13.BÖLÜM VE 2. KISIM
“EĞİT-DER” den, “EĞİT-SEN” e
Her gün ders çıkışında Paşabahçe’ye iniyor ve doğruca emekli öğretmenlerin lokaline gidiyordum. Oradaki yapmam gereken çalışmalar yanında, sendika kurucularıyla görüşmeler yapıyordum. Sonunda oluşturmuş olduğumuz sendika kurucu kurlunun bir avukatlık bürosuyla görüşmesine karar verdik. O günden sonra kurulun gerekli girişimleri sonucunda, ekin avukatlar grubuyla anlaşma sağladı. Artık “EĞİT-DER’DEN” –“EĞİT-SEN”’ e parolasını hayata geçirilmesine, ilk adımımızı atmış olduk. Avukatlar yetmiş iki kurucu üyenin imzasıyla birlik, “EĞİT-SEN” sendikasının kuruluş münacatını yapmış oldular. Ancak bir sorun vardı, Anayasa ve yasalarda kamu çalışanlarının sendika kurmasına ait bir açıklık yoktu. İş böyle olunca da, sendika kurucu üyeleri hakkında suç duyurusunda bulunuldu. Hemen de Milli Eğitimden, müfettişler devreye sokuldu ve soruşturmalar başladı. Bir yandan da savcılık soruşturması başladı. Ülkemizde Kamu çalışanlarına sendika kurmak yasaktı. Ancak yasağı delmenin tek bir yolu vardı, oda ülkemizin “Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi” ve “Çalışama Hayatı ve Sendika Kurma Hakkı” gibi sözleşmelere imza koyduğuydu. Bu sözleşmeleri imzalamak ve kabul etmek, bizim Anayasamızı ve kanunlarımızı bağlar nitelikte olduğundan, kendimizi ve sendikamızı o sözleşmeleri örnek alarak, savunmaktaydık.
1990 tarinde kuruluşunu sağlamış olduğumuz sendika, Anayasa ve yasalarda yeri olmadığı gerekçeyle aleyhimizde sonuçlandı. Ancak Yargıtay’a yapılmış olan itirazımız lehimize sonuçlanarak, kamu görevlilerinin yâda kamu emekçilerinin kurmuş oldukları sendika, Avrupa sözleşmeleri esas alınarak lehimize onandı. Böylece 25 Haziran 2001 tarihinde kabul edilen Kamu Görevlileri Sendikaları Yasası(R.G. 2001; 1-7) yeni bir evreye ulaşmış olduk. Sonucunda, 28 Mayıs 1990 tarihinde ilk sendikanın kurulmasıyla başlayan ve yasanın 13 Ağustos 2001 tarihinde yürürlüğe girmesiyle sonuçlanmış oldu. Bu güne baktığımızda en az 100 aşkın memur sendikası ve konfederasyonları mevcuttur.
Bizim başlatmış olduğumuz sendika kurma haraketlinden sonra kurulan sendikalar, “Sendikal Haklar Komisyonları” aracılığıyla yürütülmeye başlandı. Böylece eğitim, Sağlık, demiryolu taşımacılığı, haberleşme, maliye, belediye çalışanları, sağlık çalışanları vs. kurulmuş oldu.
Ne var ki öncelikle bir ihtiyaç gibi görülen sendika, yasalaşma sürecinden sonrasın da siyasal görüş ayrılığı çerçevesinde aynı iş kolunda birden çok sendika kurulmuş oldu. Bizler sendika kuralım dediğimiz dönemde kurucu üye olmaktan bile korkanlar, kanun çıktıktan sonra, bir numaralı sendikacı kesildiler. Böylece öğretmenlerinde çeşitli sendikalar çatısı altında toplandıkları gerçekleşmiş oldu.
Ben kuruluşumuzun gerçekleşmesi sonucunda, ikinci bölge temsilcisi olarak görev yaptım. Dehasında 1995 yılında emekli oldum. Bir müddet sendikayla doğal ilişkilerim devam etse de, iş başına getirdiklerimiz, bana ihtiyaç duymadıkları şekliyle aranır olmaktan çıktım.
**
Tekrar başa dönecek olursam. 1990 da EĞİT-DER çalışması devam ettirdiği süreç içinde, Yeni bir yerimizin olmasını hedefime koydum. Bu hedefime ulaşmak için, Paşabahçe’nin meydanında, terk edilmiş bir iskele vardı. Bu iskele bakımsız ve çürüme safhasını yaşıyordu. Geceleri de biracıların ve bir takım kişilerin sidik hanesi haline gelmişti. Hiçbir Allah’ın kulu da belediye dâhil ilgilenen yoktu. Bu tespitlerimi kaleme aldım ve dilekçeye aktararak, o günün Beykoz Belediye Başkanına gittim. Belediye Başkanı dilekçemi okuyunca şaşkınlaştı. Hemen beni de arabasına alarak, zabıtalar eşliğinde Paşabahçe’ye geldik, başkan iskelenin durumunu kendi gözleriyle gördü. Zabıta memurlarına birçok olumsuz söz söyledikten sonra, tekrar birlikte belediyeye gittik. Hemen özel kalem müdürünü çağırdı, al bu dilekçeyi, Paşabahçe’deki iskeleyle ilgili mevzuatı çıkar, deniz yollarıyla ilgili ne gibi durum söz konusu olmuşsa, hemen görmeliyim, dedi.
Yarım saat sonra müdür dosyayla geldi. Bir önceki belediye başkanı döneminde, belediye tarafından yeni iskele yapılıp deniz yollarına teslim edildiği halde, eski iskelenin deniz yollarından devri alınmadığı ortaya çıkmış oldu.
Belediye Başkanı, İmar işlerine bakan başkan yardımcısını çağırdı ve dosyayı verdi. Bir hafta içinde deniz yollarıyla ilgili devir işlemini tamamlayıp, sonrasında iskeleyi öğretmenlere sıfır kira kaydıyla, bedelsiz olarak verileceğini hazırlayıp imzama sunulmasını söyledi.
Başkana, mevcut halinin onarım ve ustalık işini yaparım. Ancak malzeme işini belediye sağlasın dedim. Bu sözüme karşın, Başkan hemen Üsküdar Belediye Başkanını aradı. Beykoz’a yemeğe davet etti. Israrla gelmesini istedi. Kendisini Paşabahçe de karşılayacağını da sözlerine ekledi. Tabi beni de bırakmadı. Mesai bittikten sonra birlikte Paşabahçe’ye geldik. Sonrasında Üsküdar Belediye Başkanı da geldi. Başkanı alıp iskeleye götürdük. Durumu kendisine anlattık. Başkan fikrimi beğendi. Hoca, dedi. Bu iskelenin sekize yirmi ve üç metre boyunda olmak üzere bu alanının tamamının değiştirilmesi bana ait. Gerisi de sayın başkanın. Başkan da çok uyanık, yemek bana pahalıya mal olsa da, buna değer. Ben doktorum ama, benim bilgi mayam öğretmenimdir.
Ayaküstü sohbetten sonra, restorana gittik, geç vakitte kadar yemeğimizi yiyip sohbet ettik. Sonrasında kalktık vedalaştık ayrıldık. Aradan iki gün geçmişti zabıta elinde evrak okula geldi. Teslim ettiğine dair imzamı alıp gitti. İkinci gün çok yakın ve samimi olduğum bir marangoz vardı. Doğruca yanına gittim ve durumu izah ettim. Sonrasında beraberliğimde alıp iskeleye götürdüm. Yapılacak yerlerin ölçüsünü aldırdım. Ne kadar geçmeli kereste gerektiğinin hesabını yaptırdım. Fiyatını belirledim. Bir hafta içinde bir komisyon kurdum, iç masa, sandalye ve televizyon dâhil parasal yardımı sağlamalarını istedim. Bir hafta içinde istediğimiz miktarda para toplandı. Belediye de çatı onarımını ve boya işlerini üslendi. On beş günlük bir çalışma sonucunda, pırıl pırıl bir yerimiz olmuş oldu. Sıra lokalin açılışına gelmişti. Lokalinin açılışını davul zurna eşliğinde iki belediye başkanı birlikte açtılar. O günden sonra 2003, Ümraniye Atatürk İlköğretim Okuluna tayin edilinceye kadar çalışmalarımı orada sürdürdüm. Ne yazı ki benden sonra harcı âlemcilerin elinde kaldı. Olumsuzlukların had safaysa ulaşması sonucunda, polisin sık sık denetimi üzerine yasal olmayan bildiri ve pankartların yakalanması üzerine, bin bir emekle meydana getirmiş olduğum iskele binası süresiz olarak kapatılmasına karar verildi. Durum mahkemeye intikale ettirilmişse de, karar binanın deniz yolarına teslimi yönünde çıktı. Böylece benim ve arkadaşlarımın vermiş olduğu bütün emeklerimiz, heba oldu.
DEVAM EDECEK
Mürsel ADIGÜZEL
Eğitimci Yazar Şair





















