Tip 2 diyabet ve kanda D vitamini eksikliğinin “birlikteliğini” (association) ortaya koyan gözleme dayalı araştırmalar bilinçli veya bilinçsiz olarak bu hastalığın sebebinin D vitamini eksikliği olduğu şeklinde sunulur ve ağızdan D vitamini alınarak diyabetin önleneceği iddia edilir.
Oysa birliktelik sebep-sonuç ilişkisini (causality) göstermez.
Nitekim yeni bir araştırma ağız yoluyla yüksek miktarda D vitamini desteğinin tip 2 diyabeti önlemediğini bir kere daha dünyaya ilan etti.
New Englan Journal of Medicine isimli muteber tıp dergisinde yayınlanan araştırmada diyabet riski yüksek olan 1211 kişiye 2.5 sene süreyle günde 4.000 Ünite D vitamini, 1212 kişiye de plasebo verildi.
Bu süre sonunda vitamin desteği alan grupta kanda D vitamini seviyesi 54.3’ e çıkarken plasebo verilen grupta 28.8’ de kaldı ama her iki grup arasında diyabet gelişme riski bakımından istatistiki bakımdan manalı bir fark bulunmadı.
Tip 2 diyabetin sebebi D vitamini eksikliği değil, hayat tarzındaki yanlışlardır.
Bu yanlışlar hem tip 2 diyabete hem de kanda D vitamini eksikliğine yol açar!
Gelelim neticeye
Vitamin D eksikliğinin başta diyabet, kalp krizi, kanserler olmak üzere tüm kronik hastalıkların sebebi olduğunu ve bu hastalıkların yüksek doz D vitamini alınarak önlenebileceğini iddia edenler bir kere daha sukut-u hayale uğramış oldular.
Bu kronik enflamatuar hastalıkların tümü de beslenme hataları ve hareketsizlik gibi hayat tarzındaki yanlışlardan kaynaklanır ve bunları önlemenin yolu da adam gibi beslenme ve yeteri kadar hareketlilik gibi doğru hayat tarzından geçer.
Vitamin içerek hastalıkların önlenebileceğini iddia etmek sadece vitamin tüccarlarının işine gelir, vitamin hapı yutanlar hapı yuttuklarıyla kalırlar.
Kaynak: https://www.nejm.org/doi/full/10.1056/NEJMoa1900906?query=TOC






















Nitekim yeni bir araştırma ağız yoluyla yüksek miktarda D vitamini desteğinin tip 2 diyabeti önlemediğini bir kere daha dünyaya ilan etti.