Yazar Portal | Turkiye Interaktif Kose Yazarı Gazetesi

Ütopya


16 Kasım 2020 00:01

1 Yorum

Avrupa’yı sarsan “Euro krizi” sebebiyle işsizlik ve yoksulluk en çok İspanya’da meydana gelmişti. Ancak koca İspanya’da bu sarsıntıya karşı duran bir köy çıktı karşımıza.

Çünkü bu köyde her şeyin taban demokrasisi ve komün ilkeleriyle idare ediliyor ve ne yazık ki kendini sol ve sosyalist zanneden birçok aklı evvel bu köyden habersizdi.

Bu köy Endülüs Bölgesi’nin Sevilla kentine bağlı MARİNALEDA köyü idi. Bu köyün tarihsel ve örnek mücadelesi çok yakın dönemi kapsar.

Franco faşizminin yıkılmasından sonra yapılan ilk serbest seçimleri köyde Kolektif İşçiler Birliği olarak kurulan Sol Cephesi kazanır.

Madrid’de yaşayan bir aristokrata ait olan topraklarda gündelikçi olarak çalışan Marinaleda’lı köylüler, “Tarlalarda kim çalışıyorsa, tarlalar onundur” diyerek, söz konusu yerin çalışanlara devri için eylemler yapmaya başlamışlar.

Başlarında ise öğretmenlikten gelen ve halen köyün belediye başkanı olan Juan Manuel Sánchez Gordillo vardır. 1250 hektarlık tarlaların çalışanlar lehine kamulaştırılmasını talep eden köylülerin açlık grevleri, gösteriler, yürüyüşler, polis saldırıları, tutuklamalar vs. şeklindeki mücadelesi yıllarca sürmüş, ama onlar hiç yılmadan direnişlerini sürdürmüşlerdir. Tıpkı bizim maden işçileri gibi.

Çünkü gündelikçi olarak çalışmak onlar için kölelikten başka bir şey değildir. Aldıkları ücretler geçimlerini sağlamaya yetmediği gibi, yaşanılmaz halde olan barakalarda kalmak zorundaydılar.

Kararlı mücadelenin sonucunda Endülüs Bölge hükümeti 1991 yılında toprakları aristokrattan alarak kamulaştırır ve Marinaleda köylülerin kurduğu kooperatife devreder.

O günden bugüne köyde her şey bu kooperatif üzerinden yürütülüyor. Bugün 2 bin 600 nüfuslu Marinaleda’daki evlerin duvarlarında çok sayıda slogan yer alıyor. En çok da “Ütopyaya yolculuk” yazılmış. Bir duvarda ise “Sermayeye karşı sosyal savaş” yer alıyor. Belediyenin ambleminde ise “Barışa giden bir ütopya” yazıyor.

Marinaleda’da toplantılar için kullanılan binaya “Halkın Evi” adı verilmiş ve girişinde “Başka bir dünya mümkün” yazıyor. Emekliler, kadınlar boş zamanlarını bu binada yapılan kültürel ve sosyal etkinliklerde geçiriyorlar. Bizim emekli ve kadınlarımız ise geçim derdi ile sosyal etkinlik sözünü çoktan unuttular.

Özel mülkiyetin olmadığı, tarlaların kamu malı olduğu Marinaleda’da bütün kararlar halkın katıldığı toplantılarda alınıyor. Yani yüzde 100 taban demokrasisi işliyor. Ne kadar vergi verileceğine, elde edilen fazla gelirin nasıl harcanacağına da bu toplantılarda karar veriliyor. Bizde ise Demokrasi ise inilecek bir trenden ibaret.

Konut sorunun ise kooperatif marifeti ile çözümlemiş ve evin yapımı için gerekli malzemeler, araç gereçler ve işçilik köy kooperatifinin kasasından karşılanarak bir tek evi yapan kişiye inşaatta çalışması şartı koşulmuştur. Böylece köyde 350 ev bu şekilde yapılmış. 90 metre karelik iki katlı evlerin 100 metrekare bahçesi bir de araba garajı oluşturulmuştur. Bizde ise konutlar depremde yıkılsın içindekilere mezar olsun diye yapılıyor.

İşin daha ütopik olan yanı ise Birleşik sol listesinden Bölge Parlamentosuna giren köyün belediye başkanı aldığı milletvekilliği aylığını kooperatifin kasasına aktardığı gibi, Belediye meclis üyelerine de maaş verilmiyor. Meclis üyeliklerini fahri olarak sürdürüyorlar. Bizlerde ise bu tür yerler rant kapısı diye düşünülüyor.

İşin sırrı Kapitalizmin egemen olduğu bir ülkede köylülerin direnişini selamlama gerekiyor. Sürekli dünyanın değişik yerlerinden televizyon ekipleri, gazeteciler Marinalede ki köyü ziyaret ederek haber yapıyorlar. Bu mucizenin sırrı ise hiç şüphesiz doğrudan taban demokrasisinde. (Alıntı; Sayın Yücel Özdemir den)

Darısı öncelikle yaşadığım yere (Didim’e) çok mu hayalciyim acaba? Ve olursa eğer bütün yerel yönetimlere, gerisi ister istemez genel yönetim biçimine yansıyacaktır. Çok mu Ütopik geldi? “Yürürken menzilden çıkıyorsan yol’u sorgulayacaksın” Hadi bakalım kendini sol, sosyalist veya sosyal demokrat zannedenler, içinizde var mı acaba? Yürekli zatlar. Şaka yapıyorum siz bu sıra dışı kafaya aldırmayın, zaten yazdıklarımda çok uç, bazılarınızın hayal dünyasına bile sığmaz. Ancak gözünüze sığar, dönüp yaşadığınız mahalleye bakın, kimsesiz, terk edilmiş ve sadece reklamlarla donatılmış ve seçimden seçime uğrak yeri olan üstelik ne acı ki bünyesinden dört kişiyi de meclise taşımış bir mahalle.

Yazdıklarımızı, duruşumuzu çok uç bulanlar oldu ve olmaya devam ediyorlar. Ama bilinmelidir ki bugün sistemin kirli yüzünde şikayet edenler, ne yazık ki o sistemin bozuk çarkları ile seçime giriyorlar. Hangi sistem ile seçim kazanır iseniz o sistemle yönetirsiniz. Kişiler değişir ama sistem aynı kalır. İşte bizim radikal düşünmemiz bundandır. Ancak direnişin, çeliğine su vererek sistemi değiştirmeyi hedefleyen haksızlığın karşısında, dik duran ve hayallerini diri tutan, her kim ise tarih bunu altın kalemle yazacaktır.

Tarih yazar iken,  erdemli olanlardan her sayfasında, göründüğü gibi olmayanları ise bir satırda belki de hiç anlatmayacaktır.

 

Okunma Sayısı: 95

Yazarın Diğer Yazıları

Yok Sayılanlar

Bir hukukçunun anılar kitabında şöyle yazar. Hâkim, sanığa sorar: “Ne iş yapıyorsun kızım?” Çok ezik,...

Akıl Tutulması

Nasıl insan bilgisi ve düşüncesi doğuştan oluşmuyorsa, soyut düşünme yetisi de ancak okuyarak, bilgilenerek oluşur....

Çocuklarımız

Ayağına batan dikenler, aradığın gülün habercisidir. Dikenine katlanmaktan söz edenler, âşıkmış gibi davrananlardır. Gerçek âşık...

Yüz ve Yirmidokuz Kez

Fiilen hayatta ne olup olmadığı, ne kadar olup olmadığı, neyin hayal olup olmadığı, neyin mümkün...

Yakalamak

Hiç kimse çektiği çileli bir hayatın attığı tokat ile avurtları çökmüş, gözleri kan çanağı dönmüş...

Yazıya Yapılan Yorumlar

  1. Ali Selvi dedi ki:

    Kaleminden sömürüsüz eşit hakları içeren sosyalizm akıyor. Hiç değilse ülkemizde de MARİNALEDA köyü örnekleriyle sömürüsüz bir ülke yaratmanın fitilini ateşleyen mükemmel yazıyı kaleme alan yazarı kutluyorum. Eline yüreğine sağlık.