Yazar Portal | Turkiye Interaktif Kose Yazarı Gazetesi

Bandırma’da Su Sorunu!.


14 Eylül 2007 00:03

Yorum Yapılmamış

Bandırma Belediye Meclisi, gündem dışı toplanarak, Bandırma şehir içi su işletmesinin özelleştirilme konusunu kendi içerisinde enine boyuna görüştü.

Belediye Başkanı Recep Eraydın’ın derinlemesine yaptırdığı fizibilite çalışmasıyla, Bandırma şehir içi su dağıtımında yarı yarıya bir kaçak ve kaybın olduğu belirtilmiş.

Bu kayıp 433 bin 273 metreküp olarak miktarlandırılırken, kaybın parasal değeri de yaklaşık 700 bin YTL olarak belediye başkanlık raporuna işlenmiş.

Doğruyu söylemek gerekirse, çok çok büyük bir parasal kayıp bu miktar. Dile kolay, 700 bin YTL!..

Öyle de, böyle de yine Bandırmalı’nın sırtından çıkan bir para sonuçta.

Başkan Eraydın, mecliste konuşurken açıkladı, tüm personelin aylık gideri 500 bin YTL. Bandırma Belediyesi’nin…

Bu demek ki, üç aşağı beş yukarı, her iki ayda bir, Bandırma Belediyesi’nde çalışan tüm personelin üç aylık maaşını biz havaya savuruyoruz!..

Eh, böylesine zengin bir kent halkına, yani bize de bu yakışır değil mi?

İşin esprisi bir yana, bizim böylesine bir lüksümüz olamaz diyeceğim, ama yıllardır bu parayı biz havaya savura savura buraya kadar geldik.

Son 5 yılı baz alıp da, yuvarlak hesap her ay 500 bin doları bu şekilde kaçak ve kayıp sudan kentin zarar hanesine yazdığımızı düşünürsek, 30 milyon dolar gibi bir parayı boşa akıttığımızın ortaya çıktığını da görürüz.

Kaldı ki, Gönen Barajından getirilen su ishale hattından dolayı girdiğimiz borcun altında sadece 31 milyon dolar faiz ödediğimiz de düşünüldüğünde, bu parayı iki ile çarpmak daha doğru olur.

Çünkü, hepimizin de bildiği gibi yaklaşık 39 milyon dolarlık Gönen Barajından, Bandırma’ya su getirilmesi projesinde yanlış hatırlamıyorsam, 1 milyon 250 bin doları, Bandırma şehir içi su şebekesinin yenilenmesi için harcanacaktı.

Üstüne üstlük bu paranın içerisinde, Gönen Baraj gövdesinden su alma şartı da bulunuyordu. Yani, kendi cazibesi ile kente su gelecekti. Bunun bedelinin de 14 kilometrelik regülatör ile baraj gövdesi arasındaki güzergah için yaklaşık 17-18 milyon dolar olduğunu düşünürseniz, aslında Bandırma halkı, baştan 20 milyon dolarlık bir kazık yemiş oluyor!..

Eh, bu yenilen 20 milyon dolarlık kazık bir seferlik olsa, amenna diyeceğiz de, bir de bunun sürekli işleyen faizleri de söz konusu olunca, önümüzdeki 15-20 yılda bu para kendisi kadar daha artacak anlamını da içeriyor.

Kısaca yenilen 20 milyon dolarlık kazığa bir de 20 milyon dolar faiz ödeyeceğiz…

İşte, aslında Bandırma bunları tartışması gerekirken, bonkörlüğün verdiği bir cevvallikle, şu sıralar kayıp suyun peşinde koşturuyor.

Garip ama gerçek.

Üstüne üstlük, 1 milyon 250 bin dolar şehir şebekesinin yenilenmemesinden dolayı da, her ay 500 bin doları havaya savuruyor.

Ne yazık ki, Bandırma’nın başına bunları musallat eden yönetim anlayışı, elini kolunu sallaya sallaya dolaşıp, üstüne üstlük takdir görürken, bizler bu paraları daha nereye kadar ödeyeceğimizin hesabını yapıyoruz. Bakalım daha nereye kadar yapacağız?

Sürekli şunu savunurum; Bu ülkede mutlaka bir devr-i sabık yaratılmalıdır.

Gelen yönetim, bir önceki yönetimin hesaplarını didik didik edip, tüyü bitmedik yetimin kör kuruş hakkını yiyenleri deşifre etmeli, bunu topluma lanse etmeli, hukuksal boyutta da hesabını sormalı.

Fakat bizim ülkemizde böyle bir uygulama olmadığı için de, her gelen sadece bir önceki yönetimden “enkaz aldık” diyerek edebiyat yapmaktan öteye gitmemektedir.

Buyrun, hesap kitap ortada, bugüne kadar zaten 20 milyon dolar daha işin başında kazık yemişiz!..

Ardından bugüne kadar sadece 31 milyon dolar faiz ödemişiz ve daha ne kadar ödeyeceğimiz de belli değil.

Şartnamede yer almasına karşın, şehir şebekesi yenilenmemiş ve bu para bir şekilde kullanılmış(!), ama nasıl kullanılmış kimse bilmiyor…

Ve geriye dönük 5 yıllık bir süreç içerisinde de, kaçak ve kayıptan dolayı da 30 milyon dolar havaya savurmuşuz.

Hani derler ya, “Tut kelin perçeminden!..”

Aynen bu hesap. Ama ortada ne kel var ne de kelin perçeminden tutacak yiğit!..

Herkes, kendi açısından işi kitabına uydurmuş, aklanmış, paklanmış ve pir-u pak bir şekilde ortalarda dolaşır olmuş.

Ve, yine her zaman söylediğim gibi “Toplumlar hak edildikleri biçimde yönetilir” sözü, bir kez daha geçerliliğini koruyan bir şekilde ortaya çıkıyor.

Demek ki, biz bunları hak eden bir toplumuz!..

Aksi takdirde, böylesine büyük meblağlar karşısında neden bu kadar dut yemiş bülbül gibi sessiz kalalım ki?

Karadenizli’nin fıkrada dediği gibi, “Oh olsun bağa” hesabı, bu da bize oh olsun.. Ne diyelim.

Gelelim meclis oturumunda konuşulanlara…

Meclis’in zorunluluğu olmayınca, 15 kişilik üye çoğunluğu ile toplandığı dikkat çekiyordu.

Zaten, Başkan Recep Eraydın da, divan kürsüsünde tek başına oturarak, “Bu aslında sadece istişare toplantısı” mesajı içerisindeydi.

Yalnız, tüm belediye meclis üyelerine dağıtılan su konusundaki raporu, CHP’lilerin didik didik inceleyip, ince hesap kitap yaptıkları da dikkati çekiyordu.

Su gelirlerinin ve yatırımlarının özelleştirilmesi konusunda muhalefet olarak sadece onlar konuştu.

Haa bu arada gözümüz Çetin Sever’i aradı ama bir türlü göremedik kendisini.

Sanırım, O da bulunsaydı, mutlaka konuşur, deneyimlerini aktarır, o güzel hoşsohbet ve nüktedan konuşmasından da bizleri mahrum etmezdi.

Sanırım çok önemli bir işi olmalı ki, katılamadı.

Biz yine dönelim CHP’nin su konusundaki tavrına.

Her zamanki gibi ilk konuşmayı yapan Meclis’in en deneyimli üyelerinden biri olma özelliğini koruyan Yaşar Kırbıyık, yine kendine özgü üslubu ile tavrını ortaya koydu.

“Şahsım adına konuşuyorum” diyen Yaşar Hoca, bu arada da ufak ufak Meclis içtüzüğü dersi vermeyi de ihmal etmedi.

Konuşmasının bir yerinde oturduğu yerden kendisine müdahalede bulunan eski CHP’li, şimdinin AKP’li meclis üyesi Göksel Karlahan’a bayağı sert bir karşılık verdi.

Sürekli meclis kürsü-sünden bu durumu dile getirdiğinin altını çizen Yaşar Hoca, kürsüden konuşurken, muhatabı-nın sadece başkan olduğunu söyleyip, bir anlamda “Sen benim muhatabım değilsin” demeye getirdi. Tabii ki, sadece bu kadarla da bırakmadı Yaşar Hoca, “Biraz tüzüğü okuyun, inceleyin. Bunları defalarca söyledim.” diyerek küçük çaplı da bir fırça attı.

Eh, bunları söylerken de, bu sefer kendisinin ne söyleyeceğini unuttu. Allah’tan “Ben yaşlı adamım, bana bu şekilde müdahalede bulunmayın” deyip, zevahiri kurtarmasını da bildi.

Bu arada, Başkan Eraydın ile otobüs kartları konusunda küçük bir tartışmaya girdi. Kartlardan 1,5 YTL alındığını söyleyen Yaşar Hoca, Başkan Eraydın’ın “Haberim yok” demesi üzerine de, “Eee tabii siz özel araba ile geziyorsunuz biz halkın içerisinde halk otobüsü ile dolaşıyoruz. Siz de biraz arabadan inin de bizim gibi dolaşın” diyerek, biraz sosyal demokrasi edebiyatı yapmak istedi.

Ancak, Yaşar Hoca’dan başka kaç meclis üyesi halk otobüsüne biniyor ki? Kendi arkadaşları da dahil? Fakat, yılların deneyimli siyasetçisi olan Yaşar Hoca bu fırsatı da kaçırmadı ve belediyenin denetim görevini yapmadığını vurgulamak için de “Herhalde belediye denetimi bu olsa gerek” diye, taşı gediğine koymayı tercih etti.

Şimdi, burada eğri oturup doğru konuşmak gerekirse, tamam Bandırma’da bir hayli bir alt yapı üst yapı çalışması var, muazzam bir yatırım yapılıyor ama buna karşılık denetim görevi hiç yok.

Belediyenin denetlemekle görevli ya herhangi bir birimi yok ya da bu birimde görevli personeli yok veya hepsini tatile göndermiş.

Gerçi, bu bugünün sorunu da değil, yılların sorunu. Her nedense bir türlü de aşılamıyor.

Yaşar Hoca’nın ardından Yalçın Cömert ve Namık Havutça da çıkıp, kendi pencerelerinden gördükleri yanlışları dile getirdiler.

Özellikle suyun özelleştirilmesi durumunda, Bandırma halkının sırtına büyük bir yük bineceğini de öne sürdüler. Hatta Necdet Ceyhan da, zam oranlarının TEFE ve TÜFE’ye göre ayarlanmasında durumunda önümüzdeki yıllarda yüzde 70-80 oranında bir artışın söz konusu olursa, Bandırmalı’nın ne yapacağını sorması da ilginçti.

Hani, Allah bir daha böylesine yüksek enflasyonlu günleri Türkiye’ye göstermesin dedirtti.

Başkan Recep Eraydın da, olayın yanlış yorumlandığını öne sürdü. Bandırma’nın su konusunda ilk etapta en azından 15 milyon YTL’lik bir yatırım yapması gerektiğini ve bunun da mümkün olmadığını, bu yüzden özelleştirmeye gitmek istediklerini dile getirdi.

Karşılıklı düşüncelerin dile getirildiği meclis toplantısında herhangi bir karara da varılamadı.

Tekrar görüşülmesi için bir hafta sonraya ertelendi. Bakalım o zamana kadar kim dersini çalışacak?

Okunma Sayısı: 192

Yazarın Diğer Yazıları

Başkan Adaylarını Açıklayın

Türkiye’de herhangi olağanüstü bir durum olmadığı takdirde (ki, bunu garanti etmek de mümkün değil ya!..)...

ATV’nin Nasıl Bir Ayrıcalığı Var?..

Geçtiğimiz günlerde bir kez daha yazdım, ama dayanamadık tekrar gündeme getirmekte yarar olduğunu düşündüm....

Fırsatçılara Fırsat Tanıyanlar!..

Malum önümüz Ramazan… 11 ayın sultanı, kutsal ay… Bu ayda dini duygularımız had safhaya yükselirken,...

Kim Durduracak Bunları?

Türkiye’de özellikle doğu ve güneydoğudan sonra, büyük kentlere sıçrayan, bombalama, patlatma ve orman yangınları ile...

Ha Tabanca… Ha Araba!…

Sabah haberlerini gazete başlıklarından okuyup, ilgi çekici olanların da spotlarını okuyan sunucu, bir haberin üzerinde...