Yazar Portal | Turkiye Interaktif Kose Yazarı Gazetesi
Cumartesi, Ocak 31, 2026
  • Giriş Yap
  • Ana Sayfa
  • Köşe Yazarları
  • Künye
  • Yayın İlkeleri
  • Yazar Müracaatı
  • Kurumsal
    • Misyon
    • Yayın Grubumuz
    • Logo
    • Reklam Tarifesi
  • Yazar Girişi
  • E-Posta
Sonuç yok
Tüm sonuçları gör
  • Ana Sayfa
  • Köşe Yazarları
  • Künye
  • Yayın İlkeleri
  • Yazar Müracaatı
  • Kurumsal
    • Misyon
    • Yayın Grubumuz
    • Logo
    • Reklam Tarifesi
  • Yazar Girişi
  • E-Posta
Sonuç yok
Tüm sonuçları gör
Yazar Portal | Turkiye Interaktif Kose Yazarı Gazetesi
Sonuç yok
Tüm sonuçları gör
Anasayfa Yazarlar Cahit KARAÇ

Her Şeyin Bir Sonu Var

Cahit KARAÇ Yazar Cahit KARAÇ
12 Temmuz 2012
Cahit KARAÇ
0
400
Paylaşma
5k
Görüntülenme
Facebook'ta PaylaşTwitter'da Paylaş

Evren oluşur. Yok olur. “İnsan doğar, yaşar, büyür, ölür.

Ağaçlar, bitkiler, çiçekler önce yeşerir. Sonra solar, kurur ot, odun olur.

İnsan akıl ya da eliyle yapılan tüm işlerde öyle. Önce güzel olur. Güzel görünür. Sonra bozulur çirkin olur. Çünkü zaman her şeyi geliştirip değiştirip eskitir.

Dünya denilen bu alemde hayat bu şekilde sürer. Çünkü hayat sürekli yenilenir. O yüzden de sürekli yenilenmek ister. Çünkü zaman bize uymaz. Biz buHer şeyin bir sonu var mekan üzerinde akıp giden zamana uymak zorundayız. Uymayan çağın gerisinde kalır.

Hayat bir oyundur. Oyun kuralsız oynanmaz. Hayat içinde oynanan her oyun genel hayatın gidişatına yönelik kuralını belirler. Onun için hiç kimse her yapılan işi kendinden bilip şımarıp kasılmasın. Çünkü bu hayatın temel kuralıdır. Herkes için geçerlidir. Hiç kimse bu kuralın dışına çıkamaz.

Unutulmamalı ki, yaşadığımız hayat içinde sen ne kadar önemliysen bir başkası da en az senin kadar önemlidir. Çünkü bir başka varlığın varlığı, senin benim var olmamızı sağlar. Onun için tüm varlıkların varlığı birbirine bağlı genel hayatı oluşturur.

Hayat ölçü ve denge üzerine kurulmuş ilahi intizamı oluşturan ilahi bir düzen içinde devam eder. Bu ölçü ve bu düzeni bozmak, hayatın akışını değiştirip intizamını bozar.

Halbuki, doğal hayatın sürekliliği için en önemli şey, hayatı oyun kabul edip, oyunu da hayatın akışı içerisinde doğal akla uygun düşünce üretip hareket etmektir. Çünkü Allah doğayı insan için, insanı kendisi için yaratmışır. O halde doğal hayat içindeki tüm yaşam, doğal akla uygun, doğal yaşamla sağlanır. Yani herkesin hayatı sebepler halkasıyla bu zincire bağlanmıştır. Her şey buna göre hareket eder. Çünkü her şey Allah’tan gelir. Allah’a gider.

Her akıl sahibi kendi hayatını kendi yaşar. Kendi aklını kullanıp yaşamasını bilmeyenler de hep başkalarının aklıyla yaşarlar. Sonra ceremesini çekerler ama yaptıklarından da hiç pişmanlık duymazlar. Çünkü aklı kullanmazlar. Yaşadıkları hayata dair pişmanlıkları çoktur. Her geçen gün pişmanlıkları artıp çoğalır. Onun için bu insanlar hep keşkelerle dolu bir hayat yaşarlar.

Keşkeleri çok olan insanlara umut satmak kolaydır. Biraz akıl, biraz zeka yeterli. Başka bir şey gerekmez. Çünkü keşkeleri çok olan insanlar, neden? Niçin? Gibi soruları kendilerine sorup doğruyu öğrenmezler. Düşünüp sorgulamazlar. Herkesi kendileri gibi sanıp her söylenen söze kolayca inanırlar.

Aklı kıt olan ile olupta hiç kullanmayan arasında da hiç fark yoktur. Bu iki guruptaki, insanlarda çalışıp kazanmayı sevmezler. Hep beklenti, hep umut içinde yaşamayı severler. Onun için bunlara umut satıp kandırmak kolaydır.

Toplum içinde bunlardan azıcık fazla aklı olanlar da zaten hep bunu yapıyorlar. Çünkü ülke yararına olacak, onlarda da fazla akıl yok. Aklı olmayanın satacak bir şeyi olmaz. Şayet bir şey satacak olurlarsa; onlarda ya dedikodu ya yalan satarlar. Çünkü gerçek satılmaz. Satılmak istense de akıl ister.

Yalanı satmak kolaydır. Çünkü hiç bir masrafı zahmeti yoktur. Üstelik inananı da çoktur. Onun için akıl, ilim, irfan, inanç gibi vs şeylerden yoksundur. Üstelik insana hiç yükü de yoktur. Yalancılar her işin kolayına kaçıp kolay yaşarlar. Hayatları tek düze olup zevksizdirler.

Yalan satanlar genelde kazançlarını vatandaşın zaaflarından ya da devletin yasal boşluklarından yararlanıp kazanırlar. Kazançlarını kolay elde ederler. Onun için bereketsizdir.

Genelde kendi ürettikleri pek fazla bir şey yoktur. Hep başkalarının ürettiklerini pazarlayıp satarlar. Gün bulup gün yerler. Doğru yanlış ayrımı yapmazlar. Tolumun kültürel değerlerine karşı bağnazdırlar. Hiçbir şeyi doğru dürüst bilmezler. Onun için değiştirip ilerlemeyi düşünmezler. Fakat her şeyi çok iyi biliyor gibi görüntü verip hareket ederler. İşleri güçleri dedikodu üretip onun bunun lafını etmektir.

Dolayısıyla hayatlarını umut tacirliği yaparak kazanırlar. Çünkü umut, insanı beklentiye sokar. Zaman ister. Yalan hemen ortaya çıkmaz. Onun için ne kadar uzun sürerse bir o kadar yalan satanların işine yarar.

Halbulki, gerçeği satmak her zaman için zordur. Çünkü gerçek akıl ister. Bilgi ister. İnanç ister. Hak, hukuk adalet ister. Çalışıp çabalamak ister. Doğru olup doğru yaşayan insan ister. Onun için zahmetlidir. Bu yüzden de gerçek üretip gerçek satanların hayatları hep arayış, hep zorluk içinde geçer.

Aşırıya kaçırıldığında toplum düzeni bozulur. Bu konuda zaten hiçbir millet bizimle boy ölçüşemez.

Sevgi ve saygılarımla.

Cahit KARAÇ

Evren oluşur. Yok olur. “İnsan doğar, yaşar, büyür, ölür.

Ağaçlar, bitkiler, çiçekler önce yeşerir. Sonra solar, kurur ot, odun olur.

İnsan akıl ya da eliyle yapılan tüm işlerde öyle. Önce güzel olur. Güzel görünür. Sonra bozulur çirkin olur. Çünkü zaman her şeyi geliştirip değiştirip eskitir.

Dünya denilen bu alemde hayat bu şekilde sürer. Çünkü hayat sürekli yenilenir. O yüzden de sürekli yenilenmek ister. Çünkü zaman bize uymaz. Biz buHer şeyin bir sonu var mekan üzerinde akıp giden zamana uymak zorundayız. Uymayan çağın gerisinde kalır.

Hayat bir oyundur. Oyun kuralsız oynanmaz. Hayat içinde oynanan her oyun genel hayatın gidişatına yönelik kuralını belirler. Onun için hiç kimse her yapılan işi kendinden bilip şımarıp kasılmasın. Çünkü bu hayatın temel kuralıdır. Herkes için geçerlidir. Hiç kimse bu kuralın dışına çıkamaz.

Unutulmamalı ki, yaşadığımız hayat içinde sen ne kadar önemliysen bir başkası da en az senin kadar önemlidir. Çünkü bir başka varlığın varlığı, senin benim var olmamızı sağlar. Onun için tüm varlıkların varlığı birbirine bağlı genel hayatı oluşturur.

Hayat ölçü ve denge üzerine kurulmuş ilahi intizamı oluşturan ilahi bir düzen içinde devam eder. Bu ölçü ve bu düzeni bozmak, hayatın akışını değiştirip intizamını bozar.

Halbuki, doğal hayatın sürekliliği için en önemli şey, hayatı oyun kabul edip, oyunu da hayatın akışı içerisinde doğal akla uygun düşünce üretip hareket etmektir. Çünkü Allah doğayı insan için, insanı kendisi için yaratmışır. O halde doğal hayat içindeki tüm yaşam, doğal akla uygun, doğal yaşamla sağlanır. Yani herkesin hayatı sebepler halkasıyla bu zincire bağlanmıştır. Her şey buna göre hareket eder. Çünkü her şey Allah’tan gelir. Allah’a gider.

Her akıl sahibi kendi hayatını kendi yaşar. Kendi aklını kullanıp yaşamasını bilmeyenler de hep başkalarının aklıyla yaşarlar. Sonra ceremesini çekerler ama yaptıklarından da hiç pişmanlık duymazlar. Çünkü aklı kullanmazlar. Yaşadıkları hayata dair pişmanlıkları çoktur. Her geçen gün pişmanlıkları artıp çoğalır. Onun için bu insanlar hep keşkelerle dolu bir hayat yaşarlar.

Keşkeleri çok olan insanlara umut satmak kolaydır. Biraz akıl, biraz zeka yeterli. Başka bir şey gerekmez. Çünkü keşkeleri çok olan insanlar, neden? Niçin? Gibi soruları kendilerine sorup doğruyu öğrenmezler. Düşünüp sorgulamazlar. Herkesi kendileri gibi sanıp her söylenen söze kolayca inanırlar.

Aklı kıt olan ile olupta hiç kullanmayan arasında da hiç fark yoktur. Bu iki guruptaki, insanlarda çalışıp kazanmayı sevmezler. Hep beklenti, hep umut içinde yaşamayı severler. Onun için bunlara umut satıp kandırmak kolaydır.

Toplum içinde bunlardan azıcık fazla aklı olanlar da zaten hep bunu yapıyorlar. Çünkü ülke yararına olacak, onlarda da fazla akıl yok. Aklı olmayanın satacak bir şeyi olmaz. Şayet bir şey satacak olurlarsa; onlarda ya dedikodu ya yalan satarlar. Çünkü gerçek satılmaz. Satılmak istense de akıl ister.

Yalanı satmak kolaydır. Çünkü hiç bir masrafı zahmeti yoktur. Üstelik inananı da çoktur. Onun için akıl, ilim, irfan, inanç gibi vs şeylerden yoksundur. Üstelik insana hiç yükü de yoktur. Yalancılar her işin kolayına kaçıp kolay yaşarlar. Hayatları tek düze olup zevksizdirler.

Yalan satanlar genelde kazançlarını vatandaşın zaaflarından ya da devletin yasal boşluklarından yararlanıp kazanırlar. Kazançlarını kolay elde ederler. Onun için bereketsizdir.

Genelde kendi ürettikleri pek fazla bir şey yoktur. Hep başkalarının ürettiklerini pazarlayıp satarlar. Gün bulup gün yerler. Doğru yanlış ayrımı yapmazlar. Tolumun kültürel değerlerine karşı bağnazdırlar. Hiçbir şeyi doğru dürüst bilmezler. Onun için değiştirip ilerlemeyi düşünmezler. Fakat her şeyi çok iyi biliyor gibi görüntü verip hareket ederler. İşleri güçleri dedikodu üretip onun bunun lafını etmektir.

Dolayısıyla hayatlarını umut tacirliği yaparak kazanırlar. Çünkü umut, insanı beklentiye sokar. Zaman ister. Yalan hemen ortaya çıkmaz. Onun için ne kadar uzun sürerse bir o kadar yalan satanların işine yarar.

Halbulki, gerçeği satmak her zaman için zordur. Çünkü gerçek akıl ister. Bilgi ister. İnanç ister. Hak, hukuk adalet ister. Çalışıp çabalamak ister. Doğru olup doğru yaşayan insan ister. Onun için zahmetlidir. Bu yüzden de gerçek üretip gerçek satanların hayatları hep arayış, hep zorluk içinde geçer.

Aşırıya kaçırıldığında toplum düzeni bozulur. Bu konuda zaten hiçbir millet bizimle boy ölçüşemez.

Sevgi ve saygılarımla.

Cahit KARAÇ

Evren oluşur. Yok olur. “İnsan doğar, yaşar, büyür, ölür.

Ağaçlar, bitkiler, çiçekler önce yeşerir. Sonra solar, kurur ot, odun olur.

İnsan akıl ya da eliyle yapılan tüm işlerde öyle. Önce güzel olur. Güzel görünür. Sonra bozulur çirkin olur. Çünkü zaman her şeyi geliştirip değiştirip eskitir.

Dünya denilen bu alemde hayat bu şekilde sürer. Çünkü hayat sürekli yenilenir. O yüzden de sürekli yenilenmek ister. Çünkü zaman bize uymaz. Biz buHer şeyin bir sonu var mekan üzerinde akıp giden zamana uymak zorundayız. Uymayan çağın gerisinde kalır.

Hayat bir oyundur. Oyun kuralsız oynanmaz. Hayat içinde oynanan her oyun genel hayatın gidişatına yönelik kuralını belirler. Onun için hiç kimse her yapılan işi kendinden bilip şımarıp kasılmasın. Çünkü bu hayatın temel kuralıdır. Herkes için geçerlidir. Hiç kimse bu kuralın dışına çıkamaz.

Unutulmamalı ki, yaşadığımız hayat içinde sen ne kadar önemliysen bir başkası da en az senin kadar önemlidir. Çünkü bir başka varlığın varlığı, senin benim var olmamızı sağlar. Onun için tüm varlıkların varlığı birbirine bağlı genel hayatı oluşturur.

Hayat ölçü ve denge üzerine kurulmuş ilahi intizamı oluşturan ilahi bir düzen içinde devam eder. Bu ölçü ve bu düzeni bozmak, hayatın akışını değiştirip intizamını bozar.

Halbuki, doğal hayatın sürekliliği için en önemli şey, hayatı oyun kabul edip, oyunu da hayatın akışı içerisinde doğal akla uygun düşünce üretip hareket etmektir. Çünkü Allah doğayı insan için, insanı kendisi için yaratmışır. O halde doğal hayat içindeki tüm yaşam, doğal akla uygun, doğal yaşamla sağlanır. Yani herkesin hayatı sebepler halkasıyla bu zincire bağlanmıştır. Her şey buna göre hareket eder. Çünkü her şey Allah’tan gelir. Allah’a gider.

Her akıl sahibi kendi hayatını kendi yaşar. Kendi aklını kullanıp yaşamasını bilmeyenler de hep başkalarının aklıyla yaşarlar. Sonra ceremesini çekerler ama yaptıklarından da hiç pişmanlık duymazlar. Çünkü aklı kullanmazlar. Yaşadıkları hayata dair pişmanlıkları çoktur. Her geçen gün pişmanlıkları artıp çoğalır. Onun için bu insanlar hep keşkelerle dolu bir hayat yaşarlar.

Keşkeleri çok olan insanlara umut satmak kolaydır. Biraz akıl, biraz zeka yeterli. Başka bir şey gerekmez. Çünkü keşkeleri çok olan insanlar, neden? Niçin? Gibi soruları kendilerine sorup doğruyu öğrenmezler. Düşünüp sorgulamazlar. Herkesi kendileri gibi sanıp her söylenen söze kolayca inanırlar.

Aklı kıt olan ile olupta hiç kullanmayan arasında da hiç fark yoktur. Bu iki guruptaki, insanlarda çalışıp kazanmayı sevmezler. Hep beklenti, hep umut içinde yaşamayı severler. Onun için bunlara umut satıp kandırmak kolaydır.

Toplum içinde bunlardan azıcık fazla aklı olanlar da zaten hep bunu yapıyorlar. Çünkü ülke yararına olacak, onlarda da fazla akıl yok. Aklı olmayanın satacak bir şeyi olmaz. Şayet bir şey satacak olurlarsa; onlarda ya dedikodu ya yalan satarlar. Çünkü gerçek satılmaz. Satılmak istense de akıl ister.

Yalanı satmak kolaydır. Çünkü hiç bir masrafı zahmeti yoktur. Üstelik inananı da çoktur. Onun için akıl, ilim, irfan, inanç gibi vs şeylerden yoksundur. Üstelik insana hiç yükü de yoktur. Yalancılar her işin kolayına kaçıp kolay yaşarlar. Hayatları tek düze olup zevksizdirler.

Yalan satanlar genelde kazançlarını vatandaşın zaaflarından ya da devletin yasal boşluklarından yararlanıp kazanırlar. Kazançlarını kolay elde ederler. Onun için bereketsizdir.

Genelde kendi ürettikleri pek fazla bir şey yoktur. Hep başkalarının ürettiklerini pazarlayıp satarlar. Gün bulup gün yerler. Doğru yanlış ayrımı yapmazlar. Tolumun kültürel değerlerine karşı bağnazdırlar. Hiçbir şeyi doğru dürüst bilmezler. Onun için değiştirip ilerlemeyi düşünmezler. Fakat her şeyi çok iyi biliyor gibi görüntü verip hareket ederler. İşleri güçleri dedikodu üretip onun bunun lafını etmektir.

Dolayısıyla hayatlarını umut tacirliği yaparak kazanırlar. Çünkü umut, insanı beklentiye sokar. Zaman ister. Yalan hemen ortaya çıkmaz. Onun için ne kadar uzun sürerse bir o kadar yalan satanların işine yarar.

Halbulki, gerçeği satmak her zaman için zordur. Çünkü gerçek akıl ister. Bilgi ister. İnanç ister. Hak, hukuk adalet ister. Çalışıp çabalamak ister. Doğru olup doğru yaşayan insan ister. Onun için zahmetlidir. Bu yüzden de gerçek üretip gerçek satanların hayatları hep arayış, hep zorluk içinde geçer.

Aşırıya kaçırıldığında toplum düzeni bozulur. Bu konuda zaten hiçbir millet bizimle boy ölçüşemez.

Sevgi ve saygılarımla.

Cahit KARAÇ

Evren oluşur. Yok olur. “İnsan doğar, yaşar, büyür, ölür.

Ağaçlar, bitkiler, çiçekler önce yeşerir. Sonra solar, kurur ot, odun olur.

İnsan akıl ya da eliyle yapılan tüm işlerde öyle. Önce güzel olur. Güzel görünür. Sonra bozulur çirkin olur. Çünkü zaman her şeyi geliştirip değiştirip eskitir.

Dünya denilen bu alemde hayat bu şekilde sürer. Çünkü hayat sürekli yenilenir. O yüzden de sürekli yenilenmek ister. Çünkü zaman bize uymaz. Biz buHer şeyin bir sonu var mekan üzerinde akıp giden zamana uymak zorundayız. Uymayan çağın gerisinde kalır.

Hayat bir oyundur. Oyun kuralsız oynanmaz. Hayat içinde oynanan her oyun genel hayatın gidişatına yönelik kuralını belirler. Onun için hiç kimse her yapılan işi kendinden bilip şımarıp kasılmasın. Çünkü bu hayatın temel kuralıdır. Herkes için geçerlidir. Hiç kimse bu kuralın dışına çıkamaz.

Unutulmamalı ki, yaşadığımız hayat içinde sen ne kadar önemliysen bir başkası da en az senin kadar önemlidir. Çünkü bir başka varlığın varlığı, senin benim var olmamızı sağlar. Onun için tüm varlıkların varlığı birbirine bağlı genel hayatı oluşturur.

Hayat ölçü ve denge üzerine kurulmuş ilahi intizamı oluşturan ilahi bir düzen içinde devam eder. Bu ölçü ve bu düzeni bozmak, hayatın akışını değiştirip intizamını bozar.

Halbuki, doğal hayatın sürekliliği için en önemli şey, hayatı oyun kabul edip, oyunu da hayatın akışı içerisinde doğal akla uygun düşünce üretip hareket etmektir. Çünkü Allah doğayı insan için, insanı kendisi için yaratmışır. O halde doğal hayat içindeki tüm yaşam, doğal akla uygun, doğal yaşamla sağlanır. Yani herkesin hayatı sebepler halkasıyla bu zincire bağlanmıştır. Her şey buna göre hareket eder. Çünkü her şey Allah’tan gelir. Allah’a gider.

Her akıl sahibi kendi hayatını kendi yaşar. Kendi aklını kullanıp yaşamasını bilmeyenler de hep başkalarının aklıyla yaşarlar. Sonra ceremesini çekerler ama yaptıklarından da hiç pişmanlık duymazlar. Çünkü aklı kullanmazlar. Yaşadıkları hayata dair pişmanlıkları çoktur. Her geçen gün pişmanlıkları artıp çoğalır. Onun için bu insanlar hep keşkelerle dolu bir hayat yaşarlar.

Keşkeleri çok olan insanlara umut satmak kolaydır. Biraz akıl, biraz zeka yeterli. Başka bir şey gerekmez. Çünkü keşkeleri çok olan insanlar, neden? Niçin? Gibi soruları kendilerine sorup doğruyu öğrenmezler. Düşünüp sorgulamazlar. Herkesi kendileri gibi sanıp her söylenen söze kolayca inanırlar.

Aklı kıt olan ile olupta hiç kullanmayan arasında da hiç fark yoktur. Bu iki guruptaki, insanlarda çalışıp kazanmayı sevmezler. Hep beklenti, hep umut içinde yaşamayı severler. Onun için bunlara umut satıp kandırmak kolaydır.

Toplum içinde bunlardan azıcık fazla aklı olanlar da zaten hep bunu yapıyorlar. Çünkü ülke yararına olacak, onlarda da fazla akıl yok. Aklı olmayanın satacak bir şeyi olmaz. Şayet bir şey satacak olurlarsa; onlarda ya dedikodu ya yalan satarlar. Çünkü gerçek satılmaz. Satılmak istense de akıl ister.

Yalanı satmak kolaydır. Çünkü hiç bir masrafı zahmeti yoktur. Üstelik inananı da çoktur. Onun için akıl, ilim, irfan, inanç gibi vs şeylerden yoksundur. Üstelik insana hiç yükü de yoktur. Yalancılar her işin kolayına kaçıp kolay yaşarlar. Hayatları tek düze olup zevksizdirler.

Yalan satanlar genelde kazançlarını vatandaşın zaaflarından ya da devletin yasal boşluklarından yararlanıp kazanırlar. Kazançlarını kolay elde ederler. Onun için bereketsizdir.

Genelde kendi ürettikleri pek fazla bir şey yoktur. Hep başkalarının ürettiklerini pazarlayıp satarlar. Gün bulup gün yerler. Doğru yanlış ayrımı yapmazlar. Tolumun kültürel değerlerine karşı bağnazdırlar. Hiçbir şeyi doğru dürüst bilmezler. Onun için değiştirip ilerlemeyi düşünmezler. Fakat her şeyi çok iyi biliyor gibi görüntü verip hareket ederler. İşleri güçleri dedikodu üretip onun bunun lafını etmektir.

Dolayısıyla hayatlarını umut tacirliği yaparak kazanırlar. Çünkü umut, insanı beklentiye sokar. Zaman ister. Yalan hemen ortaya çıkmaz. Onun için ne kadar uzun sürerse bir o kadar yalan satanların işine yarar.

Halbulki, gerçeği satmak her zaman için zordur. Çünkü gerçek akıl ister. Bilgi ister. İnanç ister. Hak, hukuk adalet ister. Çalışıp çabalamak ister. Doğru olup doğru yaşayan insan ister. Onun için zahmetlidir. Bu yüzden de gerçek üretip gerçek satanların hayatları hep arayış, hep zorluk içinde geçer.

Aşırıya kaçırıldığında toplum düzeni bozulur. Bu konuda zaten hiçbir millet bizimle boy ölçüşemez.

Sevgi ve saygılarımla.

Cahit KARAÇ

Paylaş
Etiketler: Hayat bir oyunduryaşam
Önceki Yazı

Velev ki, Ermeniyim Ne Olacak? Kesecek Misiniz?

Sonraki Yazı

Kedi İstiyorum…

Cahit KARAÇ

Cahit KARAÇ

İlişkili Yazılar

Cahit KARAÇ

Barış

19 Nisan 2019
5k
Cahit KARAÇ

İnsan ve Ağaç

16 Nisan 2019
5k
Cahit KARAÇ

Cahit’ten Özlü Sözler

26 Şubat 2019
5k
Cahit KARAÇ

İnsan ve Ağaç

23 Şubat 2018
5k
Sonraki Yazı

Kedi İstiyorum…

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

  • Trendler
  • Yorumlar
  • En son
Aşık Veysel ve Kara Toprak Türküsü Hikayesi

Aşık Veysel ve Kara Toprak Türküsü Hikayesi

22 Mart 2019
Ayak Tabanına Veya Göğüse Vicks Sürmenin Faydası Yok

Ayak Tabanına Veya Göğüse Vicks Sürmenin Faydası Yok

24 Ocak 2016

Yok Saymak

28 Mart 2020

Yıldızname Baktırmak Günah mı…Günah…

09 Haziran 2022

Keltepen’in Taşları /Şu Akkuşun Gürgenleri

18 Nisan 2020

Düz Dara Yâr Düz Dara

23 Mayıs 2020

Tüketicilerin Süt Tozu Dilekçeleri!

97

Fethullah Gülen’e 19 Soru

72

Ayasofya Açılsın Zincirler Kırılsın

70

İslâm Dışı Bir Uygulama: Çocuk Sünneti…

45

Gıda Mühendislerinin Petek Ataman’a Çağrısı

40

Şarkı Sözü Alan Var mı?

39
Tərcümeyi – Hal

Tərcümeyi – Hal

31 Ocak 2026
Ünye Döner Çeşme Meydanı

Ünye Döner Çeşme Meydanı

31 Ocak 2026
Herkese ‘Kelle’ Gerek

Günce

31 Ocak 2026
Müzisyen Kardeşler

Müzisyen Kardeşler

31 Ocak 2026
Suskun Ve Sessiz

Kürsüde Az Ses, Çok Mana

30 Ocak 2026
Toplumsal Cinsel Problem

Toplumsal Cinsel Problem

30 Ocak 2026

Köşe Yazarları

Türkiye Deprem Haritası

 

Ayın Sözü

Lütfen Duyarlı Olalım!

de, da vb. bağlaçlar ayrı yazılır.

Cümle bitişinde noktalama yapılır. Boşluk bırakılır, yeni cümleye büyük harfle başlanır.

Dilimiz kadar, edebiyatımıza da özen gösterelim.

Arşiv

Sosyal Medya’da Biz

  • Facebook
  • İnstagram
  • Twitter

Entelektüel Künyemiz!

Online Bilgi İletişim, Sanat ve Medya Hizmetleri, (ICAM | Information, Communication, Art and Media Network) Bilgiağı Yayın Grubu bileşeni YAZAR PORTAL, her gün yenilenen güncel yayınıyla birbirinden değerli köşe yazarlarının özgün makalelerini Türk ve dünya kültür mirasına sunmaktan gurur duyar.

Yazar Portal, günlük, çevrimiçi (interaktif) Köşe Yazarı Gazetesi, basın meslek ilkelerini ve genel yayın etik ilkelerini kabul eder.

Yayın Kurulu

Kent Akademisi Dergisi

Kent Akademisi | Kent Kültürü ve Yönetimi Dergisi
Urban Academy | Journal of Urban Culture and Management

Ayın Kitabı

Yazarımız, Sedayi ALTUN’dan,

“Bir Eğitim Yolcusu” adlı güzel bir eser. Yazarımızın eseri, yine bir yazarımız ve Karadeniz Şairler ve Yazarlar Derneği yönetim kurulu üyemizin sahibi olduğu Ateş Yayınlarından çıkmıştır. Kendilerini kutluyoruz.

Gazetemiz TİGAD Üyesidir

YAZAR PORTAL

JENAS

Journal of Environmental and Natural Search

Yayın Referans Lisansı

Creative Commons License
This work is licensed under a Creative Commons Attribution-NonCommercial-NoDerivatives 4.0 International License.

Bilim & Teknoloji

Eğitim & Kültür

Genel Eğitim

Kişisel Gelişim

Çocuk Gelişimi

Anı & Günce

Spor

Kitap İncelemesi

Film & Sinema Eleştirisi

Gezi Yazısı

Öykü Tefrikaları

Roman Tefrikaları

Röportaj

Medya

Edebiyat & Sanat

Sağlık & Beslenme

Ekonomi & Finans

Siyaset & Politika

Genç Kalemler

Magazin

Şiir

Künye

Köşe Yazarları

Yazar Müracatı

Yazar Girişi

Yazar Olma Dilekçesi

Yayın İlkeleri

Yayın Grubumuz

Misyon

Logo

Reklam Tarifesi

Gizlilik Politikası

İletişim

E-Posta

Üye Ol

BİLGİ, İLETİŞİM, SANAT ve MEDYA HİZMETLERİ YAYIN GRUBU

 INFORMATION, COMMUNICATION, ART and MEDIA PUBLISHING GROUP

© ICAM Publishing

Gazetemiz www.yazarportal.com, (Yazarportal) basın meslek ilkelerine uymaya söz vermiştir.
Yazıların tüm hukuksal hakları yazarlarına aittir. Yazarlarımızın izni olmaksızın, yazılar, hiç bir yerde kaynak gösterilmeksizin kısmen veya tamamen alıntı yapılamaz.

Sonuç yok
Tüm sonuçları gör
  • Ana Sayfa
  • Köşe Yazarları
  • Künye
  • Yayın İlkeleri
  • Yazar Müracaatı
  • Kurumsal
    • Misyon
    • Yayın Grubumuz
    • Logo
    • Reklam Tarifesi
  • Yazar Girişi
  • E-Posta

© 2008 - 2021 Yazar Portal | Türkiye Interaktif Köşe Yazarı Gazetesi

Yeniden Hoşgeldin

Aşağıdan hesabınıza giriş yapın

Şifrenimi unuttun?

Parolanızı alın

Şifrenizi sıfırlamak için lütfen kullanıcı adınızı veya e-posta adresinizi girin.

Giriş yap