Yazar Portal | Turkiye Interaktif Kose Yazarı Gazetesi

Kıyı Yönetimi Açısından Ar-Ge’nin Önemi (I)


14 Aralık 2010 00:03

Yorum Yapılmamış

Sürdürülebilir Kıyı Yönetimi Açısından Ar-Ge’nin Önemi (I)

Ülkemizi üç taraftan çevreleyen denizlerimiz değerlerine paha biçilemeyecek varlıklarımızdandır. Deniz ve kıyı varlığı toplumun sosyo-ekonomik yaşam kalitesi açısından son derece önemlidir. Denizle bütünleşmiş bir coğrafyada, deniz ülkesinde yaşıyor olmamıza rağmen, denizci bir ülke olmanın gerekliliklerini yerine getirdiğimiz söylenemez. Hızla değişen dünyamızda zengin ülkelerle fakir ülkeler arasındaki farklar giderek artmaktadır. Teknolojiye sahip olan ve böylelikle gelişmiş bir sanayiye sahip olan denizci ülkeler, diğer dünya ülkelerini giderek kendilerine daha fazla bağımlı hale getirmektedir. Ülkemizin bu gelişmiş denizci ülkeler sınıfında yer alabilmesi için de teknoloji geliştirmeye, yenilikçi ürünler üretmeye şiddetle ihtiyacı vardır. Ancak denizcilik politika ve stratejilerimizi bu yönde geliştirmeye başladığımız zaman, ülkemizin içerisinde bulunduğu sosyal, kültürel ve ekonomik koşulları da iyileştirmek yolunda bir adım atmış oluruz. Çevre denizlerimizi politik, stratejik ve ekonomik bakımdan olması gereken düzeyde değerlendirebilmek, denizciliği Türk’ün büyük milli ülküsü haline getirebilmek ve Türkiye’nin gelişmiş denizci ülkelerle rekabet edebilmesi ve ekonomik olarak tam bağımsız bir ülke olabilmesinin yolu ar-ge’den geçmektedir.

Ulusal deniz ilgi alanlarımız

Türkiye’nin denizel ilgi alanları kendi ölçeğinde ve komşu ülkelerle karşılaştırıldığında kabaca 8.300 km kıyı uzunluğu ve 316.000 km2’ denizel ilgi alanına sahip olduğu görülmektedir. Denizel ilgi alanımız yaklaşık Türkiye yüzölçümünün yarısı kadardır. Karadeniz 166.000 km2, Akdeniz 119.500 km2, Ege 18.900 km2 ve Marmara 11.500 km2 ‘dir (Doğan ve diğerleri, 2008).

Ar-ge nedir?

Ar-ge, son zamanlarda sıkça kullanılmakla beraber herkes tarafından çok farklı yorumlanmakta ve tanımlanmaktadır. Farklı akademik çevrelere göre ar-ge, yeni bir ürün üretmekken, kimilerine göre salt bilimsel çalışmalar yapmaktır. (http://www.en.wikipedia.org/wiki/arge ekim.2007). Teknik terim olarak ise ar-ge, bilimsel ve teknik bilgi birikimini artırmak amacıyla, sistematik bir temele dayalı olarak yürütülen, yaratıcı çaba ve bu bilgi birikiminin yeni uygulamalarda kullanımıdır. (TUBİTAK, 2001) OECD’ye göre ar-ge; bilim ve teknolojinin gelişmesini sağlayacak yeni bilgileri elde etmek veya mevcut bilgilerle yeni malzeme, ürün ve araçlar üretmek, yazılım üretimi dahil olmak üzere yeni sistem, süreç ve hizmetler oluşturmak veya mevcut olanları geliştirmek amacı ile yapılan düzenli çalışmalar olarak tanımlanmaktadır.

Kıyı Alanları Yönetimi ve Ar-ge

Denizel çevr-kıyı yönetimi ve ar-ge: Deniz ve kıyı alanlarının yönetim, planlama ve kullanım politikalarının sürdürülebilirliği dinamik bir süreç olan ar-ge’den geçmektedir. Ar-ge’den beklenen nihai sonuç, sürdürülebilirliktir. Denizler hakkındaki bilgi 20. yy’da disiplinler arası ve çok disiplinli çalışmalara yapılan maddi destekler sayesinde bir hayli artmış ise de hala daha denizel ortam dünyada en az bilinen ve araştırılan alandır. Geniş anlamda kaynakların ekosisteme dayalı idare ve işletimi aslında sürdürülebilir kullanma daha doğrusu sürdürülebilir koruma ancak bilgi sahibi olmayla mümkündür. Bilgi sahibi olmanın yolu ise eğitim ve araştırmaları kısaca ar-ge’dir (Doğan ve diğerleri, 2009).

Ulusal Deniz-Kıyı Envanteri ve AR-GE: Ülkemizde ulusal ölçekte detaylı yapılmış deniz ve kıyı envanteri bulunmamaktadır. Sahip olduğumuz deniz ve kıyı kaynağını bilmeden söz konusu kaynağın planlanması ve sürdürülebilir yönetimi mümkün değildir. Deniz ve kıyı yönetimi önündeki en büyük engel “ulusal deniz ve kıyı envanterinin olmamasıdır. Deniz ve kıyı ar-ge çalışması ivedi olarak ulusal master plan çerçevesinde yapılmalıdır.(Doğan ve diğerleri, 2005). Ülkemizin ihtiyacı, deniz ve kıyı doğal kaynağının, kullanım politikasını oluşturmaktır. Bunu başarmanın yolu ise sürdürülebilir doğal kaynak yönetim süreci ar-ge’ dir. Türkiye’de deniz araştırma çalışmalarının başlangıcı hidrografik ve hidrobiyolojik kökenlidir. İstanbul Üniversitesi Hidrobiyoloji Enstitüsü ve Deniz Kuvvetleri Komutanlığı  Seyir, Hidrografi ve Oşinografi  Dairesi Başkanlığı deniz araştırma ve ölçme çalışmaları yanında 1970’den itibaren muhtelif üniversitelerimiz, M.T.A Genel Müdürlüğü ve TÜBİTAK deniz araştırmalarına önem vermeye ve bu konuda gerekli araç gereç imkanlarına sahip olmaya başlamışlardır. (TÜBİTAK, 1997).

Okunma Sayısı: 507

Yazarın Diğer Yazıları

Kıyı Yönetimi Açısından Ar-Ge’nin Önemi (III)

Türkiye`nin, toplam Ar-Ge harcamasının 2008 yılında cari fiyatlarla 6 milyar 400 milyon YTL ile Gayri...

Kıyı Yönetimi Açısından Ar-Ge’nin Önemi (II)

Sürdürülebilir Kıyı Yönetimi Açısından Ar-Ge’nin Önemi (II) Ar-ge ve deniz araştırmaları 1950 Öncesi Deniz Araştırmaları:...

Kıyı Alanlarında Bedelsiz Kamulaştırmanın İptali (II)

Avrupa İnsan Hakları Sözeşmesi ve Mahkemesi Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi 4 Kasım 1950 tarihinde Roma’da...

Kıyı Alanlarında Bedelsiz Kamulaştırmanın İptali (I)

Kıyı alanlarının yönetimine ilişkin hukuk tüzesinin oluşumunda iç hukukta Anayasa Yargısı, İdari Yargı kararları kadar...

Kıyı Alanları Yönetiminde Yeni Yasal Düzenlemeler (II)

Kıyı Alanları Yönetimi Açısından “Kentsel Dönüşüm Alanları”na İlişkin Yasal Düzenlemelerin Değerlendirilmesi (II) Kentsel Dönüşüm Projeleri...