Yazar Portal | Turkiye Interaktif Kose Yazarı Gazetesi

Resurullah’ın Ramazan Hutbesi

ŞAFAK ÖTESİ
M.Nihat MALKOÇ

28 Ağustos 2011 00:00

Yorum Yapılmamış

Sıcakların dereceleri zorladığı bu yaz günlerinde İslam dünyası ve bütün Müslümanlar ramazanın rahmet ve bereket ikliminde serinliyor. Bu mübarek ay’ı layıkıyla idrak edenler nice sevaplar kazanarak onun manevî bereketinden hakkıyla istifade edeceklerdir. Fakat öyle kişiler de vardır ki onlar oruç tutarlar ama tuttukları orucun kendilerine bir faydası olmaz. Çünkü o kişiler gıybet ve koğuculuk yaparlar, böylece insanları birbirine düşürürler. Rasûlullah(sav) buyurdular: “Nice oruç tutanlar vardır ki, orucundan kendisine kuru bir açlıktan başka bir şey kalmaz! Geceleri nice namaz (teravih ve teheccüd) kılanlar vardır ki, namazlarından kendilerine kalan, yalnız uykusuzluktur.”(İbn-i Mâce, Sıyâm, 21) Allah bizleri böyle insanların zümresine dâhil olmaktan uzak tutsun. Zira bu durum manevî iflastan başka bir şey değildir. İyi düşünülürse anlaşılır ki manevî iflaslar maddi iflaslardan daha iç acıtıcıdır. Zira maddi kayıplarınızı, gecenizi gündüzünüze katıp daha çok çalışarak tekrar elde edebilirsiniz. Fakat manevî kayıpların kulu götüreceği son nokta ne yazık ki cehennemdir.

Ramazanı kıymetli kılan sebeplerden biri de kutsal kitabımız olan Kur’an-ı Kerim’in bu ayda indirilmeye başlanmış olmasıdır. Cenâb-ı Hak şöyle buyuruyor: “Ramazan ayı, insanlara yol gösterici, doğrunun ve doğruyu eğriden ayırmanın açık delilleri olarak Kur’an’ın indirildiği aydır. Öyle ise sizden ramazan ayını idrak edenler onda oruç tutsun. Kim o anda hasta veya yolcu olursa (tutamadığı günler sayısınca) başka günlerde kaza etsin. Allah sizin için kolaylık ister, zorluk istemez. Bütün bunlar, sayıyı tamamlamanız ve size doğru yolu göstermesine karşılık, Allah’ı tazim etmeniz, şükretmeniz içindir.” (Bakara, 185)

Resulallah Efendimiz ramazan ayını ve bu ayda tutulan orucu çok önemsemiştir. Onun ramazan ve oruç hakkında nice güzel sözleri ve müstakil hutbeleri vardır. Ashaptan Selman-ı Farisi Radiyallâhu Anh anlatıyor: Resul-i Ekrem Efendimiz Sallallâhu Aleyhi Vesellem, Şaban ayının son gününde bize okuduğu bir hutbede şöyle buyurdu: “Ey insanlar, büyük ve mübarek bir ay yaklaştı, gölgesi başınıza geldi. “Bu öyle bir aydır ki, içinde bin aydan daha hayırlı olan Kadir Gecesi vardır.” “Allah o mübarek ayın gündüzlerinde orucu farz, gecelerinde nafile namazları meşru kıldı.” “Bu ayda küçük büyük bir hayır yapan insan başka aylarda bir farz eda etmiş gibi sevap alır.” “Bu ayda bir farzı yapmak, başka aylarda yetmiş farz yerine geçer.” “Bu ay Allah için açlık ve susuzluğun, taat ve ibadetin meşakkatlerine sabır ve tahammül ayıdır. Sabrın karşılığı da cennettir.” “Bu ay yardımlaşma ayıdır, bu ay müminlerin rızkını arttıracak aydır.” “Bu ayda her kim oruçlu bir mümine iftar edecek bir şey verirse, yaptığı bu iş günahlarının bağışlanmasına ve Cehennemden azat olmasına sebep olur. Oruçlunun sevabından da hiçbir şey eksilmeden onun kadar sevaba kavuşur.”

Her biri manevî bir yıldız olan ashaptan bazıları bu sözleri duyunca, yoksulluklarını düşünerek “Ya Resulallah, hepimiz oruçluya iftar edecek bir şey bulup verecek durumda değiliz” dediler. Bunun üzerine Resul-i Ekrem Efendimiz Sallallâhu Aleyhi Vesellem, “Allah bu sevabı bir tek hurma ile, bir içim su ile, bir yudum süt ile oruçlu mümine iftar ettirene de verir” buyurdular ve hutbelerine şöyle devam ettiler: “Bu ayın başı rahmet, ortası mağfiret, sonu da Cehennemden kurtuluştur.” “Bu ayda her kim kölesinin (işçi ve hizmetçisinin) işini hafifletirse Allah onu affeder ve Cehennemden uzak tutar.” “Bunun için bu ayda şu söyleyeceğim dört hasletten ikisi ile Rabbinizi razı kılarsınız, diğer ikisinden ise hiçbir vakitte ayrı kalamazsınız: “Rabbinizin rızasına sebep olan hasletlerin birisi, kelime-i şahadete devam etmeniz, diğeri de Allah’tan mağfiret dilemenizdir. Vazgeçemeyeceğiniz iki hasletin biri Allah’tan Cenneti istemek, diğeri Cehennemden Allah’a sığınmaktır.” “Her kim oruçluya bir yudum su verirse, Allah da ona benim mahşerdeki havuzumdan öyle bir su içirecektir ki, Cennete girinceye kadar bir daha susuzluk çekmeyecektir.”[et-Tergib ve’t-Terhib, 2:94-95]

Ne kadar mühim bir ayda olduğumuzun idraki içerisinde oruçlarımızı tutmalı, teravih ve vakit namazlarımızı kılmalı, şükrümüzü layıkıyla eda etmeli, soframızı fakirlere açmalıyız.

Okunma Sayısı: 184
Kategori: M.Nihat MALKOÇ

Yazarın Diğer Yazıları

Köprübaşılı Bir Bilge Adam

Köprübaşı’nın yetiştirmiş olduğu saygın ve bilge kişilerden biriydi Aslan Aksoy… O, ömrünü Köprübaşı için,  Köprübaşı’nda...

Ümmetin Avukatı

Bu dünyadan, ardında hoş bir seda bırakarak bir Ahmet Kekeç geçti. “Haksızlık karşısında susan dilsiz...

Trabzon Sevgisi

Trabzon’un tarihi, kültürü, edebiyatı, basını, diyaneti ve eğitim dünyası deyince akla gelen isimlerin başında hep...

Gerçek Bir Dost

Farsçadan dilimize geçen “dost” kelimesi sıcaklık ve samimiyet demektir. Dost demek şahsî menfaatleri yürekten kapı...

O Bir Vefa Abidesiydi

Tavır ve davranışlarıyla adeta canlı bir vefa abidesi olduğunu gösteren Hüseyin Albayrak, son kitaplarından biri...