Bir örümcek köşesinden süzülür, mutfak eşiğinde bir kara böcek belirir ya da kilerin loşluğunda bir fare hışırdar…
Çoğu zaman ilk refleks; korkuyla irkilmek ve hemen o canın yaşamına son vermektir.
Oysa o an panikle kaçışan o küçük can, belki de o günün telaşıyla yuvasına dönüyordur.
Belki onu bekleyen bir eşi, karnını doyurmaya çalıştığı yavruları vardır.
Bir akrep mesela…
Fıtratı gereği sokar, kabul; ama onun da bir yaşam sevinci, bir yürüme arzusu vardır.
O da bu muazzam döngünün bir parçasıdır.
Bazen sorulur:
“Bu canlılar neden bu kadar çoğalıyor?” diye.
Cevabı aslında çok basit:
Demek ki birbirlerini çok seviyorlar!
Sevgiyle çoğalıyorlar, aşkla bu dünyadaki yerlerini alıyorlar.
Milyonlarcası bir araya gelse de, bir tek canın rızkına haksız yere göz dikmiyorlar.
Belki yanlışlıkla girdi o eve…
Belki de dört duvar arasında sıkışıp kaldı.
O da bir çıkış yolu, bir kurtuluş arıyor aslında.
Tek ihtiyacı; ait olduğu o uçsuz bucaksız doğaya dönmek için küçük bir yardım, bir açık kapı…
Dünya sadece tek bir türe ait değil.
O küçücük karınca da, o korkulan akrep de en az bizim kadar bu toprağın sahibi.
Belki de o, sadece annesine kavuşmak isteyen bir yolcudur.
Yazar: Nezahat GÖÇMEN
#Doğa #Merhamet #YaşamHakkı #Sevgi #Ekoloji #Farkındalık #HerCanKıymetlidir #NezahatGöçmen #BozkırınSesi























