GÖNÜL YARASI
Gönül yarası dedi arkadaş, gönül yarası. Başka bir şeye benzemiyor.
Arkadaşa hikâyeni anlatmak ister misin? Dedim.
Gönlüm geniş, yakınlarımı ve dostlarımı aldım gönlüme, kalbimin derinliklerine. Onlarla kurdum, hayatımı derinlerde. Geniş ortamlarda hayat buldum, birlik olduk, sağlık içerisinde kaldık. Canlarıma can katıldı. Sevgi ve saygı bulduk. Özellikle küçük teyzemi sevgi atmosferime aldıktan sonra, daralmadım ve sıkılmadım.
Hanımla kalbimiz bir attı ve teyze, dedik ve teyze işittik. Çünkü anamız oldu.
Çocuklarım onsuz yapamazdı. Ailemin büyüğüydü. Olayları kendine dert edinmezdi. Şen ve şakraktı. Bir çocuğunu da bebek iken kaybetmişti. Aradan geçen beş yıl da beyini götürmüştü. Pandemi de yakalanmıştı, kahredici hastalığa. Ciddiye almamıştı.
Pandemi ve salgın ile ilgilenmiyorum, diyordu. Bir avuç ilacı niçin yuttun dediğimizde ise yanlışlıkla, derdi. Yanlışlıkla yattı hastanede ve yanlışlıkla entübe edildi. Güçlü adam kalkamadı, yatağa bağlı, dayanamadı ve yanlışlıkla göçtü gitti.
Küçük teyzemiz bize kalmıştı. Hayat geçiyor ve acıları da götürmüyordu. O ki geçiyorsun, acılarımızı, dönerken deryaya atta hissetmeyelim, dedikse de olmadı. Küçük teyzem, büyümüş ve büyük anne olmuştu. Hayat onu çok yıpratmıştı.
Duygusal ve bir o kadar hissi olan teyzemle dikkatli konuşuyorduk. Gönlü hicranla dolup taşıyordu. Çile, alın yazım çile, diyordu.
Vurdum duymaz olmalısın, her olayın üzerine hissi olarak gitmemelisin, dediğimde elimde değil, diyordu.
Evin işlerini üslenmişti. Onun dediği oluyordu. Çocuklar sözünden çıkmıyordu.
Sabah akşam çalışan tiplerdik. Doktor olmak herhalde böyle bir şey. Teyzem olmazsa çocukların hallerini düşünemiyorum. Arkadaşlarıyla tatile gitmesini sağlıyordum. O zaman işlerimizin ne kadar aksadığını bizzat yaşıyorduk.
Evimiz neşe içerisinde ve normal bir aile hayatı yaşıyorduk. Harcamaları dikkatliydi, balık dışında dışarıdan bir şey ısmarlamazdı.
Bir gün hanım, teyze değil “anne” diyerek hastaneye götürdü. Amacı genel bir kontrolden geçmesiydi. Sonuçlarını büyük bir heyecan içerisinde takip ettim. Bir iki bulgu normal değildi. Normal olmayan bu bulgular “gönül yaramız,” oldu.
Gönül yaramız anamızdı. Yapılması gereken her şeyi uyguladık. Fakat tedaviye iyi yönlü cevap vermiyordu. Konuşmamızda ise her şeyi kabullenmiş bir davranış sergiliyor ve iyileşme adına direniyordu.
Dünya iyisi teyzem gün geçtikçe eriyordu. İçten içe yanan saman gibiydi. Dumansız alevsiz ve köz bırakmadan bir yanmaydı.
Teyzem, sevgi ve saygının doruk noktasıydı. Çocukların eğiticisi ve psikoloğuydu. Çocukların irade eğitimini başarıyla yapmış ve en iyiye yönlendirmişti. Onlara ve size olan sevgimi bedenim ve ruhum kaldıramıyor. Sessiz ve okşayıcı bir ifadeyle sözünü bitirdiğinde gözünden yaşlar aktı.
Kalplerimiz aynı noktada atıyordu.
Teyzeme seni kabulleniyoruz ve çocuklarımızda senin izinden gidecektir. Bilmeni isterim.
Bir yıl içerisinde, “anne” diyerek onu uğurladık.
Hasan TANRIVERDİ














