Yazar Portal | Turkiye Interaktif Kose Yazarı Gazetesi

Hoş Geldin “Azra” Bebek


31 Ekim 2011 00:00

Yorum Yapılmamış

Yamandır soğuk… Sahtekârların gözü dönmüşlüğündeki en ufak beton yığınları arasına sıkışmış can pazarı… İğne deliği gibi yaşamın nefesini aramak ve bir sidik ıslaklığında nefes alabilmek… Ve Azra bebeğin, inadına sarılarak yaşama göz açmasının ardından gelen sevinç çığlıklarının tüyleri diken diken eden yüreklerin sevinci…

Türkiyeli olmak dünya’da farklıdır. Kimi zaman siyasetin en can alıcı yerinde bir birimize kırgınlaşıp, arkadan dedikodu yapıp sonra da lakaplar takıp caddelere okkalısından tükürüp yine düğünlerde magandalaşıp kör kurşunla bedenleri öldürüp,  trafikte canavar kesilip aileleri yok etsek de en güzel tarafımız felaketlerde kenetlenmemizdir.  Bizi ayrıştırmak isteyenlere inat,  “Anadolu” tek yürekle lokmaları ve giydiklerini paylaşır!  Ülkesine saldıran düşmanına bile; “ Bu memleketin toprakları üstünde kanlarını döken kahramanlar! Burada bir dost vatanın toprağındasınız. Huzur ve sükûn içinde uyuyunuz. Sizler Mehmetçiğin yanında koyun koyunasınız, uzak diyarlardan evlatlarını harbe gönderen Analar! Gözyaşlarınızı dindiriniz. Evlatlarınız bizim bağrımızdadır” diyebilen Atalarından aldığı terbiye ile yardımseverdir.  “Komşusu aç iken tok yatan bizden değildir.” Diyen dinin de terbiyesindedir…

İçten içe yeriz birbirimizi, düşman salya akıtırcasına… Kalleşçe vururuz körpe bedenleri kadın-erkek ayırımı yapmadan gözü dönmüşçesine, et ve tırnak sökülmek istercesine kanayan yaranın acılığında… Dedik ya; “Yardımseveriz” diye… Evet,  depremler doğanın değişmeyen gerçeği ve ardından gelen ölümler, yaralanmalar,  yağmalamalar, kavgalar, umutlar, kurtarılışlar arasındaki gözyaşları ve insanın insana yaptığı kalleşlikler… Başımıza gelen musibetlerden bir türlü ders almayız. Unutmaktır en büyük marifetimiz her konuda… Felaketin ardından televizyonlarda konuşur, konuşur, ahkâm keseriz uzmanlarla… Sonrada yine kendi âlemimize dalıp aklımıza bile gelmez önlemler ve yapılması gerekenler. Oysaki örnek ülkeler vardır önümüzde Japonya ve Şili gibi…  Onlar şiddetli depremleri ucuz atlatırken bizler, binlerce ölü ve yaralı veririz yarı yarıya yıkılan çürük binalar altında büklüm büklüm…

Ne iş yaparsak yapalım, en iyisini yapmalıyız. Çöpçülük bile yapsanız uzmanı olacaksınız mesleğinizin.  İşte inşaat sektörünün sonuçları, depremlerde belli oluyor. Çürük binalar çalınan malzemelerle yerle bir oluyor bedenlerin üstüne!  Ülkemizde 300 binlere yaklaşan müteahhitlerimiz yanında çalışanları ve bağlantı kurdukları  teşeron firmalarının elemanlarıyla birlikte diktikleri binalar yeterince sağlam mı ve gereği gibi denetleniyor mu? En önemlisi de eğitiliyorlar mı? Bu konuyu birçok milletvekillerimize e-mail olarak yazdım ve yalnızca bir milletvekilinden yanıt alabildim. Şimdi bu yazıları sizlerle paylaşmak istiyorum;

Milletvekillerine Yazdığım İlk e-mailim;

Sayın Milletvekilim Merhaba,

Önce görevinizde başarılar dilerim. Türkiye’mizin  deprem bölgesi gerçeğini hepimiz biliyoruz. Ancak, büyük bir felaketin ardından konuşuyor, yorum yapıyoruz fakat, belli bir süre geçtikten sonrada yine normal hayatımıza dönerek bir sonraki felakette tekrar yine kaldığımız yerden konuşmaya devam ediyoruz.. En kötü tarafımızda unutmak…

Ülkemizde meydana gelen 7 üstü şiddetteki depremlerde yapılarımız nedeniyle maalesef ölü ve yaralı sayısı artmakta bu da bizleri üzmektedir. Bir Japonya ve Şili gibi ülkeler deprem gerçeği ile yaşadıkları için yapmış oldukları bilimsel çalışmalar  ile böylesi şiddette bir depremde en fazla birkaç kişinin ölmesi ile atlatmakdadırlar. Bizde ise maalesef  binlerce kişi hayatını kaybetmektedir.

DEPREM konusunda duyarlı çalışacağınızı ve bu konuda gerekli kanun düzenlemelerinin yapılacağını biliyorum… İnsan yaşamı her şeyden üstündür. Bu nedenle deprem meydana gelmeden Türkiye’mizin deprem bölgelerinin dışında kalan yerleşim bölgelerinde 9 şiddetine dayanıklı, depremzedeler için  konutlar (prefabrike veya spor salonu gibi yerler) yerleşim alanlarının yapılmasının sağlanmasını sizlerden istiyorum. Yani deprem anında dışarıda kimse kalmasın ve  devletin bu sıcak yuvalarında acılarını bir nebze unutsunlar…

Ayrıca; deprem anında zorda kalanlar için yerleşim alanlarına ne şekilde ulaşacakları hakkındaki mastır planlarının da hayata geçirilmesi insanlık adına önemli diye düşünüyorum…

Çalışmalarınızda başarılar dilerim, Saygılarımla

Balıkesir CHP Milletvekili Sayın Namık Havutça’nın yanıtı;

Sayın Ertuğrul Erdoğan.

Bugün Genel Başkanımız Sayın Kemal Kılıçdaroğlu’nun yaptığı grup konuşmasında da değindiği gibi: “Depremle ilgili 5 büyük yanlış yapıyoruz. Yer seçiminde hata yapıyoruz. İmarı da koymuşuz 3 kat, biz vermişiz 7 kat.  Birisinin hesabını sorması lazım. Depreme dayanıklı bina yapmıyoruz. Malzeme seçiminde ciddi hatalarımız var. Yıkılan binaları bir görseydiniz, betonu avucunuza alıp nasıl kum haline geldiğini göreceksiniz. Ve yapım aşamasında yapılan hatalar var. Bütün bunların hepsinin düşünülmesi gerekir”   CHP olarak yaptığımız bu tespitlerin bu yanlışların ortadan kaldırılması için parlamentoyu harekete geçirmek için elimizden geleni yapacağımız konusunda hiç şüpheniz olmasın. Duyarlılığınız için teşekkür eder çalışmalarınızda ben de başarılar dilerim.

Av. Namık Havutça

Balıkesir Milletvekili

Milletvekillerine ikinci e-mail yazım;

Bir önce yazmış olduğum bir yazımda;  fay hattı üzerinde bulunan şehirlerimiz için ülkemizin belli bölgelerinde prefabrik evler yapılarak hazır halde olası büyük depremlerde  depremzedelerin buralara nakil edilerek ikamet edilmeleri  hususunu tüm milletvekillerimizin adreslerine e-mail olarak yazmıştım,  ancak yalnızca Balıkesir CHP Milletvekili Sayın Av. Namık Havutça bey yazıma yanıt vermiştir. Kendisine buradan teşekkür ederim.

Deprem bölgesindeki yıkılan binaları incelendiğinde ve bu konuda uzman kişi ve kuruluşların görüşlerine göre;

  • Betonların çok niteliksiz,
  • Boyuna demir çaplarının çok küçük,
  • Depremlerde çok önemli olan etriyelerin  (enine bağlantı demirleri) 90 derece bükülmüş olduğu, oysa bunun 135 derece olmasının gerektiği,
  • Kolan kesitlerinin küçük,
  • Sıvanın içinde olması gereken elektrik borularının beton kalıbın içine yerleştirilmesi ve o elektrik borularının demir olmasının gerektiği,
  • Yeterli beton örtüsü (Pas Payı) nın bırakılmadığı,
  • Düz demir değil, çıkıntılı demirin kullanılmasının gerektiği belirtilmiştir

Maalesef, fay hattı üzerinde bulunan birçok yerleşim alanlarında insanlarımız yarının ne getireceğini bilmeden yaşamaktadır. Önce herkesin oturduğu, çalıştığı, çocuklarının okuduğu alanlarının ciddice depreme dayanıklı olup olmadığının araştırılması gerekmektedir. Örneğin okulların, kurum binalarının, apartman ve sitelerin  görünür yerlere binanın depreme dayanıklı olup olmadığı hakkında belirtir bir belgenin asılmasının sağlanması için gerekli önlemleri alacağınızı ümit ediyorum. Zira herkesin bu konuda bilgilenme hakkı vardır.

Bu bağlamda; diyorum ki;  İnşaat konusunda, çalışan herkesin, inşaat üretimi yapanların, müteahhitlerin ve aklınıza bu konuda kim geliyorsa, önce deprem konusunda ve inşaatların sağlam yapılması hususunda eğitimden geçirilmeli ve buradan alınacak belgelerle inşaat izinleri verilmelidir. Eline çekiç alan inşaatta çalışmamalıdır… Her ne işi yapıyorsak bilinçli yapmalıyız… Bu ülkenin eğitimden iyi yerlere geleceğine inananlardanım..

Deprem gerçeğine duyarlı olacağınızı biliyor, Saygılarımı sunuyorum,

Şu günlerde Sayın Başbakan Erdoğan “Kaçak yapıları yıkıp yeniden yapacağız” diyor. Geçte olsa güzel ve bir o kadarda tarihi karar.  Yani ülkemizdeki 19 milyon binadan 9 milyonu yıkılacak. Aklıma 2.5 yıl önce emekli olmadan önce Kurumumuz binasını incelemeye gelen Bayındırlık İmar İskan İl Müdürlüğü’nden bir yetkiliye sorduğum soruydu. Ona; “Bursa’da şiddetli bir deprem olsa binaların durumu ne olurdu?” dediğimde iki sözcük bıraktı ; “Fifty Fifty..”  Buradan önce bu ortamı sağlayan, depremlerde binlerce insanımızın ölmesine ve yaralanmasına sebep olan, suçlu ister müteahhit olsun, ister denetimci olsun, isterse bir oy için bunlara göz yuman tüm siyasetçilere tek  kelime ile”YUH!” diyorum, gerisini siz anlarsınız!…

Değerli okuyucularım lütfen kusuruma bakmayın, yazım biraz uzun oldu, ancak çok önemli tespitler. Şimdi depreme dayanıksız olduğu belirlenen binaların yıkılması ve yerine2 yenilerin yapılması belki ekonomiyi canlandıracak, birçok kesime ekmek olacak ancak başkalarının yaptığı hatalarının bedelini ödemek doğru mu?  Artık olan oldu… Zararın neresinden dönersek “İnsanlık” adına önemli olacak. Şu sözcüklerimle devam edeyim;

O öyle dedi, bu böyle dedi,
Tüm yapılanlar eğer “İnsanlık” adınaysa, 
Gerisi teferruattır…

Her alanda eğitim dedik… Milletvekillerine yazdığım gibi, inşaat sektörünün “A”sından  “Z”sine kadar kim varsa hepsi simülasyon gösterileri dahil, deprem ve inşaat konusunda eğitime tabi tutularak sertifikalandırılmalıdır.  Bunu çürük binaları yıkmadan önce hayata geçirmeliyiz ki, belki insafa gelip, doğru çivi çakıp, bol çimento ve demirle binaları güçlendirirler!…

Acıların yoğunlaştığı ülkemizde Cumhuriyet Bayramı’nı tam tadında kutlayamadık ama o, yüreğimizde kemikleşerek en güzel yerinde duruyor… Cumhuriyet;  erdemliktir, yüceliktir. Dürüst, çalışkan ve üretken olmakla birlikte, adaletli, demokrat, bilim ve ilimde ileri gitmek ve “Devlet malı deniz, yemeyen domuz” dememektir.  Bu ve buna benzer birçok vasıflardan noksansanız, kendinizi Cumhuriyete yakışıp yakıştırmadığınızı yargılayabilirsiniz…

Teröre her gün şehit verdiğimiz ülkemize bu sene Anguslar gelmese de ithal kurbanlıklar gümrüklerden girmeye başladı bile… Artık kollarınız pazarlıktan kopmayacak çünkü artık  “tek ve net” fiyat var pazarlarda…

“10 Kasım Atatürk’ü Anma ve Atatürk Haftası”nı okullarımızda olduğu gibi her yerde özümseyerek kutlar, umarım Atamızın bize bıraktığı değerleri bir kez daha anar ve hayatımızda uygulamaya devam ederiz. Buna ihtiyacımız şu günlerde çok… Hem de oldukça!…

Ben kaçtım!…

Kurban Bayramınızı en içten duygularımla kutlarken, Atamıza da şimdiden minnet duygularımı bir kez daha gönderiyor ona “Nur içinde” yatsın diyorum… Rahat uyuyor mu? Onu bilemem, siz ne düşünüyorsunuz?

Sevgilerimle,

Okunma Sayısı: 213

Yazarın Diğer Yazıları

3020 Yılına Mektup

Size nasıl hitap etmeliyim, onu bilmiyorum ama Atatürk’ün “Cumhuriyet ilelebet payidar olacaktır.” Söyleminden yola çıkarak...

Egzotik Hindistan Ve Edebiyatı

Hindistan! Her şeyi ile birçok ülkeden farklı yaşayanların bulunduğu ülke! Attığınız her adımda yeni sürprizleri...

Varavara Roa’nın Özgürlük Savaşı

Not: Bu yazım Üvercinka Dergisi’nin Ağustos 2020 Tarih ve 70. sayısında yayımlanmıştır. Edebiyatın farklı dili...

İçimizdeki Casuslar

Ülkesinin menfaatleri için özel yetiştirilmişlerdir. Casuslar, bir başka ülkeye görevlendirildikleri planlar doğrultusunda özel yetenekli kişilerdir....

Bili Bili Gates ve Saz Ekibi

İnsanoğlu, Bermuda Şeytan üçgeni içine girmişcesine şaşkın bir halde! Komplo teorileri havada uçuşuyor. Hava derken...