Yazar Portal | Turkiye Interaktif Kose Yazarı Gazetesi

Siyaset sahnesinin SEYYARLARI…

GENEL
ZKategorisiz

18 Ocak 2009 01:15

Yorum Yapılmamış

 
Mustafa GÖKTAŞ
ANALİZ
Birkaç kez bu konuyu gündeme getirdim.
Siyasi sahnede sık rastladığımız bir olay, seyyar siyasilerin bolluğu.
Adam düne kadar A partisindedir, bir bakarsınız Z partisine gitmiş. Alfabenin başından sonuna kaymış…
Ahlak yok. Olgunluk yok. Kalite yok.
 
Çıkara dayalı bir hal almış.
Siyaset hepimize lazım..
Siyaset önemli bir kurum.
Ama ayağa düşmüş.
Kimi zaman parası olan öne çıkıyor.
Kimi zaman el etek öpen popo yalayan öne çıkıyor.
Yağcı ve yalakalık kol geziyor.
Aday adaylıkları açıklandı.
Ortalıkta o kadar çok ne idüğü belirsiz tip dolaşıyor ki, şaşırıp kalırsınız.
Bunlar bizleri yönetmeye, şehrimizi yönetmeye talip.
Karnındaki pislik mi, yağ mı, bunu bilmekten aciz adam, çıkmış bizi yönetmeye talip oluyor.
Partilerde öbek öbek çeşit tipler.
Enteresan iş.
Kapısına dayandığı parti eğer aday göstermemişse, göstermeyecekse, şıp diye bir dakikada başka partiye gidip oradan aday oluyorlar.
Ne yüzsüzlük.
Ne ahlaksızlık.
Ne ilkesizlik ve ne seviyesizlik…
Bu nasıl bir siyasi yaşam biçimi?
Ben bunlara siyasetin SEYYARLARI diyorum.
Seyyar siyasetçiler.
Nerede Nerede mekân, orası vatan (!)
Koltuğu ve mekânı, makamı kim verirse orası onun vatanı oluyor.
Seyyar siyasetçiler.
Fikirleri yok.
Çıkarları var.
Siyaset onların çıkarına hizmet ediyor.
O yüzden Türkiye’de millet belini doğrultamıyor.
Siyaseti ÇIKAR için yapanların artış gösterdiği bir ortamda ne bekliyorsunuz ki?
Utanmazlar, birde kalkıp halk istiyor, taban rahat bırakmıyor derler.
Hâlbuki halka danışan mı var?
Kim soruyor ki halka?
Her şey partilerin liderlerinin iki dudağı arasında..
Evvelce de dedim, eğer siyasi partiler yasası bir an evvel değişmez ise ve ona bağlı olarak da partilerin tüzükleri, memleket de hayırlı siyaset beklemeyin.
Biri gider biri gelir, değişen köklü bir şey olmaz.
Biri iner biri çıkar tahterevalli gibi.
Demokrasi hak getire…
Bakın siyasi arena’ya…
Aday gösterilenlerin yaşlarına bakın.
Özellikle Büyük şehir başkan adaylarına bakın.
Yaşı 45’in altında kim var?
Ya 60, ya 65, ya da 55 yaşlarındalar..
Ya da, 50 ile 65 yaş arası gidip geliyorlar…
Şehri yönetecek tek bir genç bulamıyoruz hep dedelerimiz önde gidiyorlar.
Dedelerimiz fırsat vermiyor ki, gençler biraz öne çıksınlar.
Halk istiyor, taban istiyor ya, ondandır (!)
Abidik gubidik adaylar.
Bir tarafının kılı ağarmış adaylar.
Saçları boyalı, kaşları, bıyıkları boyalı adaylar…
Kırıta kırıta geziniyorlar.
Kimi partisinden torpilli, kimi cebi şişkin yüzü pişkin tip…
Aman yarabbi…
Çoğu da seyyar partili..
Siyasete atıldığı günden bu yana en az 2 parti değiştirmiş tipler.
Öyleleri var ki, 4–5–6 parti değiştirmiş.
Ölüye gidiyor ağlıyor, aynı gün düğüne gidiyor oynuyor.
Fikir yok, zikir yok, Düğün evinin oynayıcısı ölü evinin ağlayıcısı reziller…
Fırıldak mı fırıldak…
Âşık Mahsuni’nin fırıldak adam adlı türküsü aklıma geliyor.
Bakın Mahsuni o türküde nasıl sesleniyor;
 
Fırıldak Adam
Yüz karası bu âlemin şaşkını
Baykuş gibi viranede işin ne
Cemlerin şeytanı fırıl fırıl fırıldak
Yollar düşkünü
Ey utanmaz meyhanede işin ne

İkrar verdin ikrarını ciğnedin
Hayatında helal lokma yemedin
İnsanım demedin fırıl fırıl fırıldak
Kulum demedin
Hacı Bektaş, Mevlana’da işin ne zalım işin ne

Açtın Mahzuni’ye yürek yarası
Dünyanın fitnesi yüzler karası
Sübyanın torunu fırıl fırıl fırıldak
Mervan’ın hası
Hüseyin’de, Kerbela’da işin ne

Fırıldak adam ben seni neydem
Gelme dergâha zalımsın madem, hayınsın madem

 

Ne diyeyim?
İşte Mahsuni demiş.
Ben işin başka tarafına döneyim.
Şurada seçime az bir süre kaldı.
Böylesi FIRILDAK ve seyyar siyasetçilere oy vermeyin, arkasından gitmeyin diyeceğim ama, siz beni yine dinlemeyeceksiniz.
Çünkü her zaman haklısın abi, doğrusun abi, dersiniz, ama nerede bir ahlaksız ve haksız biri var onun ardından gidersiniz.
Çıkar toplumu olmuşuz çünkü.
Herkes haklıyı, doğruyu bilir alkışlar ama, iş bir şey vermeye gel dimi, kime verirsem verdiğimin iki katını üç katını geri alırım der ve düşünür, haklısın doğrusun dediğinden umudu keser o ahlaksız ve üç kağıtçının arkasından gider.
Bu hep böyle olmuştur.
Toplum bozulmuş.
Ne yapacaksın.
Yapacak bir şey yok.
O yüzden şikayetlenmeye de gerek yok.
Çünkü kendimiz edip kendimiz çekiyoruz.
Verdiğimi oylar ile sahtekâr üretiyor, hırsız çoğaltıyoruz.
Oylarımızı layık olana, hak edene versek, yaşadığımız hırsızlıklar, yolsuzluklar, başımıza gelir mi?..
Gelmez.
Ama o zaman bizim torbaya da akmayacak.
Hani vatan millet Sakarya, ya…
İşte o ayaktan…
Vatan millet Sakarya, bizim torbaya da akar ya…
Hak hukuk adalet tecelli etse o torbaya akar mı?..
Akmaz…
Göstermelik hak hukuk adalet…
Göstermelik vatan millet Sakarya..
Hep torbaya akar ya…
Mantık işte bu..
Yazık…
Yazık ki ne yazık..
Yine bozuk bir sistem ve düzen…
Cebi şişkin, yüzü pişkinler…
Seyyar siyasetçiler…
Bir tarafının kılı ağarmış tipler…
Ele ele meydanlardalar…
Atıyor tutuyorlar.
Bol kepçeden..
Keyfin bilir, neşen bilir restorant…
Yemekler ve servisler bol kepçeden.
Tabi Yersen…
Adamlara gidin söylediklerinizi noterde tasdik ettirip taahhüt altına alın diyoruz, işlerine gelmiyor.
Çünkü yalan kandırmaca…
Bir sürü palavracı…
Hadi hayırlısı…

mustafagoktas006@gmail.com

Not:

Yazarın bu yazısı,  www.bilgiagi.net   ve www.haberanaliz.net  sitelerinde aynı anda yayınlanmaktadır.

Okunma Sayısı: 113

Yazarın Diğer Yazıları

Şehitlerimiz ve Hemşehrimiz Korgeneral Osman Erbaş !

Kahramanlarımız : Bitlis’in Tatvan ilçesinde kaza kırıma uğrayan helikopterde bulunan Korgeneral Osman Erbaş (Yozgat-Yerköy), Astsubay...

Bu Kitabı Sana Göndermiş Olmamız Onlara Yetmiyor mu?

Yeter Allahım..kitabın indirlmesi yeter ceza ve ödülümüz için…de. Çünkü iki cihanda da cezası var 99...

Vitamin D Hapı Yerine Güneş Banyosu

Yakın zaman önce dünyanın farklı ülkelerinde yapılan yüksek kaliteli klinik araştırmaların üç ayrı meta-analizinde vitamin...

Bizi Geri Bırakan “Kader” İnancımız mı?

Bizi geri bırakan “kader” inancımız mi? Kader inancımız bizi cesaretli kıldı…de Evet… Rıza ülküsünü yitirdik...

42. Yılında Maraş Kahrı

Maraş katliamını anmakla, anlamaya çalışmanın apayrı şeyler olduğunu düşünüyorum. Bir şeyi, anmak her zaman onu...