Gökyüzüne bakıyorum, yalnız bir kartal kanatlarını açmış daireler çizerek rüzgâra karşı gökyüzünde kanat çırpıyor. Sanki ezgisi maviye boyanmış bir türkü söylüyor. Ruhum ona bakarak İçimden evet işte özgürlük budur diyor.
Doğduğumuzda ağlarken özgürüz Anam su ağlama ne istiyorsun demiyor. Galiba o göz kamaştırıcı kelimeni adı özgürlük fazla ömür taşımıyor.
Oysa İnsanların hayatlarını da feda etmeleri dâhil, uğruna büyük bedeller ödediği bir yaşama biçimi.
Özgürlük, aynı zamanda en çok üzerinde kumar oynan bir kelime.
Bir güç, bir bireyi/canlıyı veya bir toplumu buyruk altına almak ya da tutsak etmek istiyorsa bu bireyi veya toplumu özgürleştireceğini söyleyerek buyruk altına alıyor veya tutsak kılıyor.
Ancak baktığımızda, geleceğimiz hakkında karar verme özgürlüğüne kadar yaşamın her alanına yayılan bir kavram olmasına karşın; yaşanmışlığa baktığımızda özgürlük talepleri, hep toplumda egemen olan iradenin genellikle yasaklayıcı ya da sınırlayıcı tavırları ile karşılaşmıştır.
Özgürlük talepleri çağdan çağa göre değişmiştir. Köleci toplumda en önemli özgürlük talebi, kölelerin bir mal gibi alınıp satılmalarını engellemekti. Bu talepleri karşılanınca bu kez, tüm vatandaşların oy kullanma veya sekiz saat çalışma talebi için mücadele başladı.
Diğer taraftan iç dünyamız tutsaklıktan arındırmak aslında dış dünyamızı özgürleştirmekten ve özgürlüklerimizin yasal teminat altına alınmasından çok daha zor ve zahmetli bir süreç.
Bugün yaşadığımız ortam; biat kültürünün toplumun tüm gözeneklerine sindiği, birçok öğretmenin ve/veya üniversite hocasının kendilerine her durumda itaat eden öğrencileri tercih ettikleri, babaların ise genellikle kendilerinin sözünde çıkmayan çocuklarını daha çok sevdikleri bir toplum.
Parti liderlerinin çoğunlukla kendilerine biat edenleri milletvekili adayı olarak tercih ettiklerini görmekte ve yaşamaktayız.
Bunlar yaşamımızda önümüze çıkan birkaç örnek.
Eleştirmeden, sorgulamadan (haklı bile olsanız) ve körü körüne parti liderinizin, patronunuzun ve hocanızın dediklerini doğru kabul edeceksiniz. İşte, “makbul” birey ve tabii “ başarılı olan” birey.
Eleştirmeyeceksin,
Sorgulamayacaksın,
Haklı bile olsanız boyun eğeceksiniz, yaşasın biat kültürü.
Böyle bir ortamda yetişen bir çocuğun kendisine öğretilenin tek doğru olduğuna inanan dogmatik zihniyete sahip bir birey olmasına şaşırmamak gerekir. Böyle dogmatik bir birey bir dipnot olarak yaşar hayatı.
Evet, baskıya maruz kalmamak önemli ama özgürlük daha derin anlamı olan bundan daha fazla bir şey.
Evet, özgürlük; insanın dinlenmek, eğlenmek, fırsat eşitliğinin olduğu bir ortamda yaratıcı olduğu alanlarda kişiliğini geliştirmesi için zaman ayırabilmesi. Tabii bunların yanında aykırı ve/veya muhalif düşüncelerin de dile getirilmesinin teminat altına alındığı, ifade ve basın özgürlüğünün gerçek anlamda sağlandığı bir ortamın oluşturulmasıdır, özgürlük.
Özgür olmamız aynı zamanda içinde bulunduğunuz ekonomik faaliyetin durumuna ve seçme şansımızın da olmasına bağlıdır. Aslında Özgürlükleri kullanabilmek için insanın asgari ekonomik imkânlara da sahip olması gerekir.
Soyut anlamda özgür olabilirsiniz ama bu özgürlüğü kullanacak mali imkânlardan ve gerekli araçlardan yoksun bırakıldıysanız böyle soyut bir özgürlüğün yaşamda bir karşılığı ve anlamı olamaz.
Ben seyahat etme özgürlüğüne sahip olabilirim. Ancak seyahat edecek mali gücüm yoksa pratikte bir anlamı olamaz.
İşsizliğin olmadığı, herkesin kültürel faaliyetlere ulaşabildiği ve etkin olarak bu faaliyetlere katılabildiği zengin bir yaşamın sürdürülebilmesi ancak tam anlamı ile gerçek özgür bir ortamda mümkündür.
Mutlu olmak için özgürlük…
Huzurlu olmak için özgürlük…
Sağlıklı ve iyi beslenmek için özgürlük…
Kendimiz olmak için özgürlük…
Kendi yüreğimizle yüzleşebilmek için özgürlük…
Yüreğimizi ve ruhumuzu korkudan ve baskıdan yeterince arındıramazsak dış dünyada tüm özgürlüklerimiz teminat altına alınmış olsa bile gerçek anlamda özgür olduğumuzdan söz etmemiz zor.
Unutmayalım ki, birbirimizin toplumsal farklılıklarına saygı gösterirsek daha özgür oluruz. Siyasetin özgür bir ortam için çözüm üretmesi ya da insanların topluma egemen olan iradeye müdahale ederek özgürlük alanlarını genişletmesi gerekiyor. Evet, bireyler arasında özgürlük köprüsünü kuracak olan da siyasettir ama özgürlükçü bir siyaset.
Baskının en yoğun olduğu anlarda bile özgürlük yüreğimizin ta derinlerinde nefes alır, hayallerimizi süsler. Korkunun boğazımıza sarıldığı durumlarda, özgürlük kulağımıza umudu fısıldar, aşkı fısıldar.
Onun için,
İnadına itiraz edelim,
İnadına bildiğimiz her şeyi yeni baştan sorgulayalım,
Böylece, iç dünyamızı özgürleştirmiş oluruz.
Böylece, özgürlük bilincimizi geliştirmiş oluruz. Yaratıcılığımız artar.
İnadına bizi özgürleştirmek isteyenlerden uzak duralım.
Tüm boyutları ile gerçek anlamda özgür bir Ülkem ’de, egemen olmak isteyen küçük bir azınlık dışında birey ve toplumun tüm katmanlarının siyasi, ekonomik ve sosyal anlamda daha mutlu, huzurlu ve refah içinde olacaklarını söylemek kehanet olmayacaktır.
Özgürlük şimdi yine öksüz ve boynu bükük. Hâlbuki özgürlük gülmeli aylak, aylak dolaşmalı ve yalnız bir kartla gibi uçmalı gökyüzünde. “Bazıları özgürlük dağına, sürünerek, bazıları ise süzülerek çıkar”.


















İnsan gibi, müdahalesiz, karşılıklı sevgi ve saygı çerçevesinde hareket etmek, başkasının yaşam ve fikir, düşünce alanına tecavüz etmemek, hatta tebessüm halinde olmak bana göre özgürlüktür. Barış ortamları özgürlüktür. Sevgi dolu olmak özgürlüktür.