Yazdım, Düştüm… Yeniden Kalktım
Hafıza önemlidir.
İnsan geçmişini unutursa, nereden geldiğini de nereye gittiğini de kaybeder. Ben unutmadım. İyi günleri de zor günleri de hafızamda taşıyorum. Bu yüzden duruşum anlık rüzgârlara göre değişmez; net, sade ve bana aittir.
Bugün hayatımın daha sakin bir dönemindeyim. Yalnızım, emekliliğimin tadını çıkarıyorum. Çok şükür başımı sokacak bir evim var. Gerisi Allah’a kalmış.
Bayramdan sonra bir operasyon geçireceğim; bu nedenle yazılarıma kısa bir ara verebilirim. Ama bu bir veda değil, sadece küçük bir duraktır.
Benim köşe yazılarım partilere değil, gerçeğe ve devlete yaslanır.
Bugün muhalefetin doğru yaptığı bir işi yazarım, yarın iktidarın hakkını teslim ederim. Çünkü bu memleket bir partinin değil, devletin ve milletindir.
Ben devletten yanayım.
Bu ülkenin iktidarı da muhalefeti de milletin oyuyla gelir; ama devlet kalıcıdır. Benim ölçüm kimlikler değil, icraatlardır.
Kim bu ülkeye hizmet ediyorsa emeğini teslim ederim. Yanlış yapanı da eleştiririm.
Bir dönem Cumhuriyet Halk Partisi üyesiydim. O yıllarda iktidarı sert biçimde eleştirdim. Ne bir dava gördüm, ne protesto, ne uyarı, ne de hakaret.
Sonra gazetecilikte üretmeye başladım.
İzmir’de haber sitesi kurdum, radyo kurdum, gazete çıkardım. Genel yayın yönetmenliği yaptım. Yazdım, ürettim, mücadele ettim.
Açılışlarda yanımda olanlar belliydi: vefalı dostlarım, sanatçı çevrem, yol arkadaşlarım…
Ama bazı kapılar sessiz kaldı. Bu, hafızamda hâlâ bir nottur.
Reklam vermemek için el birliği yapanlar oldu.
Sonuç ağırdı: şirketlerim battı, borçla baş başa kaldım, yıprandım.
Özel hayatımda kırılmalar yaşadım, peş peşe ameliyatlar geçirdim.
O süreçte yanımda kim vardı?
Annem, ablam, eniştem, amcaoğlum…
Gerçek bağlar.
Bir süre hayata küstüm. Ama yeniden ayağa kalkıyorum. Bu kez dimdik.
Bir dönem Adalet ve Kalkınma Partisi’nden milletvekili aday adayı oldum. Temayül, mülakat ve anket süreçlerinde önde olduğum için Ankara’ya davet edildim.
Milletvekili olmayı istedim; bu bir hedefti. Ancak maddi imkânsızlıklar nedeniyle süreci sürdüremedim.
Teklif edilen bir görevi kabul etmedim. Çünkü yazarlığı bırakmak istemedim. Vekil olmayı istedim, nasip olmadı.
Ama kalem elimde kaldı.
Ben siyasetin içinden de geçtim, dışından da baktım. Bu yüzden bugün söylediğim şey nettir: kimliğe değil, yapılan işe bakarım.
Hayatta bazı anlar insanın çevresini berraklaştırır. Benim için o anlardan biri düğün günümdü.
Yıllarca içinde bulunduğum çevreden genel olarak bir sessizlik hâkimdi.
Ama vefayı görmezden gelmem. Çiçek göndereni de, susanı da ayrı yere yazarım. Çünkü insanın düğünü kartvizitlerin değil, vicdanların fotoğrafıdır.
Ben hafızamı silmem. Ama haksızlık da yapmam.
Bugün daha sakin bir yerdeyim.
Kırgın değilim; ama unutmuş da değilim.
Siyaset geçer.
Etiketler geçer.
Makamlar unutulur.
Geriye şunlar kalır: kim vefa gösterdi, kim sustu, kim gerçekten yanında durdu.
Açık konuşayım: Bu ülke çeyrek asırdır kesintisiz bir yönetim süreci yaşıyor. Yapılan yatırımlar, hayata geçirilen projeler inkâr edilemez. Ben de kalemimle bunları yazacağım. Doğru yapılanı öveceğim, yanlışı eleştireceğim. Çünkü devlet çalışıyorsa kazanan millettir.
Benim devletle kurduğum bağ partiler üstüdür.
Benim aşkım devlete.
Bu ülkeyi yokluk içinden var eden ve bir cumhuriyet kuran Mustafa Kemal Atatürk nasıl tarih boyunca anılacaksa, uzun yıllardır ülkeyi yöneten bir lider olarak Recep Tayyip Erdoğan da yapılan işleriyle tarihte yerini alacaktır.
Bunu söylemek bir taraf olmak değildir; yapılan işi teslim etmektir.
Ama görüyorum ki bazıları gerçeği değil alkışı önemsiyor. Bir yazımdan dolayı hakaret edenler oldu. Benim cevabım nettir: uyarı. Çünkü seviyeyi düşürmek değil, korumak gerekir.
Herkes iyi kalpli olmayabilir. Ama ben kalemimi kirletmem.
Kimseyi zorla okutmam.
Beğenen okur, beğenmeyen yoluna gider.
Eleştiri başımın tacıdır. Saygısızlık değil.
Kalemim ortada.
Duruşum belli.
Unutmam…
Ama yürümeye devam ederim.
Gülerek… biraz hüzünle… ama dimdik.
Saygılarımla
✍️ Araştırmacı Yazar | İsmail Yaman
📧 yazarismailyaman@gmail.com
























