Yazar Portal | Turkiye Interaktif Kose Yazarı Gazetesi

Batılı Kürt DTP’ye Oy Vermedi


04 Nisan 2009 00:00

Yorum Yapılmamış

Asıl seçim dersi:

Millet AKP’ye alternatif arıyor ama henüz bu ortada yok!

48 milyon seçmen. 41 milyonu sandığa gitmiş, 7 milyonu gitmemiş. AKP’ye 15 milyon oy. CHP’ye 9, MHP’ye 6 milyon oy. Gerisi de azalarak diğer partilere dağılıyor.

2009 seçimleri önyargıların ve ezberlerin bozulması açısından çok faydalıydı. Neydi ezber? AKP yüzde 50’nin üstüne çıkabilir, asla inmez! Bu kadar yedirdiler bu millet oy verir, millete güvenilmez. Bunlar doğru çıkmadı. AKP yüzde 39’a düştü. Yani Başbakan’ın koyduğu yüzde 42 çıtasının altına!

Türk milleti; “Ben kimsenin tapulu malı değilim” dedi.

Seçmenlerin yüzde 35-40 oranındaki büyük kesiminin sadakati yok. Hiçbir partiye bağımlılık hissetmiyor. O seçimde kimi beğenirse oraya kayıyor. Mobilitesi yüksek bir kitle! Tam Türklere uygun bir davranış sergiliyor.

Ben 1994-95’de sahada çalışırken seçmenin partilerinden kopuşu yaşadığına tanıklık ettim. Dünyada ideolojilerin çöktüğü bu dönemde, Türkiye arayışa girdi.

Buna cevap verecek siyasi yapı, lider ve siyaset bulunamadı. Bu nedenle eski Refah Partisi içinden çıkan ve “değiştim” denen AKP yeni algısı yarattı.

”Miş” gibi yaparak ve iktidarda değişerek topluma bir seçenek oluşturdu.

Bu dönemde uzun yıllar Türkiye’yi yöneten sağ merkez partiler yıprandı. İç kavgalarla küçüldü. Yok oldular.

Bu partilerin yok olması ona oy veren seçmenlerin yok olduğu anlamına gelmiyor. O seçmenler ölmedi. İçi ısınmasa da çaresizlikte boş arsada çadırı kurmuş olan AKP’ye verdi oylarını.

2009 yerel seçimlerinde AKP tek başına en yüksek oyu alsa da “kafa tutacak” liderlikten düşürülüyor. AKP’ye CHP veya MHP alternatif olsa blok oy kaymaları olması gerekirdi. Oysa yükselmeler yüzde 3 gibi sınırlı bir yapıda. Çünkü hepsi denenmiş liderler, politikalar ve yapılar. Merkez oyların AKP’ye akması AKP’yi merkez parti yapmadığını görüyoruz.

AKP sağdaki boşluğu değerlendirdi

AKP ilk kurulduğunda “yeni” algısı insanlara cazip geldi. Ama hiçbir yapısal reformları yapmaması, 2002’de seçim beyannamesinde bulunan değişim maddelerinin yapılmaması, 2007’de çıkarılması ve unutturulmaya çalışılması seçmende kızgınlık yarattı.

Seçmen aldatılmış duygusuna kapıldı.

AKP merkez sağdaki boşluğu değerlendirmiştir. Potansiyel seçmeni çekememiştir.

İlk seçim döneminde kararsızlar yüzde 30 civarındaydı. 2009 yerel seçimlerinde oy kullanmayan seçmen yüzde 17’ye düştü.

Bu seçimlerde katılımın yüzde 80 gibi yüksek oranda olması, tüm dünyada olduğu gibi değişim dönemlerinin talebidir. Ya kadroların değişimi istenmektedir, ya külliyen değişim!

“Gururlanma padişahım senden büyük Allah var!” demek için padişah adamlar tutarmış. Şimdi de “senin kibirli hallerinden büyük millet var!” sonucu çıktı. Başbakanla ilgili CNN’de yapılan araştırmada sonuçlarında Başbakan; “tahammülsüz, otoriter, sert ve kırıcı” çıkmış.

Millete kabadayılık sökmedi

AKP, Erdoğan’ın karizması üzerine kurulmuş bir partidir. Bu aşınmaya başladı demek ki. Davos’a rağmen millet “one minute” dedi. Kabadayılık aşınmaya neden oldu. Türkiye’nin turizmden geçinen kıyı bölgeleri el değiştirdi ve yeniden CHP’ye geçti. Trakya el değiştirdi. Çünkü çiftçi perişan ve tarım politikalarının zavallılığı tokat gibi AKP’ye çarptı.


AKP krize aldırmadı, küçümsedi. Çiftçiler, insanlar yoksullaştı.
OECD’ye göre Türkiye gelir dağılımı en bozuk ülkeler arasındadır.
Yine de, blok oy kaybına uğramadı. Bunun nedeni muhalefet partilerinin zayıflığıdır. AKP merkez “mış” gibi yaparak iktidara geldi.


Şimdi yeni oluşumlara ihtiyaç duyulduğu ortada. Ama başka adres bulamadığı için seçmenler AKP’den ayrılamadı. Küçük partilere gitmelerinin nedeni de “bari gönlümün sevdiğine gideyim” halidir.


AKP muhalefete yüklendi. Seçmen, muhalefetin varlığının ret edilmesine de itiraz etti. Kıyıların el değiştirmesi yaşam tarzıyla da yakından ilgilidir. Bu konuda yapılan akademik çalışmaların getirdiği tartışmalar da seçmeni korkuttu. Canını sıktı. Seçmen farklı olan saygı istiyor. Demokrasi farklılığın adıdır. Farklı olan tek bireye bile sahip çıkma, hakkını koruma sistemidir.

Doğu’da AKP’ye tepki oyları

Güneydoğu’da ise sorunun sadece ekonomik olmadığını, siyasi meselenin, kimlik siyasetinin öne çıktığını görüyoruz.


DTP’nin yükselmesinin ardında, AKP’nin dengesiz ve karmaşık politikalar uygulaması yatmakta. Güven kaybına uğramış ve samimiyetsiz bulunmuştur.


DTP verilen oyların “PKK” sempatisi olduğunu savunsa da, oylar AKP’ye tepkidir. Seçmen yasal politik yapının ve TBMM’nin içinde olmayı önemsemektedir. Türkiye partisi olarak yerini almayı DTP istiyor mu, istemiyor mu? Güneydoğu’yu ve Kürt vatandaşlarımızı dikenli tellerle çevirmedik bölgede. Neden DTP, Batı bölgelerinde Güneydoğu başarısını gösterememektedir?

Batılı Kürt DTP’ye gitmiyor

Çünkü Batı’da yaşayan Kürtlerin tercihi DTP değil. Bu kadar basit. Bölgeyle sınırlı DTP. 5 milyondan fazla Kürt-Türk evliliği var. Kürt seçmen yüzdesi 17-20 aralığı. DTP kaç aldı? Yüzde 5! Gerisi nerede? Onlar DTP’yi neden tercih etmiyor? Yapılan araştırmalarda Batı’da yaşayanların yüzde 20’si “Ben Kürt değilim, annem babam Kürt” diyor. Yani milletin bir parçası.


Bölgede ise; “Türko senin neyine Ahmedi” diye Diyarbakır’dan dışarı atılması sevinçle söyleniyor. Bu ne demek? Bunun tepkisi karşıda; “Kürdo senin neyine Batı” diye atılsa ne olacak? Bu siyaset değildir.


Başbakan “İzmir’i istiyorum” dedi, kaybetti. “Diyarbakır’ı istiyorum” dedi, kaybetti. “İstanbul’da bir milyon oy istiyorum” dedi, tersi oldu. “Yüzde 47’nin altı başarısızlık” dedi, altına düştü. Seçim sandığı başında “en büyük referandum” dedi ve cevabını aldı. Urfa’da “ceket koysak kazanır” dendi, içindeki adam kazandı. Demek ki ayrım yapmak, ayrıcılık, dilini “biz ve onlar” diye kullanmak faydalı değil.

Rant siyasetine tepki

Bu nedenle AKP yerel seçime Başbakanla girdi. Adaylar geride kaldı. Denizli’de, Balıkesir’de, Manisa’da Belediye Başkanı çalışmalarından şikâyet olmamasına rağmen ya kaybettiler ya da oyları geriledi. Dramatik kayıplar gerçekleşti. Bu, mal mülk dağıtsa da partiye karşı kızgınlıktı. Ranta açılan yerler seçmeni kızdırdı. Millet; “ne dağıtırsan dağıt biz kimlik siyasetinde yer buluyoruz” dedi bölgede.

 

AKP ve Başbakan, Eşref Fakıbaba olayını iyi değerlendirmeli. Bir şeye müdahale ederseniz tepki buluyorsunuz.

Antalya tokadı Gül’e de değdi

Antalya’da AKP çok sarsıldı. CHP adayının Cumhurbaşkanı tarafından mağdur edilmiş olması da kazanmayı anlamlı kıldı. Bu tokat Cumhurbaşkanı’na da değdi. Türkiye, piyano çalan tek belediye başkanı olan Menderes beyi kaybetti!


İzmir direndi, kale durumunu korudu. Yaşam tarzı kavgası İzmir’de en etkili sorun oldu. Kentleri “hizmet alamazsınız” diye tehdit eden iktidar sonuç alamadı. Bu ne Ankara Çankaya’da, ne Antalya’da tutmadı!


Başbakan ilk kez tüm sandıklar açılmadan konuşma yaptı. Bu konuşmada 22 Temmuz balkon konuşması tarzı ve içeriği tekrarlandı. Sonucun aynı olmayacağını ne bilelim diyor seçmen.


“Milletin mesajını aldık” diyen Başbakan bunun sonuçlarını bakalım ülkeye yansıtabilecek mi?


Rakiplerin zayıflığıyla övünmesi AKP için bir artı değil. Kazanç değil. “Sonuna kadar özgürlük” sözü veren Başbakan bunu 7 yıl önce de yaptı ama otoriter yapı geldi çöktü ülkeye. Yasalarda hiçbir değişiklik gerçekleştirilmedi. Farklı olmak yaşamı zorlaştıran bir durum. Prof. Binnaz Toprak araştırması bu nedenle çok tartışıldı.


Anadolu’da devamlı gezen biri olarak birçok gözlemim, duyumum var elbette. Büyüyenler maddi ve manevi “her şeye müsait” duruma geldiler! “Zorbalık, tehdit ve sadece bizden olanlar her şeye sahip olsun” en çok şikâyet konusu.

Krizi sandık tokadıyla kabul etti

Konuşmasında; “küresel finans krizinin olduğu dönemde bu seçimi yaşadık” diyen Başbakan, krizin teğet falan geçmediğini kabul etti. Kampanyada reddettiğini kabul etti yani.


İlkeli olduğu için adayların bir kısmını (Urfa gibi) dışarıda bıraktığını söyleyen Başbakan, ceket benzetmesiyle ne kadar etik davrandı? Milleti küçümseme, oy alamazsın. Kibir en büyük felakettir bu topraklarda. Aynı saatlerde Melih Gökçek’in Çankaya’da oturanlar aleyhine söylediklerine hayret ettim. Onlar seçmen değil mi? Onlar milletin bir parçası değil mi? Nasıl ve ne hakla milleti küçümsüyor bu siyasetçi? Onu dördüncü kez seçtiren nedir? Sadece ona duyulan aşk mı?


Milleti küçümsemeye başlayan siyaset ve siyasetçiler sandıktan çıkamazlar. Uzun vadede tavada eriyen yağ gibidir gelecekleri. Bu seçimde de kadınlar yoktu. Yerel seçimlerde yüzde 1 ile temsil edilen kadınlardan büyük illerde seçilen sadece 2 kadın başkan olabildi. 3 bin 225 belediye var. Kadınlar olmadan ranta dur demek mümkün değil!


Yaşam kalitesini yükseltmek şart kentlerde. Bunu nasıl yapacağız?


Bu seçimlerin en karlısı MHP çıktı. Kentlilerin gönlünü kazanmaya başlayan MHP ilerleyecek. Saadet Partisi yüzde yüz yükselse de, çok hızlı gidemeyecek. Daha radikal olana kaymayacak Türkiye.


Türkiye yepyeni, reformcu bir parti ve siyasetçiler bekliyor. Dürüst insanlar bekliyor.
Yapısal reformlar yapılmalı. AB yolunda hızla ilerlemeli ve kalkınma projelerini hayata geçirmeliyiz. Adalete ihtiyacı var Türkiye’nin. Hepimiz daha fazla adalet istiyoruz.

 

“Bir an önce hukuk reformu. Düşünce özgürlüğü yasaları” diyor millet.
Daha fazla eğitimden pay.
Yoksulluktan kurtulmak istiyor millet.
Bir an önce.
Hemen.
Bugün. İş ve aş.
Dünyada saygın bir ülke.
Bunları bütün partiler okumuştur umarım.

Okunma Sayısı: 106

Yazarın Diğer Yazıları

Çocuk Yetiştirmede Neredeyiz?

Bir milleti sürü olmaktan çıkaran milli eğitimdir. Bilimdir. Türkiye’nin acıyla yoğrulan gündeminde temel sorunlara ilişkin...

Gagavuz Türkleri İle İlgili Hiç Bilmediğimiz Gerçekler

Gagavuzya’yı yıllar önce gezdim, sanırım o dönemde hiç bu konuda kamunun bilgisi yoktu. Antropolojik zenginliği...

Paraya Tapan Sistemin Sonu

Her ellediğin altın olsa altın bir ekmeği nasıl yersin, altına dönen suyu nasıl içersin?Paraya tapma...

Türkiye Artık Türk Değil mi?

Türk kültürünün özelliklerini, tarihini, kahramanlarını, kurtuluşunu ve emperyalizme kafa tutuşunu ve rol model olmasını sindiremeyen...

Acı Ama Gerçek Üniversitelerin Hali bu

İlk 500 içinde Türk üniversiteleri yok. Bu herkesin dilindeydi. Neden yok? Nedeni anlamak için epey...