Usta çeşmenin adını, “çift oluk” koymuş ve çift oluk adı, mahallede benimsemişti.
Yıllardır çift oluktan, suyun kesildiğini veya akmadığını bilen yoktu. Yıl içinde bir defa temizlenirdi. Çünkü, suyu, yalnız içmek için kullanılırdı. Mahalle, böyle bir kural koymuştu.
Ta ki, mahalleye, takma adı “Dük” olan bir gemicinin gelmesine kadar.
Dük, evden törenle çıkar, akşam da aynı bayram havasıyla karşılanırdı.
Yukarı kasabada toprak sahibi olduğunu, gemilerinin yurt dışına çalıştığını, kahve kapılarında söylermiş, deniyordu.
Dük uzun boylu, takma saçlı, boynunda yara izi olan, hafif kamburdu. Bakışları hilekâr ve yüzü yaşlanmadan buruşmuştu. Alnındaki arklar gün geçtikçe artıyordu. Her gün değişik takım elbise, palto ve ayakkabı giyiyordu.
Mahalleli onu yok sayıyor ve uyum sağlamasına izin vermiyordu. Çünkü, çift oluğun suyunu evine almak istiyormuş, dediler. Konuştuğu köylülere söylemiş. Söylediğini kimse kale almadı ama hakkında içten içe soruşturma başlattılar.
Dük, evden çıkarken ki töreninde bağırır, çağırır ve çalışanını öteye beriye koşturur, eline eşyalarını tutuştururdu. Çarşının yolunu tutar ve yavaş yürürdü. Kimseye selam vermez ve de almazdı. Çarşıda parka gider, belirlediği masada otururdu.
Dış Ülkeler hakkında konuşur ve alacaklarını sıralardı. İtalya’da kumaş almaktan bahsederdi. Yan masalarda oturanlar Dükten rahatsız olurlardı.
Dük bir yıldır, mahallede düdüğünün öttüğünü sanıyordu. Çalışanına para verirken düşürdüğü parayı bulan çocuk babasına Dükün düşürdüğü para, diyor. Babası da çarşıya gidiyor. Parayı dövizcide soruyor. Para sahte çıkıyor.
Dükten rahatsız olan, yalı köyün muhtarı, Düke normal dille, varlığından rahatsız oluyoruz, diyor. Dük muhtara sesli olarak posta atıyor ve ayağa kalkıyor. Muhtar ise Dükü kafasına koymuş, dövecek. Bunun üzerine Düke adamlarıyla çok iyi dayak atıyorlar. Muhtar hemen şikâyet ediyor ve onun sahte para bozdurduğunu söylüyor.
Polis Dük ve ekibini sahte paralarla yakalıyor. Yalnız aramada sahte altınlarda bulunuyor. Böylece bir çete başı olduğu ortaya çıkıyor. Böylece şehrin koltuğundaki kasabada gizlenmenin faturasını Dük pahalı ödüyor.
Dük ve çetesi, kendine göre soygunlar yapamadan, kodesi boyluyorlar. Milletin kanını emen sahtekârlar, geldikleri gibi gidiyorlar.
Dükün çetesini kurtarmaya yönelen bazıları da köylünün hışmına uğruyorlar.
Hasan TANRIVERDİ














