Yazar Portal | Turkiye Interaktif Kose Yazarı Gazetesi

Bilginin Mülkiyeti Kapitalizmin Elinden Çıkarken…


11 Eylül 2011 00:00

Yorum Yapılmamış

Kapitalizmin silahlı ve siyasi baskılarının sonucu Sovyetler dağılırken, hatta dağılmadan önce, bilim olmayan kapitalizmin bilimcileri ve propagandistlerinin işini, teknolojik söylem çok kalaylaştırıyordu.

Teknolojik belirlenimcilik (gerekircilik) propagandanın ana eksenini oluşturuyordu.

Sovyetleri Amerika değil, Amerikan teknolojileri yıkmıştı. Bilgisayar yıkmıştı. Zenginlerin daha çok zengin olması için teknoloji propagandası, derinliği olmayan aydınları çok etkilemişti.

Teknolojik söylemle kazanılan siyasi üstünlük, artık ekonomik kanalların açılması, yani yeni ucuz hammadde ve enerji kaynaklarına kolayca ulaşılmasını sağlıyordu.

Sermayeye geniş imkânlar tanıyan, ulus devletleri yıkıma götüren kurarsızlaştırma denilen küreselleşme artık kaçınılmaz bir kanun hükmünde kara name idi.

Bilgi ne kadar zaptı rap altına alınmaya çalışılırsa çalışılsın, karakteri itibari ile yayılmaya ve çoğalmaya eğimlidir.

Bilgiyi patronlar üretmez. Üretilmiş bilgiyi satın alır ve çok yüksek fiyat ile satarlar. Tıpkı eroin gibi.

Bilginin fiyatı yükseldikçe, cazibesi artar, ona ulaşmak isteyenlerin sayısı artar.

Kapitalizm bünyesinde taşıdığı çok büyük olumsuzluklara rağmen, bilginin mülkiyetinin kendi elinde kalması için küreselleşme mekanizmaları ile korumaya alması, artık işlemiyor.(Türkiye hariç,550-554 Sayılı Kanun Hükmündeki Kararname)

Amerika ve Batının dışındaki Çin ve Rusya gibi ülkelerde, eğitim açığının kapanması, büyüyen bilim kitlesi, iletişimin üst seviyelere çıkması teknoloji üretimini hızlandırdı.

Amerika’da üretilen her türlü bilgi, bu adını saydığım ülkelerde de üretilebilir hale geldi.

Kapitalizmin bilgi mülkiyeti üzerinden sağladığı haksız kazanç azalmaya başladı.

Sadece bilgi değil, her türlü ürün ucuzladı. Büyük kapitalist tekellerin bilgi üzerinden elde ettikleri kazançlar sınırlandı.

Kapitalizmin sürdürdüğü aşırı sömürü dolayısı ile talep yetersizliği geldi çattı.

Bu kez burjuva ideologları daha önce buldukları çıkış reçetelerini üretemez hale geldiler.

Artık ekonomik çıkış yolları kalmadığı gibi, 1990’larda çıkış yolu olarak sonuna kadar sömürdükleri teknolojik belirlenimciliği de kullanamaz oldular.

Bu kez kapitalizm kurtulacaksa bile, kurtarıcısının teknoloji olmadığı şimdiden belli oldu.

Şimdi Şok ve Dehşet Doktrinleri konuşuluyor.

Tarafsızlık patlaması konuşuluyor.

Felaket kapitalizmi konuşuluyor.

Amerikan burjuvasının gözü dönmüş, savaştan başka çıkış bulamıyor.

Sonunda burjuva sözcülerinin edebileceği tek söylem kalıyor. Savaşın köpekliğini yapmak.

İster Amerikan tekellerinin sözcülerinin dedikleri olsun, ister dünya halklarının dedikleri olsun, önümüzdeki 4-5 yıl içinde, bu ekonomik ve siyasi krizin, Batı dünyasındaki liderlerin hepsini silip süpüreceği şimdiden görünüyor.

Bu kez liderlerin yer değişimleri şimdiye kadar gördüğümüz usuller ile olmayacağı aşikârdır.

Siyasetler inanılmaz hılarla değişecek, eski siyasiler hesap mevkilerinde olacaklardır.

Beş yıl içinde, Batıda şimdi gördüğümüz, kukla liderlerin hiç birisini görmeyeceğiz.

Korumacılığın ve planlamanın liderleri, kuralsızlaştırma liderlerinin yerini alacaktır.

Dünya, devrim sancıları içindedir.

Okunma Sayısı: 95
Etiketler: ,

Yazarın Diğer Yazıları

Kitle İmha Silahına Dönüşmüş, Ben Hala Ekonomi Bilmem Diyor!

Ekonomik işleyişi bilmek veya bilmemek neyi değiştirecek, dememeliyiz. İktisatçı olmasak da ekonomiyi derinlemesine bilmesek de...

Teknolojik Olarak Üretilen Paralar Finans Kapitali Yıkabilecek mi?

Teknolojinin mülkiyetinin, servet sınıfının elinde olması sebebiyle, teknolojilerin nimetinden önce servet sınıfı nemalanıyor, belli bir...

Borç Veren Sınıf ve Borç Alan Sınıf

Her şeyin borç ile finanse edilmesi, endüstriyel kapitalizmden finans kapitale geçişle başladı. Endüstriyel kapitalizmde, malların...

Taze Gladio Devşirme Planı

Oldum olası çok garipsedim. Gladio’ya biz neden FETO dedik? Oysa FETO Amerika’nın Türkiye içindeki gladio...

Borç Tsunamisi Siyaseti Alabora Eder mi?

Borçlu olmak insan dünyasını nasıl etkilerse, devlet ve millet hayatını da öyle etkiler. Borçlu olmayı...