Yazar Portal | Turkiye Interaktif Kose Yazarı Gazetesi

Bu Neyin Provası

Fırat DURMAZ

05 Ekim 2009 00:02

2 Yorum

DTP Genel Başkan Yadımcısı Emine Ayna diyor ki; ” Kongremizden hemen sonra başlatacağımız çalışmalarla tüm ağırlığımızı metropollere vereceğiz”…

İşte böyle diyor siyasi bir oluşumun genel başkan yardmcısı konumunda bulunan bir bayan. Partilerinin olağan kongresinde bölücü sloganlar atılıyor ve bölücü başının posterleri boy boy sergileniyor. O sırada partinin önde gelenleri ile el sıkışan genel başkan Ahmet Türk ve beraberindekiler, sahneye fırlamış yüzü geleneksel poşularla (günümüzde suçları kapama aracı olarakta kullanılmaya başlanan) kapalı olan ve PKK flamaları taşıyan kişileri her ne hikmetse görmüyorlar. Göstermelik olarak sahneye fırlayan tek bir görevli, onları bizlerin ” bakın işte müdahele ediyorlar ” diyelim diye sanki birazda şov ağırlıklı yaklaşımla indiriyor. Sanki olan biten herşey yazılmış bir senaryonun parçası değilmiş gibi.

Sözler bilindik, oyuncular aynı. Ha birde halkı kandırmıyorlar mı? Barıştan yana gibilermiş havası yaratmıyorlar mı? Nasıl olsa halk cahil ya. Sözlere şu cümlelerle devam ediyor. ” İstanbul Türkiye’nin en büyük Kürt ilidir ve önümüzdeki dönem bu potansiyelini açığa çıkaracağız. Yine İzmir, Adana, Mersin, Kocaeli, Denizli, Manisa, Ankara, Konya, Kayseri, Kırşehir ismini burada saymaya zamanımız yetmeyecek birçok ilde çok ciddi potansiyelimiz vardır.” Böyle konuşarak neyi işaret ediyorlar. Ne yazık ki böyle konuştukları vakit dikte ettirilmeye çalışılan demokratik açılım süreci isteklerini samimi bulmuyorum. Demek ki yarın sıra bu ciddi potansiyel şehir olarak nitelendirilen şehirlerimize de gelecek. Ciddi potansiyel nedir? Kürt nüfusunun yoğun olduğu yerler olarak mı ifade ediliyor, yoksa özlemleri olan sözde devletleri gün gelecek bu bölgeleride mi kapsayacak? İnsanların kutupsallaştırılmasına karşı olduklarını her fırsatta söyleyen bu oluşum nasıl oluyor da ülkenin geri kalanını hiçe sayıyor. Bunun adı bölünme provasıdır. Amaç nüfusun çoğaltılarak, yeri geldiğinde yetkili mercilere bakın artık kendi kaderimizi tayin etme zamanımız geldi de geçiyor demektir. Bunun adı kurtarılmış bölgeler yaratmaktır. Gariban Kürt vatandaş, karnını doyurabilmek için gelirken batı şehirlerine, meğerse birileri onlara yaslanarak ne stratejiler yürütmüş. Bu sözler geride birikmiş cümlelerin son noktasıdır. Bunun adı faşistliktir. Hani senelerce birilerine faşist damgası vuruldu ya. Demek onların yaptığı, birilerine taktıkları yakıştırmalarla çelişmiyormuş. PKK bölünmek istemiyor lafının neden dendiğini şimdi daha iyi anlıyoruz. Bölge özerkliği olmuşta sözde Büyük Kürdistanın sınırları çiziliyor.

Olan halka oluyor. Zamanında töreden, terörden, yoksulluktan kaçan Kürt vatandaşlarımız şimdilerde, zamanında uzak olarak gördükleri, kurtuluş olarak kaçtıkları yerde, ayrıştırıcı kitleler, örgütler tarafından potansiyel olarak hatta belki de bağımsızlık savaşçısı olarak görülüyorlar, ne yazık. Bu elbette uzun bir süreç onlara göre, geçmişten geleceğe. Onlar değil mi köyleri yakarak halkı batıya göçe teşvik eden, kardeşler arasına nifak tohumları eken. Yanlış oyunlar oynanıyor ve kimsenin elinden birşey gelmiyor. Diyeceğim o ki; durumun daha da vahim olmaması için, gerekirse istisnalar yaratılarak batıdaki Kürt vatandaşlarımızın, hiçbir şekilde ayrımcılıkla karşılaşmadıklarını doğudaki Kürt vatandaşlarımıza anlatması, bölücü oluşumlara pabuç bırakmayacaklarını, hemde yüksek sesle dile getirmesi gerekir. Aksi takdirde halkımızın geri kalanı, aynı çizgideler diye aynı oluşumun destekçileri diye bir kısım masum, birşeye bulaşmamış, işinde gücünde Kürtleri de dışlama yoluna gitmeleri ihtimali vardır. Pkk’nın senelerdir olduğunu iddia ettiği, şahsımca hiç tanık olmadığım, özlemleri olan etnik çatışma ve ayrımcılık ortamı kimsenin yararına olmayacaktır. Pkk’nın eylemlerini yoğunlaştırdığı noktalarda karşı reflekslerin ortaya çıkması doğal olarak kaçınılmazdır. İstedikleri de budur. Herkesin yediden yetmişe elini taşın altına koyması gerekir.

Dikkatli olunmalıdır…

Okunma Sayısı: 141
Kategori: Fırat DURMAZ
Etiketler:

Yazarın Diğer Yazıları

Aydınlık Türkiye Beklentisi

Adalat ve Kalkınma Partisi farklılıkları bir araya getirerek güçlendiğini unutarak, özlemini duyduğu Türkiye tablosuna kavuşabilmek...

Tek Yol Expo

Expo heyeti bildiğiniz üzere İzmir'de incelemelerde bulunmakta. 2020 yolunda ilerlerken bırakacağımız izlenim bir hayli önemli....

AB Kriterleri Ve Yeni Anayasa Süreci

Anayasa süreci ve sonrası belli ki çok baş ağrıtacak. Öyle ki, laikliğin yeni anayasa içerisinde...

Ayrışma Türkiye Değerlerine Sahip Çık

Türk olmayı içine sindiremeyen bünyelerin uzun yıllardan beri yürütmüş olduğu politikaların başında, kendisini Türk olarak...

Avrupa Birliği ve Osmanlı Rüyası

Avrupa Birliği, bildiğiniz üzere 1963 Ankara Antlaşmasıyla başlayan süreçte elli yıldan beri ülkemizi kapısında bekletmeye...

Yazıya Yapılan Yorumlar

  1. Halil DAĞ dedi ki:

    Önemli tespitleriniz var.
    Ancak hala samimiyet arıyor olmanızı doğrusu saflığınıza mı iyiniyetinize mi vereyim bilemedim.
    Özrümü kabul edin ama bu kadar saflığın olduğu yerde daha çok açılım golü yeriz biz…

  2. Fırat Durmaz dedi ki:

    Yorumunuz için teşekkür ediyorum. İçinde bulunduğumuz durum dolayısıyla ne yazık ki tek şahsım değil, birçok vatandaşımız ufacıkta olsa bir samimiyet beklediği için böyle yazma gereği duydum. Bir açılım süreci varsa bu bir veya birkaç yılın ürünü değil,tamamiyle sistematik bir planın ürünüdür.Sokakta gezerken dahi bunu anlayabilmek zor olmaz.Gelişen süreci,sokağı,halkı konuşmaya başlayacak olursak onca mevzu var ki aslında üzülecek işin içinden çıkamayız. Ekonomik,sosyal,kültürel haklar fazlasıyla verildi,sıranın açılıma geleceğini herkes biliyordu. Herkeste hata var üstüne basa basa tekrarlıyorum.Devir bizim gibi düşünenlerin saflıkları oynama devri.Yeterince iyi anlatabildiğimi düşünüyorum olan biteni.Halkın duyarsızlığı hatta ürkekliği bizi bu hale getiren…