Yazar Portal | Turkiye Interaktif Kose Yazarı Gazetesi
Cuma, Ocak 30, 2026
  • Giriş Yap
  • Ana Sayfa
  • Köşe Yazarları
  • Künye
  • Yayın İlkeleri
  • Yazar Müracaatı
  • Kurumsal
    • Misyon
    • Yayın Grubumuz
    • Logo
    • Reklam Tarifesi
  • Yazar Girişi
  • E-Posta
Sonuç yok
Tüm sonuçları gör
  • Ana Sayfa
  • Köşe Yazarları
  • Künye
  • Yayın İlkeleri
  • Yazar Müracaatı
  • Kurumsal
    • Misyon
    • Yayın Grubumuz
    • Logo
    • Reklam Tarifesi
  • Yazar Girişi
  • E-Posta
Sonuç yok
Tüm sonuçları gör
Yazar Portal | Turkiye Interaktif Kose Yazarı Gazetesi
Sonuç yok
Tüm sonuçları gör
Anasayfa Yazarlar Halil DAĞ

Türkiye’de Muhafazakârlığın Kökleri ve Tarihi (II)

Halil DAĞ Yazar Halil DAĞ
01 Ağustos 2009
Halil DAĞ
0
400
Paylaşma
5k
Görüntülenme
Facebook'ta PaylaşTwitter'da Paylaş

2 – Muhafazakârlığı Yaratan Sınıfsal Bölünme

Devlet-i Ali Osmanî yengileri unutup yenilgilere duçar oldukça gözler orduya çevrilmiş, değişimin ve modernleşmenin ilk adımları de ordu müessesesine ilişkin olarak ortaya çıkmıştır. Ordunun silah donanımında gelişmeyi ve güçlenmeyi hedefleyen fen ve mühendislik alanındaki yeniliklere dayalı çabalarla ordunun zaafları giderilmeye çalışılmıştır.

Ancak bu çabanın bir uzantısı olarak dönemin padişahının 19. yüzyılın ilk çeyreğinde ordu içinde yeni nizam (Nizam-ı Cedit) arayışları ordu devletlûları (ocaklar) arasında huzursuzluk yaratmıştır. Bu dönemde taşralı ayanların (taşra memalik hanedanları) da kendi aralarında ittifak yaparak merkeze karşı güç gösterisine kalkışmaları merkezdeki hiyerarşik düzeni yıpratmıştır. Bu yıpranmayı ortadan kaldırmak için taşradaki güçlü valilerden birisi olan Alemdar Mustafa Paşa harekete geçmişse de daha kendisi İstanbul’a gelemeden isyan ile tahttan indirilmiş olan Üçüncü Selim boğularak öldürülmüştür. Bunun üzerine Alemdar Mustafa Paşa Üçüncü Selim’in yerine geçirilen Dördüncü Mustafa’yı tahttan indirerek İkinci Mahmut’u tahta geçirmişse de düzen tam kurulamamış, taşralı feodallerin başıbozuklukları daha da artmıştır. Bu başıbozukluğun sonlandırılması ise “1808 Sened-i İttifakı”nın imzalanması ile olmuştur.

Padişahın kutsal otoritesinin tekrar takdis edildiği bu belge ile artık her sözü padişahın sözü sayılacak olan sadrazama kesin itaat şartı getirilmiş buna karşın taşralı ayanların ellerindeki gücün babadan oğula devrine imkân veren bir hukuki durum ortaya çıkmıştır. Türkiye’deki mevcut feodal kılıklı ve muhafazakârlık mitoslarıyla beslenen ilkel sosyal sınıflanmanın çekirdeği de bu yıllardaki çatışmanın sonuçlanma biçimidir.

Sened-i İttifak, Alemdar Mustafa Paşa’dan sonra fiilen yürürlükten kalkmışsa da fiili durum bakımından nitelik olarak önemli sayılabilecek bir güç bölüşümü yaratmıştır.

Bir kere padişahı yeniden “Halife-i Ruy-u Zemin” makamıyla kutsayan senedin 4. şartı ayanların sadrazama kayıtsız şartsız itaatini getirmiştir. Bu şarta göre sadrazam kanun hilafına bir işe girişmeyecek buna karşılık da ayanlar sadrazamdan gelen emri padişahın emri olarak kabul edecektir. 5. şart ise ayanlığın babadan oğla bir verasete dönüşmesini getirmiştir. Ağalık müessesesi, Osmanlı toplumuna her ne kadar Bizans’taki Tekfurluk Sistemi ile geçmiş olsa da günümüzdeki ağalığın en önemli hukuki ve sosyal temellerinden birisi bu hükümdür.

Belgeye imza atan 21 kişiden 4’ü taşralı feodaller iken geriye kalan 17 kişinin vüzera-ı devlet ve ulema-ı himmetten olması musluğun başında hala eski ortakların olduğunu göstermektedir. Ancak senedi imzalamak için Kâğıthane’de toplanan “Meşveret-i Amme” içerisinde şeyhülislam ve birkaç kadı karşısında askerlerin çoğunlukta olduğu bürokratların (vükelâ-i devlet) önemli bir ağırlığının da olduğu göze çarpmaktadır. Bu da gösteriyor ki güç gittikçe bürokrasiye doğru devşirilmektedir.

Bu dönemin gelişmeleri Cumhuriyet Döneminde hala farklı yorumlanmaktadır. S. S. Onar gibi kimi hukukçular bile bunu hukuk devletine doğru atılmış bir adım olarak kabul ederken Sened-i İttifakın uygulanamamış olmasına hayıflanan N. Kubalı gibi bazı hukukçular da bunu mutlak monarşiden meşruti monarşiye geçiş olarak değerlendirmektedir. Feodalitenin çağ dışılığından hareket eden D. Avcıoğlu gibi bazı isimler ise “Eşkıyalığı meşrulaştıran Sened-i İttifak bir utanç belgesidir.” demektedirler. Ancak şu bir gerçek ki; kısmen de olsa merkeze de sınırlamalar getiren bu belge C. Eroğul ve Mümtaz Hoca’nın da dediği gibi sınırlamaları halk yararına getirmemiş hatta ağalık feodalizmini devlet korumasına alarak meşrulaştırmıştır. Dahası günümüzdeki merkezden çevreye doğru şebekeleşmiş dinsel otoritelerce meşruiyet dinamikleri yaratılan “şeriat”[1] destekli muhafazakâr paylaşım düzeninin temellerini atmıştır.

Dönemin bu özel ve kendine özgü gelişmesinden uzaklaşıp yüzyılın genel resmine tekrar dönmek gerekirse;

Kırım Harbi (1854) ve 93 Harbi’ni (1876–77) bir kenarda tutarsak 19. yüzyılın hemen tamamı ordu ve devlet bakımından seferde değil hazarda geçmiştir. Bu durum orduyu önemli ölçüde asli görevlerinden uzaklaştırmış buna bağlı olarak merkezdeki hiyerarşi ve güç çatışması daha da yoğunlaşmıştır.

Yüzyılın ortalarında 15 yıl arayla yaşanan, dış faktörlerden beslenen iki önemli olay devlet düzeni ve merkezdeki güç yapılanması üzerinde çok önemli değişiklikler yaratmıştır. Bunlardan birincisi 1839 Tanzimat Fermanı’dır. İngiliz Reşit Paşa’nın kaleme aldığı bir hukuki metin olarak “müsaadat-ı şahane” eliyle tebaaya eskiye nazaran yeni hakların verildiği bir belge olarak tanımlansa da iç dinamiklerle değil de dış baskılarla kaleme alınmış olması önemli ve üzerinde durulması gereken bir konu olarak karşımıza çıkmaktadır.

İkinci önemli olay ise; Osmanlı Devleti’ni Avrupa ailesinin bir ferdi kabul eden Paris Anlaşmasından sadece altı hafta önce yine Batının dayatması ile imzalanan Islahat Fermanı’dır ki muhtevasını oluşturan 19 maddenin tamamı Osmanlı topraklarındaki Gayrı Müslimlerin haklarına yönelik hususları içermektedir. Doğrudan Müslim tebaayı ilgilendiren tek bir maddesi dahi yoktur, yorumu da okuyucuya bırakıyorum.

Artık eski sosyal, sınıfsal ve hukuksal düzenin gerek iç dinamiklerle gerekse dışsal zorlamalarla bozulmaya başladığı 19. yüzyılın ortalarındaki bir başka önemli gelişme muhafazakârlık-ilericilik eksenindeki çatışmayı hızlandırmış, çatışanların adları hep değişik şekillerde telaffuz edilmişse de çatışanlar hep muhafazakârlarla sofrada kendine de pay isteyen ötekiler olmuştur. Bu dönem aynı zamanda ismen telaffuz edilmese de öteki kavramının iyice su yüzüne çıktığı ve istenmeyen kesimlerin merkezdeki köşe başlarını tutanlarca hemen ötekileştirilip devlet imkânlarıyla telef edilmeye başlandığı dönemdir. Bu anlayış günümüzde şiddetini artırarak devam etmektedir.

Bu önemli gelişme, batı kültüründen, yaşam tarzından ve felsefi düşüncesinden önemli ölçüde etkilenen, seküler nitelikli aydın –okumuş, mektepli– kesimin çoğalarak güç kazanması, bu kesimlerin Dersaadet’te güç kazanarak değişen sisteme dâhil olma çabasıdır. Hatta öyle ki sistemin bir üyesi olmanın da ötesine geçerek sistemi yeniden dizayn ederek tepeden inme bir şekilde yukarılarda yer alma, yönetsel ayrıcalıkları elde etme çabasıdır. Ki bu grup günümüzde bile, bu tepeden inmeci ve Fransız Aydınlanması’ndan etkilenme biçimleri dolayısıyla “jakoben aydınlar” olarak adlandırılmaktadır.

Geçmişi çok da eskilere gitmeyen bu kesimin ortaya çıkması merkezde dengeleri değiştirmiş hatta o güne kadar mevcut olan kesimler arasındaki ilişkileri de kökünden değiştirmiş, günümüzün ifadesiyle ezberleri bozmuştur.

Çünkü o güne kadar tarihsel konumları gereği ne din kurumu ne de ordu kurumu padişahlık kurumuna hiçbir zaman muhalefet etmemişlerdir. Aksine kendilerinin varlık sebebi ve velinimetleri olan padişahın ve padişahlık kurumunun kitleler karşısındaki meşruiyetini sağlamışlardır. Ancak ortaya çıkan bu yeni sınıf  (zaman içinde ordunun da büyük kısmı bu kesime katılacaktır) onların aksine doğrudan padişahı ve padişahlık kurumunu hedef alırken devletlu kesimin yeniden nizamını istemiştir. Bunun anlamı ise var olan “mutlak saadet zinciri”nin bozulmasıdır.

İşte hala günümüzde de süren savaşı başlatan da bu durumdur. Çünkü gittikçe palazlanan bu kesim ordu içinde kazandığı ittifak mevzilerinin de verdiği cesaretle toplumsal tabakalaşmayı kökünden değiştirme konusundaki söylemini daha yüksek perdeden dile getirir olmuştur. Ordu bu yeni sınıf ile girdiği ittifak neticesinde gücünü korurken hatta gittikçe etkisizleştirilen padişahın karşısında daha da güçlü bir şekilde konumlanırken eski ortaklığın diğer kanadı dinsel sınıflar yavaş yavaş kapının önüne konmaya başlanmaktadır. Artık 1800’lerin başında bozulan ortaklığın tarafları yüzyılın son çeyreğinde çetin bir savaşa tutuşmuşlardır.

Özellikle Jön Türk aydınlarının seküler yaklaşımları ve militarist örgütlenme biçimleri din müessesesinde menfaatlerin muhafazasına ilişkin endişeleri tırmandırmıştır. Ayrıca bu dönemde Mithat Paşa’nın dikte ederek yürürlüğe koydurduğu anayasa (1876 Kanun-i Esasi) gereği ortaya bir de “mebus” adıyla yeni ortakların çıkması din sınıfını derhal harekete geçmeye zorlamıştır.

20. yüzyılın başlarında Jön Türklerin devamı niteliğinde olan ama daha güçlü bir örgütlenmesi olan İttihat ve Terakki Fırkası, aydın-asker dayanışmasına resmi bir nitelik veren ve devletin “dibacesi”ni yeniden düzenleyen telakkisiyle din müessesesini tamamen sofranın dışında tutan bir güç olarak ortaya çıkmıştır. Böylece 1820’lerde biten ortaklık 1900’lerde artık iflah olmaz bir düşmanlığa dönüşmüştür. Çünkü kısa mazisine rağmen seküler aydınlar orduyu kendi büyüsünün etkisi altına almışlar, askerlerle kurdukları yeni ittifak sayesinde hem zat-ı şahanenin gücünden güç devşirmişler hem de din kaynaklı otoriteyi yaratan elitleri zat-ı şahane’nin sofrasından atmışlardır.

Günümüzde dinci kesimin İttihat Terakki’ye karşı hala sürüp giden bitmez tükenmez öfkesinin en önemli nedenlerinden birisi de bu kesimin bilinçaltında yer etmiş olan “dışlanmışlığın yarattığı eziklik psikolojisi”dir.

 


[1] Buradaki şeriat kelimesinden kasıt kelime manasıyla şeriat hukuku ve yaşam biçimi (İslam’daki gerçek manası) olmayıp, tebaanın otoriteye itaatini kayıtsız şartsız bir itaat imanıyla düzenleyen ve manipülasyonlarla bezeli çıkarcı sosyal ve hukuki düzenektir.

Paylaş
Etiketler: Halife-i Ruy-u ZeminjakobenMeşveret-i AmmeSened-i İttifakŞeriat
Önceki Yazı

Çinliler… Otomobiller…

Sonraki Yazı

SGK Priminde Erken Ödeme İndirimi

Halil DAĞ

Halil DAĞ

yazarportal-com-bilgiagi-net-tasviriefkar-com

İlişkili Yazılar

Halil DAĞ

Türk Rus İlişkilerinde Enerji Jeopolitiği

02 Kasım 2013
5k
Halil DAĞ

Bahçeli’nin Mübarek Elleri

25 Ekim 2013
5k
Halil DAĞ

Gezi Sendromu ve Siyasette Ufuk Çizgisi Sorunu

24 Ekim 2013
5k
Halil DAĞ

Gezi’nin Gençlerini Anlamak…

23 Ekim 2013
5k
Sonraki Yazı

SGK Priminde Erken Ödeme İndirimi

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

  • Trendler
  • Yorumlar
  • En son
Aşık Veysel ve Kara Toprak Türküsü Hikayesi

Aşık Veysel ve Kara Toprak Türküsü Hikayesi

22 Mart 2019
Ayak Tabanına Veya Göğüse Vicks Sürmenin Faydası Yok

Ayak Tabanına Veya Göğüse Vicks Sürmenin Faydası Yok

24 Ocak 2016

Yok Saymak

28 Mart 2020

Yıldızname Baktırmak Günah mı…Günah…

09 Haziran 2022

Keltepen’in Taşları /Şu Akkuşun Gürgenleri

18 Nisan 2020

Düz Dara Yâr Düz Dara

23 Mayıs 2020

Tüketicilerin Süt Tozu Dilekçeleri!

97

Fethullah Gülen’e 19 Soru

72

Ayasofya Açılsın Zincirler Kırılsın

70

İslâm Dışı Bir Uygulama: Çocuk Sünneti…

45

Gıda Mühendislerinin Petek Ataman’a Çağrısı

40

Şarkı Sözü Alan Var mı?

39
Suskun Ve Sessiz

Kürsüde Az Ses, Çok Mana

30 Ocak 2026
Toplumsal Cinsel Problem

Toplumsal Cinsel Problem

30 Ocak 2026
Vatandaşın Alım Gücü Azaldı

Türkiye Yüzyılı

30 Ocak 2026
Ailenin Dönüşümü

Ailenin Dönüşümü

30 Ocak 2026
Gece Aforizmaları (l)

İstanbul Üçlemesi Dolmabahçe Sarayında

30 Ocak 2026
Gurbete Arzuhâl

Gurbete Arzuhâl

30 Ocak 2026

Köşe Yazarları

Türkiye Deprem Haritası

 

Ayın Sözü

Lütfen Duyarlı Olalım!

de, da vb. bağlaçlar ayrı yazılır.

Cümle bitişinde noktalama yapılır. Boşluk bırakılır, yeni cümleye büyük harfle başlanır.

Dilimiz kadar, edebiyatımıza da özen gösterelim.

Arşiv

Sosyal Medya’da Biz

  • Facebook
  • İnstagram
  • Twitter

Entelektüel Künyemiz!

Online Bilgi İletişim, Sanat ve Medya Hizmetleri, (ICAM | Information, Communication, Art and Media Network) Bilgiağı Yayın Grubu bileşeni YAZAR PORTAL, her gün yenilenen güncel yayınıyla birbirinden değerli köşe yazarlarının özgün makalelerini Türk ve dünya kültür mirasına sunmaktan gurur duyar.

Yazar Portal, günlük, çevrimiçi (interaktif) Köşe Yazarı Gazetesi, basın meslek ilkelerini ve genel yayın etik ilkelerini kabul eder.

Yayın Kurulu

Kent Akademisi Dergisi

Kent Akademisi | Kent Kültürü ve Yönetimi Dergisi
Urban Academy | Journal of Urban Culture and Management

Ayın Kitabı

Yazarımız, Sedayi ALTUN’dan,

“Bir Eğitim Yolcusu” adlı güzel bir eser. Yazarımızın eseri, yine bir yazarımız ve Karadeniz Şairler ve Yazarlar Derneği yönetim kurulu üyemizin sahibi olduğu Ateş Yayınlarından çıkmıştır. Kendilerini kutluyoruz.

Gazetemiz TİGAD Üyesidir

YAZAR PORTAL

JENAS

Journal of Environmental and Natural Search

Yayın Referans Lisansı

Creative Commons License
This work is licensed under a Creative Commons Attribution-NonCommercial-NoDerivatives 4.0 International License.

Bilim & Teknoloji

Eğitim & Kültür

Genel Eğitim

Kişisel Gelişim

Çocuk Gelişimi

Anı & Günce

Spor

Kitap İncelemesi

Film & Sinema Eleştirisi

Gezi Yazısı

Öykü Tefrikaları

Roman Tefrikaları

Röportaj

Medya

Edebiyat & Sanat

Sağlık & Beslenme

Ekonomi & Finans

Siyaset & Politika

Genç Kalemler

Magazin

Şiir

Künye

Köşe Yazarları

Yazar Müracatı

Yazar Girişi

Yazar Olma Dilekçesi

Yayın İlkeleri

Yayın Grubumuz

Misyon

Logo

Reklam Tarifesi

Gizlilik Politikası

İletişim

E-Posta

Üye Ol

BİLGİ, İLETİŞİM, SANAT ve MEDYA HİZMETLERİ YAYIN GRUBU

 INFORMATION, COMMUNICATION, ART and MEDIA PUBLISHING GROUP

© ICAM Publishing

Gazetemiz www.yazarportal.com, (Yazarportal) basın meslek ilkelerine uymaya söz vermiştir.
Yazıların tüm hukuksal hakları yazarlarına aittir. Yazarlarımızın izni olmaksızın, yazılar, hiç bir yerde kaynak gösterilmeksizin kısmen veya tamamen alıntı yapılamaz.

Sonuç yok
Tüm sonuçları gör
  • Ana Sayfa
  • Köşe Yazarları
  • Künye
  • Yayın İlkeleri
  • Yazar Müracaatı
  • Kurumsal
    • Misyon
    • Yayın Grubumuz
    • Logo
    • Reklam Tarifesi
  • Yazar Girişi
  • E-Posta

© 2008 - 2021 Yazar Portal | Türkiye Interaktif Köşe Yazarı Gazetesi

Yeniden Hoşgeldin

Aşağıdan hesabınıza giriş yapın

Şifrenimi unuttun?

Parolanızı alın

Şifrenizi sıfırlamak için lütfen kullanıcı adınızı veya e-posta adresinizi girin.

Giriş yap