Yazar Portal | Turkiye Interaktif Kose Yazarı Gazetesi

Kırım ve Kürdistan‏


22 Mart 2014 00:01

Yorum Yapılmamış

Bu günlerde dünya, Kırım’ı Ukrayna’dan koparıp Rusya’ya bağlayan referandumdan sonra, güç dengesini kaybetmek istemeyen devletlerin “Güç Dengesi” oyununu seyrediyor.

Bu oyun devam edeceğe benziyor. Coğrafyamıza dönüp baktığımızda ise, ortadoğunun Kırımı sayılabilecek bir yere dikkat çekmek istedim. Iraktaki Kürdistan bölgesinden bahsediyorum.

GetAttachmentBiliyorum gerçekler acıdır. Ama tüm acılarına rağmen onlardan kurtulamazsınız. Dost olan gerçeklerinizi eğip bükmeden yüzünüze haykırandır. O an anlamazsanız ve kızsanız da zamanla onun sizi ne kadar düşündüğünü anlarsınız.

Belki bu satırlarımdan dolayı bana kızanlar da olacaktır ama inanın bu da diğer gerçekler gibi değişmeyecektir. Ne sizin kızmanız ne de benim yazmamam bu gerçeğin değişmesine katkı sunmayacaktır.

Kırım Parlamentosu Ukrayna’dan ayrılıp Rusya’yla yola devam etmek için referandum kararı aldı. Referandumda iki şık vardı. Ukrayna ile birleşmek veya Rusya ile birleşmek.

Kırım halkı referandum sonucunda Rusya ile birleşme şıkkını seçti.

Şimdi, kuzey Irak olarak adlandırılan Iraktaki Kürdistan bölgesi hükümetinin parlamentosu da bir karar alsa ve burada da bir referanduma gidilse ve bu referandumda da iki şık sunulsa: Türkiye ile birleşmek veya Irak ile yola devam etmek. Ve çıkan karara saygı duyulsa…

Kimilerince bu, sadece “efendi değiştirmek” olarak da algılanabilir ve bu anlayışta olanların sunacağı üçüncü bir şık da olacaktır elbet. O da bağımsızlık. Saygı duyarım, elbette ki bağımsızlık her halk gibi onların da hakkıdır.

Kürtlerin de sair halklar gibi bağımsızlık hakları vardır. Ama bağımsızlık ve özgürlüğü tartışmalıyız. Kendimize birkaç soru sorarak başlayabiliriz belki de. Bağımsızlıktan ve özgürlükten kastınız nedir? Bu gün Amerika Birleşik Devletleri dediğimiz coğrafya, içinde kaç “devletçik” barındırmakta ve o “devletçiklerde” yaşayanlar özgür ve bağımsız değil mi? Bu sorular çoğaltılabilir.

Halk köle kaldıktan sonra efendinin Arap, Türk ve Kürt olması ne fark eder ki?

Türkiye ile birleşmek veya Irak ile yola devam etmek fikrine bu, sadece “efendi değiştirmektir” diyerek karşı çıkanlara saygı duyarım ama efendi bizden olursa da sonuç değişmeyecek ve halk yine köle

kalacaksa bu ne biçim bağımsızlık veya özgürlük olacaktır.

Şuan Suriye halkı bağımsız veya özgür mü? Daha da önemlisi kendi devletleri olmakla birlikte Suriye’deki Araplar başta olmak üzere Suriye’de yaşayan halklar huzurlu ve mutlu mu, hayatlarından memnun mu?

Bağımsızlık fikrini savunanların savundukları anlayış efendisiz bir yaşam ise, çözüm efendisizlik ise sundukları da çözüm değildir kanımca. Bir babanın kendi öz evladını “Esir” etmesi ve kendine köle yapması ile yabancı birisinin o çocuğu köle ve tutsak etmesi arasında ne gibi bir fark olabilir?

Bağımsızlık için birçok şart vardır ve bunların oluşması ve olgunlaşması gerekir. Sonraki işi önceye alırsanız sorun yaşarsınız. Mahabad gerçeği bunun için tarihi bir öğüttür.

Ukrayna’nın bağımsızlığının akıbetinden ve Kırım halkının tavrından ders çıkarmak! Bir şeyi öylesine olsun diye yapmak yerine reel temayüllere uyarak yapmak akıllıca ve akıbeti daha sağlam temeller üzerine atılmış olacaktır.

Gerçek özgürlük!

Özgür olmayanların özgürlüğü tanımlamaya kalkışması, bir yemeği yemeden t

Dindar olmayanların dini tanımlamaya kalkışması, bunun de ötesi…

Özgürlük ve bağımsızlık herkesin hakkıdır. Zira insanlar özgür doğarlar. Ama insanlar başka bir denge kurmuşlar o başka! İnanmayanların sömürgecilik ve efendilik yapmalarını anlayabilirim ama inananların sömürgecilik ve efendilik yapmasına anlam vermek zordur.

 Ya kendimize reva gördüğümüz statüyü sair halklara da reva göreceğiz ya da hep birlikte dış güçlerin “sömürgesi” olmaya mahkûm olacağız.

Tunus, Mısır, Libya, Yemen, Suriye vs. ortadadır. Ne can güvenliği kaldı ne namus mefhumu. Ortadoğu coğrafyasının hali pür melali ortadadır. Yıkılmamak, tarumar olmamak için kendimize reva gördüğümüz hakları sair halklara da reva görerek oluşturulacak bir birliktelik elzem derecesindedir.

Kürt meselesi artık tek başına sadece Türkiye’nin, Irak’ın, Suriye’nin veya İran’ın meselesi değil, bir bütün ortadoğuyu ilgilendiren bir meseledir ve acilen çözüm bulunması gereken bir meseledir. Ortadoğunun korunması ve huzurlu bir geleceğe sahip olması; statü bakımından Kürtlerin de bir halk olarak kabul edilip içinde bulunacağı bir birliktelikten geçtiğine inanıyorum. Bu çağrım tüm Ortadoğuarif etmeye kalkışmak gibidir.

halklarınadır: Başınızı kaldırın ve dünyaya bakın, neler oluyor.

OHAK-DER Başkanı

[MB. Hedbi]

20.03.2014

Okunma Sayısı: 65

Yazarın Diğer Yazıları

Ahlaksızlığın Göstergesi

Ahlak, bir kitabın cildine benzer. Nasıl ki: “Cilt bozulunca sayfalar dağılır”, ahlak da bozulunca: Ne...

İslam’ın En Büyük Hedefi

Günlerden haftalar, haftalardan aylar, aylardan yıllar ve yıllardan da hem tarih hem de insan ömrü...

Vermeyeceğini İlham Etmeyen Bir Rab

Madem beraatı ilham etti, demek ki af edecek… ‘Selam olsun size! Rabbiniz kendi üzerine rahmeti...

Emekçinin Elini Öpen Peygamber!

Allah Resulü (s.a.s), kendisini ve sahabeyi Tebük seferi dönüşünde karşılayan Sa’d bn. Muaz’ın ellerinin nasırlaştığını...

Korku ve Ümit Arasında Yaşamak

Bizler, umarken korkmayı, korkarken de umudu korumayı tavsiye edilen bir ümmetiz. Allah’ın azabından emin olmak...