Şimdiye kadar, birçok açıdan teknolojinin gündelik hayatımıza girmesinden ve öneminden bahsetmiş ve hayatımızda bütün gönümüzün artık parmakucumuzla düğmelere dokunarak geçtiğinden bahsetmiştik. Bu kaçınılmaz yaşam kalıbı şu an için oldukça masum bir durumdur. Şöyle ki, çin işkencesini bilirsiniz. Kazınmış bir kafaya sabit olarak yarım veya bir dakika arayla su damlatılır. Bu damlalar her dakika aynı yere düşer. Bu saatler sürünce damlanın altındaki kişi çıldırır veya ölür.

Geçtiğmiz yazılarımızda da konu ettiğimiz nanoteknolojik gelişmeler sonucu kan, beyin veya sindirim hücrelerimizin içine giren mikrobik robotlar, kendi içimizde bize karşı savaş açtığını düşünün. Bizim bağışıklık sistemini düzenlemesi için programlayıp formatladığımız mikrobik robotların metabolizmamızın içinde kendini yenileyerek program dışına çıkıp bizi bir canavara dönüştürebileceğini düşünün. Tıpkı bilim kurgu filmlerinde olduğu gibi.
On yıl öncenin bilim kurgu filmlerinin on yıl sonra gerçek halini aldığı olgusunu da göz önüne alırsak teknofobimizin ne kadar yerinde olduğunu çok daha yakından anlayabiliriz.
Yazımız devam edecektir.
Mutlu yarınlar dileğimle.
Not:
Bu sitede yayınlanmakta olan yazılar http://www.yazarport.com, http://www.gunesgazetesi.net http://www.bilgiagi.net http://www.bilgievreni.com, http://www.siyasalforum.net http://www.gercekgazete.web.tr ile, Gerçek Gazete, Halkın Sesi, Güney Marmara Yaşam ve Fatsa Güneş gazetelerinde yayınlanmaktadır. Yazarın izni olmaksızın başka hiçbir yayın organında kaynak veya dipnot göstermeksizin kısmen veya tamamen alınamaz, çoğaltılamaz.













