Yazar Portal | Turkiye Interaktif Kose Yazarı Gazetesi

Fentsel Dönüşümden, Kentsel Dönüşüme

Fırat DURMAZ

03 Şubat 2011 00:01

Yorum Yapılmamış

Kentsel Dönüşüm bilindiği üzere (Türkiye Cumhuriyeti tanımı) insanların yaşadıkları sağlıksız konutlardan, çağdaş görünümlü konutlara yerleşmelerine olanak sağlayan, büyük bir sosyal projedir. Sosyalleşmenin önemli bir bölümü, bana göre büyük bir bölümü ülkede kentsel dönüşüm projelerinden öte, bu projeleri uygulamaktan geçer. Genellikle bu plana dahil olan bölgeler, içinde yoksul işçi kesimleri barındıran gelir düzeyi en alt tabakada olan vatandaşlarımızın mesken olarak edindikleri bölgelerdir. Bu bölgeler o kadar çoğalmıştır ki, ne yazık ki ülkemizin sırtında büyük bir yük olarak durmaktadır.

Son yıllarda özellikle büyükşehirlerimizde yapılmakta olan, ve hali hazırda yapılacak olan projeleri göz önünde bulundurduğumuzda, yeteri kadar bu projelerden faydalanamadığımız gerçeği gözler önüne serilmektedir. Öyle ki İzmir kentsel dönüşüm projesi bu gerçeğin en önemli unsurlarından birini teşkil etmektedir.

Kentsel Dönüşüm kafa yorulması gereken, öyle dün gelişi güzel boş tepe gösterip halka nokta atışı yap dercesine yerleş denilebilecek kadar basit bir mevzu değildir. İşin ekonomik yönü, alanın mimari yapısı ve çevresel faktörleri gibi unsurlar göz önünde bulundurulur ve bu çerçevede en uygun plan uygulanmak üzere proje haline gelir ve gerçekleştirilir. İzmir yıllarca kentsel dönüşüm üzerine tartışabilmiş, ancak ne yazık ki istenilen düzeyde icraat yapılan bir şehir konumundan bir hayli uzak kalmıştır. Diğer şehirlerde bu durumdan farksız bir tablo çizmiştir.

Ancak özellikle belirtmeliyim ki, son yıllarda Ankara’ da gerçekleştirilmiş olan Kuzey Ankara kentsel dönüşüm projesi gerçekten başarılı bir şekilde gerçekleştirilmiş, İzmir’ e hayal olarak gözüken yüzbin üstü gibi bir gecekondu yıkımı istatistiklerde yerini almıştır. Bunun dışında gerçekleşen Dikmen Vadisi projesi beni gerçekten imrendirecek kadar güzel, şahsım tarafından takdir kazanmış yapılaşmalardan bir tanesidir. Ancak şöyle bir algı oluşmuş toplumumuz üzerinde. Bu yapılanları takdir edecek bir insan dahi, birileri tarafından siyasi kalıplar içine çekilerek o insanın ideolojisi hakkında fikirler yürütebilme yeteneğine sahip. Yani böyle bir toplum meydana getirmişiz. Açıkçası yapılanları tebrik etmek onlardan örnek almak yerine, rekabetçi bir tutum sergileyerek hatta bunu bir hayli abartarak ” Onlar en iyisini yapsa da, bizim en iyimiz onların yaptığının daha kötüsü olsun razıyız. ” diyebilen vatandaşlar mevcut. Bunu nasıl bir mantıkla, ya da nasıl bir ideolojiyle bağdaştırdıklarını anlayabilmiş değilim.

Kadifekale İzmir tarihinin önemli parçalarından biri olup, bir çok medeniyete ait ( Bizans, Roma, Osmanlı gibi) kalıntıları bünyesinde barındırmaktadır. Eski adı Pagos olan Kadifekale’de, yaşayan Amazon kadınlarının dağın eteklerinden Meles Çayı kıyılarına indikleri, hakimiyetlerini uzun yıllar sürdürdükleri rivayet edilmektedir. (alıntıdır) Kadifekale, 1973 yerel seçim dönemi ve sonrasındaki dönemde siyasi hesapların hedefi olmuş, tarihi güzellik ve değerler bir kenara atılmıştır. Öyle ki Demokrat Partinin simge isimlerinden Osman Kibar’ın karşısına (namı değer Asfalt Osman) Cumhuriyet Halk Partisi İhsan Alyanak’ ı seçimlere sokarak İzmir’in yönetimine talip olmuştur. Ancak İhsan Alyanak, bir şehir rivayetidir ki otobüslere doldurup getirdiği Mardinli vatandaşlarımızı oy karşılığı getirerek bu tepenin sırtlarına yerleştirmiş, kaçak yapıların yapılmasına göz yummuştur. Seçim sonuçları bu başarısının en büyük göstergesidir.

Sonuçta olan yine tarihi değerlere olmuştur. Tarihi değerler hiçe sayılarak, ileride oluşacak altyapı eksikliklerini hesaplamayarak oy kazanmak adına insan taşımacılığı yapan bu birey şehrin geleceğine her konuda( demografik, sosyal, asayiş yönü, ekonomik, politik) büyük yara vermiştir. Ve yine şu da bilinen bir gerçektir ki, bu şahsı aday gösteren parti senelerce koltuğunu kaptırmamak adına bu çirkinliğe göz yummuş, şehir merkezini güzelleştirerek elit İzmir insanına hoş görünmek adına çabalamış, nüfus artınca ve artık tarihi ve turistik değerlerle kalkınma, çağ atlama dönemine girdiğimiz dönemde ise yıllarca ha düzelttik, ha düzelteceğiz imalarıyla deyim yerindeyse çocuk avutmuştur. Şehrin şimdiki görünümü içler acısıdır. Metro çalışmaları, altyapı çalışmaları bunları bir kenara bırakırsak hala ülkenin bir ucundaki heykele sahip çıkmaya kalkan zihniyet kendi ilçesinde çağdaş yapılar yaratarak seçmenine sağlıklı yaşam imkanı sunacağına, kendi düşünce sistemini idame ettirme yolunu seçerek ideoloji üzerinde hareket ederek koltuğu sağlama almak peşindedir. Kaybeden ise ne yazık ki İzmir ve sağlıksız konutlarda yaşamaya alıştırılan kandırılmış vatandaşlarımızdır.

Afet bölgesi olarak kabul edilen bu bölgede kademeli olarak 1968 konutun yıkılması kararlaştırılmış. Toki nin Uzundere civarında yaptığı konutlar doğrultusunda belediye bugüne kadar yapamamış olduğunu gerçekleştirmiş ve 1100 civarı konutu yıkarak Kadifekale üzerindeki ölü toprağı atmıştır. Ancak söylenilen konut sayısı sakın ha sakın bilmeyen ve görmeyenleri aldatmasın. Bu tepede alınacak yol bir hayli büyüktür. Öyle ki gezme görme fırsatı bulmuş biri olarak( ki gezilmesi tek başına iseniz tavsiye edilmez) üzülerek söylüyorum yıkılacak konut sayısı amiyene tabirle devede kulak denilecek kadar azdır. Bir daire düşünün ve etrafının konutlarla çevrili olduğunu. Dairenin merkezine yaklaştıkça evlerin azaldığını. Sizce dışarıdan görüldüğünde bu bölge kentsel dönüşüme tabi olduğunu görsel olarak yansıtacak mı? Cevabı ben vereyim ne yazık ki hayır. Özellikle denize bakan tepede hiçbir yıkımın olmayacak olması bunun en önemli kanıtı. Öylelikle bu tepeye çıkmayan vatandaşlarımız hala projenin yerinde saydığını bile düşünmekteler.

İzmirliler bilir, bu tepe şehrin üzerinde kapanmaz yara. Gayrimeşru işlerin, teröre yatkınlığın, azılı suçların anası konumunda. Bu bölgenin tarihi değer olarak kazanılması, şehrin diğer semtlerine her konuda örnek olacak nitelikte. Örneğin bir Narlıdere kentsel dönüşüm gerçeğini söylemekten geçemeyeceğim. Gerçekten sistemli bir proje gerçekleştirilmiş, hak sahipleri mağdur bırakılmadan kavgasız gürültüsüz istimlaklar gerçekleştirilmiştir, hala da devam ediyor. Bu tarz hizmetlerin Menemen, Güzeltepe, Çimentepe, Ballıkuyu, İkiçeşmelik(tescilli binalar olduğu için zor olsa da) Eskiizmir, Limontepe, Cennetçeşme, Ege Mahallesi gibi semtlere ilahi bir kudretle getirilmesi gerektiğini düşünüyorum. Ancak Agora kazılarının yavaşlığını, Kadifekale yıkımlarının durma noktasında olduğunu gördükçe ( sanırım seçimler yaklaştığı içini) bu inancım giderek azalmıyor değil. Anlayacağınız yol uzun…

Okunma Sayısı: 71
Kategori: Fırat DURMAZ
Etiketler:

Yazarın Diğer Yazıları

Aydınlık Türkiye Beklentisi

Adalat ve Kalkınma Partisi farklılıkları bir araya getirerek güçlendiğini unutarak, özlemini duyduğu Türkiye tablosuna kavuşabilmek...

Tek Yol Expo

Expo heyeti bildiğiniz üzere İzmir'de incelemelerde bulunmakta. 2020 yolunda ilerlerken bırakacağımız izlenim bir hayli önemli....

AB Kriterleri Ve Yeni Anayasa Süreci

Anayasa süreci ve sonrası belli ki çok baş ağrıtacak. Öyle ki, laikliğin yeni anayasa içerisinde...

Ayrışma Türkiye Değerlerine Sahip Çık

Türk olmayı içine sindiremeyen bünyelerin uzun yıllardan beri yürütmüş olduğu politikaların başında, kendisini Türk olarak...

Avrupa Birliği ve Osmanlı Rüyası

Avrupa Birliği, bildiğiniz üzere 1963 Ankara Antlaşmasıyla başlayan süreçte elli yıldan beri ülkemizi kapısında bekletmeye...