Eski toprakların fısıltısı, nenelerimizin sandık lekesi gibi derin; Şereflikoçhisar’ın her taşında, her eşiğinde bin yıllık bir hikâye gizlidir.
Anadolu’nun kalbinde yer alan Şereflikoçhisar, binlerce yıllık geleneklerin, korkuların ve umutların harmanlandığı köklü bir kültürel duraktır.
Burada “batıl” denilip geçilen her uygulama, aslında bozkır insanının doğayla ve kaderle kurduğu o derin bağın sessiz birer cümlesidir.
Doğumun ilk çığlığından ölümün son sessizliğine kadar her eşikte, insanı koruyan bir dua ve bir ritüel mutlaka vardır. Şaman izlerini bugüne taşıyan bu töreler, bir halkın var olma biçimidir.
1. Lohusa, Al Basması ve Kırmızı Eşarp
Doğumla başlayan ilk kırk gün, yaşamın en hassas dönemidir. Lohusa kadını ve bebeği **”Al Basması”**ndan korumak için üzerlerine mutlaka kırmızı bir eşarp ya da kırmızı bir bez örtülür. Lohusa ve bebek asla eşikte oturtulmaz ve lohusa yalnız bırakılmaz. Annenin sütünün bol olması için de özel tatlı şerbetler hazırlanıp içirilir.
2. Kırk Uçurma ve İlk Gezme
Anne ve bebek, kırk gün dolmadan kesinlikle dışarı çıkarılmaz; bu sürenin dolmasıyla yapılan “Kırk Uçurma” ritüeli sonrası hayata karışılır. Kırkıncı gün anne ve bebek özel olarak yıkanır, ardından akraba ve komşulara gezmeye gidilir. Bu ilk ziyaretler, bebeğin topluma tanıtılması ve yeni hayatına bereketle adım atması anlamını taşır.
3. Bebeğe İsim Konması ve Kulağa Ezan
Yeni doğan bebeğin ismi, aile büyükleri tarafından dualarla seçilir. Bebeğin sağ kulağına ezan, sol kulağına kamet okunarak ismi üç kez tekrarlanır. Bu, çocuğun ruhunun bu topraklara bağlanması ve adıyla yaşayıp hayırlı bir evlat olması için yapılan ilk kutsal törendir.
4. Nazara Karşı İğde Çekirdeği
Çocukları nazardan ve kötü gözden korumak için yakalarına, omuzlarına veya yastıklarına iğde çekirdekleri asılır. İğde çekirdeğinin koruyucu bir kalkan olduğuna, çocuğa gelecek negatif enerjiyi üzerine çekip dağıttığına inanılır. Ayrıca kapı ve pencerelere de uğur getirmesi için iğde asılması yaygındır.
5. Demirin Gücü: Yastık Altındaki Koruyucular
Bebeği ve anneyi görünmez varlıklardan korumak için yastık altına mutlaka iğne, makas ya da küçük bir bıçak konur. Demirin sertliğinin ve varlığının kötü enerjileri kestiğine dair inanç, bozkırın en eski koruma kalkanıdır.
6. Ayna Yasağı ve Ruhun Yansıması
Bebeğin yanında ayna bulundurulmaz. Aynanın kötü varlıkların bebeği takip etmesine sebep olacağına inanılır. Ayna kırılması ise büyük bir uğursuzluk habercisidir ve “kırk yıl dert” getirir denir.
7. Arınma: Kırkıncı Gün Suyunun Sırrı
Kırkıncı gün geldiğinde bir kabın içine suya kırk taş atılır. Anne ve bebek bu “kırklı su” ile yıkanarak dünyadaki ilk büyük sınavlarını vermiş, hem bedenen hem ruhen arınmış sayılırlar.
8. Yazgının İşareti: Diş Hediği (Bulgur)
Çocuğun ilk dişi göründüğünde Diş Hediği kaynatılır ve komşulara dağıtılır. Çocuğun önüne kalem, makas, kitap gibi eşyalar konur; çocuk hangisine uzanırsa gelecekteki mesleğinin o olacağına dair sembolik bir okuma yapılır.
9. Gelin, On İki Tuğ ve Sandalye İnanışı
Gelin eve girince herkesin görebileceği yüksek bir sandalye üzerine çıkarılır. Gelinin başında “On İki Tuğ” olduğuna inanılır. Bu asalet nişanesi, gelinin hane içindeki saygınlığını ve göksel bir güçle korunduğunu temsil eder.
10. Eşik Adabı ve Testi Kırma
Gelin yeni evinin kapısından sağ ayakla girer ve eşiğe basmadan üzerinden atlar. Kapıda testi kırılır; bu, eski dertlerin parçalanıp dışarıda kalması içindir. Eşikte durmak rızkı bağlar; eşikten sadece geçilir.
11. Gelin Kuşağı ve Bereket Saçımı
Gelinin kına gecesinde avucuna para konarak kına yakılır. Gelinin beline mutlaka kırmızı kuşak takılır. Gelin eve girerken başından aşağı bolluk için buğday ve ağız tadı için şeker serpilir. Damat da içeri girerken başından aşağı bozuk paralar saçar; bu hane ömür boyu bolluk görsün diyedir.
12. Gidenin Arkasından Su Dökmek
Birisi evden uzun bir yola çıkarken arkasından mutlaka bir tas su dökülür. “Su gibi git, su gibi gel” denilerek yapılan bu ritüel, yolun açık olması ve yolcunun kazasız belasız geri dönmesi içindir.
13. Kesici Aletlerin Sırrı: Elden Vermeme
Bıçak veya makas asla birinin eline doğrudan verilmez. Mutlaka bir yere bırakılır. Elden ele verilen kesici aletin, o iki insan arasına nifak sokacağına ve kavga çıkaracağına inanılır.
14. Gece Yasakları: Sakız, İplik ve Tırnak
Gecenin sessizliğinde tırnak kesilmez; ev süpürülmez. İplik dikmenin insanın kısmetini bağlayacağı söylenir. En sarsıcı inanış ise; gece sakız çiğnenmez, sakız çiğnemek “ölü eti çiğnemek” sayılır.
15. Cüzdandaki Uğur Parası ve Ayakkabı Düzeni
Bereketin kesilmemesi için cüzdanda her daim bir “uğur parası” bulundurulur. Ayrıca ters duran ayakkabı veya terlik hemen düzeltilir; ters duran ayakkabının “evden cenaze çıkacağına” işaret ettiğine inanılır.
16. Tuzun Kutsallığı
Şereflikoçhisar’ın en büyük bereketi olan tuz, asla yere dökülmez. Dökülürse büyük günah sayılır ve hemen toplanır. Evde tuzun bitmesi, haneden bereketin elini eteğini çekmesi olarak yorumlanır.
17. Üzerlik, Çaput ve Mavi Boncuk
Nazara ve göz değmesine karşı evin kapısına mutlaka Mavi Boncuk takılır. Üzerlik tohumları tek tek ipliğe dizilir; aralarına renkli çaputlar ve püsküller eklenerek kapı eşiğine asılır. Ayrıca üzerlik yakılarak dumanı evin içinde gezdirilir.
18. Kötü Rüyalar ve Soğan Ritüeli
Kişi çok kötü bir rüya gördüğünde veya üzerinde büyük bir ağırlık hissettiğinde, çatının kenarına kesilmiş soğan atılır. Soğanın o rüyanın şerrini ve negatifliği kendi bünyesine çekip yok ettiğine inanılır.
19. Akşam Ezanı, Ocak ve Kül
Akşam ezanından sonra dışarıya asla kül dökülmez ve külün üzerine basılmaz. Ocağın kutsallığına hürmet edilir; akşam dökülen külün haneye uğursuzluk getireceği düşünülür.
20. Yağmur Duası: Bozkırın Ortak Sesi
Kuraklıkta dualar ferdi değil, toplucadır. Yetişkin çocuk herkes bozkırda el açar. Rahmetin ancak bu birlik ve samimi yakarışla toprağa düşeceğine inanılır.
21. Doğa İşaretleri ve Mezar Sulukları
Köpeğin uluması veya baykuşun damda ötmesi bozkır insanı için birer mesajdır. Mezarlık ağaçlarına dilek için bez (çaput) bağlanır. Mezarların üzerindeki suluklar ise, oradan su içen kuşların ruhlara yolladığı birer şükürdür.
22. Gözün Haberciliği (Bakışlardaki Gizem)
Göz, ruhun dünyaya açılan penceresidir; dolayısıyla seğirmesi de ruhun yaklaşan bir enerjiyi hissetmesi olarak yorumlanır.
Sağ Göz Seğirmesi: Yakın zamanda yüreğini ferahlatacak, müjdeli ve sevindirici bir gelişmenin kapıda olduğunun işaretidir. Işığın ve neşenin habercisidir.
Sol Göz Seğirmesi: Duygusal bir yükün veya dikkatli olunması gereken bir haberin yolda olduğuna delalet eder. Bir içe dönüş ve hazırlık vaktidir.
Gözün Dalıp Gitmesi: Eğer bakışların uzak bir noktada asılı kalıyorsa, o baktığın boşluktan aslında bir misafir gelmektedir. Uzaklardan bir yolcunun sana doğru yola çıktığını müjdeler.
23. Bedenin Dili: Yolculuk ve Hareket
Bedenimiz, zihnimizden önce gideceği yeri bilir.
Sağ Ayak Kaşınması: Toprağın seni çağırdığının simgesidir. Yakın bir zamanda hane dışına çıkacağın, uzun veya kısa bir yolculuğun hazırlığına başlaman gerektiğini fısıldar.
24. Hanedeki Bereket: Mutfak Kehanetleri
Ekmek ve hamur, kadim öğretilerde rızkın ve misafirin en kutsal sembolüdür.
Hamur Sıçraması:
Hamur yoğururken bir parça hamurun dışarı sıçraması, haneye dışarıdan bir enerjinin dahil olacağını gösterir. Ya aziz bir misafir kapını çalacak ya da beklediğin o önemli haber sofrana ulaşacaktır.
Köklerimizden gelen bu emanetleri unutmayalım; geleneklerimizi yaşatalım ki yarınlarımız da bozkırın bu kadim ruhuyla yeşersin.
NEZAHAT GÖÇMEN 2026
#Şereflikoçhisar #ŞereflikoçhisarKültürü #BozkırGelenekleri #Anadoluİnanışları #LohusaRitüelleri #AlBasması #KırmızıEşarp #KırkUçurma #DişHediği #DişBulguru #NazarKorunması #İğdeÇekirdeği #MaviBoncuk #ÜzerlikTohumu #ÇaputBağlama #GelinAdabı #GelinSandalyesi #KırmızıKuşak #KınaGecesi #TestiKırma #EşikAdabı #SuDökme #GeceYasakları #SakızÇiğneme #TuzunKutsallığı #YağmurDuas #HalkBilimi #SözlüKültür #NezahatGöçmen #KöşeYazısı























