Yazar Portal | Turkiye Interaktif Kose Yazarı Gazetesi

Neden Kırmızı Don Giyerler?


19 Şubat 2020 00:02

1 Yorum

Kırmızı rengi nedense aşkın, şehvetin, tutkunun rengi olarak betimledi nice kalemler.
Daha önce erkeklerin niçin kırmızı kravat taktıklarını açıklamış, yazmıştım.
Şimdi sıra kırmızı donların neden giyildiği? Konusunda yazmaya geldi.
Aslında külot veya boxer mı yazmalıyım sizce?
Ben don yazdım.
Öz-Türkçe daha net anlaşılıyor. Değil mi?
Argo, yazmayın, size yakışmıyor, vb sözler edersiniz şimdi siz bana.
Olsun. Siz argo da sansanız ben yine de doğruları eğirmeyeceğim yazı örekesinde.
Ha, şimdi de ” örekeye” kafayı takacaksınız biliyorum.
Olsun, yine de yazacağım.
Anamızın örekesi, deriz ya çoğu zaman, neymiş şu öreke? Aman canım her şeye o kadar da hazır konmasın gözlerimiz. Biraz da siz sözcüklerin terzisi olun.
Her neyse ben yine şu kırmızı don neden giyilir? Onu biraz gündemde tutayım.
Efendim, sizin de bildiğiniz gibi her yeni yıl öncesi, mağazalardan kırmızı don ile sütyen alır çoğu kadınlar.
31 Aralık gecesi insanlar, özellikle kadınlar neden kırmızı don giyerler, bilir misiniz?

Çünkü kırmızıyı aşkın rengi olarak Sevgililer Gününde dahi gözümüze gözümüze sokup dururlar. Böylece tüketiciye hizmet eden siyonist sektörler, aşkın rengini satmayı başarırlar:

“Al bunu giy. Bir yıl boyunca aşkla donan. Aşk sana koşa koşa gelsin.” Der gibi…
Aslında kırmızı donun hikayesi çok eskiye dayanır.
1956 senesinde iflas etmiş Amerikalı bir iç çamaşırı satıcısı Henry George’un dikkatini çeken bir şey vardı.
Mağazasına gelen kadınların çoğu tek külot aldıkları zaman 2 renk seçiyorlarmış. Ya beyaz, ya kırmızıymış aldıkları.
Henry, yılbaşına birkaç gün kala hemen çalışanlarını toplamış. Deposunda ne kadar kırmızı külot varsa, mağazasına gelen kadınlara hediye etmelerini, “eski yılda kırmızı don giyip, yeni yılı kırmızı donla karşılarlarsa, yeni yıl onlara şans, aşk ve para getireceğini,” özellikle kadınlara söylemelerini istemiş.
Henry’nin bu stratejisi işe yaramış.
Kulaktan kulağa yayılmış bu söylem. Ve de işe yaramış.
Söz geldi dolaştı yine don sözcüğüne.
Anımsarsanız, TV’de yıllar öncesinde karlı bir gecede, hava durumunu anlatan spikerimiz,
“Donsuz geceler diliyorum,” demiş, Rtük cezası almıştı.

Oysa, o spikerimiz bilmeden bir gerçeğe dokunmuştu.
Nasıl mı?
Bildiğiniz gibi DON sözcüğünün kökeni, Uygur Türklerinin kullandığı TON sözcüğünden,
TONANMAK, giyinmek,
TONAMAK, giydirmek,
DON, iç pantolonu, külot anlamını taşır.

Avrupada don giyme alışkanlığı, 19 y.y da başlamıştır. Bu tarihe kadar Avrupa’da don giymek, ayıp karşılanıyormuş.
Külot sözcüğünün kökeni Fransızca ” Culotte”‘ den geliyor. Cullette, popo anlamında kullanılıyor.
Bizde “göt” yani Orhon Türkleri’nin kullandığı “Arka” anlamını taşır.

Anadolu’da hala kullanılan bazı deyimleri Konyalı Mustafa Arslan Aksungur Hocamızın kaleme aldığı “Dantelli Kutu,” adlı kitabından birkaçını aktarıyorum:

“Götüne güvenen donsuz da gezer.”
“Götün kurada, ne aran donda?”
” Güzellik ondur, dokuzu dondur.”
“Götünde donu yok, fesine feslikan takar.”

Tam yeri gelmişken bir fıkra yakışır bu yazımın finaline:

Fransız gümrüğünden İranlı biri geçerken valizi açılır. Bakarlar sadece üç külot vardır.
“Niçin sadece 3 külot var?”
“Ülkenizde kalacağım pazartesi, salı, çarşamba günleri için.” Der.
Sıra Almana gelir, ona da sorarlar:
“Neden 5 külot?”
“Pazartesi, salı, çarşamba, cuma, cumartesi ülkenizde konuğum,” der.
İngiliz geçecek, tabi gururla açarlar. Tam 7 külot vardır.
İngiliz de haftanın tüm yedi gününü sayar.
Gümrük görevlileri gururla:
“En temiz yine bizim vatandaşımız. Aferin bize.” Derler.

Tam o anda Türk gelir. Açarlar valizi, bir bakarlar ki, tam 12 külot görürler.

“Neden 12 külot var?” Diye sorduklarında o da sayar:

“Ocak, şubat, mart, nisan, mayıs…”

İyi ki kırmızı külot yokmuş.
Yoksa bir sene beklemek zorunda kalacakmış.
Evet, böylece kırmızı renkli külotların, Kurnaz, işini bilir bir Amerikalı işadamını, nasıl iflastan kurtulduğunun öyküsünü de öğrenmiş olduk.
Yazımın başında da ifade ettiğim gibi, bütün bu özel günler saçmalıkları, tüketici enflasyonundan başka birşey değildir.

Hepinize mutlu seneler diliyorum.

Emine Pişiren/ Kocaeli

Okunma Sayısı: 135

Yazarın Diğer Yazıları

Kehanete Göre…

Psikolojimi daha ne kadar sağlıklı tutacağım? Bilmiyorum. Dün gece “Beyaz TV’yi” izlemez olaydım, keşke. Spiker,...

Sıra Gelmeyen Çağrı Merkezleri

155 i aradım. “Meşgulüz” diye konuşan mekanik bir bayan sesi beni beklemeye aldı. 156’yı aradım,...

Karantina

Evimizde karantinadayız. Hasta olmamak adına bu izolasyonumuz. Bende can sıkılmasın, diye kitaplığımda okunmak üzere karantinaya...

Evde Kaldım!

Annem derdi ki; “Delikli boncuk yerde kalmaz. Deli kız evde kalmaz!” Corona cadısı, herkesi evde...

Önlemlerin Alınması Sevindirici

Önlemlerin alınması sevindirici. 1 haftadır televizyonda korona virüs haberlerini dinliyorum. Pandemi korkutuyor insanı. Bu konuda...

Yazıya Yapılan Yorumlar

  1. Emine hanım ben bu kırmızı don konusunu gazetem yayında iken yazmış, ve kapitalizme hizmet olduğunu, onların ekmeğine yağ sürmekten başka bir şey olmadığını söylemiştim. Sabahleyin kapıma 8-10 tane dantelli külot raptiyelemiş, bir de “sen ne karışıyorsun donumuza” diye notla karşılaştım.
    Ben ikinci günü, gazeteye kayıp ilanı verdim! “Büromuzun kapısına raptiyelenmiş 10 adet külot sahibini arıyoruz.” diye. Tabii kimse başvurmadı… Bir anıyı paylaşmak istedim. Sevgiyle, saygıyla efendim.

Yorum Yazın

Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.

ÇÖZÜM ORTAKLARIMIZ

Yukarı