Yazar Portal | Turkiye Interaktif Kose Yazarı Gazetesi

“Yemin’e” Sadakat Yahut Vatan’a İhanet?!…


01 Ekim 2011 00:00

Yorum Yapılmamış

Malum “yeni veya sivil anayasa” sürecinin üç handikabı var.

Bunlardan ilki ve en önemlisi, işbu parlâmentonun tespit usulü ve seçim ritüeli olup; Bir zerre dahi insan hakları, adalet, hukuk ve demokrasi ile alâkadar değildir. Aday sıfatıyla halkın önüne konulanların halkla her hangi bir ilgisi yoktur. İsimler parti sahibi, sulta, vesayet unsuru ve cuntalarca belirlenmiştir. Bunlardan kim hangi yüzle, demokrasi kültürü, uzlaşma terbiyesi ve ahlâkla “yeni anayasa” yapmalarını isteyebilir?…

İkincisi: Yeni anayasa isteminin sağlam bir temel ve gerekçeye oturtulamamasıdır.

Üçüncüsü: Başta “ilga edilmek istenen anayasa üzerine yemin” olmak üzere, burada sayılması ve sıralanması sayfalar alacak bir dizi çelişki, ironi, akılsızlık, kasıt, hukuksuzluk ve mantıksızlıklardır ki; Kimse bu konulara girmeye cesaret edememekte ve yanaşmamakta… Bu da bir yurttaşlık, insanlık, siyaset ve demokrasi ayıbıdır.   

Bakınız: Yürürlükteki TC Anayasası’nın 81. maddesinde TBMM üyelerinin, göreve başlarken edeceği yemin yazılı. Aynen şöyle:

“Devletin varlığı ve bağımsızlığını, vatanın ve milletin bölünmez bütünlüğünü, milletin kayıtsız ve şartsız egemenliğini koruyacağıma;, Hukuk’un üstünlüğüne, demokratik ve lâik Cumhuriyet’e ve Atatürk ilke ve inkılâplarına bağlı kalacağıma; Toplumun huzur ve refahı, millî dayanışma ve adalet anlayışı içinde herkesin insan haklarından ve temel hürriyetlerden yararlanması ülküsünden ve (bu) Anayasaya sadakatten ayrılmayacağıma;

Büyük Türk Milleti önünde namusum ve şerefim üzerine and içerim.”

Her genel seçtirme (cebri tasdik) işleminde, oylarımızla (sözde) milletvekilliğine, ama gerçekte parlâmento memurluğuna lâyık gördüklerimiz; Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 81. maddesinde vücut bulan “Yemin”in içeriğini yerine getireceklerine dair,  Kurucu, Yüce ve Gazi Meclisin Kürsüsünde ve kendilerini seçen halkın adeta gözlerinin içine baka, baka namus ve şerefleri üzerine ant içerler… Bu merasim, kalp ile tasdik ve dil ile ikrar “Yemin’in her hükmüne mutlaka sadık kalacağız, o’nu namusumuz pahasına koruyacağız ve ne pahasına olursa olsun uygulayacağız..” demektir.

Sonrası?!.  Ya sadakat, ya ihanet….

Hemen sonrasında ise; edilen bu yeminlerin oracıkta “en tez unutulan şey” olarak buharlaştığını; Atatürk Türkiye’sinin getirildiği iç karartıcı vahim durum ve ortaya çıkan sonuçlardan pekâlâ okuyabiliriz. Çünkü bugüne kadar namus ve şerefleri üzerine yemin eden sözde milletvekilleri ettikleri “yemin metni” ne bağlı kalmış olsalardı, Devletin, üniter yapısı tartışılır hale gelmez, yemin’in sebep-i hikmeti ‘anayasa’ tehdit altında olmazdı… Yani, milli devletin ana unsuru olan etnik farklılık zenginlik olarak algılanır, kalkınma, gelişme ve sanayileşmenin yanında; insan hakları bütün enstrümanlarıyla hayata geçirilmiş olurdu…

Menfur terör, tedhiş ve terörist başına verilen tavizlerle (!) ülkenin sınırları ve yönetim şekli tartışılır hale gelmez, hukukun üstünlüğü yok edilmez; Demokratik-laik, tam bağımsız, bağlantısız, özgür ve hâkim cumhuriyetten vazgeçilmişçesine, ılımlı İslam cumhuriyetinin ihsas edildiği, Atatürk ilkeleri ve Türk İnkılâbının yok edildiği; Anayasa, hakkaniyet, adalet ve hukuka bağlılığın, küstahça ayaklar altına alındığı bir Türkiye görünümü sergilemezdi?!…

Zira, bu yapılanların tamamı, yukarıdaki “hükümlerin korunması ve hayat bulması” ile mevcut anayasaya rağmen “var olanı değiştirmek ve iyileştirmek yerine” yeni anayasa  vaat ve taahhüt’ü; Hem adalet ve hukuk’a ve hem de, bilhassa edilen yemin’e aykırıdır!..

Özellikle yemin’in namus ve şeref üzerine yapılmış olmasına rağmen, hemen oracıkta unutulup “ettikleri yemini bir türlü tutmayanların” neden olduğunu, bilmem tekrar etmeye gerek var mı?. Hasılı her iki kişiden birinin (?) oy verdiği ve başına taç yaptığı oluşumla; bu ‘malumu ilân-ı’ kendilerine layık görenleri baş başa bırakıyorum. Diğer yarısına da;  Sevgili ve değerli Galip Baran Hoca’nın “Bilinçli, farkında ve kendinde olma” telkinleri yönünde her şeye rağmen dik duruşlarını cesaretle korumalarını öneriyorum.

Bütün tertip, tasarruf ve kalkışmaları, şuurla, sorumlulukla, bilinçle izleyiniz!.

Okunma Sayısı: 76

Yazarın Diğer Yazıları

GACETA OFICIAL Venezuella Aldatan Put

Mehmet Arif Demirer Bey tarafından periyodik olarak yayınlanan: Kemalist Demokrat TÜRKİYE Dergisi’nin “GACETA OFICIAL”anons manşetli...

Demokratlar Kulübü Derneği

GERÇEK DEMOKRATLAR ve HAKİKİ CUMHURİYETÇİLERE ÇAĞRI, DUYURU VE BİLGİ: “amblemi/logosu AT ve adı DP olan...

Cumhuriyetçi Demokratlar Hareketi

Cumhuriyetçi Demokratlar Hareketi: Halkın mutluluk, zenginlik, güvenlik, hürriyet ve refahı için; Devlet idaresinde millet iradesini...

Milli Dava “Vatan Kıbrıs” (ve KKTC) Yaşayacak Ve Mutlaka Yaşatılacaktır

Kıbrıs’ta; 352 yıl Türkler, 37 yıl İngilizler ve 3 yıl 4 ay Türk – Rum...

Vatikan’ın Kürtleri!..

Ülkemizde Türk vatandaşı olarak yaşamını sürdüren ve fakat kendini “Kürt”, özellikle de “Alevi Kürt” olarak...