Yazar Portal | Turkiye Interaktif Kose Yazarı Gazetesi

Bugünkü TKP Eski TKP Değildir… Biline -II


26 Eylül 2008 00:25

Yorum Yapılmamış

 Faşizm, eşitlik olsun diye adil idam sehpaları kurdu!

12 Eylül faşizmi uygulamada ‘adalet ve eşitlik’ olsun diye, ‘terörü durdurmak için geldik’ sözlerine destek bulabilmek ve inandırıcı olabilmek için, devlet için kurşun atmış ve kurşun yemiş olan gençleri de işkence tezgahlarından geçiriyordu. ‘İdamlar adaletli olsun’ diye bir soldan, bir sağdan gençler idam sehpasına gönderiliyorlardı. Ve birbirimizin acısına karşı duyarsızlaşıyorduk. Acılar bile, yaşanan trajediyi anlamımıza yetmiyordu.

12 Eylül öncesinde, yani 28 yıl öncesinde ve sonrasında ölüme gülerek giden çocukların solda olanları, ‘ülkede eşitlik olsun, yoksulluk olmasın’, sağda olanları ise ‘eşitlik olamaz, bak beş parmağın beşi bir mi?’ diyerek eşitliğe karşı çıkıyorlardı. Biz faşistlerin topunu ülkenin toprakları üzerinden silecektik, onlar ise öldüremediklerini Moskova’ya göndereceklerdi.

O büyük oyunda, cinayetlere kurban gidiyorlar ve cinayetler işliyorlardı. Sağdan, soldan, ölenler de, öldürenler de ülkesini gerçekten karşılıksız ölümüne seviyorlardı.

Sonrasında darbeyi (devleti) savunanlar ve (devlete) karşı çıkanlar, darbeyi gerçekleştirenler tarafından eşitlik olsun diye idam sehpalarına çıkarılıyordu.

Solda olanlar için her şey normal gibiydi, bekledikleri gibiydi şiddet. Ancak devleti hainlerden korumak, komünistleri Moskova’ya göndermek için can siperhane çatışanlar ise şaşkındılar. Neler oluyordu? Yaşayanların kimileri anladılar, kimileri ise büyük oyunda yerlerini yeniden alarak yollarına devam ettiler. Belki de o günde görevliydiler, sonrasında da…

Aradan geçen yıllar sonrasında, birbirlerine ölümüne saldıranların bir bölümü, başka darbelerde buluşuyorlardı. Derin örgütlenmelerde yan yana duruyorlar işkence edenle edilen, başka bir düşmana karşı işbirliği yapıyorlardı, yani eşit oluyorlardı, sözde… Geçmişten hiç ders çıkarılmamış gibi…

71. yaşında, TKP kendisini fesh etti

28 yıl önce lise 3. sınıfta olan ben, TKP’nin 60. kuruluş yıldönümünde sokaklarda yazılamalar yaparken partili değildim. 28 yıl önce TKP yazılamasında sempatizan bir gençtim. 12 Eylül faşizminin ilk günlerinde aranıyordum. Yakalandım, hayatımı değiştirecek işkencehaneler ve cezaevi ile tanıştım. 12 Eylül faşizminin en azgın günlerinde ise TKP üyesi olarak ve illegal süreçte partinin örgütlenmesinde görev alıyordum.  “Nerede bir TKP’li varsa TKP oradadır” diyerek, daha demokratik, daha adil, daha eşit bir Türkiye için mücadeleye devam ediyordum. Bu sefer geçmişten ders çıkararak.

‘Birlik ve yasallık’ diyerek, Behice Boran’ın ölümünden sonra ülkeye dönen TKP Genel Sekreteri Haydar Kutlu, (Nabi Yağcı) komünistlerin 77 yıllık illegal geleneğini yıkıyor ve ‘yasallaşma, birlik, demokrasi’ diyordu. Ve yaşayan sosyalizmi, demokrasiyi sorguluyorduk. Demokrasi ile tanışıyorduk. Legalite, pandoranın kutusunun açılmasına neden oluyordu.

TİP ile birleşerek TBKP ismini alan TKP, 1991 yılında kendisini tamamen fesh ederek Sosyalist Birlik Partisi olarak yoluna devam ediyordu. 
Bir zamanlar üyesi olduğum, 10 Eylül Türkiye’nin en eski partisi TKP’nin 88. kuruluş yıldönümü.  Belki duvarlarda afişi görmesem anımsamayacaktım.

Duvarlara afiş asanların ise, eski partiyle hiç ilişkileri ve geçmişleri yoktu. Bir geleneğin devamı değil, aksine SİP’in devamıydı. Sosyalist İktidar Partisi’nin,  (SİP) daha sonra politik bir karar ile 1994 yılında ismini değiştirerek, TKP olmasından başka bir benzerliği yoktu. Çünkü TKP kendisini 1987’de, 1991 yılında da TBKP olarak fesh etmişti.

Anlayacağınız kendisini fesh etmiş bir TKP’nin devamı değildi, 10 Eylül 1920’yi kutlayan. Yıllar sonra ismini değiştiren SİP’in, TKP ismini alarak yola devam etmesinden başka bir şey değildi, bugün yaşanan.

Not:

Birilerinin geçmişe sahip çıkması anlaşılabilir bir şeydir. Kimseyi de ilgilendirmez. Ancak kamuoyunun da bir gerçeği bilmesinde yarar vardır. Bugünkü  TKP’nin, geçmiş TKP ile isim benzerliği dışında hiçbir benzerliği yoktur. Çünkü eski partinin devamı olabilmesi için organik bir bağının olması gerekmektedir. Bugünkü TKP’nin geçmiş tarih ile akrabalıkları bile yoktur.

İçlerinde bulunan kimilerinin ise geçmiş partiyle üyelik  ilişkilerinin olması, geçmişle organik bir bağ anlamına gelmemektir. Bugün kapanmış ne kadar parti varsa, onlar adına  birileri çıksa; o partilerin devamı oldukların söylediklerinde ne kadar anlamlı ise, SİP’lilerin yaptıkları da o kadar anlamlıdır.

88. yaşında olduğunu iddia eden partiye sorulması gereken şudur: 1987 yılında TİP’le birleşmiş, 1991 yılında kendisini fesh etmiş partinin 71 yıllık arşivi nerede?

‘Çamur at izi kalsın’ deyimi kime ait?

Bu yazıyı yazmamın öncelikle iki nedeni vardı. Birincisini yukarıda anlattım. İkincisi ise Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın Deniz Feneri Derneği ile ilgili Almanya’da açılan dava sonucunda kendisiyle ilgili yapılan iddialarla ilgili yaptığı açıklamada kullandığı üsluptu. Başbakan Erdoğan kendisiyle ilgili yapılan iddiaları komünistlerin ‘çamur at izi kalsın’ zihniyetine bağlıyordu.

İçersindeki anti komünizm zikrediyordu. Bugünün, muhafazakar demokratlarının halen, demokratlığı içselleştiremediğini gösteriyordu.

Herkes için adil ve eşit bir demokrasi, hem de ayrımsız…

Aslolan, darbeci zihniyete karşı çıkmak ve farklı olanın hakkını eşit ve adil olarak savunabilen demokratik zihniyeti zik zak yapmadan benimseyebilmektir. İşine gelince demokrat olmak, işine gelmeyince anti komünizmin derinliklerinde kulaç atmak doğru değildir. Sorunlarla karşılaşıldığında, demokrat zihniyetimizi ortaya koyan, nereden beslendiğimiz ve ortaya koyduğumuz tavırlardır. Yoksa eskiden olduğu gibi anti komünizmden beslenmek, kimseyi demokrat yapmıyor. Aksine eskinin zihniyetlerinin yeşermesine katkı sunuyor.

Son söz:

İşte bunun için 28 yıl öncesine gittim. Yaşadıklarımı ve zihniyet değişikliğimi bir kez daha sorguladım. Sonuç olarak bu topraklarda, yapılması gereken; eşitlikçi anlayışı, bugün ayakları yere basar şekilde yeniden gerçekçi olarak savunabilmektir. Sonra, arkası gelecektir.  Herkes için ayrımsız eşit adalet, hukuk, insan hakları, yüksek yaşam standardı, eğitim, sağlık, sosyal güvence, herkes için ayrımsız demokrasi istemini haykırabilmektir esas olan… Geçmişi anlamak ve ondan ders çıkarmak ancak böyle mümkün olabilir.

Okunma Sayısı: 102
Kategori: Ali TARAKÇI

Yazarın Diğer Yazıları

Şimdi Ayrılık Vakti… Yeni Bir Başlangıca Merhaba Diyebilmek İçin…

Her veda yeni bir başlangıçtır… Her veda biraz da zamansızdır… Her veda zamansız gibi olsa...

“Dünyanın en Devrimci ülkelerinden Birisi Olan Türkiye” En Devrimci Evladını mı Yedi?

Türkiye’de yapılanlara devrim ve bu devrimin liderinin de Erdoğan olduğunu söyleyen Berat Albayrak’ı bizzat devrimin...

Devletten Birazcık Akıl ve İzan Beklemek Nafile Bir Çaba mı?

Devletten birazcık akıl ve izan beklemek nafile bir çaba mı?’ Yüzsüz oyunu İtalya’yı anlatıyor, devletimiz...

Erdoğan Giderse Ne Olur?

Erdoğan giderse Türkiye Suriye’den çekilir. Erdoğan giderse FETÖ yeniden devlet olur. Erdoğan giderse APO affedilir,...

HDP’ye Kobani Operasyonları; Geçmişle ‘Hesaplaşma’ Vakti!

Neden böylesine bir dönemde HDP eski ve yeni yöneticilerine operasyon yapıldı? Kobani olayları nedeniyle yapılan...