YUKARIDAKİ BULUTLARA BAK
Ne güzeldi sesi, kulağımda çınlıyor hep. Boğuk, tiz, biraz genizden, burcu burcu Anadolu kokan.
Hele o ışıl ışıl kara kara mürdüm eriği gözler. Üzerinize sabitlenince sizi olduğunuz yere mıhlayan.
Liseler arası müzik yarışmalarına gönderirdik okul orkestrasıyla, hakkını verir dönerdi bu yarışmalardan.
Şarkı söylerken hep yukarı bakardı, okul bahçesinde söylerken de yıl sonu şenliklerinde hep bulutlara bakardı.
Durumlarının çok da iyi olmadığı duyarlı her eğitimci tarafından hemen anlaşılacak bu sevimli kara kızın ders başarısı da iyiydi, sadece sesi güzel değildi sizin anlayacağınız.
Akıllı, çalışkan ve azimliydi de. Aklı sayesinde arkadaşlarıyla arasındaki bu sosyal farkı kapatıvermişti.
Okulda, dersanede deliler gibi test soruları çözüyor, sabahlıyordu çalışırken.
Çünkü o da ülkenin eğitim sistemine tuş ettiren dersane, test, deneme sınavı maratonuna katılmıştı, şarkı söylemeleri bırakıp.
Zaman su gibi akıp gidiyor, gençliğin en güzel günlerini ve anlarını yutuyor, onları dersanelere ve test kitaplarının arasına acımasızca hapsediyordu.
Derken ben o yıllarda yurtdışına görevli gittim, tam beş yıl uzaktım artık canım gibi sevdiğim genç öğrencilerimden. Kader beni Almanya’ya onları da hayatın akışına savurmuştu.
Görev bitti döndüm, ufak tefek haberler alıyordum öğrencilerimden. Her biri bir mesleğin ucundan tutmuştu, üniversite eğitimlerini tamamlayıp.
Güzel sesli o karakızı hiç unutmamıştım.
Dersane, test, sınav maratonunu bitirmiş meslek sahibi olmuş fark atmış yaşıtlarına yani durmadan ‘aşağıdaki sorulara bak’ dendiğinden çok bakmış, çözmüş onları, un ufak etmiş.
Kariyer de edinmiş buraya kadar herşey iyi, olası, tipik tutarlı.
Ha evlenmiş de bu arada bir de yavrusu olmuş kendi gibi karacık, kuracık sevimli mi sevimli bir kız, inşallah sesi de annesine benzer dedim duyunca.
Bu arada müzik sevdası da tekrar depreşmiş karakızımın, o günün bilindik şarkılarından biriyle bir demo kaset yapmış, paylaşmış internetten, çok hoşuma gitti dinledim de birkaç kez, kutladım da. Ah sesi, sözü, gözü, özü güzelim ah.
Tam arayım, sorayım, görüşeyim, kutlayım başarılarını ve müziğe dönüşünü bir de yüzyüze derken bir sabah internet paylaşımında bir trafik kazasıyla yitip gittiğini okudum, şokun etkisiyle belki on kez, tekrar tekrar okudum, belki değildir, yanlışlıktır diye ama nafile çaba.
Kara kızım, işinden evine, evinden işine, işinden çocuğunun kreşine koşturup dururken hayat kıskacının içinde, kaza yapmış Kızıaydaki alt geçidin duvarına çarpmış kendi kullandığı araçla, sıkışmış kalmış oracıkta.
O alt geçitten her geçtiğimde içim sızlar bir içli şarkı gibi. Şarkısını duyarım kara kara kızımın.
Yalnız annelerin evladı değildir öğrenciler.
‘Yalan
Dünyada ölümden başkası yalan’
Keşke sistem sana hep ‘aşağıdaki sorulara bak’ demek yerine ‘yukardaki bulutlara bak’ deseydi, belki o kadar telaşlı kullanmazdın o aracı güzel Kara kızım.
Huzur içinde uyu.
17 Ekim Ankara















