Fransız hükümetünün dahi “konu üzerine çalışmaların devam etmesi gerektiğini” dile getimiş, Avrupa 
Fakat tüm dünyada, araştırıcısının kimliğinden yayınlanma biçimine, denemenin kurgulanmasından deneme desenine, istatistikî değerlendirmeden yorumuna kadar özellikle uzman bilim adamlarınca[2] öyle bir eleştiri yağmuruna tutuldu ki bunları, bilimsel gazeteciliğin pek gelişmediği ülkemizin okuruna duyurmamak büyük kayıp olurdu. O nedenle söz konusu araştırma ile ilgili bazı görüşleri aşağıda özetlemekte yarar görülmüştür.
Araştırıcı fanatik bir GDO karşıtı olarak 1997 yılından beri GDO kampanyalar yürütmektedir. Son araştırması da kendi kurduğu bir dernekçe desteklenmiştir. Birçok yayını EFSA tarafından (savlarının verilerince desteklenmediği gerekçesiyle) red edilmiştir. Araştırmanın kurgusu, bir bilim adamına göre acaip, kuşkulu ve “korku salma” amaçlı olarak nitelendirilmektedir. Araştırcının önümüzdeki haftalarda yayınlanacak “All Guinae Pigs!” kitabının hemen öncesinde böyle sansasyonal bir yayını yapması düşündürücüdür;
Araştırmada kullanılan fareler kansere karşı duyarlı, zaten ömürleri iki yıl olan Sprague-Drawley tescilli genotipine aittir. Bu gurup farelerde kendiliğinden kanser oluştuğu ve iki yıl içinde %80’inin öldüğü daha önceki araştırmalarla isbatlanmıştır. Özellikle verilen yem miktarının (araştırmada buna hiç yer verilmemiştir) fazlalığında kanser oranı daha da artmaktadır;
Denemede kontrol gurubunun 20 ferdinden 5’i (% 25!) daha deneme esnasında kanserden ölmüştür. Test guruplarından bazılarının kontrollerden daha az ölüm gözlenmesi ilginçtir. %11, %22, %33 gibi roundup uygulama dozlarında düşük dozlarda, daha fazla ölüme rastlanması, denemenin sağlıklı bir yorumunu engelleyeceği açıktır;
Denemede istatistikî değerlendirme için gerekli varyasyon katsayısı veya “asgari önemli fark”a yer verilmemiş ve istatistikî farka adeta değinilmemiştir. Kaliforniya’lı bir bilim adamına göre değerlendirme bir “fantezi istatistik“ yöntemi uygulanmış, tesadüfî bulgular gerçekmiş gibi yansıtılmıştır;
Ne ilginçtir ki araştırıcılar araştırma sonuçlarını, bulgularının tekrarlanıp tekrarlanamıyacağını düşünmeden yayınlamaktadırlar. Bu, gerek Árpád Pusztai ve diğer birkaç olayda maalesef bilim adına kötü bir örnek olarak yaşanmıştı. Fakat çok daha çarpıcı olan, bu tip bulguların doğrulanması gerektirğini bir türlü kabullenmeyen medyanın tavrıdır. Bunun da ana nedeni bilim gazeteciliğinin, her telden çalan köşe yazarlarına bırakılmış olmasıdır.
[1] http://research.sustainablefoodtrust.org/wp-content/uploads/2012/09/Final-Paper.pdf(henüz yayınlanmamış)
Fransız hükümetünün dahi “konu üzerine çalışmaların devam etmesi gerektiğini” dile getimiş, Avrupa 
Fakat tüm dünyada, araştırıcısının kimliğinden yayınlanma biçimine, denemenin kurgulanmasından deneme desenine, istatistikî değerlendirmeden yorumuna kadar özellikle uzman bilim adamlarınca[2] öyle bir eleştiri yağmuruna tutuldu ki bunları, bilimsel gazeteciliğin pek gelişmediği ülkemizin okuruna duyurmamak büyük kayıp olurdu. O nedenle söz konusu araştırma ile ilgili bazı görüşleri aşağıda özetlemekte yarar görülmüştür.
Araştırıcı fanatik bir GDO karşıtı olarak 1997 yılından beri GDO kampanyalar yürütmektedir. Son araştırması da kendi kurduğu bir dernekçe desteklenmiştir. Birçok yayını EFSA tarafından (savlarının verilerince desteklenmediği gerekçesiyle) red edilmiştir. Araştırmanın kurgusu, bir bilim adamına göre acaip, kuşkulu ve “korku salma” amaçlı olarak nitelendirilmektedir. Araştırcının önümüzdeki haftalarda yayınlanacak “All Guinae Pigs!” kitabının hemen öncesinde böyle sansasyonal bir yayını yapması düşündürücüdür;
Araştırmada kullanılan fareler kansere karşı duyarlı, zaten ömürleri iki yıl olan Sprague-Drawley tescilli genotipine aittir. Bu gurup farelerde kendiliğinden kanser oluştuğu ve iki yıl içinde %80’inin öldüğü daha önceki araştırmalarla isbatlanmıştır. Özellikle verilen yem miktarının (araştırmada buna hiç yer verilmemiştir) fazlalığında kanser oranı daha da artmaktadır;
Denemede kontrol gurubunun 20 ferdinden 5’i (% 25!) daha deneme esnasında kanserden ölmüştür. Test guruplarından bazılarının kontrollerden daha az ölüm gözlenmesi ilginçtir. %11, %22, %33 gibi roundup uygulama dozlarında düşük dozlarda, daha fazla ölüme rastlanması, denemenin sağlıklı bir yorumunu engelleyeceği açıktır;
Denemede istatistikî değerlendirme için gerekli varyasyon katsayısı veya “asgari önemli fark”a yer verilmemiş ve istatistikî farka adeta değinilmemiştir. Kaliforniya’lı bir bilim adamına göre değerlendirme bir “fantezi istatistik“ yöntemi uygulanmış, tesadüfî bulgular gerçekmiş gibi yansıtılmıştır;
Ne ilginçtir ki araştırıcılar araştırma sonuçlarını, bulgularının tekrarlanıp tekrarlanamıyacağını düşünmeden yayınlamaktadırlar. Bu, gerek Árpád Pusztai ve diğer birkaç olayda maalesef bilim adına kötü bir örnek olarak yaşanmıştı. Fakat çok daha çarpıcı olan, bu tip bulguların doğrulanması gerektirğini bir türlü kabullenmeyen medyanın tavrıdır. Bunun da ana nedeni bilim gazeteciliğinin, her telden çalan köşe yazarlarına bırakılmış olmasıdır.
[1] http://research.sustainablefoodtrust.org/wp-content/uploads/2012/09/Final-Paper.pdf(henüz yayınlanmamış)
Fransız hükümetünün dahi “konu üzerine çalışmaların devam etmesi gerektiğini” dile getimiş, Avrupa 
Fakat tüm dünyada, araştırıcısının kimliğinden yayınlanma biçimine, denemenin kurgulanmasından deneme desenine, istatistikî değerlendirmeden yorumuna kadar özellikle uzman bilim adamlarınca[2] öyle bir eleştiri yağmuruna tutuldu ki bunları, bilimsel gazeteciliğin pek gelişmediği ülkemizin okuruna duyurmamak büyük kayıp olurdu. O nedenle söz konusu araştırma ile ilgili bazı görüşleri aşağıda özetlemekte yarar görülmüştür.
Araştırıcı fanatik bir GDO karşıtı olarak 1997 yılından beri GDO kampanyalar yürütmektedir. Son araştırması da kendi kurduğu bir dernekçe desteklenmiştir. Birçok yayını EFSA tarafından (savlarının verilerince desteklenmediği gerekçesiyle) red edilmiştir. Araştırmanın kurgusu, bir bilim adamına göre acaip, kuşkulu ve “korku salma” amaçlı olarak nitelendirilmektedir. Araştırcının önümüzdeki haftalarda yayınlanacak “All Guinae Pigs!” kitabının hemen öncesinde böyle sansasyonal bir yayını yapması düşündürücüdür;
Araştırmada kullanılan fareler kansere karşı duyarlı, zaten ömürleri iki yıl olan Sprague-Drawley tescilli genotipine aittir. Bu gurup farelerde kendiliğinden kanser oluştuğu ve iki yıl içinde %80’inin öldüğü daha önceki araştırmalarla isbatlanmıştır. Özellikle verilen yem miktarının (araştırmada buna hiç yer verilmemiştir) fazlalığında kanser oranı daha da artmaktadır;
Denemede kontrol gurubunun 20 ferdinden 5’i (% 25!) daha deneme esnasında kanserden ölmüştür. Test guruplarından bazılarının kontrollerden daha az ölüm gözlenmesi ilginçtir. %11, %22, %33 gibi roundup uygulama dozlarında düşük dozlarda, daha fazla ölüme rastlanması, denemenin sağlıklı bir yorumunu engelleyeceği açıktır;
Denemede istatistikî değerlendirme için gerekli varyasyon katsayısı veya “asgari önemli fark”a yer verilmemiş ve istatistikî farka adeta değinilmemiştir. Kaliforniya’lı bir bilim adamına göre değerlendirme bir “fantezi istatistik“ yöntemi uygulanmış, tesadüfî bulgular gerçekmiş gibi yansıtılmıştır;
Ne ilginçtir ki araştırıcılar araştırma sonuçlarını, bulgularının tekrarlanıp tekrarlanamıyacağını düşünmeden yayınlamaktadırlar. Bu, gerek Árpád Pusztai ve diğer birkaç olayda maalesef bilim adına kötü bir örnek olarak yaşanmıştı. Fakat çok daha çarpıcı olan, bu tip bulguların doğrulanması gerektirğini bir türlü kabullenmeyen medyanın tavrıdır. Bunun da ana nedeni bilim gazeteciliğinin, her telden çalan köşe yazarlarına bırakılmış olmasıdır.
[1] http://research.sustainablefoodtrust.org/wp-content/uploads/2012/09/Final-Paper.pdf(henüz yayınlanmamış)
Fransız hükümetünün dahi “konu üzerine çalışmaların devam etmesi gerektiğini” dile getimiş, Avrupa 
Fakat tüm dünyada, araştırıcısının kimliğinden yayınlanma biçimine, denemenin kurgulanmasından deneme desenine, istatistikî değerlendirmeden yorumuna kadar özellikle uzman bilim adamlarınca[2] öyle bir eleştiri yağmuruna tutuldu ki bunları, bilimsel gazeteciliğin pek gelişmediği ülkemizin okuruna duyurmamak büyük kayıp olurdu. O nedenle söz konusu araştırma ile ilgili bazı görüşleri aşağıda özetlemekte yarar görülmüştür.
Araştırıcı fanatik bir GDO karşıtı olarak 1997 yılından beri GDO kampanyalar yürütmektedir. Son araştırması da kendi kurduğu bir dernekçe desteklenmiştir. Birçok yayını EFSA tarafından (savlarının verilerince desteklenmediği gerekçesiyle) red edilmiştir. Araştırmanın kurgusu, bir bilim adamına göre acaip, kuşkulu ve “korku salma” amaçlı olarak nitelendirilmektedir. Araştırcının önümüzdeki haftalarda yayınlanacak “All Guinae Pigs!” kitabının hemen öncesinde böyle sansasyonal bir yayını yapması düşündürücüdür;
Araştırmada kullanılan fareler kansere karşı duyarlı, zaten ömürleri iki yıl olan Sprague-Drawley tescilli genotipine aittir. Bu gurup farelerde kendiliğinden kanser oluştuğu ve iki yıl içinde %80’inin öldüğü daha önceki araştırmalarla isbatlanmıştır. Özellikle verilen yem miktarının (araştırmada buna hiç yer verilmemiştir) fazlalığında kanser oranı daha da artmaktadır;
Denemede kontrol gurubunun 20 ferdinden 5’i (% 25!) daha deneme esnasında kanserden ölmüştür. Test guruplarından bazılarının kontrollerden daha az ölüm gözlenmesi ilginçtir. %11, %22, %33 gibi roundup uygulama dozlarında düşük dozlarda, daha fazla ölüme rastlanması, denemenin sağlıklı bir yorumunu engelleyeceği açıktır;
Denemede istatistikî değerlendirme için gerekli varyasyon katsayısı veya “asgari önemli fark”a yer verilmemiş ve istatistikî farka adeta değinilmemiştir. Kaliforniya’lı bir bilim adamına göre değerlendirme bir “fantezi istatistik“ yöntemi uygulanmış, tesadüfî bulgular gerçekmiş gibi yansıtılmıştır;
Ne ilginçtir ki araştırıcılar araştırma sonuçlarını, bulgularının tekrarlanıp tekrarlanamıyacağını düşünmeden yayınlamaktadırlar. Bu, gerek Árpád Pusztai ve diğer birkaç olayda maalesef bilim adına kötü bir örnek olarak yaşanmıştı. Fakat çok daha çarpıcı olan, bu tip bulguların doğrulanması gerektirğini bir türlü kabullenmeyen medyanın tavrıdır. Bunun da ana nedeni bilim gazeteciliğinin, her telden çalan köşe yazarlarına bırakılmış olmasıdır.
[1] http://research.sustainablefoodtrust.org/wp-content/uploads/2012/09/Final-Paper.pdf(henüz yayınlanmamış)












