Yazar Portal | Turkiye Interaktif Kose Yazarı Gazetesi

ABD, Filistin’i Tanıyacak Hatta İsrail de!


06 Eylül 2011 00:00

Yorum Yapılmamış

Herkes, ABD’nin Filistin devletini tanımayacağını düşünüyor. İsrail’in tanımasını ise kimse aklından bile geçirmez.
 
Obama’nın 11 Mayıs 2011 günkü, “İsrail ve Filistin, 1967’deki sınırlara geri dönmeli. Yapılacak toprak değişimlerinde, sınırların güvenliğinin sağlanabilmesi için, iki taraf arasında bir anlaşmaya varılmalı” açıklamasını hatırlayınız.
 
Bu açıklama başta İsrail olmak üzere tüm Siyonist çevreleri “haklı” olarak rahatsız etti. Doğaldır ki bu kadarcık geri adım bile, Siyonizm’in gelecek hedefleri için tehlikeydi ve bu nedenle Obama’yı tehdit ettiler.
 
Bu açıklamanın mürekkebi bile kurumadan, Netanyahu Beyaz Saray’a gelerek, Obama ile görüşmüş, hatta ABD Senatosu’nda konuşarak onlarca kez alkışlatılmıştı.
 
Obama yönetimi görünürde geri adım atar gibi yapıp, Siyonist PR örgütü AIPAC toplantısında ‘67 sınırları’ ile ilgili sözlerini yumuşattı.
 
İki hafta önceki “Dünya ve Türkiye nereye sürükleniyor?” başlıklı yazıda, ‘derin’ ve ‘milli’ olmak üzere iki Amerika’dan söz etmiştik.
 
Milli Amerika’yı temsil eden Obama grubunun temel hedeflerinden birinin, Amerika’yı İsrail kamburundan kurtarmak olduğunu hatırlatalım. Ancak, Amerika’nın genine işlemiş bu beladan kurtulmak o kadar kolay değil.
 
Sanırım kimse, Filistin’in bağımsızlığının, BM Genel Kurulu’nca tanınması yönünde başlattığı girişimin, Abbas yönetiminin medeni cesaretinden kaynaklandığını düşünmüyordur. Ardında güçlü bir siyasi irade olmadan böyle bir girişim başlatılamaz. Üstelik Abbas böyle bir riske zaten girmez.
 
Bu girişim, Türkiye’nin desteği olmaksızın da yürüyemez. Türkiye’nin, Mavi Marmara raporu sonrasında açıkladığı yerinde ve haklı 5 maddelik müeyyide ile Başbakan Erdoğan’ın bu ay içinde Gazze’ye yapacağı ziyaret, bu planın parçalarından biri olmalı.
 
ABD’de 2012’de başkanlık seçimi var. Küresel sermaye, ‘derin Amerika’yı temsil eder ve ABD seçimlerinde belirleyici güçlerin başında yer alır. Bu sermayenin tümü olmasa bile ezici kısmının Siyonist ailelerden olduğu, geri kalanlarının da bu yapı tarafından kontrol edildiği herkesin malumu.
 
Yükselen Türkiye -ki onun önünde artık hiçbir güç duramaz- işbirliğiyle, ABD kendi kamburlarından kurtularak, 2012 seçimini de kazanmak istiyor. Obama yani milli Amerika’nın bu seçimleri kaybetmesi demek, yüksek sesle “dünya çok dingin, yeni ve kanlı bir savaş şart” diyen derin Amerika çetelerinin kazanması demektir ki, buna kimsenin tahammülü yok.
 
Geliyorum dese de, kimsenin bu hızla beklemediği ‘Arap Baharı’, İsrail’i de önüne almış sürüklüyor. Yeni nesil İsrail gençlerinin kan istemediği ve Siyonist planları umursamadıklarını da görmek gerek. İsrail’i diri tutacak duvarları, direnmeden iktidarını teslim eden Zeynel Abidin bin Ali yıktı.
 
Aslında ‘Arap Baharı’nın gerçek kahramanı: Bin Ali’dir ve bu hakkı teslim etmek gerek. Bin Ali geleceği çabuk görüp, direnmedi ve onun bu davranışı Mısırlıları, Libyalıları, Suriyelileri, Yemenlileri, Bahreynlileri, İranlıları hatta İsraillileri umutlandırdı ve ‘Bahar’ı hızlandırdı.
 
Bu Bahar, İsrail’i de kuşatmış durumda. Bu baharın ardından uzun bir yaz gelecek. Çünkü 20. yy’ın konjonktürel yapısı çöktü. Bu çöküş, Arap rejimleri kadar, İsrail ve derin ABD’nin hatta BM gibi küresel yapıların çöküşünü de getirecek.
 
Bu gelişmelerden, milli Amerikancılar mutlu olmalı. Obama’nın, 67 sınırlarına dönülmesi istediği de bunun göstergesi olabilir. Kimse, ABD’nin açık açık Filistin devletini istemesini beklememeli. Ak Parti hükümeti İsrail’e bugün yaptığını, 2007 öncesinde yapabilir miydi? Elbette yapamazdı. Aynı durum, Obama yönetimi içinde geçerli.
 
Tüm dünyanın desteklediği bir Filistin’i, ABD tek başına engelleyemez. Zaten, Obama’nın engellemek istemediği de açık. Derin Amerika’nın, Obama yönetimi içindeki sözcülerinin açıklamaları bizi yanıltmamalı.
 
BM heyetinin İsrail’in devlet terörünü savunan raporu, aslında BM’nin, sürece yapabileceği çok hayırlı bir hizmet oldu. Bilinen ama görünmez bir el, süreci mazlumların lehine yönlendiriyor.
 
Tarihte ilk kez İsrail’in burnu sürtüldü. İlk kez bir güç, bu mahalle kabadayısının burnunu ve onurunu yerlerde sürtüyor. Açık edemeseler bile, ABD’de dâhil tüm dünya bundan çok mutlu. Herkes, Türkiye’ye minnettar.
 
Netice de BM, insanlık için hayırlı sonuçlar doğuracak bir rapora imza attı. Türkiye altında kalmadı ve gereğini yaptı.
 
İsrail, çevresinde Suriye dışındaki tüm hamilerini kaybetti. Şimdi hem İsrail hem de Suriye dört bir yandan yumruk yemiş boksör gibi. Artık Suriye rejimini, İsrail bile ayakta tutamaz. Son günlerini yaşayan II. Esad rejimi, İnşaAllah, kendi kibir ateşinde yakında yok olacak.
 
Hüsnü Mahalli bile -TVnet’teki son programında- Baas rejiminin kadim dostu Hizbullah Lideri Nasrallah’ın da, Esad rejimini eleştirdiğini ve uyardığını hatta İran’ın da artık Esad’ın ardında olamayacağının sinyallerini verdiğini belirtti. Öyle ki, Mahalli gibi biri dahi, Esad’ın sonunun geldiğini söyleyecek duruma gelmişse, Baas rejimi gerçekten bitmiştir.
 
Bu durumda, ABD’nin önünde Filistin’i tanımaktan başka seçenek yok. Dahası, çok zor olacak olsa da, İsrail’in de başka seçeneği yok. Yoksa bu baharın polenleri, İsrail’i kendi halkına boğdurur. Çok yakında, İsrail’de de rejim değişikliği olacağını görmek gerekiyor. Hele Obama tekrar kazanırsa, bu horozun ibiğini tümden keserler.
Okunma Sayısı: 75
Kategori: Kemal ÖZER

Yazarın Diğer Yazıları

Ya Şimdi Yahut Bir Asır Daha Esarete Devam

Hilafet, Müslümanları Hz Peygamber (s.a.v.)’in sancağı altında toplama makamı. Onun varlığı Müslümanlar için umut, düşmanlarımız...

‘İlaç’ Savaş ve Suç Ürünüdür

Başlığımız bir ironi ihtiva etmez, aksine gerçeğin ta kendisidir. Şöyle ki, bugünkü ilaç endüstrisi yahut...

Kemalizm: Türkiye’nin Çıkmaz Sokağı

Mustafa Kemal’i ölüme götüren İnönü, 27 Mayısçılar, 12 Eylülcüler ve 28 Şubatçılar zulümlerini neye sığınarak...

Öldüren Işınlar

Bilim ve endüstri bizim neyimiz olur? Yahut şöyle soralım; bilim ve endüstri bizim dostumuz mu,...

İnsanlığı Virüsle Terbiye Yahut Virüslerle İnsanlık Arasında Harp

insanlık, mobil haberleşme teknolojisinin ilki olan 1G ile 1984’de tanışmıştı. Mâlum buradaki G ‘generation/nesil’ kelimesinin...