Yazar Portal | Turkiye Interaktif Kose Yazarı Gazetesi

Türkiye Endülüs Olma Yolunda!

BİLİMSEL GERÇEK
Öğr.Gör. Nurullah AYDIN

31 Ağustos 2011 00:01

Yorum Yapılmamış

Son çıkarılan vakıflar kanunu ve jest olarak kabul edilen azınlık mallarının iadesine ilişkin kararnameyi görünce Türkiye’de asıl ne oluyor sorusu aklıma takıldı.

Kararnameyle;162 azınlık cemaatinin askıda olan tüm malları ile tarihi mezarlıkların iade edilmesi ve üçüncü kişilere geçen mülkler için tazminat ödenmesi yolu açıldı. Azınlık malları için tazminat hakkı ilk kez getirildi.

Türkiye’de; Yugoslavyalaşma sürecinin siyasal anlamda uygulamada olduğu dönemde Endülüsleşme olabilir mi?

Bakın;

Endülüs neydi ne oldu?

Endülüs medeniyeti; İslamiyet’in siyasi-askerî güç ve medeniyet bakımından Orta Çağ’da ulaştığı zirvedir. Yine; Batı Aydınlanması’nın ya da insanlığın değer kaynağı ve aracısı olarak kabul edilmektedir.

İçerisinde 7 civarında ırk, 7 dil ve 3 büyük semavi din mensuplarını barındıran
multikültürel yapısıyla
bir ho
şgörü medeniyeti idi.

Endülüs devleti;

İslam Dünyasına karşı Avrupa’da Haçlı düşüncesinin doğuşu ve seferlerinin başlamasına sebep olmuş bir Müslüman devletidir. Bu açıdan, Doğu-Batı veya İslam-Hıristiyanlık Mücadelesi Tarihinin Orta Çağ dilimindeki en önemli safhası bu dönemdir.

Başkenti Şam’da bulunan Emevi Devleti Kuzey Afrika’nın tümünü eline geçirir.
Tarık bin Ziyad İber Yarımadasına hakim Germen asıllı bir ulus olan
Vizigotlar krallığını
yener. Bütün İber yarımadası Müslümanların eline geçer. Valiler Dönemi (714-756) ba
şlar.

Endülüs Emevileri (756-1031) Dönemi

en parlak dönemi olarak bilinir. Kurtuba şehri, Bağdat ve Kahire’den sonra dünyanın üçüncü önemli bilim merkezi haline geldi. Bu dönemde günümüz Avrupa bilim ve sanatının bazı temelleri Endülüs’te atıldı. Yine o dönemde Avrupa’nın genelinde sadece Papazlar ve liderler okuma yazma bilirken, Endülüs’te ise halkın neredeyse tamamı okuma yazma biliyordu. Şehircilik ve şehir kültürü döneminin çok önüne geçmiştir. Kültürel farklılıkların zenginlik olarak algılandığı bir çağdır. Endülüs’lerin egemenliği altındaki topraklarda Sefarad Yahudileri bugün İspanya’daki Yahudi kültürünün altın çağı (Golden age of Jews (eng. wikipedia)) olarak adlandırılan altın çağlarını yaşar.

Beni Ahmer Devletinin yıkılışı ile İspanyadaki 781 senelik İslam egemenliği sona erer.

Müdeccenler ve Moriskolar (1492 – 1610) dönemi;

İspanya kralı III. Felipe 22 Eylül 1609 tarihli bir fermanla 1610-1614 yılları arasında Müdeccenleri İspanya’dan kovar. Bütün
cami, kümbet, medrese ve eşsiz yapıları yıktı, müslümanları kadın, çocuk farketmeksizin katlederek İspanya dışına göç etmeye
zorlar. 300.000 kadar Müdeccen vatanlarını terkeder. Böylece
Müslümanların İspanya’daki izi büyük oranda silinmiş olur.

Şimdi ise Türkiye’de;

cemaati olmayan hemen her yerde açılan kilise evleri, onarılan kiliseler, ayin izinleri son yılların dikkat çeken uygulamalarıdır.

Dinler arası diyalog

adıyla İbrahim-i din olarak Yeni Din kabul edilmiştir. Üç din mabedini içeren ortak mabed inşaları sürüyor.

İslam’ın temeli olan kelime-şehadette yer alan
Muhammed’in Allah’ın kulu ve resulü olduğu cümlesini çıkararak sadece şehadet ederim ki Allah birdir cümlesini yeterli gören Yeni Dinciler, Anadolu’yu Yahudi ve Hıristiyanlara yeniden verme de sakınca görmüyorlar
.

1071 Malazgirt savaşından beri, Yahudi ve Hıristiyan kutsal toprakları kabul edilen  Anadolu’dan
Müslümanları, Endülüs gibi defteme stratejisi uygulan
ıyor.

Selçuklu ve Osmanlı döneminde haçlı savaşları ile netice alamadılar. 1176 da Miryakefolon savaşında Kılıçarslan liderliğinde, 1922 de Sakarya da Mustafa Kemal liderliğinde Türk Milleti’nin  varolma yokolma savaşı verildi. 100’e yakın projelerini gerçekleştiremeyen haçlılar, bu kez
kimliksiz, kişiliksiz, sahte, yobaz, işbirlikçi, münafık ve fasıklar topluluğu
eliyle tarihi hayallerini gerçekleştirme yolundad
ırlar.

Bu sahte dincilerin maskesini düşürmek ve halkı aydınlatmak herkesin ama herkesin görevidir. Türk Milleti uyanmalıdır. İhanet yapılanması ve uygulamalara karşı suskun kalınmamalıdır.

Günün Sözü

: Milletine, dinine ihanet içinde olanları, tarih de, din de, millet de affetmez.

Okunma Sayısı: 206
Kategori: Nurullah AYDIN

Yazarın Diğer Yazıları

İktidar Savaşı ve Propaganda

İnsanlık tarihi; iktidar için güç ve yetki sahibi olanlarla, olmaya çalışanlar arası çatışma ve güdülen...

İktidar Savaşı ve Propaganda

İnsanlık tarihi; iktidar için güç ve yetki sahibi olanlarla, olmaya çalışanlar arası çatışma ve güdülen...

Siyasal/Ekonomik Şekillendirme

Belli odakların emireri olarak planlandığı gibi gücü/yetkiyi ele geçiren bir kesim diyor ki; artık kabul edin....

ABD-NATO ve Türkiye

Atatürk’ün bağımsızlık temeline dayalı stratejik dış politikasını tersyüz etmiş ve ABD ile askeri ve eğitim...

Sevgide Birleşmek

Tartışalım. Kırmadan, üzmeden, incitmeden, katletmeden, ayrıştırmadan, ötekileştirmeden konuşalım tartışalım. Aklın mantığın, gönlün yolu birdir. Orta...