Yazar Portal | Turkiye Interaktif Kose Yazarı Gazetesi

Nerede Kaldı O Değerler…


24 Kasım 2020 00:01

5 Yorum

Değer deyince sadece insana, eşyaya, bitkiye vs. verilen değer gelmesin aklınıza… Bizleri biz yapan, insanları birbirine bağlayan değerlerimiz de vardır, unutmayalım!

Bizim zamanımızda değerlerimizin değeri vardı. Ama şimdiler de öyle mi? Sanmıyorum, etrafımızda yaşananlara, yaşatılanlara şöyle bir göz atalım isterseniz. Değerlerimize değer verenlerin çok azınlıkta olduğunu göreceksiniz. Hep acaba diyorum, kim, kimler nerede bir hata yaptı da değerlerimizi unutur olduk diye…

Bu gençlik 70’li,  80″li yılların yetiştirdiği gençlik değil mi? Çok şeylerden mahrum kaldığımız için mi bilmem, onlar hiçbir şeyden mahrum kalmasın, bir dedikleri ikiletilmesin, biz çektik onlar çekmesin istemediğimiz için her istedikleri, her dedikleri yerine getirildi diye mi oldu bütün bu olumsuz değişiklikler bilemedim…

Belki bizim zamanımızda çok şeylerden yoksundur, yoksulduk ama şimdilerde olmayan gerçek saygı, sevgi ve değerini bildiğimiz değerlerimiz vardı. Mutluyduk alabildiğine…

Siz siz olun sahip olduklarınızı kaybetsenizde de toplumu toplum yapan değerlerinizi kaybetmeyin.

Ahh Aahhh! “Nerede o eski öğretmenler, nerede o eski öğrenciler…” diyesi geliyor insanın, öğretmen öğrenci ilişkisini görünce şimdilerde… Bir harf öğretenin kölesi olmak yerine bir harf öğreteni köle yapmaya kalkışıyorlar. Acaba değerleri biz mi tükettik diye soruyorum kendi kendime… Hep böyle miydi de bizler fark edemedik, ya da daha olgun çağa gelince birşeyleri daha mı iyi görür ve anlar oldukta farkettik bilemiyorum.

Her şey eskidenmiş demek istemiyorum ama gerçek bu. Saygı sevgi daha bir başkaydı diyoruz çoğu zaman. Aahhh yeniler yediler, eskiler hep eskiyi yad ederler.

Yıllar yıllar öncesinde öğrenci öğretmenine saygıyla korku arası bir sevgi beslerdi. Ama şimdiler de öyle mi? Öğretmen öğrenciden çekinir olmuş. Öğrenci bir fiskeyle bile cezalandırılamayacağının rahatlığıyla her türlü taşkınlığı, saygısızlığı yapabilme hakkı görmüş kendisinde. Rahat tavırlarıyla adeta meydan okuyor karşısındakine… Kışkırtmak için zorluyor kendini. Öğretmen de öğretmen-öğrenci arasındaki ince çizgiyi aşmakta buluyor çareyi. Ya da hak etmediği notu vermek zorunda kalarak durumu kurtarmaya çalışıyor. Çizgiler aşıldıkca değerler yok olmaya yüz tutuyor.

Her sözün bir doğruluk payı vardır. Atalarımız ne demiş, “Nush ile uslanmayanı etmeli tekdir, tekdir ile uslanmayanın hakkı kötektir.”

Sakın şiddetten yana olduğumu düşünmeyin. Şiddet dayağın farklı bir boyutudur. Adı üstünde, acımasızca hırpalamak, zarar vermek anlamından bahsetmiyorum asla.

Değerli öğretmenlerimizin değerini bilelim. EMEK verdikleri biz öğrenciler olarak verdikleri bu emekleri boşa çıkarmayarak karşılığını verelim. Saygımızı eksik etmeyelim. Bir an değil her gün anıp kıymet bilelim. Bizlere bir kelime dahi öğreten başta bende emeği çok olan rahmetli annem ve hayattaki tek varlığım babam, her dönemdeki öğretmenlerim, kendisinden çok şey öğrendiğim Yrd. Doç. Dr. Ahmet FİDAN hocam, Beşikdüzü Kız Öğretmen Lisesi‘nden mezun tüm öğretmen arkadaşlarım ve öğretmenlerim, Yazar Portali’mizde şair-yazar tüm öğretmenlerimiz, tüm dünya öğretmenleri, bu mutlu gününüzü tüm içtenliğimle kutluyorum. Son zamanlarda tanıdığım yazarlarımızdan, hep olmak istediğim öğretmenlik modelini en güzel haliyle yansıtan değerli öğretmenimiz Şükran GÜNAY’ın bu özel gününü ayrıca kutluyorum.

İlk öğretmenlerimiz annelerimiz ve babalarımızdır. Sadece öğretmenleri meslekle kısıtlamayalım. Her öğretici öğretmen sayılmadığı gibi her öğretmende öğretici olamaz. Hayatta, hayata dair çok şey öğrendiğimiz kişilerde birer öğreticidir aslında. Bunlardan biri de Gönlümün ustası; Değerli Nişanlım, Sanayinin Veysel Ustası’dır. Çok tahsili olmamasına rağmen, hayat ona adata yüksek lisans yaptırmış ve aynı zamanda canına okurken hayat; O’da hayatı okumuştur en acısından… Bana da hayatın verdiği tecrübesiyle en zor anlarda bile dimdik ayakta durmayı öğretmiştir ustam. Kendisine minnettarım.

Sevgili öğretmenlerimizden ricam; öğrencilere sadece ABC’yi ya da toplama, çıkarma, çarpmayı değil, yok olmaya yüz tutmuş olan değerlerimizi de öğretelim, hatırlatalım sık sık… Günlük yaşantımızda şahit olduğumuz, bizleri düşündüren, mutsuz eden, hatta kızdıran olaylara daha az rastlarız hiç olmazsa…

Hiç aklımdan çıkmaz, çıksa da aynı durumla sık sık karşılaştığım için tekrar tekrar hatırlatıyor şimdiki gençlik, gençler… Her defasında kalbim aynı acıyla burkuluyor, beynimi demirle dövüyorlar sanki. Bu yüzden (bu durumu yaşamamak, görmemek için) kısa mesafelerde dolmuşa binmek yerine yürümeyi tercih ediyorum. Yaşlılara, düşkünlere yer verilmediği gibi bir de çok doğalmış gibi hiç rahatsızlık duymuyorlar ya işte o an zıvanadan çıkıyorum.

Görmüyorlar hatta. Dünyadan kopuk kendi dünyalarındalar pervasızca. Ohhh! Yaşlı olmak varmış, iyiymiş demeleri çok daha esef verici. Hatalarını yüzlerine vurulduğunda yüzleri bile kızarmıyor, mahçup olup başlarını öne bile eğmiyorlar.

Bir başka hadise, mübarek Ramazan Ayı’nda yaşlı mı yaşlı bir amca biniyor dolmuşa… Ayakta zor durmasından, tabiricaizse karnı sırtına yapışmış, her halinden belli niyetli olduğu. Yüzünde içten içe inler gibi bir bir acı var. Ayakta duramayacak kadar ağrım olmasına rağmen yer vermek istiyorum. Yanımdaki yaşlı teyze hasta halimden etkilendiği için mi, yoksa yanına yabancı bir erkek oturmasını istemediği için mi bilmem yer vermeme engel oldu. Dayanamayıp kızgın bir edayla gençlerden birine dönüp yer vermesi gerektiğini hatırlattım.

Saygı hatırlatılıpta yapılınca bir değeri kalmıyor. Saygı hep olmalı, hatırda kalmalı.

Siz siz olun değer SİZ olun. Değer(siz) olmayın.

Değer verin, değerli olun.

Değeri değerinde bırakın.

Görüşene dek hoş kalın, hoşçakalın, değerde kalın.

NOT: Yıl 2012 Aylardan Kasım Ve İlk Köşe Yazısı Denemem… Ufak-tefek eklemeler-çıkarmalar yapılmıştır.

DOĞA(L)CA

 

Okunma Sayısı: 1.272

Yazarın Diğer Yazıları

Bu Bayram Kendine Bayram

Ahh aahhh! “Nerede o eski bayramlar” derken içinde bulunduğumuz durumu özlemle yad edeceğimizi nereden bilelim....

Kaçılıyor İnsanın Ölüsünden Dirisinden!..

Coranavirüs Pandemisi tekrar atak yapıp, tam gaz rekora doğru koşarken 31 ilde tedbir amaçlı 2...

Virüsü Unutturan Deprem!

Sadece Türkiye’nin değil tüm dünyanın üstünde kara bulutlar geziyor. Felaketler geldi mi üst üste gelir bazen....

Havada Virüs Kokusu Var

Mart Kapıdan Baktırıyor Sahiden. Soguğuyla, Virüsüyle… Hem Bedenimiz Üşüyor, Hem de Ruhumuz… Hem Kazma Kürek...

2019 Sonunda Dokuz Doğuranlar…

Bugün zorlada olsa sadakatla bağlı olduğum evimden kendimi 10-15 dakikacık olsun dışarıya atabildim şükür… Yağmura...

Yazıya Yapılan Yorumlar

  1. Şükran GÜNAY dedi ki:

    Ayşe’m, canım benim. Yüreğini okudum, yüreğimde yankılandı yazdıkların. Öğretmenler Gününün özüne uyan harika bir yazı olmuş. Evet meleğim, değerlerimizi unutmamalı, unutturmamalıyız. O ender bulunan gül yüreğinden öpüyor, sonsuz teşekkürümü sunuyor, anlarımız aydınlık olsun diliyorum.

  2. Dr. Ahmet FİDAN dedi ki:

    Cok cok tesekkur ederim Sevgili Ayşe. Mutlu oldum. Aydinlik yarinlar diliyorum.
    Sen başarılı oldukça ben hep mutlu olurum, olmaktayım.
    Yazın dünyasında çok daha başarılar elde edeceğini biliyorum.
    Sevgiler.

  3. Hamdi ORUÇ dedi ki:

    Ahh Aahhh! “Nerede o eski öğretmenler, nerede o eski öğrenciler…” diyesi geliyor insanın,

  4. Ayşe Naz YILMAZ dedi ki:

    Talihsizlik yakamı bıraksaydı sizin gibi mükemmel bir eğitimci olmak isterdim. Hep varolun, sağolun. Hep mutlu olun değerli Şükran öğretmenim💐

  5. Ö ğ r e t m e n

    Üflemekle sönmeyen,
    Sallamakla düşmeyen,
    Eriyor da olsa yavaş yavaş,
    Işığıyla hep aydınlatan,
    Bir mum gibidir,
    Öğretmen.
    (Mustafa HAYIRLI
    24 Kasım 2020)