Yazar Portal | Turkiye Interaktif Kose Yazarı Gazetesi

Like=Dilenmek (?)


23 Mayıs 2020 00:02

2 Yorum

“Uzanan el, vermeyi bilmeyen ve başkasının cebine giden elden daha çok utandırmaz.”  “İsteyen el olmasaydı veren el ne ile övünürdü?” ve “Uzatılan el onur kırıcıdır, veren el ise Allah tarafından övülür.”

 

Kim Mehmet’inin kaleminden çıkan Üsküp Dilencileri isimli kitabın hareket noktası belki de bu cümleler.

 

Gizli cemiyetler daima varlıklılar, aristokratlar, bürokratlar arasında olacak değil ya bu defa dilencilerin bir cemiyeti var. Hem de sadece Üsküp’te değil, geniş bir coğrafyada. Dünyanın her yerinde üyesi olan bu cemiyette hiyerarşi silsilesi işletiliyor, gelenekler, ananeler ve kurallar çerçevesinde hareket ediliyor. Yani kısaca denilebilir ki; kitapta Dan Brown’vari bir yapı var.

 

Eserde Balkanlar’ın bir dönemine ışık tutulurken yoğunluklu olarak Osmanlı’nın Makedonya’dan çekildiği tarihler arka planda bulunmaktadır. Yani Balkan yaşlılarının “devlet zamanıydı” diye andıkları Osmanlı dönemi. İlk sayfa 1990 yılına tarihlense de ardından Tito ve Enver Hoca dönemlerinin olayları aktarılmıştır. Sonrasında ise Soğuk Savaş ve yenidünya düzeninin hemen öncesinde Tito’nun ölümü ile oryaya çıkan bir sürü sorunla karşı karşıya kalan halk.

 

Dilenciler, genellikle, toplumun hor görülen kesimidir. Ancak bu kitapta farklı bir misyonları var. Dilencilerin hükümdarın habercileri olduğuna inanılmaktadır. Ya da olacak kötü şeyler hakkında halka önceden bilgi verdiklerine. Kitabın temeli bu inanışa dayanıyor. Kurgu ise; bir dilenci kardeşliği düzeniyle Üsküp ve çevresinde yüzyıllar boyunca yaşanan gerçek olaylar üzerinedir. Ve bu gizemli cemiyet yüzyıllardan sonra ilk kez lidersiz kalma tehlikesiyle yüz yüze gelmektedir.

 

Serava Nehri, Radika Nehri, Yukarı Reka ve tabii ki Vardar Nehri… Mehmeti’nin kitaplarının vazgeçilmezi nehirler ve üzerindeki köprüler… Bu kitapta Taş Köprü ve Galata Köprüsü sıkça yer almış. Ağırlıklı olarak Müslümanların yaşadığı Serava, Gazi ve Çayır gibi Üsküp mahalleleri de.

 

Kim Mehmeti’nin Türkçeye çevrilen ilk eseridir “Üsküp Dilencileri”. Ve bir röportajında Türk ve Arnavut halkı için şu değerlendirmeyi yapmıştır: “Nihayetinde, Arnavutların çoğu, Osmanlıların getirdiği İslam dinini kucakladılar. Ölünce bedenimize sarılan kefen ve erkek çocuğunu sünnet ettirme yükümlülüğü, bizi birbirimize bağlamaktadır… Benim kimliğimin bir parçası da İslam dininin mensubu oluşumdur. Batı’nın kültürel değerlerinin korunmasının, ancak doğudan aldığımız her şeyi dışlayarak gerçekleşeceğini düşünenleri anlamıyorum.”

 

Kitapta anlatılan görünmez, güçlü ve metaforik cemiyetin mensupları dilencilerin, ait oldukları böyle bir cemiyet var mı bilinmez. Ancak onlar gerçek hayatta daima vardı, var olmaya devam etmektedir. Köşe başlarında, cadde üstlerinde, çarşıda, pazarda…

 

Düşünüyorum da, aslında bir anlamda hepimiz birer dilenciyiz. Kendi yöntemlerimizle dileniyoruz. Mesela; sosyal medyada paylaşım yaptıktan sonra beğeni almayı beklemek de dilenciliğin bir türü olarak tanımlanamaz mı? Veya “Bir dilenciyim, senden aşkı dilenen…” diyen şarkıdaki söz dinlemeyen deli gönlün sahibi dilenci midir?

 

Not 1:Mehmeti’ye ait Türkçe ’ye çevrilen “Kuyu” ve “Üsküp Dilencileri” kitaplarını Ece Dillioğlu tercüme etmiş. “Tercüme” kelimesinden daha büyük bir iş çıkartılmış bana göre. Zor ve uzun cümlelerin çevirisi oldukça başarılı.

Not 2:Yazara ait bilgiler kitabın önsözünden ve aşağıda detayları verilen iki röportajdan derlenmiştir.

*https://www.cins.com.tr/genel/kim-mehmeti-hayat-tadina-varilamadan-gecmis-olandir/ 7 Haziran 2019 tarihli röportaj

*https://www.yenisafak.com/hayat/balkanlardan-gelen-sicak-edebiyat-dalgasi-3383357 11 Temmuz 2018 tarihli röportaj

Necla DURSUN

Üsküp Dilencileri

Kim MEHMETİ

Ketebe Yayınları

184 sayfa

 

 

 

Okunma Sayısı: 132
Kategori: Necla DURSUN

Yazarın Diğer Yazıları

Erguvan Kokulu Şehir

İstanbul’u bir renkle anlatacak olsanız seçiminiz ne olurdu? Mavi, lila, sarı, beyaz, mor, yeşil… Herkes...

Şehirler Toplama Kampı mıdır?

Şehir ve insan ilişkisini bilinçli bir yaklaşımla ele alırsak; yaşanmaya değer, ilham alınası, yaşamdan zevkleri...

Parçalanan Ruhların Konuşan Şiirleri

Siz hiç konuşan şiir gördünüz mü? Bir romanın replikleri gibi… Bir film sahnesinin diyalogları gibi…...

Şehir Kokusu

Etrafımızda bulunan her çeşit kokuyu, koku hafızamıza göre tanırız. Kokular, kendileri ile bağlantılı olarak geçmişte...

Kuzguncuk Sanat Tiyatrosu (Kusat)

Kurulduğu yıllarda gezici bir tiyatro olarak izleyicisiyle buluşan Kuzguncuk Sanat Tiyatrosu’na yurt çapındaki turnelerinde daima...

Yazıya Yapılan Yorumlar

  1. Necla hanım çok etkilendim. Güzel derlenmiş. Ve bugüne kadar dilencilerin dünya üzerinde bir derneklerinin olduğunu düşünmemiştim. Okumanın güzelliği bu olsa gerek. Şimdi öğrendim en azından.
    Bir de sarayın habercileri olduğuna da inanıyorum! Bizim yeniden oluşturulan Gece Bekçilerinin de sarayın habercileri olduğuna inanıyorum! Ya da kurguluyorum!

  2. Necla DURSUN dedi ki:

    Beğeninizi dile getirdiginiz için teşekkür ederim Mustafa Kemal Bey. Yazdıklarınıza katılıyorum. Bu sebeptendir ki kitabi ilgiyle okudum. Okumayı ve okuduklarımı paylaşmayı önemsiyorum. Böylesi geri bildirimler almak ise teşvik edici. Sağolun…