İnsan bazen en ağır yükü omuzlarında değil, zihninde taşır. Yıllar önce söylenmiş bir söz, kapanmış bir kapı, yarım kalmış bir hikaye… Zaman geçer ama bazı anılar, eski bir şarkı gibi en beklenmedik anda geri döner. Çünkü geçmiş, yalnızca yaşanmış olan değildir; aynı zamanda içimizde yaşamaya devam edendir.
Herkes “unutmak” ister. Oysa mesele unutmak değildir. İnsan gerçekten unutamaz. Hafıza, silmek için değil; yaşananlardan bir anlam çıkarmak için vardır. Asıl mesele, geçmişin direksiyonundan bugünün ellerini kurtarabilmektir.
Bazı insanlar yıllar önce kaybettikleri bir sevgiyi taşır içinde. Bazıları söyleyemedikleri cümlelerin yükünü. Kimileri de yaptıkları hataların mahkumu olur. Oysa hayatın en acı gerçeği şudur: İnsan geçmişi değiştiremez ama geçmişin bugünü zehirlemesine izin vermemeyi öğrenebilir.
Geçmişi geride bırakmak, yaşananları inkar etmek değildir. Tam tersine, olanı olduğu gibi kabul etmektir. Çünkü insan en çok, değiştiremeyeceği şeylerle savaşırken yorulur. Sürekli “Keşke” diyen bir zihin, bugünü yaşayamaz. “Keşke öyle konuşmasaydım… Keşke gitmeseydim… Keşke biraz daha sevseydim…” Fakat hayat, keşkelere dönüp bakmaz. Zaman ileri akar; insan ise çoğu zaman geride kalır.
Bir noktadan sonra şunu anlamak gerekir: Bazı hikayeler tamamlanmak için değil, insanı değiştirmek için yaşanır. Her kayıp bir eksilme değildir bazen; bazı vedalar insanı kendine yaklaştırır. Acı büyütür, yalnızlık öğretir, hayal kırıklıkları insanın gözündeki perdeyi kaldırır.
Geçmişi geride bırakmanın ilk şartı, kendini affetmektir. Çünkü insan en sert cezayı çoğu zaman kendine verir. Oysa herkes bir dönemin bilgisizliğiyle hata yapar. Kimse bugünkü aklıyla dün yaşamamıştır.
Sonra insan şunu fark eder: Hayat, sürekli arkaya bakılarak yürünecek bir yol değildir. Dikiz aynası vardır ama araba ön camdan kullanılır. Çünkü gelecek, geriye dönüp duranlara değil; yürümeye devam edenlere açılır.
Belki de geçmişi geride bırakmanın sırrı şudur: Olanı taşımayı bırakıp, ondan öğrenmeyi seçmek. Çünkü bazı anılar yük olunca insanı ezer; ders olunca insanı büyütür.
Ve günün sonunda hayat kimseyi beklemez. Ne yarım kalan aşkları, ne kaçırılmış fırsatları, ne de eski pişmanlıkları… Zaman sessizce akıp gider. İnsan ise ya geçmişin gölgesinde yaşamayı sürdürür ya da yüzünü güneşe çevirir.
Çünkü bazen iyileşmek, unutmak değil; artık canının eskisi kadar yanmamasıdır.
Anda kalmanız dileğiyle
Sağlıcakla.















