Yazar Portal | Turkiye Interaktif Kose Yazarı Gazetesi

Asker ve Kur’an!

MERTÇE
Yüksel MERT

04 Ekim 2011 00:00

2 Yorum

1980’li yıllar. Osmaniye memleketime gidiyorum. Askerler yoklama yapıyor. Otobüs durur durmaz, hem ön, hem de arka kapıdan eli silahlı askerler otobüse çıkıp sert, kararlı bir sesle,  “Herkes ön kapıdan aşağıya inip tek sıra olacak!” denildi.

Elimde çantamla birlikte aşağıya inip baş taraflarda sıraya geçtim.

Herkes sus-pustu, korku yüreklerden ayak tırnak uçlarına, tırnak uçlarından saçlarımın tellerine doğru yayılıyordu. Asker geldi, önümde durup “Aç şu çantanı!” diye bağırdı. Gayet sakin, kendimden emin bir halet-i ruhiyeyle çantamı açtım.

Asker,  “Ver bakalım şu Kitabı” deyip Kur’an’ı aldı, üzerini okudu ve kapağını aralayıp sayfalara bakınca, “Kur’an’ın ayetlerinin altı çizilmiş, sayfa kenarlarına notlar düşülmüş halini görünce”, birden yüzü asıldı adeta hakarete uğramış bir ses tonuyla, Kitabı yukarı kaldırıp,

—Ne bu lannn?

—Kur’an !

—Sen bu Kitaba, bu haksızlığı bu hoyratlığı nasıl yaparsın? diye ünledi.

Üst komutana götürüp Kur’an’ı açıp sayfaları göstererek, söylediklerimi tekrar edip geldiği yere geri döndü. Sözkonusu komutan, Türkçe mealli Kur’an’a şaşkınlık, adeta dehşet duygularla bakıp,

—Sen kimsin? Bu kitaba, bu haksızlığı ne cüretle yaparsın? Kafayı mı yedin?

Deyince, içimde müthiş bir memnuniyet duygusu boca oluverdi. İçim içime sığmıyor, böyle bir güzellik yaşadığım için, her iki askerinde sarılıp ellerinden öpmek için kendimi zor tutuyordum.

Sakin, hakim bir sesle,

“Komutanım, bu kitap okunduğu zaman güzeldir. İçinde ki evrensel, kutlu mesajlara sahip çıkılıp baş tacı edildiği zaman anlamlıdır. Oysa bizler ve geçip gidenlerimiz, hiç anlamadan yani körün aynaya bakması gibi bilmediği bir dilden güya okuyarak, baş tacı etmiş süslü çantalar içinde duvarlara asmışız. Kutsayıp esrik duygulara kapılmışız.

Bir gün olsun içinde ne var ne yok hiç merak etmemişiz. İşte ben bu geleneksel duvarları yıkıyorum. Gündüz-gece bu kitapla yatıyor, bu kitapla kalkıyorum. Ben bu Kitaba kendimi ADAMIŞIM, dedim ve Size de saygılarımı sunuyor, teşekkürler ediyorum.

Belli ki halkımızın baş tacı ettiği bu kitaba sizlerde saygı duyuyor, özen gösteriyorsunuz.

Ancak, Kitabımıza ilişkin böyle bir tutumunuzu doğru bulmuyorum. Bizler, sevdiklerimiz incinir diye hatasını söylemezsek daha büyük hataları yapmasına göz yummuş oluruz…

Eğer bizler bu Kitabı, Kitabın öngördüğü gibi anlamış olsaydık, bugün sizler ve halkımız bu durumda kalmazdık. Halkımız üzerinde din adına çıkmış ajanlar, vehimlerini din edinmiş hocalar, hacılar cirit atamazdı. Bu yobazlar, ajanlar, halk düşmanları, asırlar boyu,  “Bu Kitaba abdestsiz dokunmayın, kendi dilinizden okumayın. Göğüsten aşağı tutupta çarpılmayın… diye diye bugünlere geldik.

Ben bu yüce ulusun bir ferdi olarak, bu kitabı pazarlama arcı yapan, bu gerici ve hainlere karşı, işte böyle ayetlerin altını çize çize, notlar düşe düşe okuyor ve okunması içinde,  Pazar günümü Kitabım uğrunda feda ederek, yeni Kur’andaşlar edinmeye gidiyorum, dedim.

Komutan, sözümü hiç kesmeden, dikkat ve rikkatle dinledikten sonra, elini uzatıp tokalaştı ve duygulu, sevecen, coşkulu bir sesle,

“Hadi Yüce Türk yurttaşı, yolun açık gazan mübarek olsun.” diyerek, iyi dileklerle yolcu etti.(Kaynak: Atatürkten Özür Diliyorum 125.baskı http://www.akiskitap.com/akis1/kitap)

ATATÜRK KÖŞESİ

Dinsiz milletlerin devamına imkan yoktur…

DÜŞÜN-TAŞIN

Oku-yorum o halde varım…

GÖNDERMELER

-Sağlık konusunda Türkiye’de ciddi bir devrim yaşandığını bilmeyen var mı?

-Ömer Çelik Bey’in Çukurova Sıcaklığındaki mesajlarını duydunuz mu?

-Arkadaşımız Vahdettin Sakallı’nın basındaki yeni göreviyle Çukurova Devlet Hastanesinde halkla ilişkiler ve basın konusunda yepyeni güzelliklere imza atacağını biliyor musunuz? 

-Adanalı Ünlü Yazar Sedat Memili’nin Adana ile ilgili ciddi bir ansiklopedi çalışmasının olduğundan haberiniz var mı?

Okunma Sayısı: 73
Kategori: Yüksel MERT

Yazarın Diğer Yazıları

Ceyhan Şehremini Aemdar Öztürk’e Mertçe Çağrımızdır!

Ceyhanlı Sanatçı Kemancı Ali ile Mertçe söyledik! Adana’dan yola çıkıp Cebel-i Bereket Yaylasına giderken yolumun...

Gönlüm Zirvede Dedim Ya!

Sevgili Okurlar yavaş yavaş Tuyap Bursa Kitap Fuarının sonuna geldik kitaba ilgi muhteşem bu şehirde....

Hayata Gülser

Sevgili dostlar! Kocaeli’nden (İzmit) bir kargo aldım. Merak edip açtığımda içinden muhteşem bir kitap çıktı.....

İcradan Mal Almak!

Sevgili okurlarım! Eskimeyen bir dostum var. Vefalı, kadirşinas, sözünün eri, adamın kralı dediğimiz cinsten… Yani...

Yüce Halkımızın İrfanı!

Baş Komutan diyor ki: “Milletin desteğini alan bir kişiyi yedi düvel bir araya gelse yıkamaz…”...

Yazıya Yapılan Yorumlar

  1. ahmet fidan dedi ki:

    Güzel bir anı.
    Aynı türde bir tane de bende var evde. Kenarlarına bolca şerh düşülmüş notlar alınmış işaretler konulmuş bir kur’an. Tabi benimkisi Arapça metinli.
    Bu gün Ayşe Hanım da değinmiş, yafta ve önyargılara.
    Toplum kendine dayatılanla önyargı oluşturmktan adeta orgazm olmakta.
    Kaleminize sağlık.

  2. e.ali okur dedi ki:

    okudum,
    bu yaşam öyküsünün, güzel olduğunu biliyordum,
    ama itiraf edeyim ki,
    yine de heyacanlandım.
    ne kadar güzel, ne kadar bizden, sıcak sımsıcak bir hikaye.
    biz ki, askeriyle, esnafıyla, işcisiyle, memuruyla,
    bu dünyada neredeyse dengi olmayan bir milletin üyeleriyiz.sırf yüce tanrının hatırına, yüzyıllarca onun diye bildiğimiz bir kitabı, anlamadan, sorgulamadan, tartışmadan baştacı yapmışız. bizler istiyoruz ki, artık, bu güzeller güzeli kitaba körün aynaya baktığı gibi bakıp garipsi duygular yaşamaktan vazgeçelim.bu kitabın yani kuranın israrla vurguladığı gibi, meydan okuduğu gibi, BU KİTAP OKUYUP ANLAMAMIZ İÇİN İNDİRİLDİ.GÜZEL İNSAN, BÜYÜK DEVRİMCİ ATATÜRK BUNU GÖRDÜ ve bu kutlu kaynağı halkının diline çevirterek ulaştırabildiği her bir yere gönderdi.niye? çünki kuran doğru hayatın bir sağlayı ve görünür görünmez bütün şeytanların da büyülerini, tuzaklarını, senaryolarını ve her türlü hainliklerini bozan bir güçtür, kuran, onurlu yaşamanın rehberidir…