Yazar Portal | Turkiye Interaktif Kose Yazarı Gazetesi
Cuma, Ocak 30, 2026
  • Giriş Yap
  • Ana Sayfa
  • Köşe Yazarları
  • Künye
  • Yayın İlkeleri
  • Yazar Müracaatı
  • Kurumsal
    • Misyon
    • Yayın Grubumuz
    • Logo
    • Reklam Tarifesi
  • Yazar Girişi
  • E-Posta
Sonuç yok
Tüm sonuçları gör
  • Ana Sayfa
  • Köşe Yazarları
  • Künye
  • Yayın İlkeleri
  • Yazar Müracaatı
  • Kurumsal
    • Misyon
    • Yayın Grubumuz
    • Logo
    • Reklam Tarifesi
  • Yazar Girişi
  • E-Posta
Sonuç yok
Tüm sonuçları gör
Yazar Portal | Turkiye Interaktif Kose Yazarı Gazetesi
Sonuç yok
Tüm sonuçları gör
Anasayfa Yazarlar Ali TARAKÇI

Kahve İçtiğinde Yüzlerinin Kararacağını Zanneden Çocuklardık

Ali TARAKÇI Yazar Ali TARAKÇI
12 Mayıs 2016
Ali TARAKÇI
0
400
Paylaşma
5k
Görüntülenme
Facebook'ta PaylaşTwitter'da Paylaş

Biz bugün bildiğimiz sokak çocukları gibi değildik. Karanlık bastığında  sokakları mesken  tutmuş, sokak çocuklarıydık… Kahve içersek yüzlerimizin kararacağını zanneden, misafir odalarına ancak misafirlerle beraber girebilen o zamanın çocuklarıydık… 

Bugün de hala kahve içmeyi sevmem, çünkü nedense bana birşey ifade etmez… Neden böyle olduğunu geçen gün
fark ettim.

Arkadaşlarımızla gecenin bir yarısı otururken, arkadaşım “kahve söyleyeyim” dedi.
Kahveden bir şey anlamadığımı ifade ettim.
Şaşırdı herkes…
Sonra aklıma geldi ve başladım anlatmaya…
Çocuktuk evimize misafir geldiğinde, ev ahalisinden kimseye servis yapılmayan kahve fincanları vitrinlerden çıkarılır, kahveler hazırlanır ve misafirlere tabi ki büyüklere servis yapılırdı.

Çocuklar olarak biz de kahve istediğimizi söylediğimizde, “kahve içerseniz yüzleriniz kararır” diyerek korkutulur ve kahve istememizin önüne geçilirdi.
Nedense büyükler kahve içerlerdi, onların yüzleri kararmazdı.
Neden bizim yüzlerimizin kararacağını da sor(a)mazdık.
Ya akıl etmezdik ya da soru sormak ayıptı.
Galiba kahve pahalıydı ancak misafirlerle beraber içilebilirdi.
Anlayacağınız yoksulduk…

****
Kahve içince yüzlerinin kararacağını zanneden, misafir odalarına giremeyen, girersek anne ve babalarımızdan papara yiyen çocuklardık.

Hava karardıktan sonra bile sokaklardan evlerine zorla giren; erkekler kızlar beraber seksek, kuka, birdirbir, çelik çomak, erkekler olarak uzun eşek oynayan çocuklardık.

Saatlerde saklambaç, kovalamaca, ebe oynayan çocuklardık.
Aşağı yukarı mahalleleleri ile savaşa tutuşan çocuklardık.
Sonra birleşip başka mahallelerin çocukları ile savaşa tutuşan çocuklardık.
Ve bugün hala aynı alışkanlıklarımız devam ediyor, nedense…

****
Sonra çocukların asla gir(e)mediği, evin büyüklerinin bile ancak misafirler geldiğinde girdiği salonlarımız vardı. Adı misafir odalarıydı.

Ev sahibinin, bir anlamda misafirlerine gösterebileceği evlerimizin en seçkin yerleriydi.
Tabi evlerimiz tek odalı değilse…
Çünkü çok odalı evleri olanlar çok şanslı ya da ekonomik durumu birazcık iyi olan insanlardı.

Tek odalı evlerde büyüdük…

Zeytinburnu’nda oturuyorduk.
Tek odalı bir gecekonduda oturuyorduk.
Tuvaletimiz dışarıdaydı.
Mutfak ise hemen odanın yanında sonradan yapılma küçük bir yerdi.
Banyolar ise odanın içersindeydi.
Banyo dediysek banyo değil…
Su gideri olan beton dökülmüş sofadan ayrılan yerlerdi.
Banyo yapılmayan zamanlarda üzeri kapatılırdı.

****
Gecekondu bölgesiydi oturduğumuz semt… Çırpıcı mahallesi…
Sokağımızın ışıkları yandığında çocuklar cümbür cemaat sokaklardaydık.
Her yer yeşil olmasına rağmen biz yine sokakları mesken tutmuş çocuklardık.
Adımız şimdinin sokak çocukları gibi değil, zamanın sokakları mesken tutmuş, sokak
çocuklarıydık. 

****
Sonra Sefaköy’e taşındık.
İki daireli evimiz vardı.
Bir daire amcamın, diğer daire de bizimdi.
Babamla amcam beraber oturmaya karar vermişlerdi. Ne de olsa kira gelirleri olacaktı, daha kolay borçlarını ödeyeceklerdi.

Diğer daire ise kiraya verilmişti, bir odası da bakkal yapılmıştı.
Yıllarca böyle devam etti.
Sonra amcamlar karşı daireye taşındıktan sonra artık benim bir odam vardı.
Salon da misafir odasıydı.
Sadece misafirler gelince açılır, açılmadığı zamanlarda çocuklar girerse rahmetli annemin sert sözleri duyulurdu.

“Ortalığı dağıtmayın, misafir odasına girmeyin, çabuk çıkın.”

Biz yine de o ayrıcalıklı odada oturmayı severdik.
Çünkü koltukları, sehpaları vardı.
Bir de misafirler için ayrılmış şeker ve lokumlar…
Misafirler için ayrıcalıklı olan odada olmak bizi de ayrıcalıklı yapardı.

****
Şimdi büyüdük.
Ne büyüklerimizin bizlere dediklerini şimdi çocuklarımıza söylüyoruz…
Ne de salonlarımızı sadece misafirler geldiğinde açıyoruz.
Aksine salonlarımız şimdi evimizin vitrinleri…
Tabakları, bardakları da saklamıyoruz…
Kendimiz için açtığımız servis tabaklarını misafirlerimiz için de açıyoruz.

****
Nasıl da zihniyetler değişiyor…
Nasıl da yaşam tarzlarımız değişiyor.
Nasıl da hayata bakışlarımız değişiyor.
Ve biz değişmenin olumluğu içerisinde eskiye özlemle hikayeler anlatıyoruz.
Ah eski günler yok mu…
Ah eski arkadaşlar, dostluklar…
Diye diye hayıflanıyoruz.
Halbuki, o zamanlarda da büyük olanlar aynı şeyleri geçmiş için söylüyorlardı.

Yoksul ya da zengindik…

Siyah önlüklerimiz vardı.
Sözde imtiyazsız, kaynaşmış bir toplumun çocuklarıydık.
Bunun en önemli göstergesi de siyah önlüklerimizdi.
Askeri adımlarla yürürdük.
Saçlarımız traşlıydı.
Sabahları saç kontrolü, sıraların üzerinde tırnak kontrolü yapılan çocuklardık.

*****
Sınısız, kaynaşmış sözde eşit cumhuriyetin çocuklarıydık…
Siyah önlüklerimiz formamızdı, simgemizdi.

Ancak siyah formalarımız bile ailelerimizin sosyal statüsünü gösterirdi.
Kaliteli siyah önlük, kalitesiz önlük, yakalık hemen belli olurdu.

Ayakkabılarımız, (hatta kimilerimizin lastikti, sözde ayakkabı benzeri) pantolanlarımız farklıydı.
Kime neydi ki, nede olsa biz sınıfsız, eşit askeri bir toplumun, askeri adımlarla yürütülen geleceğe hazırlanan bugünün sözde demokratik çocuklarıydık.

****
Şimdi kocaman adamlar olduk.
O zamanın çocukları, şimdi, başkasının çocuklarını tek tip yetiştirmek istiyorlar hem de en çok karşı çıktıkları dünün zihniyetine benzeyerek…
Ne diyelim Allah akıl fikir versin.

****
Dünün çocukları olarak “yüzlerimiz kararır” diyerek hala kahve içmiyoruz…
Belki de kimilerimiz birer kahve tiryakisi olarak, çocukluğumuzda içirilmeyen kahvelere inat daha çok kahve içiyoruz…
Büyüdük, dün dünde kaldı. Hayat ise tüm hızıyla değişiyor…
Biz ise arkasından yetişmeye çalışıyoruz… Mezarlıkların tamamı hayatın değişimine sözde yetişenler ve yetişemeyenlerle dolu…

Son söz: Bugün ise bu yazıyı okurken dünde kalmış olacak. Aynı dünde kalan herşey gibi…

Paylaş
Etiketler: güncel
Önceki Yazı

Ey Motor!

Sonraki Yazı

İsrail Türkiye NATO’da Ayni Masada

Ali TARAKÇI

Ali TARAKÇI

Fast loans with monthly payments near me

İlişkili Yazılar

Ali TARAKÇI

ZEVZEK’in Asıl Amacı Montrö Değilmiş!

14 Mayıs 2021
5k
Ali TARAKÇI

“Ya Hep Beraber, ya Hiçbirimiz…”

13 Mayıs 2021
5k
Zevzek’in Asıl Amacı Montrö Değilmiş!
Ali TARAKÇI

Zevzek’in Asıl Amacı Montrö Değilmiş!

06 Mayıs 2021
5k
Ali TARAKÇI

Twitter Vekillik Düşürdü!

24 Mart 2021
5k
Sonraki Yazı

İsrail Türkiye NATO'da Ayni Masada

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

  • Trendler
  • Yorumlar
  • En son
Aşık Veysel ve Kara Toprak Türküsü Hikayesi

Aşık Veysel ve Kara Toprak Türküsü Hikayesi

22 Mart 2019
Ayak Tabanına Veya Göğüse Vicks Sürmenin Faydası Yok

Ayak Tabanına Veya Göğüse Vicks Sürmenin Faydası Yok

24 Ocak 2016

Yok Saymak

28 Mart 2020

Yıldızname Baktırmak Günah mı…Günah…

09 Haziran 2022

Keltepen’in Taşları /Şu Akkuşun Gürgenleri

18 Nisan 2020

Düz Dara Yâr Düz Dara

23 Mayıs 2020

Tüketicilerin Süt Tozu Dilekçeleri!

97

Fethullah Gülen’e 19 Soru

72

Ayasofya Açılsın Zincirler Kırılsın

70

İslâm Dışı Bir Uygulama: Çocuk Sünneti…

45

Gıda Mühendislerinin Petek Ataman’a Çağrısı

40

Şarkı Sözü Alan Var mı?

39
Suskun Ve Sessiz

Kürsüde Az Ses, Çok Mana

30 Ocak 2026
Toplumsal Cinsel Problem

Toplumsal Cinsel Problem

30 Ocak 2026
Vatandaşın Alım Gücü Azaldı

Türkiye Yüzyılı

30 Ocak 2026
Ailenin Dönüşümü

Ailenin Dönüşümü

30 Ocak 2026
Gece Aforizmaları (l)

İstanbul Üçlemesi Dolmabahçe Sarayında

30 Ocak 2026
Gurbete Arzuhâl

Gurbete Arzuhâl

30 Ocak 2026

Köşe Yazarları

Türkiye Deprem Haritası

 

Ayın Sözü

Lütfen Duyarlı Olalım!

de, da vb. bağlaçlar ayrı yazılır.

Cümle bitişinde noktalama yapılır. Boşluk bırakılır, yeni cümleye büyük harfle başlanır.

Dilimiz kadar, edebiyatımıza da özen gösterelim.

Arşiv

Sosyal Medya’da Biz

  • Facebook
  • İnstagram
  • Twitter

Entelektüel Künyemiz!

Online Bilgi İletişim, Sanat ve Medya Hizmetleri, (ICAM | Information, Communication, Art and Media Network) Bilgiağı Yayın Grubu bileşeni YAZAR PORTAL, her gün yenilenen güncel yayınıyla birbirinden değerli köşe yazarlarının özgün makalelerini Türk ve dünya kültür mirasına sunmaktan gurur duyar.

Yazar Portal, günlük, çevrimiçi (interaktif) Köşe Yazarı Gazetesi, basın meslek ilkelerini ve genel yayın etik ilkelerini kabul eder.

Yayın Kurulu

Kent Akademisi Dergisi

Kent Akademisi | Kent Kültürü ve Yönetimi Dergisi
Urban Academy | Journal of Urban Culture and Management

Ayın Kitabı

Yazarımız, Sedayi ALTUN’dan,

“Bir Eğitim Yolcusu” adlı güzel bir eser. Yazarımızın eseri, yine bir yazarımız ve Karadeniz Şairler ve Yazarlar Derneği yönetim kurulu üyemizin sahibi olduğu Ateş Yayınlarından çıkmıştır. Kendilerini kutluyoruz.

Gazetemiz TİGAD Üyesidir

YAZAR PORTAL

JENAS

Journal of Environmental and Natural Search

Yayın Referans Lisansı

Creative Commons License
This work is licensed under a Creative Commons Attribution-NonCommercial-NoDerivatives 4.0 International License.

Bilim & Teknoloji

Eğitim & Kültür

Genel Eğitim

Kişisel Gelişim

Çocuk Gelişimi

Anı & Günce

Spor

Kitap İncelemesi

Film & Sinema Eleştirisi

Gezi Yazısı

Öykü Tefrikaları

Roman Tefrikaları

Röportaj

Medya

Edebiyat & Sanat

Sağlık & Beslenme

Ekonomi & Finans

Siyaset & Politika

Genç Kalemler

Magazin

Şiir

Künye

Köşe Yazarları

Yazar Müracatı

Yazar Girişi

Yazar Olma Dilekçesi

Yayın İlkeleri

Yayın Grubumuz

Misyon

Logo

Reklam Tarifesi

Gizlilik Politikası

İletişim

E-Posta

Üye Ol

BİLGİ, İLETİŞİM, SANAT ve MEDYA HİZMETLERİ YAYIN GRUBU

 INFORMATION, COMMUNICATION, ART and MEDIA PUBLISHING GROUP

© ICAM Publishing

Gazetemiz www.yazarportal.com, (Yazarportal) basın meslek ilkelerine uymaya söz vermiştir.
Yazıların tüm hukuksal hakları yazarlarına aittir. Yazarlarımızın izni olmaksızın, yazılar, hiç bir yerde kaynak gösterilmeksizin kısmen veya tamamen alıntı yapılamaz.

Sonuç yok
Tüm sonuçları gör
  • Ana Sayfa
  • Köşe Yazarları
  • Künye
  • Yayın İlkeleri
  • Yazar Müracaatı
  • Kurumsal
    • Misyon
    • Yayın Grubumuz
    • Logo
    • Reklam Tarifesi
  • Yazar Girişi
  • E-Posta

© 2008 - 2021 Yazar Portal | Türkiye Interaktif Köşe Yazarı Gazetesi

Yeniden Hoşgeldin

Aşağıdan hesabınıza giriş yapın

Şifrenimi unuttun?

Parolanızı alın

Şifrenizi sıfırlamak için lütfen kullanıcı adınızı veya e-posta adresinizi girin.

Giriş yap