Yazar Portal | Turkiye Interaktif Kose Yazarı Gazetesi

Somali Açlıktan Kırılırken İftar Yapmak…

ŞAFAK ÖTESİ
M.Nihat MALKOÇ

22 Ağustos 2011 00:00

Yorum Yapılmamış

Yaşadığımız zaman içerisinde idrak etmekte olduğumuz ramazan, cömertlik ve yardımlaşma ayıdır. Bu ayda kulluk şuuruyla oruç tutan müminler, ömür boyu zorunlu yarı aç yarı tok yaşamak mecburiyetinde kalan fakirleri ve kimsesizleri daha iyi anlarlar.

Gönülleri şen eden mübarek ramazan ayı, şefkat ve merhameti çağrıştırıyor. Doğu Afrika’nın açlık ve kuraklıkla kırıldığı, yanıp kavrulduğu bu zor günlerde bizler onlar için neler yapabiliyoruz? Oruç tutan müminlerin, düşkünleri koruyup gözettiği bir ayın gölgesinde serinliyoruz. Biz Müslümanlar, açlığa mahkûm bu insanların ellerinden tutabiliyor muyuz?

Ramazan deyince aklımızı iftar sofraları geliyor. Ramazanda sivil toplum örgütleri, dernekler, vakıflar ve belediyeler fakir zengin ayrımı yapmadan halka iftar sofraları hazırlarlar. Böylece ramazanın ruhuna uygun yardımlaşma ve dayanışma gerçekleşir.

Bir de zenginlikte ve şatafatta yarışılan iftar sofraları vardır. Bu sofraların konukları da sanıldığı gibi fakirler değil, kendini soylulardan sayan zenginlerdir. Oysa gereğinden fazla lüks ve şatafatlı sofralar, gösteriş, riya, israf ramazanın ruhuyla ve oruç ibadetiyle bağdaşmaz. İslam, ölçülü olmayı gerektirir. Gün boyu aç kalan müminin, akşam ezanıyla birlikte çektiği açlığın acısını çıkartırcasına tıka basa doyması hem dinen, hem de tıbben uygun değildir.

Ramazan ne kilo verme, ne de kilo alma ayıdır. Ramazan, fiyatları artırıp köşeyi dönme ayı da değildir. Ramazan köşe bucak dilenerek insanların merhamet duygularını sömürme ayı da olmamalıdır. On bir ayın sultanı ramazan; ruhu manevî kirlerden arındırma, tefekkür ve muhasebe ayıdır. Allah’ın bize verdiği nihayetsiz nimetleri düşünerek şükretmek, doğuşumuzdan itibaren, aldığımız son nefese kadar yaşadığımız kulluk sürecini gözden geçirmek ayıdır.  Ramazanda zengin iftar sofraları kurmada değil, kullukta yarışmalıyız.

Oruç bir ibadettir. Oruçla birlikte ruhumuzu temizleriz. Daha az yer, daha çok tasadduk ederiz. Zekâtlarımızı hesaplayarak onları gerçek sahiplerine ulaştırır, malımızı kirlerden temizleriz. Sadaka vererek belalardan emin oluruz. Yetimleri düşünür, onların ellerinden tutarız. Böylece fakirle zengin arasında sevgi ve dayanışma köprüleri kurulur.

Bugün Müslümanlar ve tüm insanlar açlıktan 29 bin çocuğun öldüğü Somali’ye karşı merhamet imtihanından geçiyor. Bugün açlığın pençesinde ölüm kalım savaşı veren Somali bir zamanlar kendi kendine yeten müreffeh bir ülkeydi. Batı, kirli elleriyle bu toprakları da sömürdü. Köylü halkı şehirlere doldurdular, böylelikle üretim azaldı. Somali 19. yüzyılda Avrupalı sömürgecilerin uğrağı oldu. 20. yüzyılda İngiltere ile İtalya arasında paylaşıldı. 2. Dünya Savası sonrası bağımsızlığını kazandıysa da darbeler ve iç çekişmelerden kurtulamadı.

Kurulduğundan beri huzur yüzü görmeyen Somali, 1977’de ABD nüfuzuna girdi. 1991’de diktatör Barre’nin devrilmesinden sonra ülkedeki otorite boşluğu doldurulamadı. O günden bugüne iç karışıklıklar ve çatışmalar dinmedi. Bu çatışmalarda bir milyona yakın insan hayatını kaybetti. Son yıllarda deniz korsanlarının saldırılarıyla dünyada adını duyurdu. Ülkedeki radikal “Eşşebab” örgütü, ülkedeki karışıklık ve çatışma ortamını daha ha azdırıyor. Bu örgüt uluslararası yardım çalışmalarına da engel olarak yardımları köstekliyor.

Son zamanlarda Somali’de bir trajedi yaşanıyor. Rahmet ve mağfiret ayı olan bu ramazanda bizler Somali’deki kardeşlerimize elimizden geldiğince destek vermeliyiz. Çoluk çocuğumuzla sofralarımıza oturduğumuzda Somali’de iftar yapamayanları da düşünmeliyiz. Peygamber Efendimizin dediği gibi “Birbirine karşı muhabbet ve merhamette, müminler, bir vücut gibidir. Vücudun bir yeri rahatsız olunca, bütün vücut, rahatsız, uykusuz kalıp, onun tedavisi ile meşgul olduğu gibi, Müslümanlar da birbirlerine yardıma koşmalıdır!”(Buhari)

Bazı yardımseverler, yardımların Somali’ye ulaş(tırıla)mayacağından endişe ederek yardım yapmaktan vazgeçiyor. Dürüstlüğünden şüphe etmediğimiz ciddi yardım kuruluşlarına yaptığınız yardımlar mutlaka yerine ulaştırılmaktadır. Farz-ı muhal yardımınız yerine ulaştırılmasa da, sizin sevabınızdan bir şey eksilmez; vebal yardımları ulaştırmayanlarındır.

Okunma Sayısı: 73
Kategori: M.Nihat MALKOÇ

Yazarın Diğer Yazıları

Sanat, Şiir ve Şair

2020 yılı dermansız dertlerini de heybesinde getirdi insanlığa. Bu dertlerin başında “Covid-19” virüsü geliyor. Halk...

Mevlânâ Celâleddin Rûmî

Hakk ve hakikat dostu Mevlânâ’yı Mevlânâ yapan, onu bir anlamda tamamlayan manevîyatı güçlü isimler vardır....

Cemal Akyıldız’ın Ardından

Cemal Akyıldız 1932 senesinde Trabzon’un Of ilçesinde dünyaya gelmişti. Resme ilgi duyması ilkokul evveline dayanır....

Köprübaşılı Bir Bilge Adam

Köprübaşı’nın yetiştirmiş olduğu saygın ve bilge kişilerden biriydi Aslan Aksoy… O, ömrünü Köprübaşı için,  Köprübaşı’nda...

Ümmetin Avukatı

Bu dünyadan, ardında hoş bir seda bırakarak bir Ahmet Kekeç geçti. “Haksızlık karşısında susan dilsiz...