadır.

Eğer sürekli olarak zil çalar ama hiç et göstermezseniz bir süre sonra şartlı refleks söner..

Devamın sağlanması için arada bir et gösterilerek refleks pekiştirilmelidir..

Hiç birimiz dünyaya Türk, Meksikalı, Sünni veya Katolik olarak gelmeyiz.

Bunlar bize öğretilen değerler, bir başka deyişle, şartlı reflekslerdir.

Eğer pekiştirilmezlerse zamanla sönerler.

Bir gün Pavlov'un enstitüsünü su basar. Köpeklerin bir kısmı boğulur, bir kısmı da günlerce korkuyla titreşir, çünkü ölümden zor kurtulmuşlardır.

Kurtarılabilenler tekrar enstitüye toplanır.

Pavlov zil çalar, köpeklerde tık yoktur.

Şu müthiş sonuca varır Pavlov:

Ağır travmalar, şartlı refleksleri ortadan kaldırmaktadır.

Hayvan en doğal, en ilkel durumuna geri dönmektedir.

Türkiye'deki siyasetçiler, gazeteciler, akademisyenler peki bu durumda ne oluyor dersiniz?

Milleti oyalıyorlar. Her koltuğa oturmuşlar. Hala millete mazeret uyduruyorlar.

Temel konuları halka sormuyorlar. ABD askeri silahı gelsin mi gelmesin mi?

Hepsini toplarsanız, geniş halk kitlelerinin iş, aş sorununu örten bir şal olduğu görülür.

Pavlov'un köpeklerindeki gibi ağır travmalarla bizim de şartlı reflekslerimiz yani milli duygularımız ve tepkilerimiz kırılıyor..

Emperyalistler sinsi savaşlarında psikoloji bilimini kullanırlar..

Burada izlenen yol, ABD'nin tehdit olarak gördüğü ulusların milli bilinçlerinin, tarihlerinin ve benliklerinin sorgulanması, aşındırılmasıdır.

Kısacası, Milli Duygu'nun yok edilmesidir etnik psikiyatrinin görevi.

Bir Milletin millet bilincini, milli duygusunu ve reflekslerini nasıl yok edersiniz? Milletin tarihsel varlığını sorgulamaya açarsınız, o Milletin tarihini yeniden tartışırsınız. Türk Milleti'ne ait ne kadar değer varsa onu tartışmaya açıyorlar.

Farkındaysanız böylesi bir dönemden geçiyoruz..

Demokratlık, tartışma kültürü adına neyi tartışıyoruz ve bizden neyi kabul etmemiz isteniyor?

Kimliksiz kişiliksiz psikopat tipleri seçen Türk Milleti tarihin en kötü dönemini yaşıyor.

GünüN SözÜ: Herkesi aptal kendini akıllı zannedenin hayal kırıklığı çabuk gelir.

Bağımsızlık anlamını kaybederken,

Ülke toprakları yabancılara peşkeş çekilirken,

Ülke yabancı askerlerin korumasına bırakılırken,

Milleti birleştirme yerine ayrıştırmada yarışan siyasetçileri gördükçe,

Maaşa alan teröristleri izledikçe,

Şehit Mehmetçiğe ağlayamayan ama yabancılar için gözyaşı dökenleri seyrettikçe,

Yandaşları koruyup kollayanlara baktıkça,

Adalet anlamını yitirirken,

Dürüstlük önemsizleşirken,

Yalan dolan talan meziyet sayılırken,

Bürokrasi onuncu sınıf tiplere teslim edilirken,

Güneydoğu ticareti tersyüz edilip ülke kaynakları Suriye çapulcularına tahsis edilirken,

Muhalif çapulcular desteklenip Suriye kaosa itilirken, binlerce kişi ölürken hala Suriye diye sayıklayanları gördükçe,

Siyasi çekişmeleri, körükörüne destek olmayı ya da köstek olmayı izleyince; akla Pavlov'un köpekleri ve refleks kırılması geliyor!

Özellikle TV ekranlarında kırıntı bilgilerle ahkam kesenleri gördükçe, gazete köşelerinde dedikodu yazarlığını aşamamış yazı özürlülerini okuyunca örneklemenin doğru olduğuna insan kanaat getiriyor.

Ünlü Rus fizyolog Pavlov, köpeklerine et verirken zil çalınca ve bunu çok kez tekrarlayınca, zil sesini işittiğinde et görmeden de hayvanın salyası akmaya başlar.

Bu, şartlı reflekstir.

Hayvanın tabiatında olmayan bir uyaran (zil sesi), onu tabiatında olan eti görmüş gibi heyecanlandırmaktadır.

Eğer sürekli olarak zil çalar ama hiç et göstermezseniz bir süre sonra şartlı refleks söner..

Devamın sağlanması için arada bir et gösterilerek refleks pekiştirilmelidir..

Hiç birimiz dünyaya Türk, Meksikalı, Sünni veya Katolik olarak gelmeyiz.

Bunlar bize öğretilen değerler, bir başka deyişle, şartlı reflekslerdir.

Eğer pekiştirilmezlerse zamanla sönerler.

Bir gün Pavlov'un enstitüsünü su basar. Köpeklerin bir kısmı boğulur, bir kısmı da günlerce korkuyla titreşir, çünkü ölümden zor kurtulmuşlardır.

Kurtarılabilenler tekrar enstitüye toplanır.

Pavlov zil çalar, köpeklerde tık yoktur.

Şu müthiş sonuca varır Pavlov:

Ağır travmalar, şartlı refleksleri ortadan kaldırmaktadır.

Hayvan en doğal, en ilkel durumuna geri dönmektedir.

Türkiye'deki siyasetçiler, gazeteciler, akademisyenler peki bu durumda ne oluyor dersiniz?

Milleti oyalıyorlar. Her koltuğa oturmuşlar. Hala millete mazeret uyduruyorlar.

Temel konuları halka sormuyorlar. ABD askeri silahı gelsin mi gelmesin mi?

Hepsini toplarsanız, geniş halk kitlelerinin iş, aş sorununu örten bir şal olduğu görülür.

Pavlov'un köpeklerindeki gibi ağır travmalarla bizim de şartlı reflekslerimiz yani milli duygularımız ve tepkilerimiz kırılıyor..

Emperyalistler sinsi savaşlarında psikoloji bilimini kullanırlar..

Burada izlenen yol, ABD'nin tehdit olarak gördüğü ulusların milli bilinçlerinin, tarihlerinin ve benliklerinin sorgulanması, aşındırılmasıdır.

Kısacası, Milli Duygu'nun yok edilmesidir etnik psikiyatrinin görevi.

Bir Milletin millet bilincini, milli duygusunu ve reflekslerini nasıl yok edersiniz? Milletin tarihsel varlığını sorgulamaya açarsınız, o Milletin tarihini yeniden tartışırsınız. Türk Milleti'ne ait ne kadar değer varsa onu tartışmaya açıyorlar.

Farkındaysanız böylesi bir dönemden geçiyoruz..

Demokratlık, tartışma kültürü adına neyi tartışıyoruz ve bizden neyi kabul etmemiz isteniyor?

Kimliksiz kişiliksiz psikopat tipleri seçen Türk Milleti tarihin en kötü dönemini yaşıyor.

GünüN SözÜ: Herkesi aptal kendini akıllı zannedenin hayal kırıklığı çabuk gelir.

Paylaş
Etiketler: ağlayamayan amaEmperyalistlerpsikoloji bilimiŞehit Mehmetçik
Önceki Yazı

Engelliler Günü’nde Neden Engeli Olmayanlar Rol Çalıyorlar?

Sonraki Yazı

Süvari Atına Göre Biner

Öğr.Gör. Nurullah AYDIN

Öğr.Gör. Nurullah AYDIN

İlişkili Yazılar

Nurullah AYDIN

İktidar Savaşı ve Propaganda

19 Kasım 2018
5.1k
Nurullah AYDIN

İktidar Savaşı ve Propaganda

19 Ekim 2018
5k
Nurullah AYDIN

Siyasal/Ekonomik Şekillendirme

10 Ekim 2018
5k
Nurullah AYDIN

ABD-NATO ve Türkiye

04 Ekim 2018
5k
Sonraki Yazı

Süvari Atına Göre Biner

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

  • Trendler
  • Yorumlar
  • En son
Aşık Veysel ve Kara Toprak Türküsü Hikayesi

Aşık Veysel ve Kara Toprak Türküsü Hikayesi

22 Mart 2019
Ayak Tabanına Veya Göğüse Vicks Sürmenin Faydası Yok

Ayak Tabanına Veya Göğüse Vicks Sürmenin Faydası Yok

24 Ocak 2016

Yok Saymak

28 Mart 2020

Yıldızname Baktırmak Günah mı…Günah…

09 Haziran 2022

Keltepen’in Taşları /Şu Akkuşun Gürgenleri

18 Nisan 2020

Düz Dara Yâr Düz Dara

23 Mayıs 2020

Tüketicilerin Süt Tozu Dilekçeleri!

97

Fethullah Gülen’e 19 Soru

72

Ayasofya Açılsın Zincirler Kırılsın

70

İslâm Dışı Bir Uygulama: Çocuk Sünneti…

45

Gıda Mühendislerinin Petek Ataman’a Çağrısı

40

Şarkı Sözü Alan Var mı?

39
Çanakkale – Bir Milletin Yemini

Çanakkale – Bir Milletin Yemini

18 Mart 2026
Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan

Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan

18 Mart 2026
Çanakkale Geçilmez!

Çanakkale Geçilmez!

18 Mart 2026
Buzdolabındaki Yumurta: Milyon Yıllık Bir Bakışma

Buzdolabındaki Yumurta: Milyon Yıllık Bir Bakışma

18 Mart 2026
Çanakkale Zaferinin Anma Günü

Çanakkale Zaferinin Anma Günü

18 Mart 2026
Zihin Beden Çatışması

Zihin Beden Çatışması

18 Mart 2026

Köşe Yazarları

Türkiye Deprem Haritası

 

Ayın Sözü

Lütfen Duyarlı Olalım!

de, da vb. bağlaçlar ayrı yazılır.

Cümle bitişinde noktalama yapılır. Boşluk bırakılır, yeni cümleye büyük harfle başlanır.

Dilimiz kadar, edebiyatımıza da özen gösterelim.

Arşiv

Sosyal Medya’da Biz

  • Facebook
  • İnstagram
  • Twitter

Entelektüel Künyemiz!

Online Bilgi İletişim, Sanat ve Medya Hizmetleri, (ICAM | Information, Communication, Art and Media Network) Bilgiağı Yayın Grubu bileşeni YAZAR PORTAL, her gün yenilenen güncel yayınıyla birbirinden değerli köşe yazarlarının özgün makalelerini Türk ve dünya kültür mirasına sunmaktan gurur duyar.

Yazar Portal, günlük, çevrimiçi (interaktif) Köşe Yazarı Gazetesi, basın meslek ilkelerini ve genel yayın etik ilkelerini kabul eder.

Yayın Kurulu

Kent Akademisi Dergisi

Kent Akademisi | Kent Kültürü ve Yönetimi Dergisi
Urban Academy | Journal of Urban Culture and Management

Ayın Kitabı

Yazarımız, Sedayi ALTUN’dan,

“Bir Eğitim Yolcusu” adlı güzel bir eser. Yazarımızın eseri, yine bir yazarımız ve Karadeniz Şairler ve Yazarlar Derneği yönetim kurulu üyemizin sahibi olduğu Ateş Yayınlarından çıkmıştır. Kendilerini kutluyoruz.

Gazetemiz TİGAD Üyesidir

YAZAR PORTAL

JENAS

Journal of Environmental and Natural Search

Yayın Referans Lisansı

Creative Commons License
This work is licensed under a Creative Commons Attribution-NonCommercial-NoDerivatives 4.0 International License.

Bilim & Teknoloji

Eğitim & Kültür

Genel Eğitim

Kişisel Gelişim

Çocuk Gelişimi

Anı & Günce

Spor

Kitap İncelemesi

Film & Sinema Eleştirisi

Gezi Yazısı

Öykü Tefrikaları

Roman Tefrikaları

Röportaj

Medya

Edebiyat & Sanat

Sağlık & Beslenme

Ekonomi & Finans

Siyaset & Politika

Genç Kalemler

Magazin

Şiir

Künye

Köşe Yazarları

Yazar Müracatı

Yazar Girişi

Yazar Olma Dilekçesi

Yayın İlkeleri

Yayın Grubumuz

Misyon

Logo

Reklam Tarifesi

Gizlilik Politikası

İletişim

E-Posta

Üye Ol

BİLGİ, İLETİŞİM, SANAT ve MEDYA HİZMETLERİ YAYIN GRUBU

 INFORMATION, COMMUNICATION, ART and MEDIA PUBLISHING GROUP

© ICAM Publishing

Gazetemiz www.yazarportal.com, (Yazarportal) basın meslek ilkelerine uymaya söz vermiştir.
Yazıların tüm hukuksal hakları yazarlarına aittir. Yazarlarımızın izni olmaksızın, yazılar, hiç bir yerde kaynak gösterilmeksizin kısmen veya tamamen alıntı yapılamaz.

Sonuç yok
Tüm sonuçları gör
  • Ana Sayfa
  • Köşe Yazarları
  • Künye
  • Yayın İlkeleri
  • Yazar Müracaatı
  • Kurumsal
    • Misyon
    • Yayın Grubumuz
    • Logo
    • Reklam Tarifesi
  • Yazar Girişi
  • E-Posta

© 2008 - 2021 Yazar Portal | Türkiye Interaktif Köşe Yazarı Gazetesi

Yeniden Hoşgeldin

Aşağıdan hesabınıza giriş yapın

Şifrenimi unuttun?

Parolanızı alın

Şifrenizi sıfırlamak için lütfen kullanıcı adınızı veya e-posta adresinizi girin.

Giriş yap