Yazar Portal | Turkiye Interaktif Kose Yazarı Gazetesi

Mee Too (Ben de) Hareketi


13 Aralık 2020 00:01

1 Yorum

#Metoo ilgili yerel ya da uluslararası isimlerin varyasyonları ile kamuoyuna cinsel istismar ve cinsel tacize karşı toplumsal bir hareket başladı. Bir kişinin yaptığı paylaşım, yüzlerce kişinin başına gelenleri yazmasına neden oluyor.

Aslında bu hareketin kırılma noktası şu sorularla başlıyor. Başıma gelen cinsel taciz veya istismardan nasıl iyileşebilirim? Kriz anında kime başvurabilir ve başkalarına nasıl yardımcı olabilirim? Yalnız değilsiniz. Bu konular dijital küreselleşmenin etkisiyle duyulur ve görünür oldu. Toplumsal tartışma zeminine de katkısı oldu. Şiddetten hayatta kalanlarla gönül birliği ve dayanışmayla güç birliği yapıyorsunuz. Ayıp olmadığını, fiili gerçekleştirenin ifşa olması gerektiğini, kolay olmasa da size yüklenen cesaretle kullanıyorsunuz. Örneğin; alıkonan, tehdit altında bulunan kadınların (veya LGBTİ+lerin) çağrılarıyla sosyal medyada hızlıca örgütlenen dayanışma ağlarının kuvvetlerini veya ilgili STK’lar dan da destek alabiliyorsunuz.

Türkiye’de ve tüm Dünya’da taciz, tecavüz suçlarına karşı maruz kalan kadınların me too ya katıldığını görüyoruz. Şiddetti duyurunca görmezden gelemiyoruz. Toplumun yargılama ve sorgulama gücü her şeyin üstünde. Önemli ayrıntı şu ki; faillerin cezasız bırakılmaması ve bedel ödetilmesi konusunda hukuk sisteminin bu yönde harekete geçmesi gerekiyor.

Adı taciz iddialarına konu olan İhtiyar Kitabevi’nin sahibi İbrahim Çolak’ın paylaştığı bir gönderi ile intihar mesajı vermesinin ardından Çolak’ın intihar ettiği belirtildi.(Kaynak: İnternet Haber Kaynakları)

Sosyal paylaşım platformu Twitter’ın gündeminde birkaç gündür taciz ifşaları yer alıyor. Bir kullanıcının Hasan Ali Toptaş’ın kendisini taciz ettiğini yazması üzerine pek çok kadın tacize uğradığı edebiyatçıların isimlerini yazmaya başladı. Bunun üzerine yazar Aslı Tohumcu da Bora Abdo tarafından tacize uğradığını açıkladı.(Kaynak: Milliyet ve İnternet Haber kaynakları) Bu yazışmaların çoğalması üzerine; Açıklamada bulunan Toptaş, “Bilmeden, farkında olmadan yaptığım davranışlar nedeniyle kırdığım, üzdüğüm, yaraladığım bütün insanlardan samimiyetle özür diliyorum” dedi. Ancak bu açıklama da Toptaş’a yönelik tepkiyi dindirmedi. Verilen tüm ödüller geri alındığı konusunda Kamuoyuna açıklamalar teker teker yazılmaya başlandı.

Aile içinde birinci derece kan bağı olan kişilerin uyguladığı cinsel istismarların da çok olduğu ama konuşmaya cesaret gösteremeyen birçok kişinin varlığı araştırmalar sonucunda ortaya çıktı.

Ben kendi yaşadığım bir olayı aktarmak istiyorum. 20 yaşındayım. Yapı Kooperatifi başkanıyım. Yaptığım kooperatif evleri bittiğinde üye olan bir arkadaşımız dairesini satmak istedi. Ben de ofisimize gelen iş insanı güvenilir bir dosta tesadüf söylediğimde;alırım tabiki, daireyi görmeye gidelim demesiyle gittik .O dönemde bekçimiz ve ailesi orada oturmaktaydılar. Yukarıya çıktığımızda bir an güvendiğim dediğim dost elini belime dokundurdu. Bir saliselik bir dokunuş. Ne yapıyorsunuz? Hayırdır? Diye sertleşerek sordum.O an  Kavrayamadım .Hani birinin omuzuna dokunup çekersiniz ya. Önce şaka yaptım dedi. Böyle el şakalarını sevmem dedim. Sonra ince belin hoşuma gidiyor dediği an. Ben koptum tabiki.20 yaşındayım ve hiç beklemediğiniz birinden garip bir refleks görüyorsunuz. Siz kim oluyorsunuz? Diye sesim yükselince iyice korkttu. Şaka yaptım. Ben senin amcan yaşındayım. Hiç şakadan anlamıyorsun diye tekrar ettiğ an bekçimiz de geldi. Ne oldu başkanım diye sordu? İnce belim hoşuna gitmiş elini dokundurup çekti sinirlerimi gerdi dedim. Bitlis kökenli bekçimiz o an bir tokat attı adamın yüzüne. Bu şahıs 6 Ay sonra kalp krizinden vefat etti. Hümanist biri olmama rağmen duygularım karışıktı. Üzülmekle, acımak arasında bir şeyler yaşadım. Yıllar öncesi yaşadığım bu durumu o gün ofisime geldiğim de Ofistekilere, kardeşlerime ama herkese hep anlattım. İsmini ve kim olduğunu söyledim. Hiç saklanacak bir durum olmadığını bilakis bir daha kimseye yapmaya cesareti bulmasın diye anlatmak gerekliliğine inandım. Sonraları hep şunu düşündüm. Benim ailem özellikle rahmetli babam biz 3 kızıyla her bir şeyi açık açık konuşur ve anlatırdı. Bize kendimizi korumamız gerektiğini, bu tür davranışlar karşısında en sert mimiklerimizle bağırmamız ve hemen kendisine anlatmamızı söylerdi. Aldığım bilgi ve özgüvenle ben daha fazla incinmeden atlattım.O an sussaydım belki daha da ötesi ve devamı gelecekti.

Sonuç olarak; Türkiye’de cinsel şiddet konusu toplumda ve medyada tabu olmaktan çıkıyor. Erkeklerin erk gücü ve cinsel açlıktan kaynaklanan tacizleri kâbus olmayacak. Failin ifşa edilmesi seri şekilde yaptığı birçok zinciri ortaya çıkarıyor. Cinsel tacize karşı sessizlik kırılıyor. Lütfen korkmayın, utanmayın ve saklamayın!

Tüm bu olayların yaşanmaması adına; Kadına şiddetle mücadele ve çocuk ihlalleri konusunda özellikle Hukuk ve adalet sisteminde önemli rol olan Baroların STK, Oda ve bireylerle ortak protokollerle yapılacak eylem planlarını çok önemsiyorum. Hak mağdurların yanında duran Mersin Barosunun, Mersin Büyükşehir Belediyesiyle yenilenmesi gereken protokolü reddedildi. Siyaset üstü davranılması ve içselleştirilmesi gereken bir durumu politize etmekle birçok mağdurun reddedenlere nefretle bakmasına neden oldunuz. İçinde bulunduğum Sivil Toplum Kuruluşu olarak çok uzun zamandır Mersin Barosunun tüm komiteleriyle yaptığımız eğitim, bilgilendirme, çocuk istismarı davalarına müdahil olmaları bunların hepsi bila bedel ve sadece toplumsal sorumluluk ve duyarlılık içermekte. Yine empati yapamadınız!

2020 Yılının son yazısını yazarken;2021 Yılına umutla, sağlıkla girmeyi istiyorum. Kadınlara, çocuklara tüm insanlara; insanlık haklarının gerçek anlamda verildiği bir Ülke hayal ediyorum. Birleşmiş Milletlerin başlattığı günleri sadece bilbordlarda, görsellerde klişe kutlama veya anmalarla değil, ezber bozarak gerçek anlamda uygulanmasını düşlüyorum. Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk’e bir kez daha minnettarlığımı altını çizerek belirtmek istiyorum. Köşe yazabiliyorsam, çalışabiliyor ve hatta kendimi özgürce ifade edebiliyorsam güzel olan ne varsa Atatürk’e ve O’nun kurduğu Cumhuriyete borçluyuz.

Yaşadıklarımızı aratmayacak, daha iyisini sunacak 2021 Yılı umut ediyorum.

Okunma Sayısı: 1.038
Kategori: Sibel GELBUL

Yazarın Diğer Yazıları

İçimizden Kadın Kahramanlar(Müfide İlhan)

“Kadın Olmak” 2021 Yılının ilk köşe yazım. Kadınların sesi, kulağı olmak, içimizde ki girişimci ruhuyla...

Kadın Olmak

Bugün 01.01.2021… Yeni bir ajanda açtım. Yılları suçlamaktan vazgeçelim! Hep hayırlı Cuma mesajı geldiğinde Çarşamba...

İnsan Hakları

BİRİ YER BİRİ BAKAR, KIYAMET ONDAN KOPAR Atasözünün hikâyesi şöyle dir; Ünlü Hükümdarlardan Gâzneli Mahmut’un hayatı...

Ertesi Gün

Bukowski ne güzel söylemiş “Sabah uyanıp ayağa kalkabilmek bile bir tür başarı sayılmalıydı bu hayat...

Yeni Dünya Düzeni

Işık hızıyla ilerleyen hayatlarımıza bakış açılarımız değişti mi? İdeolojik yapılardan ziyade insan odaklı bir topluma...

Yazıya Yapılan Yorumlar

  1. Adem Aksay dedi ki:

    Harika bir bakış açısıyla harika bir yazı 👏👏👏