Yazar Portal | Turkiye Interaktif Kose Yazarı Gazetesi

Karanlıklarım

VAHA-SAHRA
Marry GRÜNBART

01 Ağustos 2020 00:00

2 Yorum

Bir yol vardı önümde, yürüyordum. Arasıra arkama bakmasam daha çok yol alacaktım. Kendimi ifade etmekte zorlanıyordum sevdiklerime. Yorgundum ve bunu kimse anlamak istemiyordu. Kiminin işine gelmiyordu kimi ise umursamıyordu belki de.

 

Zaman zaman küllerimden doğan yangınlara kapılıyordu ruhum, içine almadan etrafımdakileri kendi ateşimde kavruluyordum sessizce. İçimden taşırmıyordum hiç bir afeti. Kendime sığınıyordum hayata yenik düştüğümde. Hiç bir omuz taşıyamıyordu takatini tüketmişliğimi, teselli veremiyordu hiç bir söz.

 

Ne kadar kendimden vazgeçerek sevsem o kadar çabuk tükeniyordum işte. Yüreğimde izdiham yaratıyordu ihanete uğrama korkusu. Rüzgârın yönüne bırakıp teslim olamıyordum zamanın akışına işte tam da bu yüzden mutluluk kaçıp gidiyordu avuçlarımdan.

 

Bir çocuk kadar kandırılmaya hazırdım oysa, tutmasaydı gözlerimi karanlıklar.

Gerçek gücünü sınıyordu üzerimizde yalana yenilmişken doğrular. Kandan beslenen çukura dönmüştü dünya, çocuk cesetleri bile uykudan uyandıramıyordu insanoğlunu bu kabustan.
Zihnimi kazıyorydu ustura ağzıyla matem, ağıtlar uzun uzadıya suskuydu… Dilim dönmüyordu anlatmaya, yoktu acının alfabesi…

 

Gözlerim derin iki karanlık kuyuydu içine düşen her damla susuzluktan cinnet geçirtiriyordu. İflah olmaz çırpınışlarım vardı, umudu tüketmeyen bir yanım zulm ediyordu sanki diğer yanıma. Ölmeyi isteyecek kadar yorgun düşüyordum, renk vermeden… Dört duvar üzerime geliyor, nefesimi kesiyordu görünmez eller.

 

Şifa niyetine hasta oluyordum. Hesapsız dökülüyordu dilimden kelimeler, sorgusuz sualsiz teslim oluyordum acıya. Göğüme düşüyordu vuslat. Yağmurla toprağa karışıp üzerime siniyordu ölüm ko(r)kusu.

Vaha Sahra

Okunma Sayısı: 66
Kategori: Marry GRÜNBART

Yazarın Diğer Yazıları

Virüs

Kendimizi çağın kabusundan kurtarmak için kendimize dönmeyeliyiz. Upuzun yollar yürüdük, kılı kırk yardık varamadan insana...

Kadınlara Kıymayın Efendiler

K’adın Bir kadın fazladır erkekten. Doğurgandır güzelliklere. İnsan taşır içinde, insan doğar, doğduğu oğul en...

Gitme Sen

Sen, benim cümlelerime sığmayan özlem, öznem, yüklemim sen. Sesin huzurum, kendimde yok olușum. Gitme sen,...

Bağ

Beni neden ağlamaz bu yollar ve niçin bağırmaz içimi düştüğüm kuyular. Bu gök yüzlü geçmiş,...

Huzur Bahşeden Șiire ve Șaire

Kıyısına vuruyordu insan ve en son vardığı da sarıldığı da kendisine oluyordu nedense. Siyahla beyazın...

Yazıya Yapılan Yorumlar

  1. Mustafa HAYIRLI dedi ki:

    Bu yazının anahtar cümlesi: “Ne kadar kendimden vazgeçerek sevsem o kadar çabuk tükeniyordum işte.”

    Öyleyse “Ne kadar seversen sev, kendinden vazgeçme; ödün verme kendin ol; tükenmemek, var olmak için.” derim ben. Adına “aşk” da dense, tutku, melankoli derecesinde de olsa; hiçbir sevgi, kişinin kendinden önemli olmamalı, kendinden vazgeçme aşamasına ulaşmamalı, diye de eklemek isterim.

    “Sevgi” algısı böyle olunca, bu yazının,
    “Yağmurla toprağa karışıp üzerime siniyordu ölüm ko(r)kusu.” cümlesinde dile getirilen o kaygı verici, ürpertici duygunun (ölüm korkusunun) da anlamsız kalacağı kanısındayım.

  2. Marry GRÜNBART dedi ki:

    Kırıla kırıla ölüyor insan, sevmek sevilme isteğinden doğar. İnsan sevdiği gibi sevilme ihtiyacı hissediyor.

    Teşekkürler

    Sevgiler