Gün/aydın dostlarım…
Yasamak sevmektir diyorsan… Yaşama sevincini yitirme…
Kollarını aç… ________________ Benim adım SABAH… Sevgiye başlangıcım ben…
Bu sabah Güneş günüme çok daha neşeli merhaba dedi. Belki de bana öyle geldi, ben çok neşeliydim dünden arta kalanlarımla.
Nasıl neşeli olmayayım ki; Evde kal çağrısından buyana geçen dört aya yakın süredir çocuklarımı torunlarımı göremiyordum ve dün küçük oğlum geldi bayram ettik annesi ve ben. Ama hadi sizi torunlarınıza götüreyim dediğinde ikinci bayramı yaşadık ve gittik büyük torunumu ve en küçüğünü gördük birkaç saat hoş vakit geçirdik. Hele küçük kız torunumuz ki daha beş yaşında babaannesine ne olur bir kerecik sarılayım sana çok özledim demesi gözyaşlarıma hâkim olamamama sebepti.
İşte bu gün, o yüzden bir birimizi şen karşıladık güneşle, kaşla göz arasında göz göze geldik gülüştük. Onun tebessümü benim tebessümüme karıştı…
Ve gülüştük her sabah olduğu üzere göz kırptık birbirimize bakıştık. Ne güzeldir güneşin doğuşu ne azamettir Dünyaya bakışı… Dünya Tanrı tarafından yaratılmadan önce onu gökyüzüne asıp bir görev vermişi ve her sabah görevini yapıyor ta ki Tanrı evrene dur deyinceye kadar…
Güneş yoksa o gözde
Adını deme sözde
Çınardaki her özde
Akandır söz yaşlarım __________(çınarın söz yaşları-Ö.S.K)
Her yeni gününüz, bir önceki günden, daha güzel ve daha aydın olsun. Güzel bir gün olsun… Sana, bana, ona. Bize, size ve onlara…
Mutlu sabahlar sevgi dolu yüreklere…
En güzel köprü, gönüller arasında kurulandır…
En güzel göz, her şeye sevgiyle bakandır…
En güzel söz, yalansız olandır…
En güzel ateş, benliğimizi ısıtandır…
En güzel çiçek, sevgiliye armağandır…
En güzel ırmak, dost bahçesine akandır…
En güzel ağız, gerçekleri konuşandır…
En güzel yol, hasret kavuşturandır…
En güzel kol, zalime karşı kalkandır…
En güzel el, bilgiye, kültüre uzanandır…
En güzel kapı, mutluluğa açılandır…
En güzel ülke, yeşil, mavi kalandır…
En güzel kalem, doğruyu, iyiyi, güzeli yazandır…
Dostlar diyorlar ki;
Bugün için yaşa.
Ne kadar çiğ bir cümle…
Ne kadar içi boşaltılmış değil mi?
“Günü yaşa!” sözü ağzımızda pelesenk olmuş ama ne kadar hayatlarımıza uygulayabiliyoruz mesela?
Ya da ne kadar gerçekten anlamını kavrayabiliyoruz?
Bugün için yaşa demek, “her şeyi boş ver, umursama, plan yapma, geleceği düşünme” demek değil asla.
Bugün için yaşa demek, yarın olmayabilir, bunu hatırla ve bugün, gerçekten yaşamak istediğin gibi yaşıyor musun bir ona bak sen demek.
Bu günü yaşa demek deprem olacak diye masanın altına saklanıp korkudan titreme, ya da yarın her şey tozpembe olacak diye masanın üstüne çıkıp göbek at demek değil.
Bu günü yaşarken yarının planlarını yap. Gerçi kullar plan yaparken Allah yukarıdan tebessüm edermiş senin planını ben sen doğmadan yaptım diyerek…
Ama sen yine de hedefler belirle, planlar yap, ama çok da kasma. Olmuyorsa çıldırma, bunun için çevrendekileri kırma, en önemlisi de kendine bu kadar baskı yapma demek. Her şey olacağına varır, bugünün güzel mi sen ona bak demek. Sen bu gün Yaratandan dolayı yaratılmışı sevdin, sevgi verdin sevgi aldın mı ona bak…
Gerçekten bugün, severek isteyerek mi yapıyorsun yaptığın şeyleri?
Gerçekten bugün, gerçekten yaşadığını hissediyor musun?
Yoksa gelecekte bir gün olabilecek herhangi bir şeyi bekleyerek mi geçiyor günlerin, bunu fark et demek. Her sabah aynaya bak mesela, işe giderken, konuş karşında sana bakanla.
İşe gitmek istiyor musun?
Bugün bu işe gitmek istiyor musun?
Bu gün evden çıkmak istiyor musun?
Bu gün birilerini aramak istiyor musun?
Bu gün birileriyle konuşmak istiyor musun?
Bu soruları çoğaltabiliriz. Bu sorulara cevabın defalarca kez hayırsa, işini, ortamını ve kendini sorgula.
Neyse boş ver diyelim de, biz yine de bugüne bakalım mı?
Yarın değil, bugün; “Yarına Allah Kerim” dediğimiz gibi her zaman…
Hep öyle deriz ya “Yarına Allah Kerim.” Umut fakirin ekmeğidir ya…
Yarının ne olacağı meçhul ve önemli olan bugündür, unutma.
Çünkü bir yarın olmayabilir.
İstediğin yarın, ancak istediğin bugün olduğunda gerçekleşir.
O yüzden sen, sen ol, bugününü yaşa. Hem de Doyasıya.
İşte sonuçta haftanın bir başladığını görüyoruz birde bittiğini. Gördüğünüz üzere her şeyi oldukça hızlı yaşıyoruz. Geldik Cuma gününe bakalım neler var neler yok…
Ruhumuzun zenginliği keşfedebileceğimiz ve kendi varlığımıza olan inancımızın kuvvetleneceği özel bir gündeyiz. Geleceğe yönelik hayatınızı planlayacak ve kendinize ait güzel kararlar almak isteyeceksiniz belki de bu gün.
Hislerinizi açık ve samimi bir şekilde ortaya koyacaksınız. Sezgilerinizin ve bilinçaltınızın kendini göstereceği bir gün içerisindeyiz.
Kim bilir belki de dost dediğimizin ihanetiyle de yüzleştik, sevdiceğimiz bu ilişkiyi sürdüremeyeceğini söyleyip çekti gitti, iş yerinde hakkın yenildi, En güvendiklerim dediğin senin kalbinle arandaki bağı kopardı, varını yoğunu verdiğin insan yeri geldi canını yaktı. Her şey bir kenara, üzüntü, endişe ve korkuyla ciğerlerin, kalbin diğer organlarının ritmine müdahale etti. Ve sadece geriye size tarifsiz tecrübeler ile bedeninizde sebepsiz ağrılar kaldı… Evet, işte o ağılar kaldıysa şükret, o ağrıların her bir zerresi sana bir tecrübedir…
Silkelen ve kendine gel hayat devam ediyor ta ki rabbim hesabı kesip dünyada yaptığın harcamaların faturasını üstüne giydirinceye kadar…
Şimdi nefes alıp veriyorsun, hissediyorsun sevdiklerin de var sevmediklerinde ama onların hepsi Tanrını kulları sevmesen de varlar sevsen de varlar. Aynı gök kubbenin altındasınız hatırla…
Hz. Mevlana der ki: Dostlarını daima vefa ile hatırla. Arayan sen ol, bulan sen; tanıyan sen ol, kucaklayan yine sen. Kula vefası olmayanın, Hakk’a vefası olmaz… Yarın olmayabilir bu Dünya senin için…
Rabbim sizleri, yarar getirmeyen bilgiden, korkmayan kalpten, duyulmayan duadan, doymak bilmeyen nefisten, açlıktan ki; o kötü bir arkadaştır, hıyanetten ki; o ne kötü sırdaştır, tembellikten, korkaklıktan, cimrilikten, kocamaktan, ezel-i ömre döndürülmekten, deccal fitnesinden kötülüğünden, kabir azabından, hayatın ve ölümün fitnesinden korusun.
İnsan; geçmişin hasretcisi, geleceğin özlemcisi, yaşadığı anın şikâyetçisidir… Allah bizleri şikâyet edenlerden değil, şükredenlerden eylesin…
Devrik cümlelerin, yitik kelimelerine dönen, günlerimize ortak olacak, tüm noktalama işaretlerini alarak günü ve yaşamı anlamlı bir cümleye çevirmek, güne şiir tadı vermek ve uzunca bir romanın iyi kahramanı olmak, her kara gecenin sonunda başlayan güne, güneş ışığı gibi dost gülüşleri katmanız dileğiyle, sevgilerimi gönderdim ak kanatlı güvercinlerle… Şiirler tadında bir gününüz ve tüm ömrünüz, aydınlık olsun kalbiniz diye…
Yüreğinizde sevgi, yüzünüzde tebessüm, bedeninizde sağlık ve içinizde huzur hiç eksik olmasın hayatınızda ve bir kez daha haykıralım şu mavi denen dünyanın mavi gök kubbesine, duysun duymayanlar, aydınlık olsun kendi ellerimizle bozduğumuz Dünya ve Dünyanın gelecek yarınları…
Haydi o zaman dostlar sevgiyle bakıp sevgiyle tebessüm edelim bu günde, gitmesin ömür saniyeleri boş yere…
Haydi, uyanın artık, kalkın vakit geçirmeyin bakın; bir uykunun daha sonuna geldik. Yayında ve yapımda emeği geçen yatak-yorgan-yastık üçlüsüne teşekkür edip kalkın güne ve ben dedim işte size gün/aydın, sizde deyin herkese koca bir günaydın. Mutluluk dudağınızın kenarında bir tebessümle asılı kalsın her zaman
Güne katılacak en güzel şey sevgidir diyerek, sevin, sevilin, sevgilerin en güzeli ile kalmanız dileğiyle, sevgi yüreğinizden hiç eksik olmasın…
Hoş kalın, hoşça kalın, dostça kalın… Günün koşusuna mutlu başlayın, coşkuyla finale varın…
Ama şunu çok iyi biliyorum çok eminim; bu güzel Vatanı hak edenler onu karşılıksız sevenlerindir. Ve onlar hedeflerine varacaklar ve işte o gün, o an, o zaman her şey daha güzel olacak…
Unutmayın ki dostlar; her yeni gün yeni bir umuttur ve her gün doğumunda güzel umut dolu mutlu sabahlarınız olsun…
Gönül soframdan gönül sofranıza, selam ve muhabbet dolsun…
#öskurşun#





















