Yazar Portal | Turkiye Interaktif Kose Yazarı Gazetesi

”Türban Serbestisi” Asıl Anne Rahminde! Başlar…

Ali Rauf YÜRÜR

26 Aralık 2010 00:02

8 Yorum

8 Aylık hamileyim…

Doğdu doğacak bizimkisi…

İsmi de hazır!

”Sümeyye” koyacağım tabiî ki adını…İleride büyük insan olsun. Toplantılara falan katılsın, namazında niyazında bir koca bulsun…

O bana yeter…

Ama ben kızımı böylesine despot bir rejimde Dünya’ya getirmek istemiyorum…

Onun özgürce kapanmasını arzuluyorum…

Sağolsun büyüklerimizde bu yönde adımlar atıyorlar çok şükür…

Bu sebeple Cumhurbaşkanımıza ve Başbakanımıza bu gönderdiğim 9.mektup…

Hala bir cevap gelmedi.

Kızımın dinini daha anne rahmine düştüğünde seçtiğini biliyorum…

Biz de öyle doğduk çok şükür.

Ama benim kızım benim gibi olmayacak. Zalimlerle mücadele edecek.

Kapanmak için özgürlüğünü arayacak!

Benim bebeğim, minik Sümeyye’m türbanlı olarak doğacak!

Türbanlı olarak altını ıslatacak…

Türbanlı olarak ”agu” ”mama” ”anne” diyecek…

Türbanlı olarak ilkokula gidecek!

Sonra ortaokul, lise, üniversite, mastır, doktora derken…

Gün gelecek Başbakan olacak benim kızım…

Tabi beyi izin verdiği ölçüde…

Kapanacak benim güzel yavrum!

Hem de daha da şık şekilde kapanacak!

Belki beyi ona şöyle güzel bir jip alacak altına…

Nasipse onunla gezdirecek beni yaşlandığımda…

Sonra belki meşhur olunca , televizyon programlarına falan çıkacak…

Bob Dylan’ı, Marlyn Monroe’yu, Napolyon’u, Hitler’i, Humeyni’yi, Rafsancani’yi, Ahmedinejad’ı falan sevdiğini haykıracak!

Sonra da ekleyecek…

Bunları Atatürk’ten daha çok seviyorum diyecek…

Millete küçük dilini yutturacak!

Tabi beyi izin verdiği ölçüde…

Aslan kızım benim…

Şunun şurasında ne kadar kaldı ki güzel kızım…

Biraz daha sık dişini..

1 ay 15 gün sonra önce benim, sonra inançlarımızın deniz feneri olacaksın…

Tabi beyin izin verdiği ölçüde…

Okunma Sayısı: 233

Yazarın Diğer Yazıları

Zifirileştirilen Doğunun Işığı

Kendi teleskopundan gökyüzüne baktı… Önce Jüpiteri ve uydularını gördü, sonra diğerlerini… Ve haykırdı!...

Müslüman Atatürk’ün Ortadoğu Politikasını Yazdım

Okumayanlar okusunlar, okumak istemeyenlerin zaten bu yazı ile alakaları yoktur! Kelimesine-harfine dokunulmadan aynen aktarıyorum…...

Halkı Güdebilen Çobanlara Hızlandırılmış Kurs!

-YAŞADIĞIN DÜNYA’YI ÖĞRENMEYE HAZIRMISIN? O HALDE SONUNA KADAR OKU!… Hoş geldin Çoban!...

Mehmetçiği Suriye Topraklarına İtmek İsteyen

Mehmetçiği Suriye topraklarına itmek isteyen Hasan Celal Güzel’e politik reddiye! Merhaba; Sayın Hasan Celal Güzel....

Seninleyim Komutanım!

2006-2007 yılları arasında, Milletimizin göz bebeği olan Silahlı Kuvvetlerimiz de (sizin deyişinizle örgütte!) Asteğmen olarak...

Yazıya Yapılan Yorumlar

  1. ibrahimi feyzullah dedi ki:

    Ali,türbanı-türbanlıları sevmiyor hatta nefret ediyorsun.(bu noktada Allah’a havalesin!)

    O meş’um nefret çok mu ağır geliyor ki her an bunu kusuyorsun?

    Şimdi ben de sana kemalist çakallardan nümûnelerle nazire etsem ne yapacaksın?

    Cennet’te midir, Cehennem’de midir bilmiyorum, bilemem!

    ama şunu diyebilirim; Allah, öte tarafta seni o çok sevdiğin, uğruna kendini yırtttığın, onun felsefesinin gereğini yaptığına inandığın için hakaret ettiğin Atatürk’ünle seni ahirette beraber haşretsin!

  2. Ahmet AY dedi ki:

    Sevgili Ali,
    Bu duruma neden gelindiğini sorgulamazsanız çok sığ bir muhaliften öteye geçemezsiniz.
    Şöyle ki,
    Ben uzun yıllar boyunca ATATÜRK Türkiyesinde “bu olur mu, şu olur mu, gerici, yobaz, örümcek kafalı ş…sizler, nankörler vs.” hakaretleriyle büyüdüm. Bütün bunları “ATATÜRK adına” yaptılarını haykırmaktan geri durmuyorlardı.
    Düşünebiliyor musunuz ben ATATÜRK Türkiyesinde kendime yer bulamaz hale geldim. Defalarca vatandaşlıktan çıkmak istedim. Sebep değerlerime, inancıma, dinime, geri bırakılmışlığıma yapılan küfürlerdi. Eminim ATATÜRK bunlara cevap verebilseydi; “beni kendi emellerinize alet etmeyin” diyecekti.
    Ben örtünmek istiyorsam bu ülkede sorun olmamalı. Ama “Hayır ATATÜRK Türkiyesi çaağdaş ve dolayısıyla başı açık olunur

  3. Ahmet AY dedi ki:

    Sevgili Alican,
    Bu duruma neden gelindiğini sorgulamazsanız çok sığ bir muhaliften öteye geçemezsiniz.
    Şöyle ki,
    Ben uzun yıllar boyunca; ATATÜRK Türkiyesinde “bu olur mu, şu olur mu, gerici, yobaz, örümcek kafalı ş…sizler, nankörler vs.” hakaretleriyle büyüdüm. Bütün bunları “ATATÜRK adına” yaptıklarını haykırmaktan geri durmuyorlardı.
    Düşünebiliyor musunuz ben ATATÜRK Türkiyesinde kendime yer bulamaz hale geldim. Sebep değerlerime, inancıma, dinime, geri bırakılmışlığıma yapılan küfürler edildi. Eminim ATATÜRK bunlara cevap verebilseydi; “beni kendi emellerinize alet etmeyin” diyecekti.
    Ben örtünmek istiyorsam bu ülkede sorun olmamalı. Ama “Hayır ATATÜRK Türkiyesi çağdaş ve dolayısıyla başı açık olunur” derseniz ben başörtülü olarak dışlanmış ve hem de ATATÜRK/çe bir dışlanmayla düşman kesilirim.
    Diğer farklı yaşam tarzları ile ilgili yasaklayıcı zihniyetle karşılaşan herkes bu minvalde düşünür. Dolayısıyla hergün çoğalan bir ATATÜRK antipatisi ve belki de düşmanlığı yaygınlaşır.
    “Çağdaş/muassır uygarlık/medeniyet seviyesi” bütün yurttaşların esenlik içinde olduğu bir ülkede mümkün olabilir. Yoksa birileri din adına, birileri ATATÜRK adına, birileri ırk, sınıf, mezhep adına başkalarını “ÖTEKİ”leştirirse o ülkede mutluluk, gelişme ve huzur asla sağlanamaz.
    Bu sebeple bütün farklılıkların ortak yaşayacağı bir ülke olmak istiyorsak;
    Hiç bir farklılık ayrıcalığa ve/ya mağduriyete gereçke olmamalı.
    Herkes Allah’ı, Peygamberi, Atatürk’ü sevmek zorunda değil, olmamalıdır. Fakat herkes diğerinin hak ve özgürlüklerini kendi hak ve özgürlüğü gibi görmeli ve bu anlayışla ülkeyi EBEDİ BARIŞa doğru götürmelidir.
    Sevgi ve selamlar

  4. Kemal ERCAN dedi ki:

    Ali nin bu hezeyanları ne yazık ki hiç bitmeyecek sanırım.

  5. Ali Rauf YÜRÜR dedi ki:

    Sevgili dostlarım, öncelikle yazıma yorumlarınızdan dolayı çok teşekkür ederim. Tabiki her yazıma katılacaksınız diye birşey yok. Sizin görüşlerinize de saygı duyuyorum. Ancak, yazıda yapmak istediğim ”cinası” hiçbiriniz anlamamışsınız… Kalemi elimize alınca, biz duyarlı yazarlar, özgürlük!te özgürlük diye feryad figan eder dururuz. Bu yazıda ise kadın özgürlüğünden bahsediyorum. Muhafazakar ailelere gelin giden başı kapalı bayanlarımızın nasıl kısıtlandığını, iç dünyalarında neler yaşadığını ve nasıl bir skolastik inancın içinde debelenip durduğuna gem vurmaya çalıştım. Başı kapalı, türbanlı ya da açık. Benim için önemli değil. Ben sadece vefaya bakarım. Bir insan eğer ulusunun kurtuluşunda rol oynamış bir insana hakaret ederek, kendi inancının propagandasını yaparsa, ben onun karşısındayım…

    Sevgiler…

  6. ibrahimi feyzullah dedi ki:

    Sevgili Yazar,
    ben yazınızın herhangi bir yerinde, yorumunuzda açıkladığınız ifade biçimini görmüyorum. Daha açık söyleyeyim: Yazı ile yorum birbirini tutmuyor. “Gem vurmaya çalıştım” gibi enteresan, hedefini şaşırmış bir cümle de kurmuşsunuz.Ayrıca ulusunun kurtuluşunda rol oynamış olmak, eleştirilemez olmak değildir. Zaten eleştiriyse eleştiridir! Yok eğer hakaret ediyorsa, merak buyurmayın aynı cevallığı o kişiye karşı da gösteririz.
    Bence siz de ulusunun kurtuluşunda rol almış “Nene Hatun”lara vefa gösteriniz;
    Mesela göğsünüze vurarak, bunlar “Nene Hatun”un torunlarıdır, neden üniversiteye başörtülü oldukları için almıyorsunuz? deyin mesela…
    Mesela oğlunun teslim töreninde başörtülüü oldukları için askeriyenin bahçesine dahi alınmayan o insanları bir parça savunun!..
    Vicdan ve vefa duruma ve şa-hsa göre kisve değiştirmez! değiştirmemeli!

  7. Ali Rauf YÜRÜR dedi ki:

    Haklısınız İbrahimi Bey! Özgürlük ve eşitlik aramak asla çifte standarta tabi tutulamaz. Kim haksızsa, ona mutlaka bir yaptırım uygulamak gerekir.

    Ancak yineliyorum!

    Bu yazı türbanlıları aşşağılayan bir yazı değildir. Onları şekilden şekile girmeleri için zorlayan ve kendi dinini bile baskıcı bir dikta rejimine dönüştüren zihniyete yazılmış bir yazıdır…

    Ayrıca,Atatürk ile Nene Hatunu kıyaslamanız komiktir. Çünkü ikisininde başımızın üzerinde ve yüreğimizde yeri vardır ve evet ben kendilerini eleştirmem! Çünkü eleştiri sırası onlara gelene kadar,eleştirilecek ve yüzüne tükürülecek daha bir sürü soysuzunda nefes aldığını bilirim…

    Sevgiler…

  8. ibrahimi feyzullah dedi ki:

    “kellim kellim la yenfa!”

    -Bir Arap sözü-